Dini grupların tek başlarına bir mezhep ya da akımı temsil etmemekle birlikte - istisnalar dışında - dini düşünce ve zihniyet dünyasına müspet katkılarından söz etmek de oldukça güç görünmektedir.
Çünkü itaat ve telkin ön koşuluyla "grup düşünmesi" dışında insanların özeleştiri yapması engellenilmektedir.
Ayrıca üstad silsileleri ve menakıb edebiyatıyla taklitçiliğin önü açılmaktadır.
Bununla birlikte mensupların nafile ritüeller veya maddi yardımlar gibi birtakım fedakarlıklara zorlanmaktadır.
Bu gibi grup içi görevler dini boyuta büründürülerek dinin aslına zarar verebilmektedir.
Grup liderlerine ölçüsüzce verilen değer, onların söz ve yazılarına kutsallık atfetmelerine, dini metinlerin batıni yorumlarına kapı açılmasına neden olabilmektedir.
Grubu ayakta tutmak gibi menfaatler için dini-ahlaki normlar üretilerek tedhiş ve şiddet yoluna da sapabilir.