Haluk Özdil

Haluk Özdil

Yazar
8.7/10
75 Kişi
·
116
Okunma
·
20
Beğeni
·
2291
Gösterim
Adı:
Haluk Özdil
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
Ankara, 1957
1957 Ankara doğumlu olan Haluk Özdil, öğrenimini yine bu kentte tamamladıktan sonra, genç yaşta başladığı memuriyet yaşamıyla birlikte, çeşitli kamu kurumlarının dergilerine düzenli olarak yazılar yazmaya başlamıştır.

Aynı dönemde AFSAD (Ankara fotoğraf Sanatçıları Derneği)’inde başladığı fotoğraf uğraşı, kendisine yurt içinde çeşitli ödüller getirirken, yurt dışı yarışmalarında dört kez sergilenme hakkı kazanmış, “Arayış,” isimli bir fotoğrafı Devlet Resim Heykel Müzesinin arşivlerindeki yerini almıştır. 7 yıl sonra memuriyet yaşamını bırakıp, İstanbul’a yerleşmiş ve ulusal basında çeşitli gazete ve dergilerde görev yapmıştır. 1995 yılından itibaren sektörel bazda yayınlar çıkaran bir grubun yayın yönetmenliğini 2008 yılına kadar sürdürmüştür. Bu tarihten sonra profesyonel çalışma yaşamını bırakmış ve yazmaya yönelmiştir.
İnsanların bağımlılıklarının hangi düzeyde olduğunu ölçmek için Twitter, Facabook, Youtube, Whatsapp gibi sosyal medya platformlarında bir kaç saatlik veya yarımşar günlük kesintiler bilinçli olarak yapılıyordu.
Bir anda kendilerini boşlukta hisseden takipçilerden elde edilen veriler bağımlılıklarının her geçen gün daha arttığını kanıtlıyordu.
"Peki Dick, bizim tarih veya ders kitaplarımızda bu bilgilerden neden yok?"
Chaney gülmeye başlamıştı.
"Sizce insanlar bunları öğrendiklerinde, var olan tüm değerler anlamını yitirmez mi?"
Frekanslarla yönlendirilen insanlar gelecek 10 yıllarda dijital bir tapınağa dönüştürebilen dünyada sanal ve gerçeği ayıramaz hale geleceklerdi. Insanların bağımlılıklarının hangi düzeyde olduğunu ölçmek için Twitter, Facebook, YouTube, WhatsApp gibi sosyal medya platformlarında birkaç saatlik veya yarımşar günlük kesintiler bilinçli olarak yapılıyordu. Bir anda kendini boşlukta hisseden takipçilerden elde edilen veriler bağımlılıklarının her geçen gün daha arttığını kanıtlıyordu. Sosyal medyasız yaşayamayan devasa bir kitle oluşturulmuştu. Üstelik bu kitle sadece gençlerden oluşmuyordu, yalnız bırakılmışlık duygusundan kurtulmak isteyen yaşlılarda dört elle sarılmışlardı sosyal medyaya ve sayıları çığ gibi atıyordu.
"Ne garip bir dünyada yaşıyoruz,"diye geçirdi içinden. "Neydi gerçek olan ;
Gördüklerimiz mi, yoksa hiç göremediklerimiz mi?
Şehrin bitmeyen uğultusu arasında yayılan frekansların gizemli yazılımları girerken beyinlerinin içine, verdikleri her kararı kendi iradeleriyle aldıklarını sanan insanların yaşadığı yerdi İstanbul...
"Biliyor musunuz, Sayın Ecevit bazı sırlar vardır, açıklanması için zamanın gelmesi gerekir. Zamanından önce açıklanan sır sadece acı verir ve kaybettirir..."
280 syf.
·Beğendi·10/10
KOD ADI PEGASUS / HALUK ÖZDİL
KİTAP SAYISI :280
Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)

