Erkan Akagündüz

Erkan Akagündüz

Yazar
7.5/10
52 Kişi
·
131
Okunma
·
21
Beğeni
·
4849
Gösterim
Adı:
Erkan Akagündüz
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kocaeli, Türkiye, 1988
"Hayatta her şeyi tahmin edebilirsiniz. Sıradaki golü, sıradaki darbeyi, sıradaki acıyı, hatta sıradaki gelecek kartı bile," dedi Michael, biraz gülümsedi. Sıradaki kart ile kazandığını vurgulayarak, " Ama en yakın arkadaşınızla, evlenmeyi düşündüğünüz kadının sizi arkadan vuracağını tahmin edemiyorsunuz ..." dedi
Bazen gitmenin kalmaktan daha çok mutlu edeceğini anlarsın.
Gidersin.

Bazen gitmek gerekir.
Gidersin.

Bazen, bazenler çoğalır, her şey değişir.
Gitmekten başka birşey kalmaz.
Gidersin.

Gidersin diyorum ya,
Ben de çok gittim.

Sizin de gitmeniz gerekiyorsa gidin.
Çünkü kalanlar; artık kaldığı yerde gitmenizi bekliyor olacaklar.

Değmiyorsa gidin.
Ne diyor şarkıda:
BİLİRİM, GİDENLER LE ÖLÜNMEZ AMA KALANLARLA DA YAŞANMIYOR...
Kırılmışız.
Ama yine de ses çıkarmamışız.
Sevmişiz.
Sepebsiz.
Çıkarsız.
Yalansız.
Aslında en güzel biz sevmişiz.
En çok biz.
Ne fedakarlıklar yapmışız.
Ne çok özlemişiz.
Ne hayaller kurmuşuzda derinliğinde bogulmuşuz.
Yine de arkasından kötü laf etmemişiz.
Peki değdi mi???
İnsanın kalbinde derin yaralar bırakabilecek çok az zamanlar olur, siz de o derin yaralar da boğulursunuz....
Erkan Akagündüz
Sayfa 18 - Dokuz yayınları
176 syf.
·1 günde
Kapağını çok şükür bitti diye kapadığım bir kitap oldu. Bir kitap bu kadar mı berbat olur diye soracaksınız ama, evet olur. Sırf yarım bırakmamak uğruna kendime eziyet ettim resmen.

Saçma sapan aşk acılarını süsleyip önümüze koyan yazarlardanmış diyeceğim ama yok ki. Bari biraz süsleseymiş!

Tüm aşk acılarından sonra bir sigara yakan abimiz, kitabı da bol bol sigarayla renklendirmek istemiş olacak ki, her iki cümleden birinde sigarayı anlatıyor. Hani aşk acısının büyüklüğünden değil... Garibanlıktan dem vurup fatura ödemek yerine aylığını sigaraya yatıranları hiçbir zaman anlayamamışımdır üstelik. Bu ifadem yanlış anlaşılmasın, her aşk acısına ve elbette ki sigara içene saygım sonsuz. Kişisel bir durum sonuçta. Ama inanın aşk bu kitaptaki kadar basit değil. Bir düşünün Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever abilerimizin Tomris ablaya olan aşklarını. Bir de Nazım abinin Piraye'sini... Sonra bir de bu kitabı okuyun. Sevdiği kızın facebook profil fotoğrafındaki like'lardan (aslında 'like' yerine 'beğeni' kelimesini kullanmam gerekirdi, biliyorum; ancak yazar abinin dilinden yorum yazmak istedim) yola çıkan abimizi tanıyın. Açıkçası kitabın ismi ve arka kapağındaki yazıdan etkilenmiştim. Ama inanın en güzel ve anlamlı denemesi kapağındaki yazı ile kaldı maalesef.

Evet, acı insana çok şey yazdırabilir ancak her aşk acısı çeken şair ya da yazar olmaya çalışmamalı. Belki bundan sonraki kitapları güzel olabilir ya da bu kitabı beğenen arkadaşlarım çıkacak tabii ki... Sonuçta kitap ismi ve arka kapak yazısı ile iyi pazarlanmış.

