Halil Kut Paşa

Halil Kut Paşa

Yazar
8.2/10
9 Kişi
·
28
Okunma
·
2
Beğeni
·
517
Gösterim
Adı:
Halil Kut Paşa
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1882
Ölüm:
İstanbul, 1957
Halil (Kut) Paşa (1882 - 1957) Enver Paşa'nın ondan iki yaş büyük amcası. "Kut'ül Amare Kahramanı" olarak bilinir.

1882'de İstanbul'da doğdu. Harp Akademisi'nde Mustafa Kemal ile aynı sınıfta okudu. İttihat ve Terakki Fırkası'na girdi. I. Dünya Savaşı'nda Kut'ül Amere cephesinde General Townshend komutasındaki İngiliz kuvvetlerini esir aldı. Ardından Irak askerî valiliğine getirildi. Goltz Paşa'nın ölümü üzerine 6. Ordu komutanlığına atandı.

Mondros Mütarekesi'nin ardından İstanbul'a dönmek zorunda kaldı. Diğer İttihaçılarla birlikte Bekirağa Bölüğü'ne kapatıldıysa da Yahya Kaptan tarafından kaçırıldı. Sivas'a giderek Heyet-i Temsiliye başkanı Mustafa Kemal ile görüştü. Buradan Azerbaycan'a giderek Enver Paşa ve kardeşi Nuri Paşa ile buluştu. Kurdukları İslam Ordusu'yla Ermeniler'e karşı savaştı. Bu arada Ankara Hükümeti adına Moskova yönetimi ile görüştü. Sovyetler'in Ankara Hükümetine gönderdiği külçe altınları getirdi.

Ankara Hükümeti'nin Türkiye'de oturmasına izin vermemesi üzerine Moskova'ya döndü.(1921)

Enver Paşa, Türkistan'da Sovyet yönetimine karşı savaş başlatınca, Halil Paşa Rusya'yı terk ederek Almanya'ya gitti(1922). Kurtuluş Savaşı'ndan sonra hükümetin izniyle İstanbul'a yerleşti.

1957'de İstanbul'da vefat etti. Anıları, "Kut'ül Amare Kahramanı Halil Paşa'nın Anıları: Bitmeyen Savaş" adıyla 1972'de yayımlandı.

Irak Ordusu Komutanı Halil Paşa Kutü’l-Ammare zaferinden sonra 6 ncı Orduya yayınladığı mesajında şöyle demiştir:
“Arslanlar! Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”

Dicle ve Fırat boyunda 1915-1916 yıllarında yapılan çetin mücadelelerin ardından 29 Nisan 1916’da Kutü’l-Ammare zaferinin kazanılmasında vatan müdafaası için her türlü sıkıntı ve yokluklara göğüs gererek canlarını veren kahraman Türk askerlerini bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun!...

KUTÜ’L-AMMARE ZAFERİ (29 NİSAN 1916)

11 Kasım 1914’te Birinci Dünya Savaşı’na giren Osmanlı Devleti’nin savaştığı cephelerden biri, İngilizlere karşı oluşturulan Irak cephesidir. Osmanlı dönemi kaynaklarında Irak-ı Arap olarak adlandırılan bölge, jeopolitik ve stratejik bakımdan önem arz eden Dicle-Fırat havzasında tarihteki Mezopotamya’yı (Verimli Hilal) içine alır ve Basra Körfezine kadar uzanır.

24 Kasım 1914’te Basra’yı işgal eden İngilizler, 3 Haziran 1915 tarihinde Kutü’l-Ammare’yi, Temmuz ayı sonlarına doğru da Nasıriye’yi işgal etmişlerdir. Bunun üzerine Türk birlikleri Bağdat’ın hemen güneyindeki Selmanpâk mevziine çekilmişlerdir. İngilizler 21-22 Kasım 1915’te Selmanpâk mevziine taarruza başlamışlardır. 23 Kasım 1915’de 51 nci Türk Tümeninin kuzeyden yaptığı karşı taarruz üzerine İngiliz kuvvetleri, 4.000 kişi zayiat vererek geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