2012 yılında Mersin’in ilçesinde işlenen cinayeti, hazine avcılarının arasındaki anlaşmazlıktan doğan sıradan bir adli olay olarak yansıtmıştı medya. Öldürülen kişinin polis olduğu ortaya çıktığında bambaşka bir boyut kazanmıştı bu karanlık olay. İlçenin gecekondu mahallesindeki o eski evin altında korkunç bir sır yatıyordu; geçmişi Hitler’e kadar uzanan… Sık sık kesilen elektrikler, çalışmayan cep telefonları, duran dijital saatler, bağlantı kuramayan internet ağları ve zaman zaman bozulan elektronik beyne sahip araçlar… O evin altında hazineden çok daha farklı bir şey vardı. Ve bu korkunç sır, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında oluşturulan bir yapılanmanın da ortaya çıkmasına sebep olur: KONSEY…

İstihbarat örgütlerinin cirit attığı büyük ilçede görünmeyen bir savaş başlamıştır. Öyle bir oyundur ki bu, bir ucu 1939 yılında Avusturya’nın Döllersheim Köyünde yapılan korkunç deneye, diğer ucu ABD’ye kadar uzanmaktadır. Ne zaman başladığını ve nerede biteceğini kimse bilemez; çünkü Şeytanla piste çıktığınızda, dansın ne zaman biteceğine siz karar veremezdiniz.


KİTAP YORUMUM: Daha önce okuyup yorum yaptığım eserleri yazarımızın sırası ile ; Kod 5, Seçilmişler, Örümceğin Ayak İzi ve Şarkısını Söylüyordu Deniz.
Okuduğum tüm kitaplarda da kalemini çok beğenmiş ve akıcı bulmuştum. Yazarımızın tüm kitaplarının ortak özelliği ise, kimsenin yazmaya cesaret edemediği Tarihi gerçekleri gün yüzüne çıkartarak yazması.
O yüzden benim için daha çok anlam taşıyor. Bu eserinde ise, Hitler'den Türkiye'ye uzanan Pegasus'un ne olduğu ve kimlere hizmet ettiği ve hangi yollardan kaç kişinin bu sırra ulaşması için ödenen ciddi bedeller yazıyor. En önemli bedel aslında yaşam hakkı ve bir çoğu da ölüyor zaten. Ölmeyip ayakta kalanlar ise, artık eski yaşamlarını kullanamıyorlar farklı bir kimlik ile ayakta kalmak zorundalar.
Yine saklanan gerçeklerin en önemli özelliği hem birilerinin çıkarları. Yani yorumda çokta yazamıyorum ama tarihi gerçekleri bence tekrarlıyorum herkesin okuması lazım.
Öldürülen polisler, intihara sürüklenen Mühendisler, bilinçaltının bir takım akıl almaz işlemler ile oynanması ve bir çok macera.
Ertan isminde yazar var mı diye google 'ye bakmaktan geri kalmadım :) Aslında bu gerçekleri okuyunca "nasıl bir dünya da yaşıyoruz? " sorusu geliyor insanın aklına ister istemez.
Şiddetin olmadığı, sevginin kazandığı bir gelecekte tüm insanlık adına yaşamaya niyet ediyorum. Çünkü şiddet şeytanın oyunudur, insanlığı yakışmaz, yakışmamalı.
Duygu Songül KAHRAMAN
221 syf.
·Beğendi·10/10
*SEÇİLMİŞLER *HALUK ÖZDİL*TRUVA YAYINLARI*
Yıl: 1991
Yer: Cape Canaveral Uzay Üssü Florida- ABD
Her şey 1991 yılında Mars'ta keşfedilen bir kratere SİNOP ismi verilmesiyle başlamıştı. Aynı yıl Ağustos ayında ABD'nin Sinop'taki askeri dinleme üssünde çok gizli bir deneme yapıldı; yuvarlak antenlerden çıkan gizemli sinyaller, yüzbinlerce arının ölümüne sebep oldu. Arı ırkı Sinop ve çevresinde yok olmak üzereydi. Oysa bu henüz başlangıçtı; SEÇİLMİŞ ÇOCUKLAR projesinin ilk adımı atılmış, ABD geleceğin dünyasına hazırlık yapmaya başlamıştı... Ama bilmedikleri bir şey vardı; sadece Amerika değildi geleceğin dünyasına hazırlanan, başka bir güç daha vardı... Ailelerinden koparılan yüksek zekalı çocuklar, yalnız dünya için değil, yakın gelecekte insanoğlunun koloniler oluşturacağı diğer gezegenler için eğitiliyorlardı. Ve kaçırılan küçük kızının peşinden Sinop'a gelen çaresiz bir anne ve gazetecinin işe karışmasıyla Pandora'nın Kutusu açılır; korkunç bir savaş başlamıştır artık...
(Tanıtım Bülteninden)


