Geri Bildirim
Ercümend Özkan

Ercümend Özkan

6.0/10
4 Kişi
·
10
Okunma
·
10
Beğeni
·
1.011
Gösterim
Adı:
Ercümend Özkan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Mucur, Kırşehir, 23 Ocak 1938
Ölüm:
Adana, 24 Ocak 1995
23 Ocak 1938’de Kırşehir'in Mucur ilçesinde, Gümüşkümbet'li Türkmen kızı Hüsniye Hanımla, Alibeyoğullarından Ali Bey'in ikinci çocukları olarak dünyaya geldi. Babası PTT'de telgraf memuru olarak çalışıyordu.

6 yaşında Mucur'da Cumhuriyet İIkokulu'na başladı. Orta ve lise yılları Kayseri'de geçti. Son sınıfa kadar Kayseri Erkek Lisesi'nde okudu.

Tatillerini ciltçilik, dondurmacılık, sebzecilik yaparak ve kitap okuyarak geçirmeye başladı. Daha sonraları bu kitap sevgisine dönüştü. Lise son sınıfta iken Kırşehir'e tayin olan babasıyla birlikte ailece oraya yerleştiler.

1957'de annesini kaybetti.

1959’da Mucur'a ilk Halk Kütüphanesi kurulmasına büyük katkısı oldu. Hamdullah Suphi Tanrıöver'in kurduğu Türk Ocakları’na gidiyor, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mubil Özyörük görüşüp ufkunu açmaya çalışıyordu.

1960’da yıllardı Basın Haber Ajansı'nı kurdu.

27 Mayıs ihtilali sırasında Ankara Hukuk Fakültesi’nde öğrenci idi. 60 yılının Eylül'ünde Uşak'ın Karahallı köyünde asker öğretmen olarak göreve başladı. İkinci öğretim yılını da Ankara'nın Mamak semtinde Köstence İIkokulu'nda geçirdi. Üç aylık eğitimini de Amasya'da gördü.

1963 yılında Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde Türkoloji öğrencisi Mukaddes Taner ile evlendi.
1964’de Musa Çağıl ve Mehmet Said Çekmegil tanışır.

Yine bu yıllarda Hizbut-Tahrir ile tanıştı, fikirlerini benimsedi ve çalışmalarına katıldı. Bu çalışmalar çerçevesinde Necip Fazıl ve Hüseyin Üzmez ile konuşur. 1967’de tutuklandı. Ankara I. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 13 ay devam eden dava sonunda dört yıl ağır hapsine, ömür boyu kamu hizmetlerinden mahrumiyetine, 2 sene Bingöl'de zorunlu ikametine kararı çıktı. Uzun Saçlı Karağağız Adam'ın yazarı Metin Mengüşoğlu[ ile tanışıklıkları bu hapis yıllarındadır. Cezasını Çamlıdere, Mucur, Adana ve İmroz Yarıaçık Cezaevlerinde, zorunlu ikametini de Ankara’ya aldırdı.

1967-1968 yıllarında Ankara İlahiyatta Hatice Babacan isimli bir kız öğrenci başörtüsüyle Ankara İlahiyat’ta derse alınmayınca olaylar oldu, talebeler de erkekli kızlı direnişlere, eylemlere başladı. Ercüment Özkan ve Şule Yüksel yazılar ve konferanslarıyla çeşitli zamanlarda öğrencilere destek vermeye çalıştılar.

Hapis’ten sonra başlattığı ilk çalışma gurubu içinde Süleyman Aslantaş M. Kars da yer alır, müstear isimle kitap, kitapçıklar kaleme alır. Mehmet Ali Baltaşı ve Muhammed Nur Doğan ile tanışmaları bu yıllara denk gelir.

1974 yılında İstanbul'da "Interpress" adı altında kırk yıldır çalışan bir küpür derleme bürosunu devralıp, Kabataş'ta çalıştırmaya başladı.

