Nesimi bir zaman gelir ki Mansur gibi "Enel-Hak ben Tanrıyım" şeklinde sözler söylemeye başlar.
Bunu hazmedemeyen ham sofralar,şikayet üzerine şikayet, Nesimi'nin şeriat duvarından taş kopardığına hükmedilir, idamına karar verilir nihayet.
Nesimi'nin yüzülmesine ve bu suretle öldürülmesine fetva veren müftü, bu cinayetin işlenmesi sırasında;Sağ elinin şehadet parmağını kaldırarak"bunun" der"Kanı da pistir. Bir uzva damlasa o uzvun dahi kesilmesi gerekir" ve işte bu sırada Nesimiden sıçrayan bir damla kanı müftünün şehadet parmağına değer.Meydanda hazır bulunanlar arasında hal ehli bir can,"müftü efendi fetvaniza göre parmağınızın kesilmesi lazım gelir" deyince, müftü " Nesne gerekmez birazcık su ile temizlenir "der.
Kanlar içinde yüzülmesine devam edilen Nesimi bu konuşmalar karşısında:
Zahidin bir parmagin kessen dönüp haktan kaçar
Gör bu miskin âşıkı serapa soyarlar ağlamaz.
Beytini hamil gazelini inşat eder.
Nesimi'nin derisi yüzüldükten sonra,bir de ne görsünler!
yerdeki deriyi toplar bir post gibi sırtına vurup yürür, kimse peşinden gitmeye cesaret edemez.
Halep'in 12 kapısında bulunan kapicilar görmüşler ki ,Nesimi soyulmuş derisi sırtında olduğu halde kapıdan çıkar ve sır olur.
Sonra bu hali gören halk bir araya toplandığında mesele anlaşılır ki Nesimi 12 kapının onikisinden de aynı anda çıkmıştır.
Halen adına yapılmış türbesi öldüğü ve gömüldüğü yerde değil ,yüzüldüğü yerdedir.