Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra uygulamaya konulan hayat felsefesinin, dinin referans olduğu sınırlamaların kaldırıldığı yeni bir sosyal yaşamı beraberinde getirdiği söylenebilir. Henüz birkaç yıl öncesinde Beyoğlu'nda çarşaflı ancak peçesi açık dolaşan bir kadın eleştiri konusu edilirken, artık okullarda, tramvay ve vapurlarda haremlik-selamlık uygulamaları kaldırılmış, dekolte kıyafet giyerek eşiyle baloya giden kadınlar,” gazetelere teşvik edılır tarzda haber olan dans organızasyonları, yaygınlaşan moda dergileri, oldukça artan tiyatro ve sinemalar, değişen kadın-erkek ilişkileri, süslenme, evlilik, giyim-kuşam vb. alanlarda meydana gelen baş döndürücü değişımler yeni hayatın gerekleri olarak degerlendirilmeye başlanmıştır.
Sınırları olabildiğince genişleyen özgürlük alanlarının getirdiği, tiyatroda, sinemada ve magazin basınında metalaşan kadın, geniş okur kitlesi bulmaya başlayan müstehcen/pornografik edebiyat ve yayınlar, içki ve uyuşturucu kullanımındaki artış, tutku haline gelen dans yarışmaları, fuhuş ve buna bağlı olarak ortaya çıkan zührevi hastalıklar, hızlı değişimin ortaya çıkardığı ruhsal hastalıklar ve intiharlar, bu yeni hayatın ortaya çıkardığı problem alanları olarak konuşulmaya başlanmıştır. 3
Dindar halkın kendı hayatına saldırı olarak gördüğü ve siyasi erkten teşvik gorduğunu duşunduğu “Cumhuriyet'in sosyetesi” olarak nitelendirilen bu yeni toplum kesiminin yaşam modeli karşısında kendi savunma mekanızmasını devreye soktuğu, bu savunmanın büyük oranda “içe çekilme” şeklinde “muhafazakâr” bir tutum olarak ortaya çıktığı söylenebılır. Halkın bu endişelerini haklı çıkaracak pek çok uygulamanın hayata geçirildiği tarihi kayıtlarda aktarılmaktadır.
Örneğin, 1928-1929 döneminden itibaren 33 yıl öğretmen olarak gorev yapan Ahmet Özebeoğlu öğretmenlik