Neredeyse herkes katılıyordu kurslara. Amaç yeni bir şeyler öğrenmek değildi sadece; daha önemlisi birlik bütünlüktü ve dikkatimizi dış dünyadaki gelişmelerden ve şahsi kaderimizle ilgili belirsizlikten başka taraflara çekmekti.
Babamı unutmuş gibiyim. Eskiye nazaran daha az düşünüyorum onu, yaşlanmanın getirdiği bir şey herhalde. Yaşanan büyük siyasi hadiselerde, mesela Macaristan krizinde, Prag Baharı'nda veya Sovyetler Birliği'nin dağılmasında aklıma geldi babam hep: Acaba bu konulara ne derdi? Nasıl davranırdı? İçinde acı duygular uyanır mıydı?
Mağlup bir ordunun ve kaybedilmiş bir davanın temsilcileriydik. Birincisini silahlarımızı teslim ettiğimizde anlamıştık. İkincisini zamanla öğrenecektik.