Adı:
Dokuz Gün
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055016531
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Burnt Paper Sky
Çeviri:
Murat Karlıdağ
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı
-Amazon, Ağustos 2015 Ayın En İyi Çıkış Romanı
-Bookseller, Ağustos 2015 Ayın En İyi Romanı
-Stylist, Ağustos 2015 Ayın En İyi Romanı
-Closer, "Mutlaka Okunmalı" Seçkisi
-Elle, En İyi Ağustos Kitapları Seçkisi
-The Observer, 2015 Yazının En İyi Romanları seçkisi
-National Reading Group Day Newcomer Award 2015 Finalisti
-The Media Eye ve Amazon, 2015'in Rising Star Romanı

İlk baskısının tamamı ön satışta tükenen ve hakları şimdiden 20'den fazla ülkeye satılan Dokuz Gün her ailenin kâbusu olabilecek bir durumu gerçekçi bir anlatımla ele alıyor.

Rachel Jenner bir an için arkasına dönmüştü. Şimdi sekiz yaşındaki oğlu Ben kayıp. Peki ama o talihsiz öğleden sonra gerçekten ne olmuştu?

Kişisel sorunları ve kendisine sırtını dönen insanlar arasında kalan Rachel bir hata yapmıştı ve artık güvenebileceği kimse kalmamıştı. Ya insanlar Rachel'ın anlattıklarına güvenebilir miydi? Saat ilerliyor, Ben'in şansı azalıyordu. Peki, siz kimin tarafındasınız?

"Eğer Kayıp Kız ve Uyuyana Kadar'ı sevdiyseniz, bunu okumalısınız."
-Closer-

"Bu yıl okuduğum en iyi çıkış romanlarından biri; gerçekçi ve duygu yüklü bir hikâye."
-Daily Mail-

". . . en başından itibaren yüreğiniz ağzınızda okuyacağınız bir çıkış romanı… sizi daha ilk sayfadan etkisi altına alacak ve ikna edecek, kelimenin tam anlamıyla heyecan verici bir gerilim romanı. Mutlaka okunmalı."
-Sunday Mirror-

"Ne büyüleyici, etkileyici ve harika yazılmış bir roman! Dokuz Gün beni bütün gece uyutmadı ve korkudan ödümü patlattı."
-Liane Moriarty, Sırrını Derine Göm romanının yazarı-

"Dokuz Gün ender rastlayacağınız türden bir kitap, sizi etkisi altına alıyor ve son sayfaya kadar bırakmıyor."
-Shotsmag-

"Bu başarılı ve zekice kaleme alınmış çıkış romanı bir uyarı yazısıyla birlikte satılmalı: Kesinlikle bağımlılık yaratıcı! Tırnaklarınızı kemireceğiniz, uykusuz kalacağınız, harika bir kitap."
-Saskia Sarginson, The Twins romanının çoksatan yazarı-

"Her ailenin kâbusu olan bir durum zekice ve hassasiyetle işlenmiş… Bu roman aldatıcı derecede zekice yazılmış. Kendimi, neler olduğunu öğrenebilmek için sayfaları birbiri ardına çevirirken buldum." -Rosamund Lupton, Kardeşim ve Ardından romanlarının yazarı-

"Gerçekten neler olduğunu öğrenene kadar rahat edemeyeceksiniz."
-Lisa Ballantyne, Redemption Road romanının ödüllü yazarı-

"Ne heyecan verici bir çıkış romanı! Dokuz Gün, tutku ve öngörüyle yazılmış, gerçekçi ve sürükleyici bir roman. Beni sabahın ilk ışıklarına kadar uyutmadı. Bravo, Gilly Macmillan"
-Charity Norman, After The Fall romanının yazarı-

"Ustaca yazılmış, gerilimli ve fazlasıyla etkileyici… Dokuz Gün okuyup bitirdikten sonra uzun süre unutamayacağınız türden bir roman."
-Tim Weaver, Paravan, Ölüm Patikası ve Tünel romanlarının yazarı-

"Bu hızlı, duygusal ve karakterleri ustaca kaleme alınmış romanın, gerilim türünün başarılı örneklerinden olan Trendeki Kız ve Kayıp Kız gibi, çoksatanlar listelerinin üst sıralarında yer alacağı kesin."
-The Media Eye-