KİTAP YORUMUM
Yazarımızın KOD 5 eserinden sonra okuduğum 2. eseri. Kalemi oldukça akıcı, anlatılan konular oldukça ilgi çekici.
Kızı kaçırılan Yasemin kızını bulmak için her yolu dener. oysa bulmak imkansızdır. Bu arada bir araştırmacı gazeteci ile yolları kesişir. Macera bundan sonra başlıyor.
Acımasızca öldürülen insanlar hedefe giderken hedefe giden yolda aya bağı oluyordu. Onlar da yolu tıkayan her şeyi kaldırmak, öldürmek ile yükümlüydüler.
Kitap oldukça duygu yüklü. Gerçek bir aşk da var, insan sevgisi de ama şartlar acaba Yasemin'in aşkını dolu dizgin yaşamasına müsaade edecek mi?
Final beni inanılmaz üzdü. Yasemin'in son hali, sevdiği adamın kızı kabul edip çocuğu kurtarma çalışmaları, ve işlem esnasında acı ile ölen çocuk. :( Bazı insanlar hedeflerine giderken gerçekten acımasız olup duygularını aldırabiliyorlar maalesef.
Rona'ya hiç üzülmedim. Yaşattıklarını çekti sonuçta. Hiç kimse yaşattıklarını, yaşamadan ölmezmiş.
Değerli yazarımıza başarıların devamını diliyorum. Birikimlerini sanata dönüştüren insanlara çok saygı duyuyorum.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
224 syf.
·Puan vermedi
Halepte başlayıp ege de son bulan bir hayat öyküsü
Savaşın en acımasız yüzünü gözler önüne seriyor almira ve cocuğunun acı dolu hazin öyküsü gözyaşlarınızı tutamayacak sınız
Arka kapak yazısı
Kirli bir savaşın yüz binlerce kurbanlarından birisiydi Azmide Dabah. Suriye’nin aristokrat sınıfına dâhil olan ailesi, işadamı eşi ve oğluyla yaşadıkları Halep şehrinde çıkan iç savaşla birlikte Suriye gerçekleriyle yüz yüze geldiler. Önce annesini kaybetti, ardından babası ve eşi gözlerinin önünde katledildi. Oğlu elinden alınıp kampa gönderilirken defalarca tecavüze uğradı. Sonra küçük rütbeli bir teröristin kölesi yapıldı. Yine de yaşadı, oğlu için…
 
Ege Denizi’nde yaşamı son bulan, Bodrum, Yalıkavak’ta oğluyla birlikte can veren on yedi göçmenden birisiydi Azmide Dabah… Geriye yalnızca sarı kaplı ıslak günlüğü kalmıştı.
 
Okurken, kirli savaşın iğrenç yüzüne, bir annenin günlüğüne yazdıklarıyla tanık olacaksınız.
159 syf.
·Beğendi·10/10
* ÖRÜMCEĞİN AYAK İZİ * HALUK ÖZDİL*
*TRUVA YAYINLARI*
Küçücük bir kuşkuyla başlamıştı her şey; önce benliğini ele geçirdi, sonra da tüm yaşamını.... Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı...

