Dokuz Gün

7,9/10  (46 Oy) · 
82 okunma  · 
28 beğeni  · 
2.461 gösterim
-Amazon, Ağustos 2015 Ayın En İyi Çıkış Romanı
-Bookseller, Ağustos 2015 Ayın En İyi Romanı
-Stylist, Ağustos 2015 Ayın En İyi Romanı
-Closer, "Mutlaka Okunmalı" Seçkisi
-Elle, En İyi Ağustos Kitapları Seçkisi
-The Observer, 2015 Yazının En İyi Romanları seçkisi
-National Reading Group Day Newcomer Award 2015 Finalisti
-The Media Eye ve Amazon, 2015'in Rising Star Romanı

İlk baskısının tamamı ön satışta tükenen ve hakları şimdiden 20'den fazla ülkeye satılan Dokuz Gün her ailenin kâbusu olabilecek bir durumu gerçekçi bir anlatımla ele alıyor.

Rachel Jenner bir an için arkasına dönmüştü. Şimdi sekiz yaşındaki oğlu Ben kayıp. Peki ama o talihsiz öğleden sonra gerçekten ne olmuştu?

Kişisel sorunları ve kendisine sırtını dönen insanlar arasında kalan Rachel bir hata yapmıştı ve artık güvenebileceği kimse kalmamıştı. Ya insanlar Rachel'ın anlattıklarına güvenebilir miydi? Saat ilerliyor, Ben'in şansı azalıyordu. Peki, siz kimin tarafındasınız?

"Eğer Kayıp Kız ve Uyuyana Kadar'ı sevdiyseniz, bunu okumalısınız."
-Closer-

"Bu yıl okuduğum en iyi çıkış romanlarından biri; gerçekçi ve duygu yüklü bir hikâye."
-Daily Mail-

". . . en başından itibaren yüreğiniz ağzınızda okuyacağınız bir çıkış romanı… sizi daha ilk sayfadan etkisi altına alacak ve ikna edecek, kelimenin tam anlamıyla heyecan verici bir gerilim romanı. Mutlaka okunmalı."
-Sunday Mirror-

"Ne büyüleyici, etkileyici ve harika yazılmış bir roman! Dokuz Gün beni bütün gece uyutmadı ve korkudan ödümü patlattı."
-Liane Moriarty, Sırrını Derine Göm romanının yazarı-

"Dokuz Gün ender rastlayacağınız türden bir kitap, sizi etkisi altına alıyor ve son sayfaya kadar bırakmıyor."
-Shotsmag-

"Bu başarılı ve zekice kaleme alınmış çıkış romanı bir uyarı yazısıyla birlikte satılmalı: Kesinlikle bağımlılık yaratıcı! Tırnaklarınızı kemireceğiniz, uykusuz kalacağınız, harika bir kitap."
-Saskia Sarginson, The Twins romanının çoksatan yazarı-

"Her ailenin kâbusu olan bir durum zekice ve hassasiyetle işlenmiş… Bu roman aldatıcı derecede zekice yazılmış. Kendimi, neler olduğunu öğrenebilmek için sayfaları birbiri ardına çevirirken buldum." -Rosamund Lupton, Kardeşim ve Ardından romanlarının yazarı-

"Gerçekten neler olduğunu öğrenene kadar rahat edemeyeceksiniz."
-Lisa Ballantyne, Redemption Road romanının ödüllü yazarı-

"Ne heyecan verici bir çıkış romanı! Dokuz Gün, tutku ve öngörüyle yazılmış, gerçekçi ve sürükleyici bir roman. Beni sabahın ilk ışıklarına kadar uyutmadı. Bravo, Gilly Macmillan"
-Charity Norman, After The Fall romanının yazarı-

"Ustaca yazılmış, gerilimli ve fazlasıyla etkileyici… Dokuz Gün okuyup bitirdikten sonra uzun süre unutamayacağınız türden bir roman."
-Tim Weaver, Paravan, Ölüm Patikası ve Tünel romanlarının yazarı-