Geri çekilen İngiliz Kuvvetleri teması keserek 3 Aralık sabahı Kutü’-l Ammare’ye ulaşmışlardır. General Townshend Kutü’l-Ammare’ye kapanarak burayı bir kale gibi savunmaya karar vermiştir. Türk kuvvetleri takviye birliklerinin gelmesiyle 5 Aralık günü Kutü’l-Ammare’ye taarruz etmişlerdir. Irak Ordusu Komutanlığı, 8 Aralık 1915 tarihinde General Townshend’e gönderdiği mesajda, direnmemesi ve Türk kuvvetlerine teslim olması çağrısında bulunmuş, ancak Townshend’dan olumsuz cevap gelmesi üzerine 14 Aralık 1915 tarihinde birliklerine taarruz emrini vermiştir. 15 Aralık günü de devam eden taarruzda bir sonuç alınamamış ve taarruza son verilmiştir. Ancak kuşatmanın daha şiddetli devamı kararlaştırılmıştır. İngilizler, Kutü’l-Ammare’de mahsur kalan General Townshend’i kurtarmak için bundan sonra Aralık 1915-Nisan 1916 tarihleri arasında pek çok girişimde bulunmuşlar, ancak sonuç alamamışlardır. Bu başarısız girişimler üzerine İngiliz Kolordu Komutanı bütün ümidini kaybetmiştir. İngiliz makamlarınca deniz ve kara yoluyla Kutü’l-Ammare’ye yardım gönderme girişimleri de başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bundan sonra Türk makamlarıyla yapılan görüşmelerde teslim şartlarının müzakeresine başlanmış ve General Townshend, 29 Nisan 1916 tarihinde teslim olmuştur. Türkler, Kutü’l-Ammare’de İngilizlerden başta İngiliz Tümen Komutanı General Townshend olmak üzere bir tümeni esir almışlardır.

Irak Ordusu Komutanı Halil Paşa Kutü’l-Ammare zaferinden sonra 6 ncı Orduya yayınladığı mesajında şöyle demiştir:
“Arslanlar! Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”

Kut Şehitliği
1920 yılında Bağdat’a 180 km uzaklıkta Kutü’l-Ammare’de inşa edilen şehitlik, etrafı duvarlarla çevrili büyük bir anıt şeklindedir. Burada 7 subay ve 43 er olmak üzere 50 şehidimizin mezarı bulunmaktadır.

