Hakan Taş, Hakkari'nin tanınmış gazeteci, yazar ve medya figürlerinden biridir. 1967 doğumlu olan Taş, 35 yılı aşkın bir süredir bölgedeki gazetecilik faaliyetlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Hakkari Berçelan Dergisi ve Hakkari FM gibi ilk yerel medya organlarını kurarak bölgedeki medyanın gelişimine katkıda bulunmuştur.
Gazetecilik kariyerine 15 yaşında başlayan Hakan Taş, birçok gazetede editörlük, yazı işleri müdürlüğü ve genel yayın yönetmenliği gibi görevlerde bulunmuştur. "Hakkari'de Gazeteci Olmak" adlı anı kitabı, bölgedeki gazetecilik zorluklarını ve deneyimlerini derinlemesine ele almaktadır. Ayrıca, "Uzak Şehir" adlı son kitabı da büyük ilgi görmüştür.
Hakan Taş, aynı zamanda Hakkari Gazeteciler Derneği Başkanı olarak da görev yapmaktadır. Sosyal medyada da aktif olan Taş, Hakkari'nin sosyal, kültürel ve siyasi dinamikleri üzerine köşe yazıları yazmakta ve geniş bir takipçi kitlesine sahiptir. Hakkari Haber TV ve Hakkari Haber gibi platformlarda yerel gündemle ilgili önemli içerikler sunmaktadır.
Hakkari'nin sesini duyuran, bölgenin kültürel ve toplumsal yapısını anlatan Hakan Taş, medya ve yayıncılık dünyasında önemli bir isim olarak öne çıkmaktadır.
Anneler yetiştirmedi mi nice peygamberleri, nice sultanları, nice yazarları, nice bilim adamlarını... Belki dünyada söz sahibi erkeklerdir ama perde arkasında her zaman bir kadın vardır. O kadın da annedir. İslam'a göre de anne hakkı baba hakkından daha fazladır. Bunu şu hadis-i şerif ne kadar güzel ifade ediyor. Peygamber Efendimiz "Kime iyilik yapayım?" diye üç defa soran bir sahabeye, üç defasında da "annene" cevabını verdikten sonra dördüncü soruda, babasına iyilik yapması gerektiğini söylemiştir. (Buhâri, Edeb, 2; Müslim, Birr, 1). Buradan da anlaşılacağı üzere babanın bir hakkına karşılık annenin üç hakkı vardır, evladı üzerinde. İşte annelik böylesine ulvi bir duygudur ve dinimizde de hak ettiği yeri almıştır. Kendilerine model olarak günümüz modernizmini, modasını, sosyal statüsünü (kariyerini) seçmiş olan kadınlarımız çok iyi düşünmelidirler. Kariyer olsun, moda olsun bunlar geçici heveslerdir. Ama annelik hiçbir zaman geçici bir heves değildir. O Rabbimizden kadınlara verilmiş hususi bir makamdır. Bu duygu olmasaydı hiç "cennet annelerinin ayağının altındadır" buyurulur muydu?