Erkan Trükten

Erkan Trükten

Yazar
9.2/10
12 Kişi
·
15
Okunma
·
10
Beğeni
·
275
Gösterim
Adı:
Erkan Trükten
Unvan:
Yazar
Şeytani şebeke,insanın geçmişini ilkel halde göstermeye gayret ediyor ki, geçmişte insanların sanayi diye ürettiklerinin başlarına gelen belalardan habersiz kalalım. Kalalım ki tarihten ibret almayarak azgınlıklara devam edelim.Kendi medeniyetimizdeki teknolojik gelişmeyi eşi benzeri olmayan insan evrimindeki en üstün teknolojik devir kabul edelim.Böylece kadim medeniyetlerin kendi ürettikleri ürünler yüzünden fesada kapıldıkları aklımızın ucundan geçmesin.Eğer bu aklımızın ucundan geçerse kesinlikle şimdiki teknolojik gidişatımızı dönemin teknolojik gidişatı ile mukayese edilebilir ibret sahibi olarak sanayideki hadsizlikleri dolayısıyla onların başına gelen felaketlerin bizim başımıza gelme ihtimaline karşı bir fren mekanizmasını geliştirebilirdik.Ancak birileri kulağımıza tarihte eşi benzeri olmayan çok üstün bir sanayiye sahip olduğumuzu fısıldarsa mantığınız 'bekleyip görelim' fikrinin bir adım ötesine geçemeyecektir.Neden birilerinin tarihin bize anlatıldığından bambaşka olduğunu açıklayacak her türlü veriyi çok farklı yollarla etkisiz hale getirmek için sistematik bir biçimde çalıştığı daha iyi anlaşılmıştır kanaatindeyiz. Evvelki nesillerin modern uygarlıktan çok daha üstün teknoloji kullandığı gerçeği şeytani kadrolarca gizlenmektedir, ki ibret alacağımız bir örnek kalmasın da kendi ürettiğimizde boğulalım:
"Yeryüzünde gezip de görmezler mi kendilerinden öncekilerin sonları ne olmuş; onlar kuvvet bakımından daha üstündü bunlardan ve yeryüzünün altını üstüne getirerek ekmişler ve orasını bunların imar ettiğinden daha da fazla imar etmişlerdi ve onlara da apaçık delillerle gelmişti peygamberleri; derken Allah zulmetmemişti onlara ve fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdi."
(RUM/10)
"Görmediler mi ki biz kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik.Yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkanları onlara vermiş gökten üzerlerine bol yağmurlar indirmiş altlarından ırmaklar akıtmıştık.Günahlarından ötürü onları helak ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik."
(EN'AM:6)
Çünkü şeytan, kimi çerçevelerce sadece bir sembol olarak ele alınsa dahi, insanı değersizleştirme çabasının ta kendisini ifade eder.
Başka ilgilerimiz amatörce olacak diye, onları neden görmezden gelmeli? Eğer bu sadece aptalca bir cesaret, omuzlarda hissedilmeyen bir yük değilse, hata yapmaktan ölesiye korkmanın anlamı ne?
Modernizm, akla ve mantığa vurgu yapıp dursa da, aklı ve mantığı değersizleştirme projesiydi. Onun bütün çabası, 'akıl çağı' olarak adlandırdığı dönemi sadece beş duyunun hükmüne bağlayarak, akla olan güvenin toplumda tamamen sarsılmasına yol açmaktı. Bu, en sonunda akıl düşmanlığını Platon'un ifadesiyle 'misoloji'yi (mantıktan/makul düşünmeden nefret etmeyi) doğuracaktı. Bilimin son derece ilerlediği bir dönemde, modern toplumlar - art niyetli- fantastik filmlere, eğlence programlarına kapılıp, çılgın ve riskli deneyimlere doğru yol alıyor ise, buralarda misoloji tohumunun tuttuğundan ve hasadının alındığından bahsedilebilir. Üstelik daha zihin kontrol silahlarından, zombileşmeden, vampirleşmeden söz etmedik bile!
Erich Fromm, modern toplumun çoktan akıl sağlığını yitirmiş ve dolayısıyla misolojiye kapılmış olduğunu "Umut Devrimi" adlı kitabında şu sözlerle açıklıyor: "Teknik gelişmeyi en yüksek değer olarak kabul etme eğilimi, zekâ üzerinde aşırı ölçüde durmamızla değil, her şeyden önce mekanik olan, canlı olmayan her şeye, insan yapımı olan her şeye karşı derin bir duygusal çekilme göstermemizle bağlantılıdır. Daha aşırı biçimiyle ölüme ve kokuşmaya çekilme olan bu canlı olmayana çekilme çok daha az ürkütücü biçimde bile, 'yaşama saygı' yerine, yaşama karşı umursamazlık duymaya yol açmaktadır." " Teknolojik toplumunun insanda hastalık yaratan etkileri arasında iki etmenden daha söz etmeliyiz; özel yaşamın yok olması ve kişisel insani ilişkinin yitmesi."
Fromm, özel hayatın yok olacağını açıklarken, bütün özel bilgilerin hemen herkesin eline geçebilecek kamu bilgilerine dönüştürülmesiyle, insanların işsizlikten, dışlanmaktan korkarak kendilerine has kişilikler geliştirmeyeceklerini ve daha çok birbirlerine benzeyeceklerini ama bu benzeyişlerinin şirketlerin ya da insanları kendi iktidarları doğrultusunda kullanmak isteyen yöneticilerinin çıkarlarına göre olacağını söylemektedir.
Yanı başınızda bir çiftçi GDO'lu ürün mü ekti?