Yüksek tirajlı gazetenin haber sayfasında editördü Fikret; orta yaş sınırında, sıradan yaşamı olan bir adam... Ve bu sıradan yaşam, yine kendi eliyle yazdığı küçük bir haber yüzünden alt üst olmak üzereydi....Yıllardır kayıp çocuklarla ilgili haberleri sayfasına koyup dururdu. Çalıştığı gazeteden ayrıldığı gün, kayıp çocuklar dosyasını araştırmaya karar verdi....Verdiği bu kararın kendisiyle birlikte ailesinin ve dostlarının yaşamını da alt üst edeceğini nereden bilecekti ki?... O kayıp çocukların peşindeydi; ama ölüm de onun peşinde koşmaya başlamıştı... Diğer insanlar gibi dünyayı gördüğü kadarıyla yorumlamıştı; görünmeyen, başka bir karanlık dünyanın, yaşamın tam ortasında yer aldığını bilemezdi ki.. Sadece çaresiz bir çocuğu kurtarmak için düştüğü, "Kayıp çocuklar," bataklığında, şirketine ihanet etmekle suçlanan ölüm makinesiyle kesişen yolları, Anadolu'nun uzak köşesindeki eğitim kampına kadar uzanacaktı.. Kurtardıkları çocukla birlikte peşlerine düşen ölümden kurtulmaları; ayrıntıların içinde saklı olan yazgılarına mı, yoksa yazgılarının içinde gizlenen ayrıntılara mı bağlıydı?.. Bunu zaman gösterecekti.. Çünkü onlar her yerdeydi..
(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMUM
Yazarımızın KOD 5 ve SEÇİLMİŞLER eseri dışında okuduğum 3. eseri. Size tavsiyem bence ilk ÖRÜMCEĞİN AYAK İZİ ve sonra SEÇİLMİŞLER, KOD 5 eserlerini okumanız.
Yazarımızı farklı kılan ise, kimsenin yazmaya cesaret edemediği konuları tüm açıklık ile dile getirerek yazması. Kaleminin akıcı olması, eserlerini daha da değerli kılıyor.
Fikret zeki, atak bir gazeteci. Korkusuzca mesleğinin de vermiş olduğu merak ile kaybolan çocukları araştırıyor ve aslında ipuçları da buluyor. Tabi ki Fikret için bunun bedeli çok ağır oluyor. oysa onun tek istediği gerçeğin ortaya çıkması ve o çocukların kurtulmasıydı.
Kaçırılan çocuklar acaba gelecekte ne şekilde karşımıza çıkıyor? Kanınızı donduracak olaylara şahit oluyorsunuz. Acımadan adam öldürenler, ölmemek için öldürenler, haklılıktan öldürenler ve ölen kurbanlar. İnsan ister istemez yaşadığı yeri sorguluyor ve tuhaf bir duyguya kapılıyorsunuz. Ya biz, aslında yaşadığımızı sandığımız hiç bir şeyin perde arkasını bilmeden nefes alıyorsak?
Durdurulabilir mi? Bence okuyun. Sadece bu eseri değil, yazarımıza ait tüm eserleri okuyun derim.
Yazarımızın yakında yine çok çarpıcı bir eseri çıkacağını biliyorum. Sevgiyle bekliyoruz. ilk okuyanlardan olmak dileğiyle.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
312 syf.
·Beğendi·10/10
