Hacı Yakup Anat

Hacı Yakup Anat

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
34
Gösterim
Adı:
Hacı Yakup Anat
Unvan:
Doç.Dr.; Gazetevi; Yazar
Doğum:
Bursa -, 1920
Ölüm:
Türkiye -, 2001
1920 yılında Bursa’nın Orhangazi ilçesi Çukurbostan Mahallesi'nde doğdu. Babası Kaşgar vilayeti Yenisar ilçesi Kagu köyünden tüccar Hacı Abdullah, annesi Hacı Fatma Hanım'dır. 9 yaşında ailesiyle birlikte Doğu Türkistan’a döndü.

O dönemde Rus-Uygur ve Uygur-Çin savaşları amansız bir şekilde devam ediyordu. 1931 yılında Kumul Ayaklanması'nın verdiği moral destekle bölgede bulunan Çin kuvvetlerinin büyük bir kısmı Doğu Türkistan’dan çıkarılmıştı. Annesi onu fen bilimlerin ağırlıkla okutulduğu bir okula yazdırdı. Arapça ve Farsça’yı da bu okulda öğrendi. 1934 yılında Aksu'da açılan Darul Muallim'in ilk öğrencisi oldu. 16 yaşında okulunu bitirip Üçturpan’ın Satuk Buğra Han İlkokulu'na öğretmen oldu. 1937 yılında Urumçi’ye gelip önce Maliye Kadirler Mektebi, daha sonra ise Siyasi Kadirler Mektebi'ni bitirdi. 1940 yılında Hoten’de ilk modern matbaayı kurarak Vatan Gazetesi müdürü oldu. 1941 yılında hiç bir neden göstermeksizin yüzlerce Uygur aydını gibi o da tutuklandı ve 5 yıl cezaevinde yattı. Cezaevi hayatı onun yarım asır sürecek milli mücadelesinin başlangıcını oluşturdu.

Burada gizli gizli okuduğu Alma Ata ve Taşkent’te çıkarılan Şark Hakikati ve Mehmet Emin Buğra Bey ile İsa Yusuf Alptekin Bey’in Çin’in başkenti Çunkin’de, daha sonrada Lencu’da çıkartmaya devam ettiği Altay Mecmuası onun kimliğini oluşturdu. Bu tarihten itibaren işgalci Çin’e karşı amansız bir mücadele içerisine girdi. Merkezi Uygur Ağartiş Uyuşması'nın baş katibi oldu. Hızlı bir şekilde modern okulların kurulmasına katkı sağladı.

1946 yılında İkinci Dünya Savaşı bitince Milliyetçi Çin hükümeti başkentini Çünkin’den Nenkin’e aldı. O da Nenkin’e gelip Merkez Üniversitesi Sınır Fakültesi'nde Uygur Tükçesi'nde Doğu Türkistan’da kullanılacak ders kitapları hazırlamaya başladı.

1947 yılında Tiyanşan isimli bir yayınevi kurdu ve Tiyanşan Resimli Mecmuayı çıkarmaya başladı. Bu Uygurca yayımlanan ilk resimli dergi idi. Yine ayda bir çıkan Edebiyat Dergisini de bu dönemde çıkardı. 8 Ekim 1947 tarihinde İsa Yusuf Alptekin ve Mehmet Emin Buğra’nın daveti üzerine Urumçi’ye gitti. Yeni kurulacak milli partinin tüzüğünü yazmakla görevlendirildi.

1948 yılında 1.Halk Kurultayı’na Doğu Türkistan’dan milletvekili seçildi. Kurultay Daîmi Konseyi'nin heyet üyesi oldu. Milletvekilliği döneminde Aksu’da çalışmalarda bulundu ve evlendi. Kısa süre içerisinde Aksu’daki okulların ve resmi idarelerin başında bulunan Çinlileri görevlerinden alıp yerine Uygur görevliler atadı. Bu davranışıyla bölgedeki Çinli yöneticilerle arası açıldı. 1949 yılında Çin’de ve Doğu Türkistan’da siyasi yapı değişmeye başladı. Komünistler her bölgede zafer elde etmeye başlamıştı. Herkesinin canını kurtarmak için arayışlara girdiği bir dönemde Altay Neşriyatı'nın başına geçmesi teklif edildi. Bu teklif o dönemde ölümle eş değerdi. O tereddütsüz kabul etti ve bedelini 26 yıl hapiste yatarak ödedi.

1995 yılında Pekin'den Türkiye’ye kaçtı. Türkiye’de, Türk Tarih Kurumu'nda 6 yıl doçent olarak çalıştı. Eski Çince metinlerde yer alan Türk büyükleri ile ilgili çeviriler yaptı.

Türkiye’de tüm uğraşılarına rağmen vatandaş bile olamadı.

Mehmet Emin Buğra Bey’in yanına defnedildi.

81 yıllık ömrün 31 yılını cezaevinde geçirdi.