Senin organik tarım yapman hiç dert değil. Nasıl olsa bir gün bereket seni de bulacak. Bir bakarsın biraz rüzgâr, biraz kuş desteği ile tarlana GDO'lu tohum bulaşıvermis. Üstelik
bundan haberin bile yok. Ama bir gün şirketin elemanı iznin ve haberin olmadan tohumlarını inceleyip kapına dayandığında bu sürprizle karşılaşacaksın. Tabii sürpriz dediysek... Her şey karşılıksız olacak da demedik. Tarlana
saçılan GDO bereketini izinsiz kullanmış olmanın bir bedeli olmalı.
Evet, cezalandırılacaksın.

"Ama ben ekmedim..."demek de kurtarmıyor seni. Öyle bir bereket ki, hem istemediğin halde bulaşıyor, hem de sana bulaştığı için seni suçlayıp parandan ediyor.
Normal düzeyde olan dopamin,
kişilerin sürekli yeni haz verici zirveler keşfederek tırmanışa geçmesi ile birlikte yükselişe geçmektedir fakat heyecanın sürekliliği ve hazzın olması gerektiğinden daha kısa bir vakte sığdırılması, kişilerde tatminsizlik oluşturarak kişilik bozukluğu, depresyon
rahatsızlıkları doğurmaktadır. Çağımızın bir hastalığı da budur. Bu tür kimselerin çevresi ile yakınlık ilişkileri giderek zayıflayıp yüzeyselleşebilir. Doğru karar alamıyor olmaları onları kalabalıklar içindeki yalnızlığa itebilir. Bunlar,
kendilerine her daima hak verebilecek kişiler ile iletişim kurdukları vakit, onlara kolayca teslim olabilirler. Tüm bu tanılar bize ergen zekâsını anımsatmaktadır.
Kontrollü olarak üretilen melatonin de aynı zamanda kişinin ergenlik seviyesini dengede tutmaktadır. Bu sayede çoçukların ergenlik dönemine erken girmeleri önlenmektedir, zira cinsel dürtülerin epifiz bezinde küçülmeye yol açtığı ifade ediliyor. Bu sonuca göre; epifiz bezinin düzgün çalışması engellenerek ortaya çıkması amaçlanan durumlardan bir tanesi de erken ergenliktir. Çocuklarda ergenliğin erken başlaması, epifiz bezinin yetişkinlik döneminde vasatlaşmasına sebep olacaktır. Böylece, maddenin arkasındaki manayı️ görebilmekten yoksun bireylerden oluşan yani daha materyalist, daha bencil, idraki sınırlı bireylerden mürekkep Yeni Dünya' yı inşa etmek kolaylaşacaktır
480 syf.
Transhümanizm, GDO ve Deccal sisteminin temellerini anlatan kitap bu konuları komplo teorisi görenler açısından sıkıcı gelebilir ancak dini boyutta ciddi meseleler ve üzerine düşünülmesi gerekir. Eğer kurgu kitapları okumaktan sıkıldıysanız birazda gelecekteki acı tabloları okuyabilirsiniz️
480 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Yeni Dünya düzeni hakkında söylenen tüm herşey tek bir kitapta toplanmış ve okuyuculara sunulmuş. Herkesin okuması gereken bir kitap lakin okurken aman sallamış abartmış, hayaller kurmuş gibi düşünebilirsiniz fakat bu durumlar yavaş yavaş gerçekleşmektedir. Eğer bu yeni dünya düzeni ile ilginiz varsa merak ediyorsanız içerisinde paylaşılmış bilgi,haber,araştırma ve filmler ile desteklenerek konuların kavranılması kolaylaştırılmıştır. Okunmaya değecek bir kitap
272 syf.
tarifi ve tasviri bize ait olmayan bir çağın, üzerimizdeki yıpratıcı ve onulmaz yaralara sebeb olan etkilerinin tespiti üzerine, muhtelif kaynaklardan kerteriz alınarak yazılmış bir kitap... tanımlamadığımız bir yerde ve çağda tanımlanacağımızın unutulmaması gerektiğinin güzel bir izahatı...

Yazarın biyografisi

Adı:
Erkan Trükten
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 15 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 47 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.