Bu yıllarda bazı kur'an çalışmaları, temel kavram çalışmaları ve kur'an usulu üzerindeki çalışmalarından sonra hadis konusunda ve sünnet'e yaklaşım konusunda düşüncelerini yeniden sistematize etmeye başladı. Söyleminde gittikçe kur'an vurgusu merkezi bir yere oturturken, tasavvufi sapmalara olduğu kadar selefi yaklaşım biçiminlerine de özlü eleştiriler getirdi.

Yine bu yıllarda gözaltında da olsa hacca gitti.

1974-1975, yazar İsmail Kazdal ve yazar Hamza Türmen ile 1976’da da sosyolog Ali Bulaç'la tanıştı.

1976’de tanıştığı gençlerden A. Burak Bircan ve M. Kürşad Atalar’ın Ercüment Özkan ile yaptıkları röportaj İslami Hareket Oluşum Süreci adıyla yayınlandı.

1981 yılının Ocak ayından itibaren İktibas dergisini çıkarmaya başladı. İktibas dergisi yedi yıl kesintisiz on beş günde bir çıkmaya devam etti.

1982 yılının Ocak ayında gözaltına alındı. İki ay mahkumiyetten sonra serbest bırakıldı.

1982’de M. Said Hatipoğlu, Süleyman Aslantaş, Esat Coşan, Cengiz Çandar, Abdurrahman Dilipak, İhsan Süreyya Sırma gibi yazarlarla davet üzerine İran’a gittiler.

2 Ekim 1985'te Ankara siyasi şubede tekrar gözaltına alındı. 14 günlük gözaltından sonra çıktıkları Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde altışar yıl üçer ay ağır hapis cezası aldılar. Özkan sorumlu yayın müdürü olduğu için cezası paraya çevrildi. Derginin 105. sayısı da toplatıldı.

1987 Ağustos ayında sağlığı bozuldu, hafif bir felç geçirdi. Hastalığı hafif olmasına rağmen tedavi onu ruhsal komaya sokmuştu. Bu yüzden iki yıla yakın birzaman İktibas'ın yayınına ara verildi.

1988’de ilk eseri İnanmak ve Yaşamak Yöneliş yayınlarından yayınlandı.

1990 Eylül ayında, bir kalp krizi geçirdi ve on gün hastane de bakımda kaldı. Buna rağmen yurt içi ve yurt dışı çalışmalarına ara vermiyordu.

1992 yılında Ömer Yorulmaz, Yılmaz Yalçıner ile parti kurma teşebüsünde bulundu.

1993 Mart ayında ikinci krizin eşiğinden döndü. İbni Sina Hastanesi'nin kardiyoloji böIümünde on gün kadar yattı

1994 Ocak ayında Ankara Trafik Hastanesinde bir ay yattı.

24 Ocak 1995’te konferans vermek için gittiği Adana’da Hakk'ın rahmetine kavuştu.

25 Ocak 1995'te Aşağı Eğlence Merkez Camii'nde kılınan namazdan sonra Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi.

Türkiye’deki İslami uyanışın büyük emekçisi Ercüment Özkan, bir çok alanda vahiy ve sünnetin yeden okunması noktasında yoğun çabalar sarf etti. Özellikle İslamî kavramların derinlikli olarak anlaşılması noktasında çok çalıştı.

Özkan, Anadolu sadeliğini ve klasik sanatı severdi. Modern tarzın ona bir şey anlatmadığını söylerdi.

Mütevazı, alçakgönüllü, fakat İslami hassasiyet konusunda tavizsizdi. Haksız olduğunu anladığı zaman özür dilemeyi büyüklük sayardı. Amaçladığı yaşam tarzı, benimsediği ve hayatını adadığı dava da onun güzele olan hayranlığının göstergesiydi.