* KOD 5 * HALUK ÖZDİL * TRUVA YAYINLARI *
30 Kasım 2007 Isparta Türbetepe… Saat: 02.05
Düşen Isparta Uçağının İçinde Altı Nükleer Fizikçi de Vardı...1830 rakımlı Türbetepe’ye düşen Atlasjet üç parçaya ayrılmış, uçağın gövdesi tepenin üzerinde kalırken, kuyruk ve ön kısmı yüz elli metre aşağıya savrulmuştu. Saatler 02.05’i gösterirken bir helikopterin ışığı aydınlattı Türbetepe’yi. Etraftaki kar kalıntılarını savurarak az ilerdeki küçük düzlüğe iniş yapan helikopterden hızla inen dört adam önce gövdenin olduğu bölüme yöneldiler. Kalın kar anorakları giyinmiş, başları kapüşonlu adamlar kuvvetli el lambalarıyla cesetlere bakarak ilerlemeye başladılar. En öndeki birden, durup bağırdı: “Bu yaşıyor!”Adam grubun liderine bakıyordu. Yanıt tek kelimeyle geldi: “Öldür.”…
Türkiye’ydi hedef: Mustafa Kemal’in Meksika’da araştırma yapmak için görevlendirdiği Tahsin Bey’in düzenlediği sır dolu defterle başlamıştı her şey. Mesaj 3000 yıl önceden gelmişti: Anadolu topraklarında öyle bir sır yatıyordu ki, açıklandığı gün dünyada tüm dengeler değişecekti… Ve 1936 yılında sessizlik yemini edilerek defterin üçüncü cildi, “Sır taşıyıcılarına,” teslim edildi.” Bir benzeri konulmuştu Türk Dil Kurumu arşivlerine, o da 1970 yılında ortadan yok oldu. Bu defterde yer alan sırlar uğruna görünmeyen kirli bir savaş başlamıştı Türkiye’de, hiç durmadan saldırdılar. 2000’li yılların ortasına doğru açıklanması beklenen bu sırrın açığa çıkamaması için, gerekirse tüm dünyayı yok etmeye de hazırlardı… KOD 5’i hayata geçirmeye karar veren Türkiye Cumhuriyeti’ni durdurmak amacıyla, bilim adamlarını öldürdüler, bombalar patlattılar, terör örgütlerini devreye soktular, darbe yaptırmaya kalktılar ve suikastlar düzenlediler… Bu savaş halen devam ediyor “Büyük sır,” açıklandığı gün dünya, Anadolu topraklarından doğan yeni bir güce tanıklık edecek…
(Tanıtım Bülteninden)
KİTAP YORUMUM
Romanın sayısı 304 olmasına rağmen 2 günde bitirdiğim kitabım. Dili oldukça akıcı. Kod 5 saklanan büyük sır. Taşıyıcıları vatanına bağlı dürüst, erdemli ölümüne koruyacak kişilerden seçiliyor. Kendi hayatlarından vazgeçen bu insanlar günümüze kadar Kod 5 korudular. Büyük bir heyecanla okuduğum eserlerden birisi. Kitaptaki sır insanı şaşırtıyor. Bu kadar bilgiyi öğrenmek bana umut kattı bir şeylerin düzeleceğine dair. Vatan uğruna kendi canını hiçe sayan bu kadar insan varken, bu vatan bitmez. İyi ki varız.
Değerli yazarımızın kalemine sağlık. Yeni eseri yakında çıkacakmış bunun da müjdesini vermiş olayım. :)