Sonuç olarak; Kutü’l-Ammare Muharebesi; Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nun zor şartlar ve imkansızlıklar içerisinde, Çanakkale’den sonra İngilizlere karşı kazandığı ve bir tümeni bütün personeli ile birlikte esir aldığı eşsiz bir zaferdir.
Son Osmanlı paşalarının siyasi terbiyesi Harbiye Mektebi yaşlarında başlar. Bu terbiye, Abdülhamit'in bütün siyasi yasaklarına rağmen, kendi kendini, gizlice ve bir " Hürriyet Mücahidi" olarak hazırlamaktır. Bu hazırlığın en büyük stajı ve imtihanı Abdülhamit Divan-ı Harpleri'nden geçmektir.
Halil Kut Paşa
Sayfa 31 - Timaş Yayınları,
Asırlardır savaşan bir milletin çocuklarıydık. Hayallerimizde vatansever usta savaşçılar, erkanı harpler yaşardı... Mağdur, dik başlı, asil halleri, pırıl pırıl çizmeleri, apoletleri ve altın rengi kılıçlarıyla onlar bazan çok az kuvvetlerle ordulara karşı duran savaşçılar olmuşlardır...
...Yıllar geçip de Erkanıharp Birinci Sınıf'a başladığımızda kendimizi onlardan sayıyorduk. Artık bir orduya karşı koyabilirdik, ölünceye kadar insanlarımız ve devletimiz için savaştan savaşa koşabilirdik.
Sarı saçlarını her zamanki gibi taramış, gözleri her zamanki gibi parlıyordu. Şıktı ve zarifti... İnce parmaklarının arasında tuttuğu sigarasını derin derin içine çekiyor ve dumanını üflerken sanki bir şeyler arıyor gibiydi. Ve öyle anlıyordum ki Mustafa Kemal, tarih sahnesine çıkmak üzeredir.
1 milyon kilometrekarelik Osmanlı Afrikasında 3000-4000 arasındaTürk askeri vardı. İtalya bu toprakların istilası için evvela her türlü silahlarla donatılmış 22.000 sonra 40.000 ve nihayet 80.000 asker seferber etti. Ve garip birşey oldı : Bu 80.000 kişi o bir avuç Türk askeri ile onların toplayabildikleri yerli gönüllüleri yenemediler.
256 syf.
·Puan vermedi
Akıcı bir dile sahip olan eser pekte bilinmeyen Kutül Amare savaşını okurlara tarih meraklılarına sunuyor. Kitabı okurken Sakallı Nurettin Paşa ve Enver Paşa'nın amcası Halil Kut'un hatıraları ve askerimizin olağanüstü çabaları gözler önüne seriliyor. Bazı bölümlerde gözlerden yaş gelmemesi imkansız. Kesinlikle kütüphanenizde bulunmasın gereken nadide bir eser.
256 syf.
·2 günde·Beğendi·5/10
Aslında söylenecek pek fazla bir kelime yok Kut'ül Amare'yi ilk dizi olarak gördüm. Bundan önce böyle bir savaşın varlığından bile haberim yoktu, çünkü okulda bize bunları öğretmiyorlar. Belli bir konu var ve öğretilen sadece bu, esas tarihimizden haberimiz bile yok. İngilizlere karşı kazandığımız büyük savaş Osmanlı'nın büyük tokadı. Tavsiyemdir. Okuyun tarihimizi bilelim...
381 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Halil Paşa, Halil Paşa, Halil Paşa… Enver, Talat, Cemal üçgeninin dışında kalmış bir kahraman. Soyadı kanunuyla beraber Ata’nın kendi emriyle soyadı verdiği büyük şerefe ulaşmış, Çanakkale dışında en büyük zaferimizin kahramanı ve o zaferin ödülü olarak (Kul’ül-Ammare) Kut soyadını almış bir kahraman ve onun anıları. Tarih okuyorsanız ve tarih bölümündeyseniz sadece Düz Tarih değil; aynı zamanda o dönemde yaşayanların anılarının yazıldığı kitapları okumak geçmişi anlamak için en sağlam kaynaklardır.
Şimdi, bu anılar içerisinde neler var? Kendi kadroları içindekiler ne şartlardaydı, hangi duygulara sahipti, içinde bulundukları şartlara ne tepkiler verdikleri anlatılıyor. İmparatorluğun içinde bulunduğu şartlar, komşu ülkelerin tutumları ve dünyanın imparatorluğa karşı tutumu ve Kurtuluş Savaşına giden süreç. Bunların hepsi de yakın dönem tarihinin gerçeklerini merak edenler için harika bir kaynak teşkil ediyor.
Neler neler duyuyoruz kitapta. Misalen Hafız Hakkı. Savaşlarda askerlerin en önünde savaşmasıyla tanınan bir komutan kendisi. İttihat ve Terakki’nin önde gelen liderlerinden olmuş, hatta Enver olmasa Hakkı liderdir anlayışı dönem komutanlarınca benimsenmiştir.
Halil Paşa’nın gülümseten savaş anıları da var. Özellikle Kaptan Aetos adında Yunanların efsaneleştirdiği karakterin kendisi olması beni bir hayli güldürdü.
Güzel anılarla dolu bir kitaptı. Arzu edenlere kitabı temin edeceğim. İyi okumalar, iyi tatiller..
256 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Enver Paşa'nın Halil Kut paşanın yeğeni olduğunu da öğrenmiş olduk. 13.000 İngilizi esir eden destansı kahramanlık örneği... Tarihimizi bilmiyor, okumuyor ve öğrenmiyoruz maalesef. Körü körüne bağlılık olmuyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Halil Kut Paşa
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1882
Ölüm:
İstanbul, 1957
Halil (Kut) Paşa (1882 - 1957) Enver Paşa'nın ondan iki yaş büyük amcası. "Kut'ül Amare Kahramanı" olarak bilinir.

1882'de İstanbul'da doğdu. Harp Akademisi'nde Mustafa Kemal ile aynı sınıfta okudu. İttihat ve Terakki Fırkası'na girdi. I. Dünya Savaşı'nda Kut'ül Amere cephesinde General Townshend komutasındaki İngiliz kuvvetlerini esir aldı. Ardından Irak askerî valiliğine getirildi. Goltz Paşa'nın ölümü üzerine 6. Ordu komutanlığına atandı.

Mondros Mütarekesi'nin ardından İstanbul'a dönmek zorunda kaldı. Diğer İttihaçılarla birlikte Bekirağa Bölüğü'ne kapatıldıysa da Yahya Kaptan tarafından kaçırıldı. Sivas'a giderek Heyet-i Temsiliye başkanı Mustafa Kemal ile görüştü. Buradan Azerbaycan'a giderek Enver Paşa ve kardeşi Nuri Paşa ile buluştu. Kurdukları İslam Ordusu'yla Ermeniler'e karşı savaştı. Bu arada Ankara Hükümeti adına Moskova yönetimi ile görüştü. Sovyetler'in Ankara Hükümetine gönderdiği külçe altınları getirdi.

Ankara Hükümeti'nin Türkiye'de oturmasına izin vermemesi üzerine Moskova'ya döndü.(1921)

Enver Paşa, Türkistan'da Sovyet yönetimine karşı savaş başlatınca, Halil Paşa Rusya'yı terk ederek Almanya'ya gitti(1922). Kurtuluş Savaşı'ndan sonra hükümetin izniyle İstanbul'a yerleşti.

1957'de İstanbul'da vefat etti. Anıları, "Kut'ül Amare Kahramanı Halil Paşa'nın Anıları: Bitmeyen Savaş" adıyla 1972'de yayımlandı.

