Kitap güzel kurgulanmış,benim şu pandemi sürecinde öğrendiğim gerçekleri, yazar 2017 yılında yazmış... enteresan...ama okunmalı muhakkak.herkese tavsiye ediyorum.
*SEÇİLMİŞLER *HALUK ÖZDİL*TRUVA YAYINLARI*
Yıl: 1991
Yer: Cape Canaveral Uzay Üssü Florida- ABD
Her şey 1991 yılında Mars'ta keşfedilen bir kratere SİNOP ismi verilmesiyle başlamıştı. Aynı yıl Ağustos ayında ABD'nin Sinop'taki askeri dinleme üssünde çok gizli bir deneme yapıldı; yuvarlak antenlerden çıkan gizemli sinyaller, yüzbinlerce arının ölümüne sebep oldu. Arı ırkı Sinop ve çevresinde yok olmak üzereydi. Oysa bu henüz başlangıçtı; SEÇİLMİŞ ÇOCUKLAR projesinin ilk adımı atılmış, ABD geleceğin dünyasına hazırlık yapmaya başlamıştı... Ama bilmedikleri bir şey vardı; sadece Amerika değildi geleceğin dünyasına hazırlanan, başka bir güç daha vardı... Ailelerinden koparılan yüksek zekalı çocuklar, yalnız dünya için değil, yakın gelecekte insanoğlunun koloniler oluşturacağı diğer gezegenler için eğitiliyorlardı. Ve kaçırılan küçük kızının peşinden Sinop'a gelen çaresiz bir anne ve gazetecinin işe karışmasıyla Pandora'nın Kutusu açılır; korkunç bir savaş başlamıştır artık...
(Tanıtım Bülteninden)
KİTAP YORUMUM
Yazarımızın KOD 5 eserinden sonra okuduğum 2. eseri. Kalemi oldukça akıcı, anlatılan konular oldukça ilgi çekici.
Kızı kaçırılan Yasemin kızını bulmak için her yolu dener. oysa bulmak imkansızdır. Bu arada bir araştırmacı gazeteci ile yolları kesişir. Macera bundan sonra başlıyor.
Acımasızca öldürülen insanlar hedefe giderken hedefe giden yolda aya bağı oluyordu. Onlar da yolu tıkayan her şeyi kaldırmak, öldürmek ile yükümlüydüler.
Kitap oldukça duygu yüklü. Gerçek bir aşk da var, insan sevgisi de ama şartlar acaba Yasemin'in aşkını dolu dizgin yaşamasına müsaade edecek mi?
Final beni inanılmaz üzdü. Yasemin'in son hali, sevdiği adamın kızı kabul edip çocuğu kurtarma çalışmaları, ve işlem esnasında acı ile ölen çocuk. :( Bazı insanlar hedeflerine giderken gerçekten
Gerçekten güzel bir kitaptı. Dünyada bize gösterilmeyen gerçekler ve ülkelerin gizli örgütlerinin kıyasıya rekabeti güzel aktarılmıştı. Acaba yaşayıp gördüklerimizin ne kadarı gerçek? Yoksa bizler, bize gösterilenleri mi görüyoruz? Okura bunu sorgulatan bir kitaptı. Merak edenlere rahatlıkla tavsiye ederim.
Yıl: 1991
Yer: Cape Canaveral Uzay Üssü Florida- ABD
Her şey 1991 yılında Mars'ta keşfedilen bir kratere SİNOP ismi verilmesiyle başlamıştı. Aynı yıl Ağustos ayında ABD'nin Sinop'taki askeri dinleme üssünde çok gizli bir deneme yapıldı; yuvarlak antenlerden çıkan gizemli sinyaller, yüzbinlerce arının ölümüne sebep oldu. Arı ırkı Sinop ve çevresinde yok olmak üzereydi. Oysa bu henüz başlangıçtı; SEÇİLMİŞ ÇOCUKLAR projesinin ilk adımı atılmış, ABD geleceğin dünyasına hazırlık yapmaya başlamıştı... Ama bilmedikleri bir şey vardı; sadece Amerika değildi geleceğin dünyasına hazırlanan, başka bir güç daha vardı... Ailelerinden koparılan yüksek zekalı çocuklar, yalnız dünya için değil, yakın gelecekte insanoğlunun koloniler oluşturacağı diğer gezegenler için eğitiliyorlardı. Ve kaçırılan küçük kızının peşinden Sinop'a gelen çaresiz bir anne ve gazetecinin işe karışmasıyla Pandora'nın Kutusu açılır; korkunç bir savaş başlamıştır artık...
Bazı kitapları okuduktan bir zaman sonra bile dönüp düşündüğünüzde, kitapta geçen olaylar, karakterler damağınızda bir tat bırakır, bazı hisleri tekrar hissedersiniz. Bu, kitabın heyecanlı ve akıcı olmasıyla alakalı değil kullanılan dilin ahengi, betimlemelerin derinliği ile ilgilidir bence.