"Bu hızlı, duygusal ve karakterleri ustaca kaleme alınmış romanın, gerilim türünün başarılı örneklerinden olan Trendeki Kız ve Kayıp Kız gibi, çoksatanlar listelerinin üst sıralarında yer alacağı kesin."
-The Media Eye-

"Güçlü, sürükleyici ve herkesin fikrini dile getirebildiği bir forumun bulunduğu bu internet çağında neler yaşayabileceğimizi son derece etkileyici biçimde anlatan bir roman."
-Woman's Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2015
  • Sayfa Sayısı:
    496
  • ISBN:
    9786055016531
  • Orijinal Adı:
    Burnt Paper Sky
  • Çeviri:
    Murat Karlıdağ
  • Yayınevi:
    Yabancı
  • Kitabın Türü:
sümeyye kip 
 27 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 68 günde · 7/10 puan

Kitabı kısaca özetleyecek olursak kayıp bir çocuğun davası, bu davada bulunan dedektifin olayları ele alışı, annenin kayıp çocuğu ile olan bağı ve hisleri okuyucuya aktarılmış. Kitapta duygular, olaylar gerçekçi bir dille aktarıldığı için hoşuma gitti. Annenin olaylara verdiği tepkiler hayatın içinden ve gerçekçi idi. Kaçırılma planı da mantıklı ve olayların gidişatı düzenli idi. Bir yerden sonra kitap bayağı heyecanlandı. Sürekli acaba şu mu acaba şöyle mi diye kafamda kurmaya başladım

Dili akıcı ve sade idi. Bir yandan dedektifin ağzından anlatılırken, diğer yandan anne de olayları kendi bakış açısı ile anlatıyordu. Yani hep olaylara bir polisiye düzeyinde mesleki olarak bakabiliyor, hem bir annenin gözünden ve duygusal yaklaşabiliyordunuz. Zaten kitabın mesleki yönü de olduğu söylenebilir. Çünkü çocuğu kaçırılan anneye uygulanan terapiler, psikolojik eğitimler, mesleki terimler çok fazla hakimdi kitaba. Bu yönüyle eğitici ve öğretici bir kitaptı da diyebilirim. Kitabı genel olarak beğendim. Orta kalitede bir polisiye arayanlar varsa kitabı okumalarını öneririm. Herkese bol kitaplı günler:)

Ebru Özalp 
01 Nis 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Oldukça başarılı bir roman. aynı olayı 2 kişiden, 2 farklı açıdan okumak çok zevkliydi. Daha ilk sayfadan okuyucuyu içine çeken, sürükleyici ve heyecan dolu ve akıcı bir hikayeydi. Hikaye diyorum ama, size anlatılan kötü bir anı gibi. Yazarın sayfaları arasında sorduğu, 'Başıma gelenler sizi rahatsız ediyor mu?' sorusu can alıcı noktaydı bence. Yorumumu kitaptan bir bölümle bitirmek istiyorum:
'Bugün için üzerinde güvenle oturduğunuz güzel koltuğunuzun bir anda.bir daha yerine gelmemek üzere altınızdan çekilip alınabileceğini biliyor musunuz? Yoksa siz kendinizi çok mu güvende hissediyorsunuz? Benim düştüğüm durumu, sizin başınıza gelmesini hiç olmayacak bir olasılık olarak mı değerlendiriyorsunuz?

Özlem Ekici 
08 Mar 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kitabı okurken yazının başına "Oh My God (bunu Friends'deki Janice'in sesiyle okuyun)" yazarım diye düşünmüştüm. Çünkü yazar kitabın başından itibaren sonda büyük bombalar patlayacak, çok şeyler olacak algısı veriyor. Ama ne yazık ki beklediğimi bulamadım :D

Kitabı iki kişiden okuyoruz. 8 yaşındaki oğlu kaybolan Rachel ve bu soruşturmayı yütüten polis Jim. Rachek ve oğlu Ben bir gün ormanda dolaşırken, Ben önden koşup salıncağa gitmek istiyor. Annesi de izin veriyor ve bir daha da çocuğu göremiyor.

