Halil Köksel

Halil Köksel

Çevirmen
8.7/10
20 Kişi
·
53
Okunma
·
0
Beğeni
·
65
Gösterim
Adı:
Halil Köksel
Unvan:
Türk Çevirmen
Halil Köksel, Kadıköy Maarif Koleji (1977), MÜ (Nişantaşı) Dişhekimliği Fakültesi (1984) ve VU Amsterdam Dişhekimliği Fakültesi (1997) mezunudur (Master of Science ve Tandarts).

VU Brüksel (1985-1989 doktora) ve KU Nijmegen (1989-1995) Dişhekimliği Fakültesi’nde de öğrenim gördü. Kıta Avrupası yanı sıra, Britanya ve Amerika’da bulundu. Belçika'da dört özel muayenehane kurdu (1997-2010). Dentiste Généraliste unvanına sahip ve Société Médecin Dentaire üyesi accrédité bir diş hekimidir. İngilizce, Felemenkçe, Fransızca, İtalyanca, Almanca, İspanyolca, Osmanlıca ve Latince bilir. İlk şiirleri “Türk Dili” (TDK), “Sanat Olayı”; çeviri şiirleri “Poetika” gibi dergilerde; İngilizce ve İtalyanca'dan ansiklopedi çevirileri “Gelişim Yayınları”nda yayınlandı (1980-1984). “Varlık Yıllığı”nda “Yılın Genç Şairi” gösterildi (1983). Şiir, çeviri şiir ve denemeleri “Şiiratı” dergisinde; öykü ve denemeleri YKY “kitap-lık” dergisinde yayınlandı (2004-2006). YKY Kâzım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi’nin ilk kitaplarından “Don Juan” çevirisi için açılan yarışmada birincilik ödülü alan (1992) çeviri şiiri; kitap olarak yayınlanmış tek eseridir. Yayınlanmamış şiir, çeviri şiir, öykü, deneme ve romanları; besteleri vardır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
575 syf.
·16 günde·8/10
Öncelikli Yahya Kemal’in mısrasıyla sizleri baş başa bırakmak istiyorum:
“Kalbimde vardı ‘Byron’u bedbaht eden melal!”

Peki ya kimdir bu Byron, onu bedbaht eden melal nedir?

Byron ülkesindeki ve dünyadaki yayılan adaletsizliği, yolsuzluğu ve eşitsizliği yüreğinde hisseden, onu parçalayan ve haykırmak isteyen bir şairdir. Fransız İhtilali’nin ardından Fransa İmparatorluğu’nun sahip olduğu gücü gittikçe kötüye kullanmasından ötürü içinde bir burukluk oluşur. İngilitere’de şairler ün kazanabilmek adına krallara methiyeler düzerken Byron kelimeleriyle ruhunun arasındaki bağı koparmaz. Düşündüğünü yazar, sonu ne olursa olsun. Hattâ şiirini bile önemsemez, aklına geldiği gibi yazar. Önemsemediği hâlde bile adeta bir dehaya ait olabilecek mısralar döktürmesi onun büyük yeteneklerindendir tabii ki. Satırlar arasında kendini anlattığı bir alıntıya gidelim:

“Ruhunu şiirlerde yalanlama alçakgönüllülüğünü göstermedi o
Ne de yeteneğini bir suça dönüştürdü.
Veliahtı övmek için değildi kraldan tiksinmesi
Ve zorbalardan her zaman iğrendi.”

Byron, Don Juan’ın öyküsünden ziyade kendi çığlıklarını satırların arasına gömmüş adeta. Hattâ kitabın adının Don Juan olmasının bir yanılsama olduğunu düşünüyorum; Byron’un Ruhu olsa beni hiç şaşırtmazdı açıkçası. Bunu düşünme sebebimse anlatımda bölünmeler yaşanmasıydı. Birden Don Juan’dan çıkıyorsunuz İngiltere’nin alçaklarıyla tanışıyorsunuz. Daha sonra sizi Homeros’a savuruyor, mitolojik kahramanlarla konuşuyorsunuz. Yetmiyor yardıma Shakespeare’i de çağırıyor, adeta size geçmiş zamanının şölenini yaşatıyor. ‘Ama Don Juan?’ diye sorduğum anda onu öyle bir yerlere götürüyor ki soluk soluğa okumak zorunda kalıyorsunuz. Sultanın haremine mi gitmek isterseniz, Çariçe Katerina’nın odasına mı, Yunanistan kıyılarına mı, İspanya topraklarını mı? Hayır, hayır birini seçmenize gerek yok, hepsine uğrayacaksınız, hem de Byron’un bu derece bilgiliyi nereden öğrendiğini hayret ederek.

Güzel yüzlü Don Juan.. aman düşman başına vermeye! Nasıl bir karakterse gören her kadın âşık oluyor, yuvaları bozuluyor, hasretlere düşüyor. Don Juan aşka koşuyor, mevkiye makama değil. Düşündüklerini karşısında sultan da olsa çekinmeden söylüyor (Ne kadar da Byron!).

Serüven dolu bir hayatın ardından kaçınılmaz olan genç yaşta ölümü yaşamak zorunda kalıyor. Çanakkale boğazını yüzerek geçen bir maceraperest için yaşlılığın ne önemi olabilirdi ki!!

