Gökhan Murteza

Gökhan Murteza

YazarÇevirmenEditör
7.5/10
18 Kişi
·
8
Okunma
·
1
Beğeni
·
38
Gösterim
"Etik, kurulmuş bir değerler ve ilkeler topluluğu değildir, aksine kendisi aracılığıyla değerlerin ve ilkelerin kurulduğu, yaratıcı bir harekettir."
Gökhan Murteza
Sayfa 241 - Zeynep Zafer Esenyel - Özgürlüğü Özgür Bırakmak: Simone de Beauvoir'ın Varoluşçu Etiği Üzerine
Mutsuz birey kendi hayatının içinde mevcut olmayandır.
Gökhan Murteza
Sayfa 8 - Yasemin AKIŞ ZAMAN - Boş Mezarın Hikayesi: Ya/Ya da'nın Baştan Çıkarıcıları ve En Mutsuz Olan Üzerine
Toplumun dikte ettiği alışılmış, üzerinde uzlaşılmış davranış tarzlarını sorgulamadan kabul etmek belirli bir yaşam kolaylığı sağlarken vasatla idare etme gibi bir sonucu da doğurur.

** Bu cümle bana Russell'ın şu cümlesini hatırlattı: "İnsanların düşünceleri çoğunlukla kendilerini huzurlu kılacak tarzda kurulmuştur. Çoğu insan için doğruluk ikincil bir öneme sahiptir."
(Bertrand Russell - Felsefe Yapma Sanatı -12)
Gökhan Murteza
Sayfa 125 - Feyza Şule Güngör - Felsefi İntihar ya da Absürdü Aşkınlaştırmak: Camus'nün Kierkegaard Eleştirisini Sorgulamak
En mutsuz olanın mutsuzluğu hayatının idealleri ve gerçek deneyimleri arasındaki tutarsızlığın bir ürünüdür.
Gökhan Murteza
Sayfa 13 - Yasemin AKIŞ ZAMAN - Boş Mezarın Hikayesi: Ya/Ya da'nın Baştan Çıkarıcıları ve En Mutsuz Olan Üzerine
Sartre'a göre, insan kendini seçebildiğine göre, ne olduğundan sorumludur.

** İnsanı en baştan tasarlayan, kavrayan bir Tanrı olmaması sebebiyle böyle bir sonuca varır, Sartre. Tanrı yoksa insanın belirlenmiş bir doğası da olamaz. Dikkat edilmesi gereken, Tanrısız insan dahi - kendi seçimlerini kendisi belirlediği, oluşmaya devam ettiği için - yaptıklarından sorumludur, tıpkı Tanrı'nın varlığına inanan insanların sorumluluğa inandıkları gibi. Hesap verilecek bir öte dünya olmadığını kabul etmek, sorumsuzca bir yaşamı gerekli kılmaz. İnsan en nihayetinde sorumlulukla insan olabilmektedir.
"Benim asla geliştirmeyi durdurmadığım fikir, sonunda insanın kendini yaptığı şeyden daima sorumlu olmasıdır. Bence bir insan daima, ona yapılan şeyin dışında bir şey yapabilir. Bu benim özgürlüğe verdiğim sınırdır."
Gökhan Murteza
Sayfa 160 - Gökhan Gürdal - Varoluşuçu Sinema: Ingmar Bergman Sinemasının Varoluşçuluk ile Olan İlişkisi Üzerine
Cassin, nostos (dönüş) ve algos (acı) sözcüklerinden oluşan nostaljinin, İsviçre Almancasında 17. yüzyılda literatüre geçmiş bir hastalık adı olduğunu söyler: Sözcük, 1678'de 14. Louis'nin paralı askerlerinin mustarip olduğu sıla özlemini açıklamak için icat edilmiştir. Bu hastalar evlerine döner dönmez iyileşmektedirler. Dolayısıyla yurdun çağırması, iyileşmeyi vaat eder.
Gökhan Murteza
Sayfa 144 - Aysun Gür - Kış Uykusu: Varoluşuçuluk Açısından Bir Yorumlama
Sartre, söz konusu cümlenin, insanın doğuştan kendisini bulduğu ve başkaları tarafından hazırlanmış koşulları imlediğini belirtir. Sartre'a göre ancak "cehennem" sözcüğünün karşılayabileceği bu koşullar bütününden tek kurtuluş yolu ise başkalarının belirlediği biçimi değiştirmek için eyleme geçmektir. Cehennem tasvirinin örneklemi için bir köylü çocuğu ile birlikte 1930-35 yılları arasında Cezayir'de doğmuş bir çocuğu seçen Sartre için, Cezayirli çocuğun yazgısı olan ölüm ve işkenceden tek kurtuluş yolu başkaldırmasıdır.
Gökhan Murteza
Sayfa 47 - Emine Canlı - 'Varoluş' ve 'Öz' Arasında: Sartre'ın 'Yeryüzünün Lanetlileri' Önsöz'üne Yönelik Eleştirel Bir İnceleme
"İnsan durumunun en temel belirsizliklerinden biri de, yaşanan her anın ölüme doğru kaybolup gitmesidir. Bu trajik paradoksla yüzleşenler ölüme doğru olan her hareketin de yaşam olduğunu görürler, yaşamak için şimdinin ölmesi gerekir."
Gökhan Murteza
Sayfa 239 - Zeynep Zafer Esenyel - Özgürlüğü Özgür Bırakmak: Simone de Beauvoir'ın Varoluşçu Etiği Üzerine
104 syf.
Mill faydacılığı şu şekilde tanımlıyor: "Faydayı, ahlakın temeli olarak kabul eden faydacılık öğretisi, eylemlerin mutluluğa katkıda bulunma eğiliminde olması ölçüsünde doğru olduklarını, mutluluğun tersini yaratma eğiliminde olduklarında ise yanlış olduklarını savunur. Mutluluk ile bahsedilen şey hazdır ve acının olmamasıdır; mutsuzlukla ise acıdan ve hazzın yokluğundan bahsedilmektedir."