Ercümant Özkan’ın yayınlanan eserleri şunlar:

İnanmak ve Yaşamak
Selam İle
Söyleşiler
Tasavvuf ve İslam
Ercümend Özkan Yazıları
İslam'a göre keramet Allah'ı razı etmektir; su üzerinde yürümek değil. İslam' da keramet Allah'tan korkarak yetimin malına el uzatmamak, faizden uzak durmak, zinadan, içkiden kaçınmaktır; havada uçmak değil. İslam'a göre keramet başkalarının da iyiiliğini istemek, bunun için çalışmak, onlara İslam'ı anlatmak, her işini Allah'ı razı edecek şekilde ve O'nun elçisinin gösterdiği gibi yapmaya çalışmaktır; gaybtan haber vermek, bereket yağdırmak, kalplerden geçeni bilmek değildir.
Halk arasında bir anket yapsanız ve deseniz ki; ''Şer'î delil kaçtır?'' Bu sorunuza sokaktaki çocuktan, müftüsüne kadar hemen herkes ''Dörttür: Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas''tır diye cevap verir. Birinci olarak sayılan Kitab'a, yani Kur'ana müslümanlar hayatlarının sonuna gelir fakat asla başvurmazlar.Bu nasıl birinci delil oluyor acaba? Sayarken Kur'anı başta sayar, ama gerçek hayatında sonuncuya takılır kalır ve ömrü biter; bir türlü birinci delil olarak saydığı Kur'ana sıra gelmez. Halbuki kişi öldükten sonra diriltildiğinde bu Kitaptan, yani birinci delilden imtihana çekilecektir.
Kur'an sürekli okunmalı, hemen hüküm çıkarılmaya çalışılmamalı fakat havasına bürünmeye ulaşılmalıdır. Onunla düşünülmeye, düşünceleri ona hamletmeye, ondan düşünceler istinbat etmeye bakılmalıdır. Bunun yanında sahih sünnet, Rasulullah'ın hayatı bırakılmadan okunmalı ve anlatılanlar Kur'an ışığında anlaşılmaya çalışılmalıdır.
İnancımıza göre Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali velilerdi. Fakat zamanlarında kimseler bu velilerle rabıta kurarak, bunların simalarını gözlerinin önüne getirerek Allahla yakınlık kurmaya çalışmamış ve kimse bunların herhangi birinden şefaat talebinde bulunmamıştır, her müslüman, her mü'min yalnızca Allah'tan şefaat isteğinde bulunmuştur.
Adı büyük veya küçük olsun bir gerçeği kim söylerse söylesin kabul edenler <<doğru sözü işitipte kulak verenler>>(850/37)dir. Yine yanlış sözü büyük olanlar söylemiş diye kabul edenler de <<atalarının yürüdüğü yolda yürüyenler olup, akletmeyenler>>(2/170)dir.
Şunu açıkça söylemek gerekir: Din temeline dayanan bir devlet düzeninin demokrasi ile bağdaşması mümkün değildir. Bilindiği gibi İslam Dini ve onun temelini oluşturan Kur'an sadece iman ve ibadetle ilgili kurallar getirmekle kalmaz. Bunun dışında devlet yönetimine, toplum düzenine, insanlar arasında ki ilişkilere ve kişilerin davranışlarına yön veren geniş kapsamlı hukuk kuralları da getirir. Bu hukuk kuralları toplum yaşamının her yönünü kapsaması bakımından 'bütüncü' bugünkü deyimiyle 'totaliter' bir nitelik taşır. Egemenliğin halka ya da millete ait olması diye bir şey söz konusu değildir.Egemenlik sadece ve doğrudan Allah'a aittir. Herkes O'nun mutlak iradesine boyun eğmek zorundadır. (Prof.Dr. Münci Kapani)
<<Allah müminlerden, mal ve canlarını, kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. Bu, Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'ân'da Allah üzerinde hak bir vaaddir. Sözünde Allah'tan daha vefalı kim var? O halde, O'nunla yaptığınız bu alışverişten dolayı müjdeler olsun size! İşte bu, büyük bir kazançtır.>>(9/11) buyurmasına rağmen nasıl olur da ücreti bu kadar yüksek olan cenneti O'nun elçisi bize onun sözü diye bildirilen bir habere (hadis) göre: 
<<Bir kimse akşam namazlarının birinci rekatında fatihaya kafirun, ikinci rekatında da ihlas suresini zammederek namazını kılarsa denizlerin köpüğü kadar günahı olsa affolunur>> diyerek ucuza dağıtabilir?
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ercümend Özkan
Unvan:
Yazar
Doğum:
Mucur, Kırşehir, 23 Ocak 1938
Ölüm:
Adana, 24 Ocak 1995
23 Ocak 1938’de Kırşehir'in Mucur ilçesinde, Gümüşkümbet'li Türkmen kızı Hüsniye Hanımla, Alibeyoğullarından Ali Bey'in ikinci çocukları olarak dünyaya geldi. Babası PTT'de telgraf memuru olarak çalışıyordu.