Yazarın; Kod 5, Dijital Tapınak, Seçilmişler kitaplarını okudum. Yazar güncel komplo teorilerinin etkisi ile heyecanlı, yalın hikayeler kurgulamış başarmış da. Çok çabuk okuyup bitiriyorsunuz kolay okunur kitaplar. Ve kurgu hepsinin benzer şekilde kurulmuş. Fakat cümleler derinlemesine betimlemeler ve ahenk barındırmadığı için büyük bir haz almadım. Canınızın sıkıldığı bir dönemde, okuyup kafa dağıtmak için ideal. Fakat gözümü kapatıp kitabı düşündüğümde beni mekan mekan sürükleyen, tadı, kokusu olan, okuduğum zamanı özleten bir anlatımı yok benim için.
Haluk Özdilin okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen çok beğendimi söyleyebilirim. Kitap anlatım olarak gayet akıcı ve anlaşılır olduğundan herkesin rahatça okuyup anlayabileceği dilden. Kitabın konusu Sinopta geçmekte, seneler önce yapılmış bir deneyle başlıyor her şey. Burada bir abd üssü var daha sonra bu üst natoya çevriliyor. İşin içinde istihbarat servislerinden kızını bulmak isteyen anneye kadar her şey bir film tadında ilerliyor. Fakat burada önemli olan böyle bir yapılanmanın olduğunu yazar üstü kapalı kurgu şeklinde anlatmış, çünkü adres adres ifşalayamayacağından veya daha gelişmekte olan toplumumuzun bu anlattıklarına inanmakta zorluk çekeceğinden bu dile başvurmuş. Ben kurgu niteliğinde yazdığı bu olayların çoğuna inanmaktayım. Çünkü kaostan beslenen dünya düzeni çöküyor, daha adil bir sistem oluşturmak için ise seçilmişlere ihtiyaç var..
Kurgu severler için çok güzel bir kitap.
<Spoyler>
"Gördüğünüzü sandıklarınız, size gösterilenler olabilir," diye yanıt verdi psikolog. Bu adam da, aynı yüzbaşı gibi konuşuyordu. Kafası bullak olmuştu.
"Şimdi anladın mı, ne demek istediğimi gazeteci," diye konuşan Yüzbaşı Levent, psikoloğa dışarı çıkması için işaret ettikten sonra, devam etti:
"İnsanlar kendi küçük dünyalarında yaşayıp, giderler. Evlerinde ve bulundukları topraklarda güvende olduklarını düşünen büyük bir kitle... Bilmezler ki, batmaz sandıkları bu dünyanın ömrü bir kilometre kare büyüklüğündeki bir göktaşının çarpmasına bağlı... On bin, yirmi bin yıl insan için çok uzun, ama gezegenler için birkaç dakika kadardır. İnsan ırkının kendi eliyle yok etmeye çalıştığı bu dünyadaki varlığı daha ne kadar sürer sence?"
"Bilmiyorum."
"İşte bütün sorun da burada başlıyor: 'bilmiyorum'...
Sen ve senin gibiler bilmezler ama konuşurlar. Sadece konuşurlar..."
"Biraz önce sen söyledin," diyen Alper devam etti, "Bizler bilmiyoruz.
Bilmediği şeylerden korkar insan."
"Doğru. İşte o korku var ya gazeteci, o korku insana her şeyi yaptırır.
Hiç aklına geldiği oluyor mu; son yıllarda korku dünyaya nasıl egemen oldu diye?"
"Hayır. Belki de her geçen gün daha da azalan can güvenligimiz yüzündendir."
"Evet, can güvenliği... Patlayan bombalar, öldürülen insanlar ve sürekli şiddeti pompalayan söylemler. Kanlı olayları sıradan haberlermiş veren medya. Ya bunlar bilinçli olarak yapılıyorsa. Ya birileri korku imparatorluğunun temelini atmak için bu argumanları kullanıyorsa.
Ve bunu ülke bazında değil, dünya olarak düşün."
1957 Ankara doğumlu olan Haluk Özdil, öğrenimini yine bu kentte tamamladıktan sonra, genç yaşta başladığı memuriyet yaşamıyla birlikte, çeşitli kamu kurumlarının dergilerine düzenli olarak yazılar yazmaya başlamıştır.
Aynı dönemde AFSAD (Ankara fotoğraf Sanatçıları Derneği)’inde başladığı fotoğraf uğraşı, kendisine yurt içinde çeşitli ödüller getirirken, yurt dışı yarışmalarında dört kez sergilenme hakkı kazanmış, “Arayış,” isimli bir fotoğrafı Devlet Resim Heykel Müzesinin arşivlerindeki yerini almıştır. 7 yıl sonra memuriyet yaşamını bırakıp, İstanbul’a yerleşmiş ve ulusal basında çeşitli gazete ve dergilerde görev yapmıştır. 1995 yılından itibaren sektörel bazda yayınlar çıkaran bir grubun yayın yönetmenliğini 2008 yılına kadar sürdürmüştür. Bu tarihten sonra profesyonel çalışma yaşamını bırakmış ve yazmaya yönelmiştir.