Gökhan Asan

Gökhan Asan

Çevirmen
7.6/10
150 Kişi
·
Okunma
·
1
Beğeni
·
99
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
280 syf.
Bir Kafka klasiği... Franz Kafka ve Milena Jesenská ikilisinin aşkını gördüğümüz bir kitap. Öncelikle benim için kitap eksik kalmış gibi hissettiriyor. Çünkü Milena'nın Kafka'ya yazdığı mektuplar yok. Sadece Kafka'nın Milena'ya yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bazı yerlerde sıkılmama rağmen yinede hoşuma giden bir eser oldu. Kafka için Milena, Milena içinde Kafka birbirlerinin hayatlarında büyük önem taşıyorlardı. Belki de bunun sebebi ikisininde babaları ile durumlarıdır. Kitabı okuduğumuzda Kafka'nın korkularını ve duygularını gayet içten bir şekilde yazıya döktüğünü gördüm. Okumanızı tavsiye edebilirim.
280 syf.
·6 günde·7/10
Kitapta Milena'ya gönderilen mektupları okuyabiliyoruz, Milena'nın mektuplarını bilmiyoruz anca tahmin edebiliyoruz. O yüzden başlangıçta olaya hakim olmaya çalışmak kolay olmadı. Kafka ve Milena arasındaki bu bağ başta hoş gelmişti bana çünkü Kafka'nın cümleleri gerçekten çok naif ve özenle seçilmişlerdi. Sayfalar ilerledikçe Milena'nın evli olması ve Kafka'nın nişanlılarının ortaya çıkması, beni üzdü :) Açıkçası sonrasında tam bağlanamadım kitaba bana göre doğru olmayan şeyler vardı çünkü.

Bir abimiz "Bazı yazarları ahlâk ve duruşları sebebiyle, bazılarını da üslup, fikir ve birikimlerinden dolayı sever ve okuruz." der.
Benim de bu kitabı okuma sebebim Franz Kafka'nın fikir ve birikimlerine saygımdan ötürü idi.

Kalemini her defasında ustalıkla kullanan yazarın bu eserinin bir gün çevirisiz, orijinal halinide okumak isterim. Çünkü çeviriler de mana üzerinden gidilmiştir. Çeviriye neden olan kelimelerin aslına dokunmak isterim, bizatihi gözlerimle.
303 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Merhaba, değerli 1000Kitap ailesi:) İşte bir Kafka  kitabı ile,sizler gibi bende, okumaya  kaldığım yerden devam ediyorum.

 Kafka dediğimizde  aklımıza ilk gelen eserler kuşkusuz, Dava (Yargı),Şato,Dönüşüm, Milena'ya Mektuplar ve Babaya Mektup'tur. 
  Kafka eserlerinin çoğunda da ( hemen hemen  hepsinde) bir "otorite" olgusunun  olduğunu  ve bunu kahramanlarının odak noktası haline getirdiğini  görürüz. Söz konusu olan otorite Dava'da olduğu gibi bir mahkeme, Şato 'da bir saray,Dönüşüm'de bir baba... Ama bu otorite sembollerinin hepsi  psikolojik bunalımları da içine alan " baba"  figürüne çıkar. Kuşkusuz, Kafka  eserlerinde otorite kavramında,  kendi yaşamından olan baba figürününden sıkça esinlenmiştir.

  ●Ve Dava... Eser, Bay K.'nin evine gelen mahkeme  memurlarının verdiği  büyük sıkıntı ve korkunun gölgesiyle bir 'psikolojik daralma' ile  başlar.  K.'nin dava sürecinin başlaması ve ardından gelen olaylar ile bölümler halinde anlatılmakta. Eserin adından yola çıkarak ( esere  dair bir ön bilgisi olmayan okur), Bay K.'nin ne tür  bir davası olduğunu ve ne için tutuklandığını  merak ediyor. Eseri okudukça okur davanın ' türünü' ve ' nedenselliğini' daha iyi kavrayacaktır. Detaylı açıklama yapmamamın nedeni Spolier verememek  için.
 
 ●Eserde, yazar 3 ana temaya değinir. Bunlar:

  1. ADALET: Dönemin/yaşanılan çağın, 'adalet' anlayışı ve   memurluk kurumundaki yozlaşan ast-üst hiyerarşisidir.  Memurların  birbirlerine olan saygısızlığı, görevlerini baştan savmaları ve küçük düşürerek  önemsizleştirdikleri adalet kavramıdır. Bunu  eserin her bölümünde görebiliriz. Üstü kapalı dolambaçlı bir dille anlatılmamış  zaten.