"Güçlü, sürükleyici ve herkesin fikrini dile getirebildiği bir forumun bulunduğu bu internet çağında neler yaşayabileceğimizi son derece etkileyici biçimde anlatan bir roman."
-Woman's Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
Kitabı kısaca özetleyecek olursak kayıp bir çocuğun davası, bu davada bulunan dedektifin olayları ele alışı, annenin kayıp çocuğu ile olan bağı ve hisleri okuyucuya aktarılmış. Kitapta duygular, olaylar gerçekçi bir dille aktarıldığı için hoşuma gitti. Annenin olaylara verdiği tepkiler hayatın içinden ve gerçekçi idi. Kaçırılma planı da mantıklı ve olayların gidişatı düzenli idi. Bir yerden sonra kitap bayağı heyecanlandı. Sürekli acaba şu mu acaba şöyle mi diye kafamda kurmaya başladım

Dili akıcı ve sade idi. Bir yandan dedektifin ağzından anlatılırken, diğer yandan anne de olayları kendi bakış açısı ile anlatıyordu. Yani hep olaylara bir polisiye düzeyinde mesleki olarak bakabiliyor, hem bir annenin gözünden ve duygusal yaklaşabiliyordunuz. Zaten kitabın mesleki yönü de olduğu söylenebilir. Çünkü çocuğu kaçırılan anneye uygulanan terapiler, psikolojik eğitimler, mesleki terimler çok fazla hakimdi kitaba. Bu yönüyle eğitici ve öğretici bir kitaptı da diyebilirim. Kitabı genel olarak beğendim. Orta kalitede bir polisiye arayanlar varsa kitabı okumalarını öneririm. Herkese bol kitaplı günler:)
İnanılmaz sürükleyici ve güzel bir kitap. Hikayenin iki farklı karakterin ağzından anlatılması kitabın başarısının temel sebebi bence. Yeni boşanmış ve boşanır boşanmaz eski eşinin yeni bir evlilik yaptığını görmüş olan Rachel depresyonda ve çocuğu kayboluyor, daha da doğrusu kaçırılıyor. Bu olayı çözmeye çalışan dedektif Jim ise çok profesyonel olmasına rağmen küçük çocukla bir bağ kuruyor ve uykusuz geceleri başlıyor. Aile sırları, panik ataklar, şüphe ve önyargılar kitabın her sayfasını esir almış. Çocuğu kaybolan annenin yaşadıkları bir yana, bir de medyada annenin çocuğunu öldürdüğünün iddia edilmesi beni en çok etkileyen kısımdı. Günümüz insanların kimseye güvenemeyişi ve bunun gittikçe daha da küstahlaşarak önyargılara dönüşümü gerçekten çok çok üzücü. Bu kitabı herkes okumalı diyorum, asla pişman olmayacaksınız.
Bazı bölümleri sıkıcı, bazı bölümleri aşırı duygusal ve bazı bölümleri gereksiz tekrar olsa da etkileyici bir kitap. Özellikle çocuk sahibi olanlar için... Çünkü ortadan kaybolan sekiz yaşında bir çocuk sözkonusu.

Ne olur mutlu bitsin diye yalvararak okudum diyebilirim. Ki mutlu sonlardan pek hazzeden bir okur değilimdir. Peki mutlu mu bitti? Bilmem ki.
Kitabı gözlerim dolu dolu bitirdim.
Belki okuyan bazı kişiler için kitap yalnızca kaybolan bir çocuğun bulunması için geçen heyecanlı süreç olarak görülsede ben bu şekilde düşünmüyorum. Kitabın içeriğinde birden çok mesaj vardı. İnsanlar hakkında ne kadar kolay yargıya varabildiğimizi, sosyal medyada yazılan yorumların veya düşüncesizce yapılan haberlerin hedef aldığı kişilerin hayatlarında ne gibi bir kırıcı etkisi olduğunu, ve yaşanılan hayatların insanları ne yönde etkilediğini çarpıcı bir şekilde anlatan bir romandı. Okumaya başlarken bu kadar beklentim yoktu ama bitirdikten sonra gerçekten etkilendiğimi söyleyebilirim. Herkese tavsiye ediyorum.
Oldukça başarılı bir roman. aynı olayı 2 kişiden, 2 farklı açıdan okumak çok zevkliydi. Daha ilk sayfadan okuyucuyu içine çeken, sürükleyici ve heyecan dolu ve akıcı bir hikayeydi. Hikaye diyorum ama, size anlatılan kötü bir anı gibi. Yazarın sayfaları arasında sorduğu, 'Başıma gelenler sizi rahatsız ediyor mu?' sorusu can alıcı noktaydı bence. Yorumumu kitaptan bir bölümle bitirmek istiyorum:
'Bugün için üzerinde güvenle oturduğunuz güzel koltuğunuzun bir anda.bir daha yerine gelmemek üzere altınızdan çekilip alınabileceğini biliyor musunuz? Yoksa siz kendinizi çok mu güvende hissediyorsunuz? Benim düştüğüm durumu, sizin başınıza gelmesini hiç olmayacak bir olasılık olarak mı değerlendiriyorsunuz?
Kitabı okurken yazının başına "Oh My God (bunu Friends'deki Janice'in sesiyle okuyun)" yazarım diye düşünmüştüm. Çünkü yazar kitabın başından itibaren sonda büyük bombalar patlayacak, çok şeyler olacak algısı veriyor. Ama ne yazık ki beklediğimi bulamadım :D

