[1877-1878] Rus-Osmanlı Savaşı'ndan önce İstanbul'daki Bulgar kolonisi yaklaşık 40 bin kişiyi* buluyormuş; soydaşlarımız tüccar, zanaatçı ve başka mesleklerde iştigal ediyorlarmış, dolayısıyla padişahın payitahtındaki farklı unsurlar arasında Bulgarlara sıkça rastlamak mümkünmüş.
*İmparatorluk unsuru Bulgarların İstanbul'da iktisadi yükselişinin 19. yüzyılın 30'lu yıllarından itibaren başladığı görülüyor. Bu sürecin başlangıcında Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması yatıyor (1826). Yenilenecek orduya Avrupai üniforma giydirmeyi amaçlayan II. Mahmud'un abacı ustalara ihtiyacı doğunca, ilk Bulgar terziler İstanbul'a geliyor. Yüzlerce abacı ustası, kalfa ve çıraklarıyla beraber, eski bir kervansaray olan Ambar'a yerleşerek sabahtan akşamın geç saatine kadar kaba abadan Osmanlı ordusuna giysi dikiyorlar. Tanzimat'ın ilanıyla (1839) imparatorluğun farklı noktalarından payitahta akın eden Bulgarların çok kısa sürede abacılık, kaytancılık, şayakçılık, dericilik, celeplik, kasaplık, fırıncılık, tatlıcılık, dülgerlik, sütçülük, yoğurtçuluk, börekçilik, bahçıvanlık, kaymakçılık, seyislik, faytonculuk gibi 25'in üzerinde zanaat ve mesleği adeta tekeline aldıkları ileri sürülüyor. (Bunun üzerine İstanbul Bulgarları arasında, "Payitahtı biz besliyor ve giydiriyoruz" sözü yaygınlık kazanıyor.