Onu belki, yatağı olduğu halde hala kanepede yatanlar, aç karnına içilen sigara ve kahveyle hayata tutunmaya çalışanlar, yorgunluktan söyleyecek tek bir sözü dahi kalmamış olanlar, sarhoşken bile içine attıkları gözyaşlarını kalabalıklar içinde kahkahalarıyla kapatanlar, yolculuğu bir varıştan çok bir kaçış olarak görenler, ayın sonunu değil sadece günün sonunu getirebilmek için tüm kalan gücüyle çabalayanlar ve hala yokluklarıyla içini delenleri bir türlü unutmayanlar anlayabilirdi.