Öncelikle kitabı okurken kaybolan bir çocuğun ülke çapında bu kadar ses getirmesine şaşırdım. Bütün polis teşkilatı ayağa kalkıyor, herkes bu çocuğu konuşuyor, bloglar falan açılıyor. Malum, Türkiye'de yaşıyoruz, her gün kaç çocuk kayboluyor? Ben en son böyle haber olan Pamir'i hatırlıyorum, ama o zamandan beri kaç çocuğun daha kaybolduğu belli mi? İnsan bu ülkede yaşayınca her yer böyle sanıyor :D
Öyle işte, kitapta aslında Ben'in aranma sürecini okuyoruz. Ara sıra kaçıncı günde olduğumuz hatırlatılıyor, kitabın adını zaten bu yüzden 9 gün yapmış yayınevi :D Yazar kitap için epey araştırma yapmış gibi, çünkü aralarda makalelerden, kitapçıklardan falan çocuk kaçırmayla ilgili alıntılar da var. Bunu sevdim.

Kitabın sonunda Ben'i kaçıran kişi hiç olamayacak biri çıkıyor evet ama bilmiyorum ben heyecanlanmadım. Kim olduğunu öğrenince "haa o muymuş ya?" falan deyip geçtim :D Başta yaratılan algı sebebiyle ben çok çok daha sansasyonel bir şeyler bekliyordum sanırım :D

Ama kitap akıcı gerçekten ve deli gibi merak ettiğim için dün yaklaşık 300 sayfa okuyarak kitabı bitirdim. Kitap güzeldi yani, öneririm.

niluferinkitapligi 
 14 Şub 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 7/10 puan

8 yaşındaki oğlu kaybolan bir annenin;kendiyle,polisle,ailesi ile ve hatta geçmişi ile yaşadıkları.Arama sürecindeki korkuları ve hisleri.İnsanların yargılamaya duydukları bitmek bilmeyen düşkünlük ve bunun düştüğü yeri yakan ateşin içinde olanlar açısından tahribatı.İşte birkaç cümle ile özetleyebildiğim konu;tüm sürecin anne,baş dedektif ve medyanın gözünden verilmesi ile sürükleyici bir gerilime dönüşmüş.
Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen,kalemi akıcı ve etkili.Keyifle ve heyecanla okudum,tavsiye ederim.

Ceyda Küçükoruç 
19 Haz 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · 9/10 puan

Bir annenin hayattaki en zor sınavıdır evladının canının tehlikede olması. Rachel bir anlık yanlış kararının cezasını tam 9 günlük cehennem ile çekiyor. Ben'in ortadan kaybolmasıyla, yaşarken ölmenin, nefes alıyorken boğulmanın, insanlara acısını anlatmaya çalışırken suçlanmanın, karalanmanın nasıl bir şey olduğunu yaşıyor. Tüm hayatı, geçmişi, biten evliliği herkesin gözü önünde ortalığa saçılmışken dimdik güçlü bir duruş sergilemek ve polislere yardımcı olmak Rachel için tek çare.

Peki Ben'i kim neden kaçırdı?
Öldürüldü mü? Yoksa hala yaşıyor ama çocuk tacirlerinin elinde mi?
Ben'i nereye götürdüler?

Kitap oldukça sürükleyici. Olayın kurgusu tutarlı bir şekilde ilerliyor. Yazar, bir çocuk kaçırma olayını hem sürükleyici hem de epey dokunaklı bir şekilde anlatmayı başarmış. Annenin çaresizliğini, kendi içinde yaşadığı vicdan azabını ve aynı zamanda bitmek tükenmek bilmez umuduyla Ben'i bulmak için sergilediği çırpınışları hevesle okuyorsunuz. Sayfalar arasında ilerlemek hiç de zor olmuyor.

Bir anne olarak okuduğum bu kitap elbette ki empati yapmama sebep oldu. İtiraf etmeliyim ki, Rachel'ın yaşadığı korku şu ana kadar hissettiğim en ürpertici korkuydu...