6 yaşında Mucur'da Cumhuriyet İIkokulu'na başladı. Orta ve lise yılları Kayseri'de geçti. Son sınıfa kadar Kayseri Erkek Lisesi'nde okudu.

Tatillerini ciltçilik, dondurmacılık, sebzecilik yaparak ve kitap okuyarak geçirmeye başladı. Daha sonraları bu kitap sevgisine dönüştü. Lise son sınıfta iken Kırşehir'e tayin olan babasıyla birlikte ailece oraya yerleştiler.

1957'de annesini kaybetti.

1959’da Mucur'a ilk Halk Kütüphanesi kurulmasına büyük katkısı oldu. Hamdullah Suphi Tanrıöver'in kurduğu Türk Ocakları’na gidiyor, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mubil Özyörük görüşüp ufkunu açmaya çalışıyordu.

1960’da yıllardı Basın Haber Ajansı'nı kurdu.

27 Mayıs ihtilali sırasında Ankara Hukuk Fakültesi’nde öğrenci idi. 60 yılının Eylül'ünde Uşak'ın Karahallı köyünde asker öğretmen olarak göreve başladı. İkinci öğretim yılını da Ankara'nın Mamak semtinde Köstence İIkokulu'nda geçirdi. Üç aylık eğitimini de Amasya'da gördü.

1963 yılında Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde Türkoloji öğrencisi Mukaddes Taner ile evlendi.
1964’de Musa Çağıl ve Mehmet Said Çekmegil tanışır.

Yine bu yıllarda Hizbut-Tahrir ile tanıştı, fikirlerini benimsedi ve çalışmalarına katıldı. Bu çalışmalar çerçevesinde Necip Fazıl ve Hüseyin Üzmez ile konuşur. 1967’de tutuklandı. Ankara I. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 13 ay devam eden dava sonunda dört yıl ağır hapsine, ömür boyu kamu hizmetlerinden mahrumiyetine, 2 sene Bingöl'de zorunlu ikametine kararı çıktı. Uzun Saçlı Karağağız Adam'ın yazarı Metin Mengüşoğlu[ ile tanışıklıkları bu hapis yıllarındadır. Cezasını Çamlıdere, Mucur, Adana ve İmroz Yarıaçık Cezaevlerinde, zorunlu ikametini de Ankara’ya aldırdı.

1967-1968 yıllarında Ankara İlahiyatta Hatice Babacan isimli bir kız öğrenci başörtüsüyle Ankara İlahiyat’ta derse alınmayınca olaylar oldu, talebeler de erkekli kızlı direnişlere, eylemlere başladı. Ercüment Özkan ve Şule Yüksel yazılar ve konferanslarıyla çeşitli zamanlarda öğrencilere destek vermeye çalıştılar.

Hapis’ten sonra başlattığı ilk çalışma gurubu içinde Süleyman Aslantaş M. Kars da yer alır, müstear isimle kitap, kitapçıklar kaleme alır. Mehmet Ali Baltaşı ve Muhammed Nur Doğan ile tanışmaları bu yıllara denk gelir.

1974 yılında İstanbul'da "Interpress" adı altında kırk yıldır çalışan bir küpür derleme bürosunu devralıp, Kabataş'ta çalıştırmaya başladı.