Irak Ordusu Komutanı Halil Paşa Kutü’l-Ammare zaferinden sonra 6 ncı Orduya yayınladığı mesajında şöyle demiştir:
“Arslanlar! Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”

Dicle ve Fırat boyunda 1915-1916 yıllarında yapılan çetin mücadelelerin ardından 29 Nisan 1916’da Kutü’l-Ammare zaferinin kazanılmasında vatan müdafaası için her türlü sıkıntı ve yokluklara göğüs gererek canlarını veren kahraman Türk askerlerini bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun!...

KUTÜ’L-AMMARE ZAFERİ (29 NİSAN 1916)

11 Kasım 1914’te Birinci Dünya Savaşı’na giren Osmanlı Devleti’nin savaştığı cephelerden biri, İngilizlere karşı oluşturulan Irak cephesidir. Osmanlı dönemi kaynaklarında Irak-ı Arap olarak adlandırılan bölge, jeopolitik ve stratejik bakımdan önem arz eden Dicle-Fırat havzasında tarihteki Mezopotamya’yı (Verimli Hilal) içine alır ve Basra Körfezine kadar uzanır.

24 Kasım 1914’te Basra’yı işgal eden İngilizler, 3 Haziran 1915 tarihinde Kutü’l-Ammare’yi, Temmuz ayı sonlarına doğru da Nasıriye’yi işgal etmişlerdir. Bunun üzerine Türk birlikleri Bağdat’ın hemen güneyindeki Selmanpâk mevziine çekilmişlerdir. İngilizler 21-22 Kasım 1915’te Selmanpâk mevziine taarruza başlamışlardır. 23 Kasım 1915’de 51 nci Türk Tümeninin kuzeyden yaptığı karşı taarruz üzerine İngiliz kuvvetleri, 4.000 kişi zayiat vererek geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

Geri çekilen İngiliz Kuvvetleri teması keserek 3 Aralık sabahı Kutü’-l Ammare’ye ulaşmışlardır. General Townshend Kutü’l-Ammare’ye kapanarak burayı bir kale gibi savunmaya karar vermiştir. Türk kuvvetleri takviye birliklerinin gelmesiyle 5 Aralık günü Kutü’l-Ammare’ye taarruz etmişlerdir. Irak Ordusu Komutanlığı, 8 Aralık 1915 tarihinde General Townshend’e gönderdiği mesajda, direnmemesi ve Türk kuvvetlerine teslim olması çağrısında bulunmuş, ancak Townshend’dan olumsuz cevap gelmesi üzerine 14 Aralık 1915 tarihinde birliklerine taarruz emrini vermiştir. 15 Aralık günü de devam eden taarruzda bir sonuç alınamamış ve taarruza son verilmiştir. Ancak kuşatmanın daha şiddetli devamı kararlaştırılmıştır. İngilizler, Kutü’l-Ammare’de mahsur kalan General Townshend’i kurtarmak için bundan sonra Aralık 1915-Nisan 1916 tarihleri arasında pek çok girişimde bulunmuşlar, ancak sonuç alamamışlardır. Bu başarısız girişimler üzerine İngiliz Kolordu Komutanı bütün ümidini kaybetmiştir. İngiliz makamlarınca deniz ve kara yoluyla Kutü’l-Ammare’ye yardım gönderme girişimleri de başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bundan sonra Türk makamlarıyla yapılan görüşmelerde teslim şartlarının müzakeresine başlanmış ve General Townshend, 29 Nisan 1916 tarihinde teslim olmuştur. Türkler, Kutü’l-Ammare’de İngilizlerden başta İngiliz Tümen Komutanı General Townshend olmak üzere bir tümeni esir almışlardır.

Irak Ordusu Komutanı Halil Paşa Kutü’l-Ammare zaferinden sonra 6 ncı Orduya yayınladığı mesajında şöyle demiştir:
“Arslanlar! Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10.000 erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale’de, ikinci zaferi burada görüyoruz.”

Kut Şehitliği
1920 yılında Bağdat’a 180 km uzaklıkta Kutü’l-Ammare’de inşa edilen şehitlik, etrafı duvarlarla çevrili büyük bir anıt şeklindedir. Burada 7 subay ve 43 er olmak üzere 50 şehidimizin mezarı bulunmaktadır.

Sonuç olarak; Kutü’l-Ammare Muharebesi; Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nun zor şartlar ve imkansızlıklar içerisinde, Çanakkale’den sonra İngilizlere karşı kazandığı ve bir tümeni bütün personeli ile birlikte esir aldığı eşsiz bir zaferdir.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 28 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 18 okur okuyacak.