Beri taraftan kitabın ana karakterlerinden Dedektif Clemo'nun da çok iyi yansıtıldığını düşünüyorum. Ben'in ortadan kayboluşuyla kitaba müdahil olan dedektif, Ben'i bulmak için görev bilinci dışında sanki bir baba edasıyla canını dişine takıyor. Üzerindeki büyük baskıyı çok net hissedebiliyorsunuz. Clemo'nun bu kaçırılma olayını böylesine sahiplenmesi, acaba kendi hayatındaki bazı pişmanlıklardan mı kaynaklanıyor sorusunu akıllara getiriyor...

Ve tabi Ben...
Onun bakış açısından yaşadığı dokuz günün zorluğu...
Kırılan güveni, yaşadığı korku...
Yaralarının sarılabilmesi mümkün olacak mı sizce?

Kitap sürükleyici, irite edici, üzücü ama sonu itibariyle umut vaat edici.
Keyifli okumalar...

Rana Bıkmaz 
28 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kitaba verdiğim puan 5/5
Mükemmeldi..!
Şunu söylemek isterim ki: Polisiyesever bir kişilik olmamama rağmen bu kitabı o kadar çok sevdim ki hayatımda daha güzel polisiye kitap okuyabileceğimden şüpheliyim.
Öncelikle yazara bize bu harika eseri verdiği için sonrasında ise bize bu kitabı basıp ulaşmamızı sağlayan yayınevine çok teşekkür ediyorum.

Dokuz gün o kadar güzeldi ki tartışmasız 2016 en iyi 10 kitap listeme girdi.

Bu kitabı ististanız herkesin okumasını ısrarla tavsiye ediyorum.Şöyle ki: bir gün hafıza kaybına uğrarsam okuyacağım bir kitap olacak.

Kitaptan az da olsa bahsetmek gerekirse:
Rachel eşinden yaklaşık bir buçuk yıl kadar önce ayrılmış,kendini tamamen oğluna adayan cesur bir anne.
Fakat bir gün ormanda yürürken oğlunun sorusu üzerine onun önden gitmesine izin vermesiyle başlayan kayıp olayı herşeyi olduğu gibi altüst ederken Rachel'in ortaya düştüğü kaos ve ropörtajlar sonucu insanların Rachel hakkındaki düşünceleri Rachel'in Ben'i (oğlunu) bulma çabası üzerine eklenirken aksiyon,macera ve tam anlamıyla tırnaklarınızı köklerine kadar yedirtme potansiyeline sahip bir kitap sizleri bekliyor...
Kaçırmayın derim!

Konusu belki o kadar ilgi çekici gelmese -ki bence ilgi çekici- okuduğunuzda öyle bir kaptıracaksınız ki 'neden daha önce okumadım!' sorusuyla karşıkarşıya kalacaksınız.

Cebinizden çıkan paraya kesinlikle değecek bir itap arıyorsanız işte size önerim: Dokuz Gün

Polisiye sevmeyenlerin bile hayranlıkla okuyacakları bir kitap..

Not:Kitabı okurken tırnaklarınızı yememek için güzelce kesin..

Ve son olarak Hoşça Kalın.

Nuray Durmuş 
24 Ara 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı. Kitap hem Ben'in annesi Rachel, hem de dedektif James Clemo'nun ağzından anlatılıyor.
Rachel eşinden boşanmış ve oğlu Ben ile yaşayan bir anne. Her hafta sonu zaman buldukça orman gezisine çıkan anne oğul, yine orman gezisine çıktıklarında Ben ortadan kaybolur. Bu olay üzerine medya ve polis harekete geçip, 8 yaşındaki Ben'i aramaya başlarlar.
Bu kitabı okuyunca bazı insanların ne kadar acımasız ve önyargılı olduklarını bir kez daha anlamış oldum. Çocuğu kaybolmuş ve sürekli kendini suçlayan bir annenin yanında destek olmaları gerekirken, tam tersine yerden yere vuran ve acımasızca onu elestirip suçlayan bir kısım insanlar ve medyayı okurken tüylerim diken diken oldu ürperdim. Sonu için her türlü senaryoyu kafamda canlandırdım fakat hiç böyle biteceğini tahmin etmemistim. Ufak bir şok yaşadım ve son satırları okurken gözlerim dolduğu için okumakta zorlandım. Okurken ders almamız gereken ve kendimizi sorgulatan harika bir kitaptı.

