Erdal Şalikoğlu

Erdal Şalikoğlu

Çevirmen
7.3/10
23 Kişi
·
50
Okunma
·
1
Beğeni
·
38
Gösterim
Adı:
Erdal Şalikoğlu
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
192 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
“İnsan hayatla dalga geçerek,kostüm giyerek yaşayamazdı.Çünkü kimileri sadece acıyı bilirdi,hiçbir işe yaramayan,hiçbir faydası olmayan,sadece acısın diye var olan o insafsız ve biçimsiz acıyı;kendilerini bu acıya gömer,kederlerinin,sadece onlara ait olan kederin hep daha derinine saplanırlardı,o sonsuz mecraya,o karanlık maden ocağına;sonunda tepelerine çökecek ve kurtulamayacakları o mağaraya.”
.
Bir anne,bir baba ve tek çocukları.Vajkay ailesi bu kadar..Vitrindeki kristaller gibi korunaklı ilişkileri.Her biri,bir diğerini kırmamak için ince buz üzerinde yürüyor. Anne uzun zamandır piyano çalmıyor, Baba bir zamanlar yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen arkadaşlarıyla araya mesafe koyalı hayli oluyor, kızları nam-ı diğer Tarlakuşu kanatlarını yeni bir yuva için çırpmıyor,. içine doğduğu yuvaya kanat geriyor. Birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlar.
Ve gün geliyor -ki hep gelir- kızları bir aile ziyareti için taşraya gidiyor.
Bir haftalığına.
Parmaklarınızla sayabileceğiniz günler. Ama üç kişilik mabediniz varsa, ikiye düştüğünüzde ne yapacağınızı şaşırırsınız. Anne ve Baba’ya Tarlakuşu gittiğinde olduğu gibi.
Boşalıyor sanki evin içi,kendi içleri gibi. Oluklarından gerçek akıyor,bir hafta boyunca gerçekle yaşıyorlar.
Ve Tarlakuşu dönüyor.
Üçü de ne yapacağını biliyor artık.
.
Tarlakuşu’nu okurken (ki bir oturuşta,elimden bırakamadan) sıkça gülümsedim; acıyla,merakla hatta biraz da endişeyle.. ve çok sevdim..
.
Dezso Kosztolanyi, sadece üç kişiyi anlatmıyor. 1899’dan haberler de veriyor. Dreyfus davası,komünizmin kapıya gelişi gibi..Dili sade ama görkemli bir sadelik bu.Son sayfaya değin ümitvar bir dil..
.
Erdal Şalikoğlu’nun usta çevirisi, Aslı Sezer’in can alıcı kapak tasarımı ile ~
208 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Macar yazar Istvan Fekete’nin ilk romanı Kopan Ağası’nın Vasiyeti tarihi bir roman.Macarlar ve Türkler arasındaki ilişkileri görme açısından ilginçti.Çocuk ya da gençlik romanı gibi hissettim.Kitap sinemaya da uyarlanmış ve Macar sinemasının ilk renkli filmi olmuş Kopan Ağası’nın Vasiyeti.
208 syf.
·13 günde·4/10
Büyük bir merakla aldığım ancak okurken beni tatmin etmeyen bir eser oldu. Kitap Macar Babocsai László ve arkadaşlarının atıldığı bir macerayı anlatıyor. Spoiler vermemek adına bu maceranın bir nevi Battal Gazi yada Kara Murat hikayesine benzediğini söyleyebilirim. Ancak kurgu biraz zayıf kalıyor.
192 syf.
·Puan vermedi
Evde kalmış, çirkin, kızkurusu tarlakuşu biraz tatil yapsın diye dayısının yanına gönderilir, bu evden yalnız başına ilk ayrılışıdır. Ebeveyni onun yokluğunda aslında kızlarının hayatı nasıl tatsızlaştırdığının, zevksizleştirdiğinin farkına varırlar, sonuçta evlat tabii atsan atılmaz, kızcağız geri dönünce yine bağırlarına basıp eski tatsız yaşantılarına geri dönerler. Çok ilginç, ironik bir kitap bu, okunmalı bence #dezsőkosztolányi #tarlakuşu
118 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
‘Hakkında çok şey duymuş olduğun birini nihayet tanımak, hayalin değil hakikatin sınanmasıdır’ (Edina Szvoren)
.
On iki öyküden oluşuyor ‘çağdaş Macar öyküleri seçkisi’.Özellikle son dönem Macar yazarlar seçilmiş ve farklılık yakalanmış.
.
Kapalı anlatımların çokluğu göze çarpıyor, güncel konular yoğunlukta olduğu için ise yoran bir okuma değil. Imre Bartók ve Róbert Csaba Szabó eserleri en beğendiklerim oldu.
.
Çeviride Türk-Macar ilişkilerinde önemli bir isim olan Erdal Şalikoğlu,kapak tasarımında ise Barış Şehri yer alıyor~
519 syf.
·8 günde·Puan vermedi
2012 yılında Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü'ne layık görülen Türk'ün Aynası eseri için bizleri soluksuz bir maceranın içine sokuyor desek yeridir.Kitap genç İsa'nın anlatımıyla başlıyor,İsa'nın başından geçen egzotik ,dramatik ve psikolojik olaylar dizisi şeklinde ilerliyor.Bu yüzden eser için İsa'nın maceraları yakıştırmasını yaparsak yanlış yapmış olmayız.Yazarına Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü kazandırmış bir kitaptan bahsediyorsak bu ödülün öneminden de söz etmekte yarar var diye düşünüyorum.

Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü'nin verilmesindeki amaç için şunları söyleyebiliriz: Avrupa’daki edebî çeşitliliğin daha iyi tanınması ve Avrupa edebiyat ortamının çevirilerle gelişmesinin sağlanması. Genç yazarları keşfetmeyi amaçlayan ve Kitapçılar Federasyonu, Avrupa Yazarlar Konseyi ve Yayıncılar Federasyonu tarafından organize edilmekte olup Avrupa Komisyonu tarafından da desteklenmekte olduğunu söyleyebiliriz bu ödül için.
Bu ödüle ülkemizden de layık görülen eserlerin olduğunu hatırlatmakta da yarar var diye düşünüyorum. 2017 yılında Sine ERGÜN ''BAŞTANKARA'' adlı eseri ile
Birgül OĞUZ ise 2014 yılında ''HAH''kitabı ile bu ödülü almış yazarlarımızdan.

TÜRK'ÜN AYNASI kitabına dönecek olursak kitapta 16.yüzyıl Maccaristan'ında Kanuni Sultan Süleyman döneminde gerçekleşen seferlere ,bu seferlerde yeralan askeri birliklere,krallar ve imparatorlara, güçlü sultanlara, Macar soylulara ve Osmanlı Beylerine, tüccarlara, vergi sistemlerine rastlayacağınız gibi çok çok ilginç bilgilere de şahit olacağınızı söyleyebilirim.Ormanlarda gezinen hırsızlara,ilk cami ve Türk hamamının inşa edilişine de tanık olacaksınız.

''Türk'ün Aynası'nın ana özelliği, gevşek ve durdurulamaz bir hikaye anlatımı biçimidir ve bu sayede genç İsa'nın macera serileri olarak kolayca okunabilir; Ancak, kitabın gerçek erdemleri olaylarda değil, yazarın yarattığı ve olayların gerçekleştiği dünyada yatmaktadır. Macaristan, pek çok ulus ve karmaşık siyasi manzara ile, Padishah'ın medeni ve sofistike imparatorluğuna kıyasla kaotik, tehlikeli ve haksız bir bölge.Ve bu bakış açısıyla, okuyucu kendisini de öngörülemeyen bir alanda bulur,tanıdık görünen her şey aniden yabancılaşır ve egzotik olur'' diyor Jozsef Keresztesi.

Kitapta ayrıca SAMSON ve DELİLAH'ın hikayesinden bir kesite,
Femme Fatale kavramına,Binbir Gece Masallarından tanıdığımız Sinbad'a ve Sinbad'ın İsa ile akrabalık bağına şahit olacaksınız.Özellikle bu bölümlerin kitabın okunma seyrini keyfini arttırabileceğini düşünüyorum.

Türk'ün Aynası arka kapak tanıtım yazısında belirtildiği gibi okuyucuyu;Muhteşem Sultan Süleyman’ın yeni fethettiği mülküne, 16. yüzyıl Macaristan’ına zaman yolculuğuna çağırıyor. İki büyük imparatorluğun belirsiz sınır boylarını, takvimlerin, vergi sistemlerinin, lisanların, elyazmalarının, kutsal metinlerin, paraların ve geleneklerin rengârenk panayırını, dizginlenemeyen bir Türk yeniyetmenin gözünden görüyoruz; krallarla, imparatorlarla, büyük sultanlarla, Macar efendileriyle, Osmanlı beyleriyle, tüccarlarla, vatandaşlarla, köy muhtarlarıyla, hatta bazen meleklerle ve cinlerle, tuhaf uçan aletlerle de karşılaşıyoruz. Binbir Gece masal dünyasının Pécs şehrini fethedişini izliyoruz; sokaklarda develer görülmeye başlıyor, bahçelerde kayısı ve incir; ormanlarda eşkıya; ilk cami ve ilk Türk hamamı inşa oluyor. Bu roman gidesi gelenlere hitap ediyor; aşkı ve savaşı, sadakati ve ihaneti, macerayı ve seyahati, tehlikeyi ve sığınmayı, gözyaşlarını ve balı isteyenlere hitap ediyor. Dünyanın beş yüz yılı nasıldı, bunu öğrenmek isteyenlere ve o zamanlar hayat ne daha iyi, ne daha kötü, sadece başkaydı fikrini sevenlere…

Ramazan ÖZKUL
192 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
" Çirkinliğiyle, can sıkıcılığıyla saldırgan iyilikseverliğiyle Tarlakuşu biziz. Bu kadar katı, bu kadar öngörülebilir, bu kadar kişiliksiz olan bizim hayatlarımız. Tarlakuşu ebedidir. Ondan kurtuluş yoktur. Bizim küçük kuşumuz, daima eve döner."

*Peter Esterhazy

Tarlakuşu, bir taşra kasabasında yaşamakta olan anne, baba ve bizim toplumumuzda "evde kalmış" şeklinde tabir edilen ve görece pek de alımlı olmayan kızlarının yaşamını konu alır.
Kitapta "Tarlakuşu" olarak tanımlanan ailenin kızı günün birinde, bir hafta süreyle akrabalarını ziyaret etmek üzere evden ayrılır. O güne kadar evden neredeyse hiç ayrılmamış olan kızlarını uğurlamaları, ebeveynleri için hayli zor olur. Kızları da yokluğunda onların hayli sıkılacaklarını, yokluğunun belirgin şekilde hissedileceğini düşünür. Ancak hiç de düşündüğü gibi olmaz. Kızlarının gitmesinin ardından karı koca, çoktan unutmuş oldukları yaşama sevincine, arkadaşlara ve çeşitli hazlara teslim olmuş bulurlar kendilerini.Öyleki zamanın nasıl akıp gittiğinin farkına bile varmazlar.
Tabiki nihayet bir haftalık süreç biter ve Tarlakuşu evine döner. Artık rüya bitmiştir. Eski yaşamları kaldığı yerden devam edecektir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erdal Şalikoğlu

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 50 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 50 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.