Bu yıllarda bazı kur'an çalışmaları, temel kavram çalışmaları ve kur'an usulu üzerindeki çalışmalarından sonra hadis konusunda ve sünnet'e yaklaşım konusunda düşüncelerini yeniden sistematize etmeye başladı. Söyleminde gittikçe kur'an vurgusu merkezi bir yere oturturken, tasavvufi sapmalara olduğu kadar selefi yaklaşım biçiminlerine de özlü eleştiriler getirdi.

Yine bu yıllarda gözaltında da olsa hacca gitti.

1974-1975, yazar İsmail Kazdal ve yazar Hamza Türmen ile 1976’da da sosyolog Ali Bulaç'la tanıştı.

1976’de tanıştığı gençlerden A. Burak Bircan ve M. Kürşad Atalar’ın Ercüment Özkan ile yaptıkları röportaj İslami Hareket Oluşum Süreci adıyla yayınlandı.

1981 yılının Ocak ayından itibaren İktibas dergisini çıkarmaya başladı. İktibas dergisi yedi yıl kesintisiz on beş günde bir çıkmaya devam etti.

1982 yılının Ocak ayında gözaltına alındı. İki ay mahkumiyetten sonra serbest bırakıldı.

1982’de M. Said Hatipoğlu, Süleyman Aslantaş, Esat Coşan, Cengiz Çandar, Abdurrahman Dilipak, İhsan Süreyya Sırma gibi yazarlarla davet üzerine İran’a gittiler.

2 Ekim 1985'te Ankara siyasi şubede tekrar gözaltına alındı. 14 günlük gözaltından sonra çıktıkları Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde altışar yıl üçer ay ağır hapis cezası aldılar. Özkan sorumlu yayın müdürü olduğu için cezası paraya çevrildi. Derginin 105. sayısı da toplatıldı.

1987 Ağustos ayında sağlığı bozuldu, hafif bir felç geçirdi. Hastalığı hafif olmasına rağmen tedavi onu ruhsal komaya sokmuştu. Bu yüzden iki yıla yakın birzaman İktibas'ın yayınına ara verildi.

1988’de ilk eseri İnanmak ve Yaşamak Yöneliş yayınlarından yayınlandı.

1990 Eylül ayında, bir kalp krizi geçirdi ve on gün hastane de bakımda kaldı. Buna rağmen yurt içi ve yurt dışı çalışmalarına ara vermiyordu.

1992 yılında Ömer Yorulmaz, Yılmaz Yalçıner ile parti kurma teşebüsünde bulundu.

1993 Mart ayında ikinci krizin eşiğinden döndü. İbni Sina Hastanesi'nin kardiyoloji böIümünde on gün kadar yattı

1994 Ocak ayında Ankara Trafik Hastanesinde bir ay yattı.

24 Ocak 1995’te konferans vermek için gittiği Adana’da Hakk'ın rahmetine kavuştu.

25 Ocak 1995'te Aşağı Eğlence Merkez Camii'nde kılınan namazdan sonra Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi.

Türkiye’deki İslami uyanışın büyük emekçisi Ercüment Özkan, bir çok alanda vahiy ve sünnetin yeden okunması noktasında yoğun çabalar sarf etti. Özellikle İslamî kavramların derinlikli olarak anlaşılması noktasında çok çalıştı.

Özkan, Anadolu sadeliğini ve klasik sanatı severdi. Modern tarzın ona bir şey anlatmadığını söylerdi.

Mütevazı, alçakgönüllü, fakat İslami hassasiyet konusunda tavizsizdi. Haksız olduğunu anladığı zaman özür dilemeyi büyüklük sayardı. Amaçladığı yaşam tarzı, benimsediği ve hayatını adadığı dava da onun güzele olan hayranlığının göstergesiydi.

Ercümant Özkan’ın yayınlanan eserleri şunlar:

İnanmak ve Yaşamak
Selam İle
Söyleşiler
Tasavvuf ve İslam
Ercümend Özkan Yazıları

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 10 okur okudu.
  • 26 okur okuyacak.