Emre Köse 
27 Mar 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 5/10 puan

Polisiye serüvenimin üçüncü kitabı. Oldukça fazla yerde yorumlarına ve reklamına denk geldiğim için merak edip aldım. Maalesef beklentimi karşılamayan bir kitap oldu. Aradığım macera ve aksiyonu 'Trendeki Kız'da olduğu gibi yine bulamadım. Bu bazıları için bir problem olmayabilir fakat her sayfasında kalbinizi hızlandıracak denilerek satılan bir kitapta insan bunu arıyor.
Kitap polisiyeden ziyade çocuğu kaçırılmış ebeveynlerin ve o çocuğu bulmakla görevli dedektifin psikolojisi üzerine yoğunlaşmış. Çocuk sahibi okurlar eminim ki daha farklı duygularla ve anlamlarla okuyacaktır. Ben de beklediğim etkiyi yaratamadığını söyleyebilirim.

nurcan sağdıç 
21 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu aralar çok sıklıkla 'Kaçırılma' konuşu çok kitap okuduğumu fark ettim. Avrupa'lı yazarların neden bu tarz konulu kitaplara ağırlık verdiğini bilemiyorum, ama bu kurguda da oldukça başarılı olduklarını söyleyemeden geçemeyeceğim. Amerikalı yazarların kitapları genelde FBI ya da polisiye üzerine olurken Avrupa'lı yazarların daha ağır konular üzerinde durduğu aşikar. Aynı festival filmleri tadında.. Avrupa filmlerini her zaman sevmişimdir. Oldukça başarılı bir kitaptı. Heyecanla okudum. Özellikle 462-463 sayfasında ciddi anlamda duygulandım. Anne olmadığım halde tüylerim diken diken oldu. Duygulandım.

Erkan 
 06 Şub 11:30 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kıyıda köşede bularak okumaya başladığım bir kitaptı. Okumamın üzerinden yaklaşık bir sene geçti. Ama yorum yazacak kadar beğendim. Etkilenme sebebim yazarın üslubu ve okuyucuyu kitaba bağlama becerisi. Yani beklentimi düşük tutarak ayakta ilk paragrafını okuduktan sonra gerisi çorap söküğü gibi kendiliğinden geldi zaten.
Ben genelde iki kitap okurum aynı anda. Birisi gelişimime yardımcı olacak dolu bir kitapken diğeri kafamı yormayacak, okuyup unutup geçeceğim bir kitap olur. İşte bu kitap da ikinci seçeneğe giren, kafa dağıtmak için okunan kitaplardan birisi.

2 /

Kitaptan 21 Alıntı

Sadettin TANIK 
08 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çoğu zaman başkalarının gözünde, sandığımız kişi değilizdir.

Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015)Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015)
Sadettin TANIK 
08 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bütün arkadaşlıklarımız, ilişkilerimiz gerçekten sağlam temellere mi dayanıyor?

Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015)Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015)
Sadettin TANIK 
08 Ara 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Otorite sahibi veya aile bireyi olduğu için birine gerçekten güvenebilir miyiz?

Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015)Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015)
Muhayyelll 
29 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Dünya denen bu kokuşmuş çöplükte her şeyden şüphe edebiliriz; bir annenin sevgisi hariç."
James Joyce

Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Yabancı Yayınları)Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Yabancı Yayınları)
Ebru Özalp 
01 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hayatta kalmanız için en önemli unsur, umuttur.

Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Sayfa 403)Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Sayfa 403)
kübra aksoy 
25 Mar 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hayatta, mezara kadar götüreceğiniz olaylar ve belirsizlikler vardır.ve attığınız her adımda ayaklarınıza takılırlar.

Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Sayfa 470 - yabancı yayınları)Dokuz Gün, Gilly Macmillan (Sayfa 470 - yabancı yayınları)
nazlı uygun 
 03 Ara 2015 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi

Eğer sorduğun sorular doğru değilse, aldığın cevaptan da şüphe etmemen gerekir.

Dokuz Gün, Gilly MacmillanDokuz Gün, Gilly Macmillan
3 /