“leyletü’l-kadr’ın diğer geceleri geçmesi/aşması gibi, o da diğer kadınları aşan, tek kadındı” şeklinde çevrilebilecek ifadesi, ona verdiği değer ve önemi gösterir niteliktedir.
Müslümanların İber Yarımadası’ndaki sekiz yüzyılı aşan varlıkları süresince, politik çalkantılar, yıkımlar, kaybedilen topraklar, bölgenin sık sık maruz kaldığı isyan ve işgallere rağmen, bünyesinde barındırdığı farklılıklarla gelişen ve çeşitlenen Endülüs medeniyeti, her yönüyle incelenmesi gereken bir hazine olarak karşımızda durmaktadır. Bu zengin yapısıyla Endülüs tarihi içerisinde, toplumun yarısını teşkil eden kadınların da ilmî, siyasi ve sosyal alandaki dikkat çekici ve belirgin konumları ile var oldukları bilinmektedir. Kaynaklardaki bilgiler ışığında, Endülüslü kadınların toplumsal hayatta aktif, siyasete etki edebilen, ilim ve edebiyatta söz sahibi, mesleklerini icra eden, çalışan bireyler olarak Endülüs medeniyetine önemli katkılarının bulunduğu bilinmektedir.