Gilly Macmillan

Gilly Macmillan

Yazar
7.7/10
87 Kişi
·
155
Okunma
·
8
Beğeni
·
1.123
Gösterim
Çoğu zaman başkalarının gözünde, sandığımız kişi değilizdir.
Gilly Macmillan
Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015
Bütün arkadaşlıklarımız, ilişkilerimiz gerçekten sağlam temellere mi dayanıyor?
Gilly Macmillan
Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015
Otorite sahibi veya aile bireyi olduğu için birine gerçekten güvenebilir miyiz?
Gilly Macmillan
Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015
Tükenmişliğin insanı bu kadar fazla yaralayacağını, mahvedeceğini hiç düşünmemiştim. Zihnin hiç farkında olmadan sessizce artan ve geri dönüşü olmayan bir biçimde hastalanabileceğini hiç fark etmemiştim.
"Dünya denen bu kokuşmuş çöplükte her şeyden şüphe edebiliriz; bir annenin sevgisi hariç."
James Joyce
Gilly Macmillan
Yabancı Yayınları
Dünya denen bu kokuşmuş çöplükte her şeyden şüphe edebiliriz; bir annenin sevgisi hariç. ---- Jamer Joyce
496 syf.
·3 günde·10/10
İnanılmaz sürükleyici ve güzel bir kitap. Hikayenin iki farklı karakterin ağzından anlatılması kitabın başarısının temel sebebi bence. Yeni boşanmış ve boşanır boşanmaz eski eşinin yeni bir evlilik yaptığını görmüş olan Rachel depresyonda ve çocuğu kayboluyor, daha da doğrusu kaçırılıyor. Bu olayı çözmeye çalışan dedektif Jim ise çok profesyonel olmasına rağmen küçük çocukla bir bağ kuruyor ve uykusuz geceleri başlıyor. Aile sırları, panik ataklar, şüphe ve önyargılar kitabın her sayfasını esir almış. Çocuğu kaybolan annenin yaşadıkları bir yana, bir de medyada annenin çocuğunu öldürdüğünün iddia edilmesi beni en çok etkileyen kısımdı. Günümüz insanların kimseye güvenemeyişi ve bunun gittikçe daha da küstahlaşarak önyargılara dönüşümü gerçekten çok çok üzücü. Bu kitabı herkes okumalı diyorum, asla pişman olmayacaksınız.
496 syf.
·68 günde·7/10
Kitabı kısaca özetleyecek olursak kayıp bir çocuğun davası, bu davada bulunan dedektifin olayları ele alışı, annenin kayıp çocuğu ile olan bağı ve hisleri okuyucuya aktarılmış. Kitapta duygular, olaylar gerçekçi bir dille aktarıldığı için hoşuma gitti. Annenin olaylara verdiği tepkiler hayatın içinden ve gerçekçi idi. Kaçırılma planı da mantıklı ve olayların gidişatı düzenli idi. Bir yerden sonra kitap bayağı heyecanlandı. Sürekli acaba şu mu acaba şöyle mi diye kafamda kurmaya başladım

