Güneş eriyor, zamanın üzerine akıyor ve onu yakarak durduruyor.
“Gel,” diyor babam boncuk boncuk yaşlar yüzünü talan ederken. “...son kez vedalaş.”
Üzerine yığıldığım toprağa karışmak istiyorum o an toprak olayım, ben sarayım, ben karışayım ona istiyorum.
Tabutun başına yaklaşıyor, dizlerimin üzerine çöküyorum, babamın dizleri hemen yanımda, büyük elleri omzumda.
Kar beyazı çarşafı dudaklarımdan kaçan hıçkırıklar eşliğinde açıyorum. İçimdeki çocuk ayaklanıyor ve bağırıyor:
“Anne!”