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
224 syf.
·Beğendi·10/10
* ŞARKISINI SÖYLÜYORDU DENİZ... * HALUK ÖZDİL *
*TRUVA YAYINLARI*
YAŞAMI EGE DENİZİ’nde SON BULAN AZMİDE DABAH’ın GERÇEK GÜNLÜĞÜ

Kirli bir savaşın yüz binlerce kurbanlarından birisiydi Azmide Dabah. Suriye’nin aristokrat sınıfına dâhil olan ailesi, işadamı eşi ve oğluyla yaşadıkları Halep şehrinde çıkan iç savaşla birlikte Suriye gerçekleriyle yüz yüze geldiler. Önce annesini kaybetti, ardından babası ve eşi gözlerinin önünde katledildi. Oğlu elinden alınıp kampa gönderilirken defalarca tecavüze uğradı. Sonra küçük rütbeli bir teröristin kölesi yapıldı. Yine de yaşadı, oğlu için…

Ege Denizi’nde yaşamı son bulan, Bodrum, Yalıkavak’ta oğluyla birlikte can veren on yedi göçmenden birisiydi Azmide Dabah… Geriye yalnızca sarı kaplı ıslak günlüğü kalmıştı.

Okurken, kirli savaşın iğrenç yüzüne, bir annenin günlüğüne yazdıklarıyla tanık olacaksınız.

(Tanıtım Bülteninden)

KİTAP YORUMUM
AZMİDE DABAH. O Suriye'deki savaşta madur olmuş bayanlardan sadece bir tanesi. Kitabı hazin yapan ise gerçek bir hikaye olması, ölen kişinin günlüğündeki duyguların yazılmış olması.
Azmide Fransa da eğitim görmüş ama babasının belki de toplumun baskısı ile yaşamını dönmek istemesine rağmen Fransa da yaşamak istemesine rağmen dönmek zorunda kalan orada evlenip anne olan, varlık içinde yaşarken savaşın kötü getirisi ile tatil yaptığı villalarda temizlikçi işi çıktığında bile sırf oğlu için sevinen, tecavüze uğrayan binlerce kadınlardan sadece bir tanesi.
Savaş en çok kadınları ve belki de çocukları kötü etkiliyor. Yaşadığı hiç bir şeyin mantığı yok. Kitabın tabi ki çok öğretileri yine var.
Bana yansıyan acı öğretileri ise,
- insanlar verdikleri kararlar ile yön duygularını bulur ve yaşayacaklarını belki de seçerler. Tıpkı Azmide'nin fransa da yaşamak yerine ülkesine dönmesi oradan evlenmesi gibi.Yine eşini bir kaç yıl önce uyarmışken onu dinlemeyen babası ve eşinin savaşın kucağına düştüklerinde pişmanlıkları gibi. En son Fransa'ya gitmek için yapacağı yolculukta oğlu ile birlikteki hazin sonları verdikleri erken yanlış kararı gösteriyor.
-Azmide tam bir savaşçı. Galiba anne olmak ona ekstra bir güç vermiş. Tek istediği oğlunu güvenli barış kokan bir yerde büyütmek. Yoksa o da intihar eden kadınlardan birisi olabilirdi.
- O an şartlar ne gerektiriyorsa onu yaşam belki de an'ı kurtarmak gerek. Tıpkı kitaptaki kahramanların yaptığı gibi. Sonuna kadar en kötü durumda bile mücadele etmek. Belki Azmide hedeflediği yere ulaşamadı ama en azından çaba gösterdi. Göstermemiş olsaydı şu an oğlu da kendisi de daha kötü bir gelecekte yaşıyor olabilirlerdi ama yaşamak istemeyecekleri şeyleri yaşayacaklardı.
-Bize yansıyan en önemli öğreti ise her bayanın mutlaka eğitimli olması ve bir mesleğinin olması gerektiği. Yoksa ilk yıkımda kalkamazdı ayağa.
itiraf ediyorum. Ben Suriye'den gelen kişilerin hepsinin eğitimsiz düşünmüştüm. Bu yüzden önyargım az da olsa kayboldu diyebilirim.
Yazarımızı yine kutlarım. Harika insanlara ders verici bir esere daha imzasını atmış. Belki de insanları yargılarken sadece insan olarak yargılamak lazım. ırkları, cinsiyetleri çokta önem taşımıyor eğer yaşadıkları insan ayıbı içeriyorsa eğer.
Bir kitabı hariç tüm kitaplarını okudum yazarımızın. Tüm eserlerinde bilinmesi gereken noktalara değinerek bizlere iletti. Kalemini sevdiğim okur, okumaz yeni kitabını çıkmasını istediğim nadir yazarlardan birisi olarak kütüphaneme yerleşen eserlerdir.
Kendisine buradan okumama vesile olduğu için teşekkür ediyor başarılarının devamını tekrardan diliyorum.
Yeni eserinizi okurunuz olarak sabırsızlıkla bekliyorum.
DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
264 syf.
·Beğendi·10/10
Bir arkadaşım ısrarıyla ve kitabı bana hediye etmesiyle dört saat aralıksız okuyup bitirdiğim mükemmel bir eser

