Selamün aleyküm. Geçenlerde kitapların arasında boğuluyordum. Şunu okudum: “Başkaldırmak, özgürlüğün temelidir. İtaatkâr olan kişi yalnızca bir köledir.”
Bu cümle beni tahrik etti ve özgürlüğün anlamını araştırmaya başladım. Sonra dedim ki neden Arifler Meclisi'ne gidip sormuyorum? Meclisten birisi bu sorumu cevapladı.
“Özgür, kendisine tamamen Allah'ın sahip olmasını seçen kişidir.” dedi ve sustu.
Ben de,“Bu sözü biraz açar mısınız?” diye sordum.
“Özgürleşmek tüm kulluklardan kurtulmaktır, Yaratıcı'ya olan kulluk hariç.”
“Sanki bugün bilmecelerle konuşuyorsunuz efendim. Çünkü biz bu çağda başkalarına kulluk etmeyiz, biz özgürüz.”
Gülümsedi ve “İnsanlar zannederler ki özgürlük zalim bir yöneticiden ya da işgalciden kurtulmaktır. Bu, özgürlüğün anlamlarından yalnızca birkaçı. Belki de en kolay kısmı. Özgürlük, seni kendine kul eden, esir eden her türlü şeyden tamamen kurtulmandır.”dedi. İkimiz de sustuk. Sonra devam etti:
“Biz arzu ve isteklerimizin kölesiyiz. Tüm saadet kişinin nefsi. ne hâkim olmasındadır, tüm bedbahtlık da nefsin kişiye hâkim olmasında. Özgürlük, hevaya karşı gelmektir. Yani özgür kimse yok olan bir şeye üzülmez, var olan bir şeye de bel bağlamaz. Bir şey bulup da ona emel bağlayan ya da bir şey kaybedip de ona üzülen kişi, kaybettiğinde kendisini üzen veya bulduğunda ise güldüren o şeye köle olduğunu ispat etmiştir.” Biraz sustu sonra devam etti:
“Ve kalbini, kendisine yardım etsinler ya da rızık versinler diye yaratılmışlara bağlayan kimse onların karşısında eğilmiştir ve kalbinde onlara karşı aynı nispette bir kulluk hasıl olmuştur; görünüşte onlara emir veren, onların işlerini idare eden, onlar adına karar veren biri gibi olsa bile... Aklı olan gerçeklere bakar, yüzeysel anlamlara değil”
“Özgürlüğün bu şekilde tarif edilmesinin biraz