Bir an önce kütüphanemden çıkaracağım. Tamamen vakit kaybıydı benim için.
160 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Hiç bilmediğim bir sehirde, hiç görmediğim sokaklarda, hiç tanımadığım insanların arasından amaçsız bir şekilde öylece yürüyüp giderken köşe başında bi tabela çarptı gözüme. Elfida Kitap Evi...
İçeri girdim raflara bakıyordum boş boş. Sonra elime bu kitabı aldım. Sadece ismi dikkatimi çekmişti, arkasını çevirip okumaya başladığım sırada arkamda biri belirdi, birden haliyle korktum arkama döndüğümde 30 yaşlarında bir esmer 1.90 boylarında bir abi, neyse kasaya gittik ödemeyi yaptım çıkarken yabancısın sanırım dedi. Evet, buralarda kitap okuyabileceğim sessiz sakin bir yer varmı diye sormadan burada okuyabileceğimi söyledi. Bende kabul edip arka taraflarda bir pufun üstünde okumaya başladım kitabı tabi...
30 sayfa falan okudum, okumadım ağlamaya başladım. Hıçkırıklarımı duyan abi yanıma geldi. Elinde bir demlik çay. Anlamadım tabi. Sonra bana yaşadığı bir olayı anlattı ve çayı niye getirdiğini. Sonra o anlattı ben çay içtim böyle devam etti ama tam bir tiryakiymiş Mehmet abi. Bir demlik çay bitti ama bende bittim. Normalde çok nadir çay içen ben 8 bardak çay içtim Mehmet abinin zoruyla. Hiçbirşey sormadı bana. Sadece Yarattığı kulu yaradandan çok sevme, o yarattığı için sev dedi. O an anladım nerde hata yaptığımı. Zaman geçti epey bir süre iste tekrar elime aldım yarım bıraktığım kitabı ve okudum. Yazarın ikinci kitabı ve belli ki yaşanmışlıklar üzerine yazılmış bir kitap. Kitapta sadece tek bir konu üzerinde durulmuş. Yaşanan bir aşk ve ondan geriye kalan aşk acısı...
Sürekli değmediğine, bizi tükettiğine vurgu yapılmış. İkinci okuyuşumda ağlamak yerine güldüm ve buruk bir pişmanlık yaşadım. Ama yazar için üzülmedim desen yalan olur. Benim kadar nasipli bir insan değilmiş karşına bir Mehmet abi çıkmamış. Ama kitabın isim seçimi ve kapak tasarımı gayet başarılı, albenisi var;))
176 syf.
·5 günde·5/10
Bir kitap olduğu için okudum, eser olduğu için değil. Gündelik dilin rastgele dizilmiş kelimelerle anlamsız bütünlüğünün kanıtı. Küfür ve anlamsız cümleler kitabı pek iyileştirmiyor sayın yazar.
160 syf.
·1 günde·8/10
Eğer 160 sayfalık bir kitap okuyor da kitabın her sayfasında aşk acısını yaşayıp kitabı bitirdiğinizde hayata dair umutlarınız hayalleriniz ve sevinçleriniz değişmiyorsa. Hayatta yaşayacak nice güzel günleriniz var demektir. Tüm sayfalarında aşk acısını anlatmış bir kitap hayatından nefret etmek isteyenlerin aşkın ne kadar lanet birşey olduğuna gönül vermek isteyenlerin hiç kaçırmayacağı bir kitap olduğunu söyleyebilirim kitabı okudukdan sonra aşık olanların her sabah acıyla kalkıp acıyla yattıklarını düşünebililirsiniz. Her basamakta aşk acısını anlatması ayrı bir ironi haline gelmiş.

Kitabın tam aksine söylemekten keyif alacağımı bilerek ne olursa olsun aşk içinde acı da barındıran Ayrılık da olsa hasret özlemde olsa yaşanılması en güzel duygulardan biridir.
Kitabın tersine yine bir hikayeyle bitirelim
Sevdiği kıza kavuşamadığı için çekip gitmek isteyen gence, bilge sorar:
- Mecnun Leyla’sından vazgeçti mi?
Hayır.
- Kerem ateşten kaçtı mı?
Hayır.
- Ferhat dağları delmekten korktu mu?
Hayır.
- Ya Kocadağlı Ahmet?
Bir süre susup düşündükten sonra genç;
O'nu hiç duymadım ki efendim, deyince Bilge:
- "Tabi duymazsın, o vazgeçti.."
160 syf.
·10/10
Şu aralar böyle kitaplara çok ihtiyacım vardı. Bu kitaba nerede rastladım hatırlamıyorum. Sipariş verdim ve bugün teslim aldım. Bir saatte okuyup bitirdim. Yazar kadınların terk ettiğini söylemiş. Bazen kadınlarda terk edilir keşke bunu da göz önünde bulundursaydı. Şu an içinde acı ve hüzün varsa okumalısın bence. :) Keyifli okumalar dilerim.
160 syf.
·Puan vermedi
Olaylar öyle mükemmel ve gerçek bir kurguyla anlatılmış ki başta sadece kitabın ismi dikkatimi çekmişti onca kitap arasından beni al diye bağırıyordu adeta okudukça şimdiye kadar okuduğum sayılı kitaplarımın arasında kendine taht kurdu desem yeridir. Hayatın bize yaşatmış olduğu ne kadar acı ne kadar sıkıntı varsa hepsini kaleme alıp iki kitap kapağı arasına hapsetmişler. Şunu söylemek gerekirse okuyup da beğenmeyen olacağına inanmadığım bir eser çünkü her insanın hayatında en az bir kez kitabın içindeki acılardan birini yaşadığını ve onu benimseyecegini düşünüyorum. Ve beni en çok etkileyen parçası ise
Geçmiş hep kötü,
Geçmiş hep acı,
Geçmiş hep hüzün...
Solumda bir ağrı,
Dilimde bir söz,
Elimde bir iz.
Geçmiş bazen hiç geçmemiş,
Geçmiş bazen hiç geçmeyecekmiş...
Cümleleri oldu ve uzun bir sürede bu cümleler olarak kalacak.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Sayfa 79: Lidyalılar parayı,
meazpotamyalılar birayı,
Simirnoff kurşuna dizilme tehdidine rağmen votkayı icat etti.
sonra sen gitmek diye birşey icat ettin.
icadını seveyim...

Yazarın biyografisi

Adı:
Erkan Akagündüz
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kocaeli, Türkiye, 1988

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 131 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 128 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.