Mill, faydacılığa karşı getirilen eleştirilere yanıt veriyor:
1.Eleştiri: Faydacılık haz karşıtıdır. (Mill'e göre bunlar olayı hiç anlamayanlar)
2.Eleştiri: Haz temelli yaşam hayvani bir yaşamdır. (Mill'e göre böyle bir söylem insani hazların değersizleştirilmesi ve dolayısıyla insanın değersizleştirilmesidir)
3.Eleştiri: Eylemin nedeni ahlakiliği belirler. (Mill'e göre neden değil niyet ahlakiliği belirler)
4.Eleştiri: Faydacılık insanları soğuk ve duygudaşlıktan yoksun hale getirir. (Mill'e göre bunlar yanlış şeye odaklanırlar, öğretinin kendisine değil, öğretiyi uygulayan kişiye odaklanır)
5.Eleştiri: Dinin etik üzerindeki etkisini göz ardı etme. (Mill'e göre faydacılık bu konuda açık bir tutuma sahiptir)
6.Eleştiri: Faydacılık çıkarcılıktır. (Mill'e göre bu ikisi ayrı şeylerdir)
7.Eleştiri: Eylemlerin mutluluk üzerindeki etkisi hesaplanamaz. (Mill'e göre hesaplanabilir, geçmiş deneyimler bu hesaplamada ışık tutar)
8.Eleştiri: Etik ikilemlerin olması. (Mill'e göre ikilemlerin yaşanmadığı bir etik sistem yoktur)

Mill'e göre yüksek yetilere sahip bir varlık aşağı bir varlık düzeyine inmez. Nedeni: gurur, özgürlük ve kişisel bağımsızlık, haysiyet. "Mutlu bir domuz olmaktansa, mutsuz bir insan olmak yeğdir; mutsuz bir Sokrates olma da mutlu bir aptal olmaktan iyidir."

Bu aşağı düzey hazlara düşme gerekçesi olarak da şunları söyler: baştan çıkma anları, karakter zayıflığı, imkan yetersizliği ve bilinçli tercih.

Mill'e göre sürekli mutluluk imkansızdır. Mutluluk süreklilik arz eden bir durum değildir. O yüzden tatminkar bir yaşam için iki ana ögeden bahseder: Sükunet ve heyacan. Bu ikisi doğal bir birlikteliğe sahiptirler. Aynı şekilde haz ve acıda da bu birliktelik vardır, iç içedirler.

Sonuç olarak Mill mutluluk dışında arzu edilebilir bir şeyin olmadığını savunur. Diğer şeyler mutluluğa aracı olarak değilse de mutluluğun bir parçası olarak arzu edilebilir.
104 syf.
·3 günde·6/10
KITAP HAKKINDA: Kitap güzel lakin ama 21.yy'da faydacı/bireyci görüșe asgari düzeyde hakim birine fazla bir șey katacak bir kitap değil, ama okunmasında fayda var. Düșük puan verme sebebim çevirinin rezaleti. Kitap manifesto niteliğinde denebilir sanırım 100 sayfacık bir kitap ve faydacı/bireyci düșüncenin temellerine ve felsefi tutarlılıklarına değiniyor. J.S.Mill çağına göre oldukça zeki ve öngörülü bir insan, düșüncelerinin felsefi temelini bize sunuyor ve kendisine yöneltilebilecek eleștirilere ustalıkla cevap veriyor. Özellikle ahlak felsefesi konusunda kendisine yöneltilen eleștirileri güzel tokatlamıș.
ÇEVIRI HAKKINDA: șunu söyliyeyim bașka çevirisi var mı bilmiyorum ama hayatımda okuduğum en rezil çevirilerden biriydi bu. Önsözde J.S.Mill'in dilinin zor olduğundan dolayı çevirmekte zorlanıldığı söylenmiș ama bana göre asla bu kadar kötü olamazdı. Felsefi bir kitap olduğu için okuması zaten zor, çevirinin kötü cümleleri okumayı daha da zorlaștırdı.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 14 okur okuyacak.