Dili akıcı ve sade idi. Bir yandan dedektifin ağzından anlatılırken, diğer yandan anne de olayları kendi bakış açısı ile anlatıyordu. Yani hep olaylara bir polisiye düzeyinde mesleki olarak bakabiliyor, hem bir annenin gözünden ve duygusal yaklaşabiliyordunuz. Zaten kitabın mesleki yönü de olduğu söylenebilir. Çünkü çocuğu kaçırılan anneye uygulanan terapiler, psikolojik eğitimler, mesleki terimler çok fazla hakimdi kitaba. Bu yönüyle eğitici ve öğretici bir kitaptı da diyebilirim. Kitabı genel olarak beğendim. Orta kalitede bir polisiye arayanlar varsa kitabı okumalarını öneririm. Herkese bol kitaplı günler:)
440 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Hiç bir hayat dışarıdan göründüğü kadar mükemmel değildir. Daha küçük yaşlardan itibaren piyanoya olan yeteneğiyle dikkatleri çeken bir kız. Ve bu kızın asla peşini bırakmayacak bir sır. Geçmişte yaptığınız küçük bir hata ya da yanlış yerde yanlış zamanda bulunmanız size nelere mal olur hiç düşündünüz mü? Kitap yine polisiye havasıyla başlıyor. Ama #dokuzgün adlı kitapta da olduğu gibi muhteşem bi sonla bitiyor. Zaten bu yazarı sevme nedenlerimden biri de bu. Kitaplarının sonu her zaman çarpıcı oluyor. Olay örgüsü karakterlerin yaşantıları ve bağlantıları çok iyi. Sırf #dokuzgün kitabını beğendiğim için alıp okumuştum. Aldığıma da değdi.
496 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bazı bölümleri sıkıcı, bazı bölümleri aşırı duygusal ve bazı bölümleri gereksiz tekrar olsa da etkileyici bir kitap. Özellikle çocuk sahibi olanlar için... Çünkü ortadan kaybolan sekiz yaşında bir çocuk sözkonusu.

Ne olur mutlu bitsin diye yalvararak okudum diyebilirim. Ki mutlu sonlardan pek hazzeden bir okur değilimdir. Peki mutlu mu bitti? Bilmem ki.
496 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Kitabı gözlerim dolu dolu bitirdim.
Belki okuyan bazı kişiler için kitap yalnızca kaybolan bir çocuğun bulunması için geçen heyecanlı süreç olarak görülsede ben bu şekilde düşünmüyorum. Kitabın içeriğinde birden çok mesaj vardı. İnsanlar hakkında ne kadar kolay yargıya varabildiğimizi, sosyal medyada yazılan yorumların veya düşüncesizce yapılan haberlerin hedef aldığı kişilerin hayatlarında ne gibi bir kırıcı etkisi olduğunu, ve yaşanılan hayatların insanları ne yönde etkilediğini çarpıcı bir şekilde anlatan bir romandı. Okumaya başlarken bu kadar beklentim yoktu ama bitirdikten sonra gerçekten etkilendiğimi söyleyebilirim. Herkese tavsiye ediyorum.
496 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Oldukça başarılı bir roman. aynı olayı 2 kişiden, 2 farklı açıdan okumak çok zevkliydi. Daha ilk sayfadan okuyucuyu içine çeken, sürükleyici ve heyecan dolu ve akıcı bir hikayeydi. Hikaye diyorum ama, size anlatılan kötü bir anı gibi. Yazarın sayfaları arasında sorduğu, 'Başıma gelenler sizi rahatsız ediyor mu?' sorusu can alıcı noktaydı bence. Yorumumu kitaptan bir bölümle bitirmek istiyorum:
'Bugün için üzerinde güvenle oturduğunuz güzel koltuğunuzun bir anda.bir daha yerine gelmemek üzere altınızdan çekilip alınabileceğini biliyor musunuz? Yoksa siz kendinizi çok mu güvende hissediyorsunuz? Benim düştüğüm durumu, sizin başınıza gelmesini hiç olmayacak bir olasılık olarak mı değerlendiriyorsunuz?
440 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Yazardan okuduğum ikinci kitap ve iyi ki okumuşum dedim.
Ana karakterimiz Zoe'nin geçmişte dikkatsizlik sonucu yaptığı bir kaza ve fazlasıyla ödediği bir bedel. Açıkçası o kazada ölenlerin ailelerinden biri olsaydım Zoe'yi affeder miydim bilmiyorum ama sonrasında yaşadıklarını okudukça çok fazla zorluk çektiğini düşünüyorum. Hatta bir kısımda Zoe yaşadıklarını şöyle dile getiriyor: "... başıma gelenlerin beni damgaladığını, o damganın asla silinmeyeceğini, beni normal bir yaşam sürme hakkı bulunmayan birine dönüştürdüğünü ve insanların benimle oyuncak gibi oynayabileceğini anlatıyordu."