2. MEKÂN (UZAM):Olaylar  boyunca K.'nin  ve kahramanların, evi ve çalıştığı banka dışındaki  yerlerde ruh hali sürekli değişmektedir. K.'nin başına gelen  dava olayı  onu sürekli farklı mekanlara savurmaktadır. Farklı mekânlar  ise dava bürosu, mahkeme, ressamın evi, arşiv deposu. Bunlar olayların  gelişimi için olması  gereken olağan mekânlar  olarak gözükse de insan üzerinde,okurken, oldukça baskıcı ve bunalım hâli  yaratan duygusal sarsıntı ve ağırlaşmalara neden  olmaktadır. Kitaptan örnekler verecek olursak:
"Şık giyinmek ne işimize yarar, nasıl olsa bütün  zamanımızı burada  geçiriyoruz. s.104"
"Belki  de içimizden hiç kimse katı yürekli değil. Belki hepimizin içinde insanlara yardım etme  isteği var,ama mahkeme memuru olduğumuz  için, çoğunlukla  kimseye yardım etmek istemeyen kötü  insanlar  izlenimini bırakıyoruz. Bu durum beni gerçekten üzüyor. s.105"
"Bürodaki havaya alışkın  olan bu insanların, merdivenden gelen görece taze havaya zor katlandıklarını fark eder gibi olunca da bir  son  verdi. s.107"
     Bu alıntılar  gibi pek çok örnek bulunabilir. **Uzamın ve yapılan  işin bireyin ruhsal durumu ve karakteri  üzerideki(aşınma,  yozlaşma, bağnazlaşma vb. ) etikiyi dile getirmekte. Ki mekânlar birer 'rüya' izlenimi bırakmaktadır.**

3. OTORİTE (Güç/Hakim Olan): Sembolik olan davanın asıl amacı, 20.yy'da yaşayan 'bireyin' korkularını ve 'özgürlük' olgusunu ve toplum baskısını  ele alır. Yazgıcılık ve kadercilik karşısında  bireyin bir  süre mücadele etse de ( K.'nin kendi davasında mücadelesi ve diğer sanıkların  mücadelesi) bir süre sonra  'kaderine' boyun eğer.  Ne yaparsa yapsın dava sonuçlanmaz. Ya sürüncemede kalır ya da sanığın işi bitirilir. Ama sonuçlanan bir dava yoktur. Ama sanıklar dava başladıktan sonra kendi yaşamlarını  sorgulamaya  başlarlar.
 Neden dava edildim? Günahım nedir? İftiraya mı uğradım? Yapmam gerekenler nelerdi hayatımda? Hiçbir zaman ulaşamadım  bu mahkeme yargıçlarını (asıl otoriteye ulaşma çabası)  kendimden nasıl haber edebilirim? Toplumdaki insanlar beni kınar mı?...

Direnmeyi bırakan K. daha sonra yazgısını kabul eder.
  Ve dava sonlanır. Peki lehine  mi aleyhine mi? Bunu okuduğunuzda  göreceksiniz. Okuma boyunca benim dikkatimi  çeken başlık olarak bulduğum  kavramlar  ve argümanlar  bunlardı. Okuyucu yorumunun  genişliğine inanan bir okur olarak siz okurlardan da pek çok yorum  çıkacağını  düşünüyorum.
 Keyifli  okumalar dilerim:))
 
280 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Bir kaç gün oldu kitabı bitireli. Hâlâ etkisindeyim. Okudukça batılan battıka okunan bir kitap. Okurken acaba hepsi "franz kafka'nın hayali mi?" diye ara ara düşündüm. Son sayfalara Milena'nın mektuplarını koymasalar karşılıksız aşkın gönderilemeyen mektupları bile diyebilirdim. Öyle naif öyle kibar sevdalar kaldı mı?
303 syf.
·2 günde·3/10
Kafka bu eserinde bozuk bir hukuk sisteminin çarkları arasında sıkışıp kalan insanların çaresizliğini ele almış. Ancak kitap ne yazık ki yorucu ve sıkıcı. Üniversite birinci sınıfta aldığım ama sıkılıp bir türlü bitiremediğim Dava'yı yeniden elime aldığımda yine sevemedim, kendimi zorlayarak bitirdim. Bir kitabın bir çağa ışık tutması ya da bir mesaj verebilmesi için öncelikle yazarın üslubuyla kitabını okutabiliyor olması gerek. Maalesef Kafka bu kitabında bunu başaramamış.
400 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Franz Kafka'nın çok güzel kitaplarını okudum. Dava ve Dönüşüm gibi. Milena'ya Mektuplar'ın daha çok hoşuma gideceğini düşünmüştüm. Bana biraz daha karmaşık geldi. Ya da çok büyük beklentilerim varmış bilemiyorum. Sonuçta biraz hayal kırıklığım oldu. Yine de güzel.
472 syf.
·3 günde·8/10
"Ama biz devletimizi, devletin bütününe mümkün olduğu kadar büyük bir mutluluk sağlamak için kuruyoruz, bir sınıf ötekinden çok mutlu olsun diye değil." Milattan bilmem kaç yüzyıl önce dendi bu sözler. Günümüzde hala büyük bir soruna ışık tutup bunu çözümlemek istedi Platon ve Sokrates. Bölüm bölüm bir devletin nasıl olması gerektiğini açıklayıp bazen doğruluğun ne olduğundan, bazen demogog 'tan bahsettiler. Her ne kadar bu yeni devlet düzeni 'uygulanması zor da olsa imimkansız değil' tabiki. Kitabı okurken yer yer sıkılsam da insanın dünya görüşünü ciddi anlamda genişletecek ve hatta bazı görüşlerini bile değiştirebilecek bir kitap.
303 syf.
·9 günde·7/10
okuması zor bir kitap biraz. okuma alışkanlığı olmayan kişiler biraz zorlanabilirler. kafka devlet kurumunun eleştirisini yapmış kendi tarzıyla yapmış tabi bunu.