Kitabı iki kişiden okuyoruz. 8 yaşındaki oğlu kaybolan Rachel ve bu soruşturmayı yütüten polis Jim. Rachek ve oğlu Ben bir gün ormanda dolaşırken, Ben önden koşup salıncağa gitmek istiyor. Annesi de izin veriyor ve bir daha da çocuğu göremiyor.

Öncelikle kitabı okurken kaybolan bir çocuğun ülke çapında bu kadar ses getirmesine şaşırdım. Bütün polis teşkilatı ayağa kalkıyor, herkes bu çocuğu konuşuyor, bloglar falan açılıyor. Malum, Türkiye'de yaşıyoruz, her gün kaç çocuk kayboluyor? Ben en son böyle haber olan Pamir'i hatırlıyorum, ama o zamandan beri kaç çocuğun daha kaybolduğu belli mi? İnsan bu ülkede yaşayınca her yer böyle sanıyor :D
Öyle işte, kitapta aslında Ben'in aranma sürecini okuyoruz. Ara sıra kaçıncı günde olduğumuz hatırlatılıyor, kitabın adını zaten bu yüzden 9 gün yapmış yayınevi :D Yazar kitap için epey araştırma yapmış gibi, çünkü aralarda makalelerden, kitapçıklardan falan çocuk kaçırmayla ilgili alıntılar da var. Bunu sevdim.

Kitabın sonunda Ben'i kaçıran kişi hiç olamayacak biri çıkıyor evet ama bilmiyorum ben heyecanlanmadım. Kim olduğunu öğrenince "haa o muymuş ya?" falan deyip geçtim :D Başta yaratılan algı sebebiyle ben çok çok daha sansasyonel bir şeyler bekliyordum sanırım :D

