Sinop adlı krater,Sinop'ta arıların yok olmak üzere oluşu ,biliyorsunuz ki Arı ırkının yok olması,dünyanın yok olması,sonumuzun gelmesi sayılır...ABD de "Seçilmiş Çocuklar "projesi,Ailelerinden koparılarak hatta aileleri katledilerek yüksek zekalı çocukların eğitilmesi (FETÖ'nün Işık Evlerinin kullanıldığı ile ilgili bilgiler var )ve kaçırılan küçük kızın peşinden Sinop'a gelen bir anne ve gazetecinin işe karışmasıyla bir macera başlar.Bilgiler doğru, bu bilgi çerçevesinde oluşturulan bir kurgu ve yaratılan karakterler var ( kişi ürünü)daha fazla spoiler vermeyeyim çünkü okurken o macerayı yasamak lazım...yazar bu konuda son derece başarılı
Muhteşem kurgu ve akıcı bir dille yazılmış, temponun hiç düşmediği, bir solukta okunacak bir kitap.
Ufuk açıcı ve insana acaba dedirten, hatta keşke de dedirten bir kitap.
Dünya düzeninin değişme eğilimi gösterdiği bu günlerde oldukça yüksek hayal gücü ile ve gazetecilik birikimi ile(gerçekte de gazeteci olduğu için romandaki Alper karakteri sanki Haluk Ozdil gibi hissettim ) yazılmış acaba böyle mı olacak gerçekten dedirten bir roman. Uzay kristal çocuklar, ajanlar ilaç firması patronu ve deneyler , güce doymazlik,kaçınılmaz gidişatın içinde yer almak için yarış, ,görünmeyen gerçekler bilinmeyenler ; görünenin arkası kısaca hayalin yaşananın ötesi işte bu kitapta yer alıyor..Olmaz dediğimiz her şeyin olabilirliğini sorgular olduk ... Heyecanla okuyacağınıza eminim...
Haluk Özdil'in "Seçilmişler" romanı, okuru güncel komplo teorileri ve jeopolitik rekabetin derin sularına çeken, hız kesmeyen bir gerilim-macera kurgusudur. Kitabın ana teması, dünya üzerindeki gizli güçlerin, özellikle de ABD'nin, "Seçilmiş Çocuklar" adını verdiği üstün zekalı çocukları kullanarak geleceğin dünyasını şekillendirme çabasıdır.
Detay içerebilir!!
Hikaye, 1991 yılında ABD'deki Cape Canaveral Uzay Üssü'nde Mars'ta keşfedilen bir kratere "Sinop" isminin verilmesiyle başlayan sırlar yumağıyla açılır. Aynı yıl, ABD'nin Sinop'taki askeri dinleme üssünde gerçekleştirilen çok gizli bir deneyin yan etkileri olarak bölgedeki arı ırkının yok olmaya başlaması anlatılır. Bu deney, aslında "Seçilmiş Çocuklar" projesinin ilk adımıdır.
"Seçilmişler," Haluk Özdil'in güçlü gazetecilik birikimini ve komplo teorilerine olan ilgisini açıkça yansıtan, oldukça sürükleyici ve akıcı bir roman. Kitabın en büyük artısı, yerel ve tanıdık mekânları (Sinop, Türkiye) evrensel ve gizemli temalarla (Mars, 51. Bölge, üstün zekalı çocuklar) başarıyla birleştirmesi. Bu, okur olarak bizi "Acaba gerçeklik payı var mı?" sorusuyla baş başa bırakıyor ki, yazarın bu sorgulatma gücü takdire şayan.
Akıcılık konusunda kesinlikle çok başarılı. Olay örgüsü hızlı ilerliyor, tempo hiç düşmüyor ve bu sayede kitap bir solukta okunup bitirilebiliyor. Özellikle gazeteci Alper karakteri üzerinden yazarın kendi deneyimlerini yansıttığı hissi, kurguyu daha gerçekçi kılıyor.
Ancak, kitabın eleştiriye açık yanı da bu akıcılığın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor: Derinlik. Bazı okuyucuların da belirttiği gibi, Haluk Özdil'in eserleri genelde yalın ve hızlı bir anlatıma sahiptir. "Seçilmişler"de de cümlelerin, karakter betimlemelerinin ve duygusal derinliğin zaman zaman yüzeyde kaldığını düşünüyorum. Karmaşık
Harika bir Kitap. Gazeteci,Araştırmacı Yazar Haluk Özdil in kaleminden, Seçilmişler Romanı insana farklı bir bakış açısı getiriyor. Hikayenin bazı yerleri gercek hayattan şifrelerle dolu. Kitabı okumanızı tavsiye ederim
1957 Ankara doğumlu olan Haluk Özdil, öğrenimini yine bu kentte tamamladıktan sonra, genç yaşta başladığı memuriyet yaşamıyla birlikte, çeşitli kamu kurumlarının dergilerine düzenli olarak yazılar yazmaya başlamıştır.
Aynı dönemde AFSAD (Ankara fotoğraf Sanatçıları Derneği)’inde başladığı fotoğraf uğraşı, kendisine yurt içinde çeşitli ödüller getirirken, yurt dışı yarışmalarında dört kez sergilenme hakkı kazanmış, “Arayış,” isimli bir fotoğrafı Devlet Resim Heykel Müzesinin arşivlerindeki yerini almıştır. 7 yıl sonra memuriyet yaşamını bırakıp, İstanbul’a yerleşmiş ve ulusal basında çeşitli gazete ve dergilerde görev yapmıştır. 1995 yılından itibaren sektörel bazda yayınlar çıkaran bir grubun yayın yönetmenliğini 2008 yılına kadar sürdürmüştür. Bu tarihten sonra profesyonel çalışma yaşamını bırakmış ve yazmaya yönelmiştir.