Eseri o kadar ilgi görüyor ki her yerde çevrilmeye başlıyor. Çağdaşları olan Puşkin ve Lermontov da Byron hayranlığını gizleyemiyorlar.

Byron’un öfkesi hâlâ doğruluğunu koruyor. Neredesiniz yolsuzluk ve kralcılık yapan sahte İngiliz şairleri? Adlarınız Byron’un Don Juan destanında gömülü kaldı. Byron da birçok yazarın, şairin yaşamında tadamadığı ünü ölümünden sonra yakalamıştır.

Atom bombalarını gördük, bilim adına yapılan vahşetleri gördük ve hâlâ da görmeye devam ediyoruz. Biz ki tarihten ders almayı beceremeyen yaratıklar olarak kendimizi bir sorgulamalıyız. Dönelim Byron’un eleştirisine, 1800’lerin başından seslenilen eleştirisine:

“Ne kadar ters buluşlar gördük birbirine!
(Kimi gerçek dehaya, kimi boş ceplere işaretti)
Yeni burunlar yaratıyor biri, giyotin yapıyor biriyse,
Birinin dağıttığı kemiklerinizi, yerine koyuyor ötekisi.”

Ayrıca Albert Camus’nün felsefesini açıklayacak dizeleri de buldum! Buyurunuz Don Juan yazarından Albert Camus’ya uzanan yolculuk:

“Her neyse, gününü gün et Juan, gün et gününü!
Sonu gelir bu sevinçli ve geçici şeylerin de
Parçalar yarın hep aynı canavar tüm bunları çünkü
"Yaşam acınası bir oyuncudur - oynayın öyleyse
Acınası oyuncular oyununuzu!" (sf.406)

Bazı bölümlerde o döneme hâkim olmadığım için anlayamadım, geçip gitti. Arada anlatımın kesilip farklı konulara dağılması da beni birazcık rahatsız etti diyebilirim. Don Juan’dan ziyade Byron’u dinlediğimi düşünüyorum. Bir kurgudan ziyade bir haykırış. Memnun muyum bundan peki? Evet diyebilirim. İki alıntı daha ekleyerek gidiyorum, keyifli okumalar diliyorum :)

“Yapayalnız kalsam da
Değişmem özgür düşüncemi tahtlara!” (sf.407)

“Bütün maddeleri seve seve taşa kurşuna
Çevirene dek parçalardım bulabilmek için Dünya'nın ruhunu.” (sf.385)
575 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Sivri dilli, mizah anlayışı olan kaç tane şiir ya da destan okudunuz? Homeros’un Tanrıları,Aristoteles,Don Kişot,Platon,Sokrates,Agustinus,Voltaire, Newton ve daha sayamadıklarımı içinde barındıran kaç tane şiir bilirsiniz? Yoksa Byron’un Don Juan’ını çapkın ve şehvet düşkünü biri olarak mı tanırsınız? Ben Homeros değilim bu yüce destanı terennüm etmeye. İlyada’sındaki ziyafetleri,şölenleri,etlerin şişlenip pişirilmesini onun kadar tahayyül edip süsleyip anlatamam. Sende her şeyi gördüm Don Juan. Şehveti, nefisi, kahramanlığı,çaresizliği ve bunun üstesinden gelmeyi.
Puşkin gibi 36 küsür yaşında öldün. Don Juan’ın, yaşlılara göre genç yaşında, gençlere göre yaşlı biri olarak yetim kaldı. Bitiremedin bu güzel destanını. Belki bir yerlerde hala yazıyorsundur bu destanını. Tanrı bizden esirgedi onu, destanının son sözcüklerini okumayı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Halil Köksel
Unvan:
Türk Çevirmen
Halil Köksel, Kadıköy Maarif Koleji (1977), MÜ (Nişantaşı) Dişhekimliği Fakültesi (1984) ve VU Amsterdam Dişhekimliği Fakültesi (1997) mezunudur (Master of Science ve Tandarts).

VU Brüksel (1985-1989 doktora) ve KU Nijmegen (1989-1995) Dişhekimliği Fakültesi’nde de öğrenim gördü. Kıta Avrupası yanı sıra, Britanya ve Amerika’da bulundu. Belçika'da dört özel muayenehane kurdu (1997-2010). Dentiste Généraliste unvanına sahip ve Société Médecin Dentaire üyesi accrédité bir diş hekimidir. İngilizce, Felemenkçe, Fransızca, İtalyanca, Almanca, İspanyolca, Osmanlıca ve Latince bilir. İlk şiirleri “Türk Dili” (TDK), “Sanat Olayı”; çeviri şiirleri “Poetika” gibi dergilerde; İngilizce ve İtalyanca'dan ansiklopedi çevirileri “Gelişim Yayınları”nda yayınlandı (1980-1984). “Varlık Yıllığı”nda “Yılın Genç Şairi” gösterildi (1983). Şiir, çeviri şiir ve denemeleri “Şiiratı” dergisinde; öykü ve denemeleri YKY “kitap-lık” dergisinde yayınlandı (2004-2006). YKY Kâzım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi’nin ilk kitaplarından “Don Juan” çevirisi için açılan yarışmada birincilik ödülü alan (1992) çeviri şiiri; kitap olarak yayınlanmış tek eseridir. Yayınlanmamış şiir, çeviri şiir, öykü, deneme ve romanları; besteleri vardır.

Yazar istatistikleri

  • 53 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 133 okur okuyacak.