Ama kitap akıcı gerçekten ve deli gibi merak ettiğim için dün yaklaşık 300 sayfa okuyarak kitabı bitirdim. Kitap güzeldi yani, öneririm.
8 yaşındaki oğlu kaybolan bir annenin;kendiyle,polisle,ailesi ile ve hatta geçmişi ile yaşadıkları.Arama sürecindeki korkuları ve hisleri.İnsanların yargılamaya duydukları bitmek bilmeyen düşkünlük ve bunun düştüğü yeri yakan ateşin içinde olanlar açısından tahribatı.İşte birkaç cümle ile özetleyebildiğim konu;tüm sürecin anne,baş dedektif ve medyanın gözünden verilmesi ile sürükleyici bir gerilime dönüşmüş.
Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen,kalemi akıcı ve etkili.Keyifle ve heyecanla okudum,tavsiye ederim.
Kıyıda köşede bularak okumaya başladığım bir kitaptı. Okumamın üzerinden yaklaşık bir sene geçti. Ama yorum yazacak kadar beğendim. Etkilenme sebebim yazarın üslubu ve okuyucuyu kitaba bağlama becerisi. Yani beklentimi düşük tutarak ayakta ilk paragrafını okuduktan sonra gerisi çorap söküğü gibi kendiliğinden geldi zaten.
Ben genelde iki kitap okurum aynı anda. Birisi gelişimime yardımcı olacak dolu bir kitapken diğeri kafamı yormayacak, okuyup unutup geçeceğim bir kitap olur. İşte bu kitap da ikinci seçeneğe giren, kafa dağıtmak için okunan kitaplardan birisi.
Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı. Kitap hem Ben'in annesi Rachel, hem de dedektif James Clemo'nun ağzından anlatılıyor.
Rachel eşinden boşanmış ve oğlu Ben ile yaşayan bir anne. Her hafta sonu zaman buldukça orman gezisine çıkan anne oğul, yine orman gezisine çıktıklarında Ben ortadan kaybolur. Bu olay üzerine medya ve polis harekete geçip, 8 yaşındaki Ben'i aramaya başlarlar.
Bu kitabı okuyunca bazı insanların ne kadar acımasız ve önyargılı olduklarını bir kez daha anlamış oldum. Çocuğu kaybolmuş ve sürekli kendini suçlayan bir annenin yanında destek olmaları gerekirken, tam tersine yerden yere vuran ve acımasızca onu elestirip suçlayan bir kısım insanlar ve medyayı okurken tüylerim diken diken oldu ürperdim. Sonu için her türlü senaryoyu kafamda canlandırdım fakat hiç böyle biteceğini tahmin etmemistim. Ufak bir şok yaşadım ve son satırları okurken gözlerim dolduğu için okumakta zorlandım. Okurken ders almamız gereken ve kendimizi sorgulatan harika bir kitaptı.
Polisiye serüvenimin üçüncü kitabı. Oldukça fazla yerde yorumlarına ve reklamına denk geldiğim için merak edip aldım. Maalesef beklentimi karşılamayan bir kitap oldu. Aradığım macera ve aksiyonu 'Trendeki Kız'da olduğu gibi yine bulamadım. Bu bazıları için bir problem olmayabilir fakat her sayfasında kalbinizi hızlandıracak denilerek satılan bir kitapta insan bunu arıyor.
Kitap polisiyeden ziyade çocuğu kaçırılmış ebeveynlerin ve o çocuğu bulmakla görevli dedektifin psikolojisi üzerine yoğunlaşmış. Çocuk sahibi okurlar eminim ki daha farklı duygularla ve anlamlarla okuyacaktır. Ben de beklediğim etkiyi yaratamadığını söyleyebilirim.
Bu aralar çok sıklıkla 'Kaçırılma' konuşu çok kitap okuduğumu fark ettim. Avrupa'lı yazarların neden bu tarz konulu kitaplara ağırlık verdiğini bilemiyorum, ama bu kurguda da oldukça başarılı olduklarını söyleyemeden geçemeyeceğim. Amerikalı yazarların kitapları genelde FBI ya da polisiye üzerine olurken Avrupa'lı yazarların daha ağır konular üzerinde durduğu aşikar. Aynı festival filmleri tadında.. Avrupa filmlerini her zaman sevmişimdir. Oldukça başarılı bir kitaptı. Heyecanla okudum. Özellikle 462-463 sayfasında ciddi anlamda duygulandım. Anne olmadığım halde tüylerim diken diken oldu. Duygulandım.
Kitabı okurken şüphelenmediğim kimse kalmadı resmen ama sonu güzel bağlandı. Dehşet verici bir son değildi belki ama okuması keyifliydi. Kitap sadece kaçma kovalama hikayesi değildi, günümüzde maalesef çok revaçta olan sosyal medya linçleri ve anneye yapılan baskılar sonucu onun psikolojisi de kitabın diğer yönüydü. Benim gibi polisiyeye yeni başlıyorsanız sevebilirsiniz ama ben polisiye ustasıyım derseniz size çerezlik gibi gelecektir :)
Çoğu zaman başkalarının gözünde, sandığımız kişi değilizdir.
Gilly Macmillan
Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015
Bütün arkadaşlıklarımız, ilişkilerimiz gerçekten sağlam temellere mi dayanıyor?
Gilly Macmillan
Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015
Otorite sahibi veya aile bireyi olduğu için birine gerçekten güvenebilir miyiz?
Gilly Macmillan
Sayfa 14 - Yabancı - 2. Baskı - 2015
"Dünya denen bu kokuşmuş çöplükte her şeyden şüphe edebiliriz; bir annenin sevgisi hariç."
James Joyce
Gilly Macmillan
Yabancı Yayınları
Dünya denen bu kokuşmuş çöplükte her şeyden şüphe edebiliriz; bir annenin sevgisi hariç. ---- Jamer Joyce

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dokuz Gün
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055016531
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Burnt Paper Sky
Çeviri:
Murat Karlıdağ
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı
-Amazon, Ağustos 2015 Ayın En İyi Çıkış Romanı
-Bookseller, Ağustos 2015 Ayın En İyi Romanı
-Stylist, Ağustos 2015 Ayın En İyi Romanı
-Closer, "Mutlaka Okunmalı" Seçkisi
-Elle, En İyi Ağustos Kitapları Seçkisi
-The Observer, 2015 Yazının En İyi Romanları seçkisi
-National Reading Group Day Newcomer Award 2015 Finalisti
-The Media Eye ve Amazon, 2015'in Rising Star Romanı

İlk baskısının tamamı ön satışta tükenen ve hakları şimdiden 20'den fazla ülkeye satılan Dokuz Gün her ailenin kâbusu olabilecek bir durumu gerçekçi bir anlatımla ele alıyor.