Birçok farklı karakterin ağzıyla anlatılıyor. Açıkçası Sam'in kısımlarında sıkıldım yine de onun açısından sonu biraz belirsiz bitti diyebilirim. En sevdiğim kısımlarsa Richard'ın kısımlarıydı. O da hatalar yapmış olsa da pişmanlık duyması ve kitaptaki herkesten daha merhametli olması sevmem için yeterliydi.
Kitapta eksikliğini duyduğum şey ise Chris'in de kendi ağzından bir şeylerin yazılabileceğiydi. Bence önemli bir karakterdi ve ben onunla ilgili de bazı şeyleri bilmek isterdim.
Ama genel olarak kitabı çok çok beğendim ve tavsiye ederim.
%9 (36/440)
·2/10
Kitabın ilgi çekici hiçbir yanı olmaması bir yana, yazar kahraman anlatıcıyı mantıksız ve özüne aykırı şekilde kullandığı için her koşulda yarım bırakırdım gibi geliyor. 36, tahammül sınırımdı.
Kitabı okurken yazının başına "Oh My God (bunu Friends'deki Janice'in sesiyle okuyun)" yazarım diye düşünmüştüm. Çünkü yazar kitabın başından itibaren sonda büyük bombalar patlayacak, çok şeyler olacak algısı veriyor. Ama ne yazık ki beklediğimi bulamadım :D

Kitabı iki kişiden okuyoruz. 8 yaşındaki oğlu kaybolan Rachel ve bu soruşturmayı yütüten polis Jim. Rachek ve oğlu Ben bir gün ormanda dolaşırken, Ben önden koşup salıncağa gitmek istiyor. Annesi de izin veriyor ve bir daha da çocuğu göremiyor.

Öncelikle kitabı okurken kaybolan bir çocuğun ülke çapında bu kadar ses getirmesine şaşırdım. Bütün polis teşkilatı ayağa kalkıyor, herkes bu çocuğu konuşuyor, bloglar falan açılıyor. Malum, Türkiye'de yaşıyoruz, her gün kaç çocuk kayboluyor? Ben en son böyle haber olan Pamir'i hatırlıyorum, ama o zamandan beri kaç çocuğun daha kaybolduğu belli mi? İnsan bu ülkede yaşayınca her yer böyle sanıyor :D
Öyle işte, kitapta aslında Ben'in aranma sürecini okuyoruz. Ara sıra kaçıncı günde olduğumuz hatırlatılıyor, kitabın adını zaten bu yüzden 9 gün yapmış yayınevi :D Yazar kitap için epey araştırma yapmış gibi, çünkü aralarda makalelerden, kitapçıklardan falan çocuk kaçırmayla ilgili alıntılar da var. Bunu sevdim.

Kitabın sonunda Ben'i kaçıran kişi hiç olamayacak biri çıkıyor evet ama bilmiyorum ben heyecanlanmadım. Kim olduğunu öğrenince "haa o muymuş ya?" falan deyip geçtim :D Başta yaratılan algı sebebiyle ben çok çok daha sansasyonel bir şeyler bekliyordum sanırım :D

Ama kitap akıcı gerçekten ve deli gibi merak ettiğim için dün yaklaşık 300 sayfa okuyarak kitabı bitirdim. Kitap güzeldi yani, öneririm.
440 syf.
·18 günde·Beğendi·7/10
Zoe çok yetenekli ve çok zeki bir kız çocuğu kız çocuğu diyorum kucucuk yaşta yaptığı bir anlık düşüncesizlik yada cahillik diyelim büyük bir çıkmazın içine girmesine neden oluyor ve küçük yaşta ıslah evine gitmesiyle hayatı basliyor.. Geçmiş asla bizi bırakmıyor diyerek okuduğum bu kitapta aslında en guvendiklerimizi biraz sorgulatiyor...

Yazarın biyografisi

Adı:
Gilly Macmillan
Unvan:
İngiliz Yazar

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 155 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 131 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.