İnanın bana yazar Haluk Özdil yerli bir Dan Brown ve okunması gerek
Takip ettiğim birkaç yerli yazar dışında genel yerli yazar fobimi kırdı kesinlikle artık favori yazarlarımdan biri oldu

Kitabın Türü: Bilim kurgu, Macera, Gerilim, Tarih, Distopya

Kitabın Konusu: Gazateci Aykut polis arkadaşı Cemil ile görüşür Polisin gazeteciden genç bir kızın yakılarak öldürülmesi olayını araştırmasını ister ve bunun üzerine gelişen olaylar anlatıyor..
Gazateci bu araştırmayı yaparken cinayetin arkasında yapay zekanın yöneteceği tek dünya devleti projesi amaçlı bir yapılanma farkeder ve kitap böyle devam eder..

Kitabın içerisinde tarikatlardan, global şirketlerden Avrupa ve ABD’ye kadar uzanan karanlık ağı aktaran yazar ️
Güncel konulardan
( 1980 Darbesi,
15 Temmuz,
31 Mart 2015te ülkemizdeki elektrik kesintisinden,
2012 Rus denizaltının arızalanması,
Neredeyse 3. Dünya Savaşının başlamasına neden olan olaylardan ve taraflardan ,
Arap baharından,
Sosyal medya ve emoji olayı,
2007de Isparta’da düşen uçaktan,
İncirlik Üssünden,
İlluminati’den ,
NEOM Projesinden !
Ve aklıma daha gelmeyen pek çok güncel konu da kurguya dahil bunlar tabiki kurgu değil iyi bir araştırmanın sonucu )
Ve reklamlar, bilbortlar, gazete reklamları, internet üzerinden toplum mühendisleri tarafından bilinçaltımıza gönderilen subliminal mesajlar dahil iletişimde kullandığımız emoji yazım diline kadar pek çok konuyu mükemmel kurguyla yazmış
Kitapta öyle çok alıntım var ki kelime kotasına takılıyorum mutlaka okuyun okutturun
Kitap Alıntılarım
Geleceğin dünyasında insanların duygularını ifade edecekleri kelimelerin yerini emojiler alacak
Geleceğin dünyasında muhalif seslere asla yer olmayacak.Tek dünya devletini yönetecek olan konsey insanların can güvenliklerini sağlamak karşılığında mutlak itaat isteyecek
Artık geçmişte olduğu gibi açıktan cephe savaşları yapılmıyor..Önce beyinlere yapılan korkunç saldırılarla başlıyor herşey..
Kitap puanım : 5 / 5
#HalukÖzdil #DijitalTapınak #DestekYayınları #OkudumBitti #OkudumOkuyun #Kimneokudu #kitaplaryolda Haluk Özdil Dijital Tapınak
264 syf.
·Beğendi·10/10
KİTAP YORUMUM: Değerli yazarım okuduğum diğer eserlerinde olduğu gibi yine bilinmeyen gerçekleri yazarak muhteşem bir eser daha ortaya çıkartmış. Okuduklarım beni tedirgin etmiş olsa da, bilinmeyen, emin olunmayan ama duyulan bir çok gerçek daha kafamda netleşti.
Kurban edilen bakire kızlar önce belli işlemlerden geçiriliyor. Sonra hem psikolojik hem bedensel olarak ayine hazırlanıyor. Ayin belli frekanslar ile başlatılıyor ve o korkunç sona doğru giden bakire kız en sonunda yakılarak tamamlanıyor.
Filmlerde gördüğümüz de sadece film sandığımız bir çok gerçek burada söz konusu.
Yapay zeka ilerde bir çok kitleyi etkileyecek. Belki de dünya sandığımızdan daha da kötü olacak.İnsanın okurken bile tüyleri ürperiyor. Zevk için adam öldüren yetiştirilmiş katiller.
Bazı ses frekansları ise sadece insanların birbirine eziyet etmesine, öldürmesine, intihar etmenize yönelik yapılmış.
Alışveriş çılgınlığı, cilalı paneller, renkli hayatlar hepsi bir yapılanmanın temelleri. okudukça sinirlenecek daha çok belki de bu dünyaya çocuk getirmenin manasızlığını anlayacaksınız.
Hipnoz ve zaman sıçramasına inanıyorum. Hatta bize bildirilmeyen bir çok parapsikoloji olayların olduğunu da düşünüyorum. Bazen bilmemek gerekir belki de kaldıramayacağımız ve gücümüzün yetmeyeceği yerde.
Siz olsaydınız ne yapardınız? Gelecekte olacağını bilseniz ve bir çok acının yaşanmaması için. Bilmek ve susmak. Yaşarken, geçmişte yaşadığını bilmek ama bir şey yapamamak. Hatta sana ihanet edeceğini bile bile birine aşık olmak. Devam eder miydiniz?
Kitaptaki tüm karakterler aslında kurbandı bana göre. Ben en çok yazarın kim olduğunu merak ettim yalan yok. Gazeteci değildi tek kurban bana göre.
Yine de olumlu düşünmenin gücüne inanıyorum. Umarım sevginin hakim olduğu sevgi ile yönetilen bir dünya da yaşamaya tüm canlılar ile birlikte niyet ediyorum.
Değerli yazarımızın daha önceden okuduğum kitapları ise; Kod 5, Seçilmişler, Örümceğin Ayak İzi ve Şarkısını Söylüyordu Deniz ve Kod Adı Pegasus.
Bazı yazarlar vardır "ne yazar ise okurum" dersiniz. Bilirsiniz ki kitap bittiğinde çok farklı bir insan olarak hayata devam edeceksiniz.

DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
264 syf.
·Beğendi·9/10
Kitabı saçma sapan bir internet anketinde buldum. Hangi kitap sana göre anketi Coz çözdüm . Bu çıktı. Gittim aldım arkasını önünü okumadan. Ama iyi ki almışım. Çok seri okudum. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve çok beğendim tavsiye ederim ️
282 syf.
·7 günde·9/10
Yazarın anlatım dilini beğendim. Ancak, yaşanmış bir olayın kurgu halinde sunulması ne derece doğru bilemiyorum. Anlatılanların hangisi kurgu, hangisi gerçek merak içindeyim şu an. Gizli servisler, FETÖ ve derin devlete ilişkin o kadar çok ifade var ki acaba mı diyorsunuz.
Oldukça sürükleyici bir kitap ki elinizden bırakamıyorsunuz. Yazarla görüşme imkanım olsa saatlerce soru sorabilirim :)
Keyifli okumalar

Yazarın biyografisi

Adı:
Haluk Özdil
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
Ankara, 1957
1957 Ankara doğumlu olan Haluk Özdil, öğrenimini yine bu kentte tamamladıktan sonra, genç yaşta başladığı memuriyet yaşamıyla birlikte, çeşitli kamu kurumlarının dergilerine düzenli olarak yazılar yazmaya başlamıştır.

Aynı dönemde AFSAD (Ankara fotoğraf Sanatçıları Derneği)’inde başladığı fotoğraf uğraşı, kendisine yurt içinde çeşitli ödüller getirirken, yurt dışı yarışmalarında dört kez sergilenme hakkı kazanmış, “Arayış,” isimli bir fotoğrafı Devlet Resim Heykel Müzesinin arşivlerindeki yerini almıştır. 7 yıl sonra memuriyet yaşamını bırakıp, İstanbul’a yerleşmiş ve ulusal basında çeşitli gazete ve dergilerde görev yapmıştır. 1995 yılından itibaren sektörel bazda yayınlar çıkaran bir grubun yayın yönetmenliğini 2008 yılına kadar sürdürmüştür. Bu tarihten sonra profesyonel çalışma yaşamını bırakmış ve yazmaya yönelmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 116 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 125 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.