Rachel Jenner bir an için arkasına dönmüştü. Şimdi sekiz yaşındaki oğlu Ben kayıp. Peki ama o talihsiz öğleden sonra gerçekten ne olmuştu?

Kişisel sorunları ve kendisine sırtını dönen insanlar arasında kalan Rachel bir hata yapmıştı ve artık güvenebileceği kimse kalmamıştı. Ya insanlar Rachel'ın anlattıklarına güvenebilir miydi? Saat ilerliyor, Ben'in şansı azalıyordu. Peki, siz kimin tarafındasınız?

"Eğer Kayıp Kız ve Uyuyana Kadar'ı sevdiyseniz, bunu okumalısınız."
-Closer-

"Bu yıl okuduğum en iyi çıkış romanlarından biri; gerçekçi ve duygu yüklü bir hikâye."
-Daily Mail-

". . . en başından itibaren yüreğiniz ağzınızda okuyacağınız bir çıkış romanı… sizi daha ilk sayfadan etkisi altına alacak ve ikna edecek, kelimenin tam anlamıyla heyecan verici bir gerilim romanı. Mutlaka okunmalı."
-Sunday Mirror-

"Ne büyüleyici, etkileyici ve harika yazılmış bir roman! Dokuz Gün beni bütün gece uyutmadı ve korkudan ödümü patlattı."
-Liane Moriarty, Sırrını Derine Göm romanının yazarı-

"Dokuz Gün ender rastlayacağınız türden bir kitap, sizi etkisi altına alıyor ve son sayfaya kadar bırakmıyor."
-Shotsmag-

"Bu başarılı ve zekice kaleme alınmış çıkış romanı bir uyarı yazısıyla birlikte satılmalı: Kesinlikle bağımlılık yaratıcı! Tırnaklarınızı kemireceğiniz, uykusuz kalacağınız, harika bir kitap."
-Saskia Sarginson, The Twins romanının çoksatan yazarı-

"Her ailenin kâbusu olan bir durum zekice ve hassasiyetle işlenmiş… Bu roman aldatıcı derecede zekice yazılmış. Kendimi, neler olduğunu öğrenebilmek için sayfaları birbiri ardına çevirirken buldum." -Rosamund Lupton, Kardeşim ve Ardından romanlarının yazarı-

"Gerçekten neler olduğunu öğrenene kadar rahat edemeyeceksiniz."
-Lisa Ballantyne, Redemption Road romanının ödüllü yazarı-

"Ne heyecan verici bir çıkış romanı! Dokuz Gün, tutku ve öngörüyle yazılmış, gerçekçi ve sürükleyici bir roman. Beni sabahın ilk ışıklarına kadar uyutmadı. Bravo, Gilly Macmillan"
-Charity Norman, After The Fall romanının yazarı-

"Ustaca yazılmış, gerilimli ve fazlasıyla etkileyici… Dokuz Gün okuyup bitirdikten sonra uzun süre unutamayacağınız türden bir roman."
-Tim Weaver, Paravan, Ölüm Patikası ve Tünel romanlarının yazarı-

"Bu hızlı, duygusal ve karakterleri ustaca kaleme alınmış romanın, gerilim türünün başarılı örneklerinden olan Trendeki Kız ve Kayıp Kız gibi, çoksatanlar listelerinin üst sıralarında yer alacağı kesin."
-The Media Eye-

"Güçlü, sürükleyici ve herkesin fikrini dile getirebildiği bir forumun bulunduğu bu internet çağında neler yaşayabileceğimizi son derece etkileyici biçimde anlatan bir roman."
-Woman's Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 112 okur

  • mesude sert
  • mdh
  • Tuğba Karaçam
  • Leyla
  • Onur Çolak
  • Elif Öksüz
  • Volkan Yıldırım
  • Çiğdem Kayaalp
  • Zafer Çetinkaya
  • Kitap Odası

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%9.6
18-24 Yaş
%19.2
25-34 Yaş
%36.5
35-44 Yaş
%21.2
45-54 Yaş
%9.6
55-64 Yaş
%3.8
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83
Erkek
%17

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.3 (13)
9
%18.8 (12)
8
%25 (16)
7
%18.8 (12)
6
%9.4 (6)
5
%3.1 (2)
4
%3.1 (2)
3
%1.6 (1)
2
%0
1
%0