Hacı Yakup Bey onlarca makale ve kitabıyla Türk kültürüne önemli katkılarda bulunmuştur
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hacı Yakup Anat
Unvan:
Doç.Dr.; Gazetevi; Yazar
Doğum:
Bursa -, 1920
Ölüm:
Türkiye -, 2001
1920 yılında Bursa’nın Orhangazi ilçesi Çukurbostan Mahallesi'nde doğdu. Babası Kaşgar vilayeti Yenisar ilçesi Kagu köyünden tüccar Hacı Abdullah, annesi Hacı Fatma Hanım'dır. 9 yaşında ailesiyle birlikte Doğu Türkistan’a döndü.

O dönemde Rus-Uygur ve Uygur-Çin savaşları amansız bir şekilde devam ediyordu. 1931 yılında Kumul Ayaklanması'nın verdiği moral destekle bölgede bulunan Çin kuvvetlerinin büyük bir kısmı Doğu Türkistan’dan çıkarılmıştı. Annesi onu fen bilimlerin ağırlıkla okutulduğu bir okula yazdırdı. Arapça ve Farsça’yı da bu okulda öğrendi. 1934 yılında Aksu'da açılan Darul Muallim'in ilk öğrencisi oldu. 16 yaşında okulunu bitirip Üçturpan’ın Satuk Buğra Han İlkokulu'na öğretmen oldu. 1937 yılında Urumçi’ye gelip önce Maliye Kadirler Mektebi, daha sonra ise Siyasi Kadirler Mektebi'ni bitirdi. 1940 yılında Hoten’de ilk modern matbaayı kurarak Vatan Gazetesi müdürü oldu. 1941 yılında hiç bir neden göstermeksizin yüzlerce Uygur aydını gibi o da tutuklandı ve 5 yıl cezaevinde yattı. Cezaevi hayatı onun yarım asır sürecek milli mücadelesinin başlangıcını oluşturdu.

Burada gizli gizli okuduğu Alma Ata ve Taşkent’te çıkarılan Şark Hakikati ve Mehmet Emin Buğra Bey ile İsa Yusuf Alptekin Bey’in Çin’in başkenti Çunkin’de, daha sonrada Lencu’da çıkartmaya devam ettiği Altay Mecmuası onun kimliğini oluşturdu. Bu tarihten itibaren işgalci Çin’e karşı amansız bir mücadele içerisine girdi. Merkezi Uygur Ağartiş Uyuşması'nın baş katibi oldu. Hızlı bir şekilde modern okulların kurulmasına katkı sağladı.

1946 yılında İkinci Dünya Savaşı bitince Milliyetçi Çin hükümeti başkentini Çünkin’den Nenkin’e aldı. O da Nenkin’e gelip Merkez Üniversitesi Sınır Fakültesi'nde Uygur Tükçesi'nde Doğu Türkistan’da kullanılacak ders kitapları hazırlamaya başladı.

1947 yılında Tiyanşan isimli bir yayınevi kurdu ve Tiyanşan Resimli Mecmuayı çıkarmaya başladı. Bu Uygurca yayımlanan ilk resimli dergi idi. Yine ayda bir çıkan Edebiyat Dergisini de bu dönemde çıkardı. 8 Ekim 1947 tarihinde İsa Yusuf Alptekin ve Mehmet Emin Buğra’nın daveti üzerine Urumçi’ye gitti. Yeni kurulacak milli partinin tüzüğünü yazmakla görevlendirildi.

1948 yılında 1.Halk Kurultayı’na Doğu Türkistan’dan milletvekili seçildi. Kurultay Daîmi Konseyi'nin heyet üyesi oldu. Milletvekilliği döneminde Aksu’da çalışmalarda bulundu ve evlendi. Kısa süre içerisinde Aksu’daki okulların ve resmi idarelerin başında bulunan Çinlileri görevlerinden alıp yerine Uygur görevliler atadı. Bu davranışıyla bölgedeki Çinli yöneticilerle arası açıldı. 1949 yılında Çin’de ve Doğu Türkistan’da siyasi yapı değişmeye başladı. Komünistler her bölgede zafer elde etmeye başlamıştı. Herkesinin canını kurtarmak için arayışlara girdiği bir dönemde Altay Neşriyatı'nın başına geçmesi teklif edildi. Bu teklif o dönemde ölümle eş değerdi. O tereddütsüz kabul etti ve bedelini 26 yıl hapiste yatarak ödedi.

1995 yılında Pekin'den Türkiye’ye kaçtı. Türkiye’de, Türk Tarih Kurumu'nda 6 yıl doçent olarak çalıştı. Eski Çince metinlerde yer alan Türk büyükleri ile ilgili çeviriler yaptı.

Türkiye’de tüm uğraşılarına rağmen vatandaş bile olamadı.

Mehmet Emin Buğra Bey’in yanına defnedildi.

81 yıllık ömrün 31 yılını cezaevinde geçirdi.

Hacı Yakup Bey onlarca makale ve kitabıyla Türk kültürüne önemli katkılarda bulunmuştur