Hande Güzel

Hande Güzel

Çevirmen
7.5/10
2 Kişi
·
3
Okunma
·
0
Beğeni
·
6
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
151 syf.
·2 günde·8/10
Ortadoğu, Dünyanın gözünün olduğu topraklar konusunda yakın tarihte yaşanan tüm gelişmeleri İran ve Türkiye penceresinden değerlendiriyor yazar.

Arap Baharı karşısında Arap olmayan iki devlet İran ve Türkiye’nin yaklaşımlarını ele alıyor. Bilhassa 2002den sonraki yaşanan gelişmelerde Ortadoğu’da sınır ve iç güvenlik hakkında Başkentlerin tutumları aktarılıyor.

Beşar Esad rejimi karşısında Türkiye ve İran’nın farklı yaklaşımları, ticari ve iktisadi sonuçları anlatılıyor.

İlgilisini sıkmadan ve kısa süre içerisinde yakın tarih Ortadoğu siyaseti hakkında fikir verecek okunulası bir eser.
151 syf.
·Puan vermedi
Arap Baharı dönemi öncesi ve Arab baharı
döneminde İran ve Türkiye'in izlediği politikaları sade bir dille anlatmış.Ayrıca iki ülkenin Karşılıklı ilişkileri ve Arap Baharı'nın gerçekleştiği ülkeler ile olan ilişkileri hakında bilgiler verilmiş. Kitap, içerisinde çok önemli noktalara değinmekle birlikte İran' nın Akdeniz havzasına inme ve Türkiye'nin 2000'lerin başlarında takındığı komşularla sıfır ilişki ve ticareti geliştirme politikalarının etkileri direk dikkatleri çekecektir. Arap Baharı'nın gerçekleştiği ülkelerin "Türk modeli" arayaşıda ayrıca ilginç kavramlardan biri.Kitabı okurken şaşırılacak başka bir konuda 2000'lerin başındaki Arap devletleri ile olan ekonomik büyüme ve iyi ilişkilerin günümüzde nasıl kötü bir dış politika izlenerek şuanda iyi olmadığı konusu olacaktır. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanına ilgi duyan insanların genel bir fikir edinmeleri açısından tavsiye edilebilir.

Alıntılar:

"Türkiye, bütün bu söylemine karşı, tek başına harekete geçmeyi düşünmemiştir. Ankara, Suriye krizinde tek başına hareket etmekten özenle kaçınmış, tam tersine, uluslararası hukuk, çok yönlülük ve uluslararası meşruiyeti vurgulamıştır." Günümüzde tam tersi geçerlidir.

" Arap dünyasında kuşkusuz hiç olmadığı kadar yalnız kalan (ama hâlâ Tahran, Moskova ve Pekin tarafından desteklenen) Şam çıkmaza girmiştir. Ama şunu da saptamak gerekir ki, bütün çabalarına rağmen Türk diplomasisi, ne düşünülenden çok daha dayanıklı çıkan Şam rejimine boyun eğdirebilmeyi, ne de baş kaygısı olan sivil halkın kaderini iyileştirebilmeyi
başarabilmiştir. İkili ilişkiler birkaç ay içinde "sıfır sorundan" neredeyse "sıfır ilişkiye" ve tam bir uyumdan, dolaylı bir çatışmaya dönüşmüştür. "

"Daha da kötüsü, Annan planı çerçevesinde, Rusya'nın da desteğiyle, Suriye Devlet
Başkanının iktidarda, kalması olasılığının kaçınılmaz görünmesidir. Türk diplomasisinin göz ardı ettiği bu senaryo, Beşar Esad'ın
iktidarea kalması hâlinde, Ankara'ya pek bir politik manevra ve dış politikada geri adım
atma olanağı bırakmayarak onu çok tehlikeli bir konuma sokacaktır. Bazı gözlemciler bu tehlikeyi çok önceden hissetmişlerdir.Ankara'nın Annan planını desteklemesine rağmen, Türk Başbakanı bu çözümden çok da memnun olmadığını bildirmiştir. " Gerçekleşen bir kehanet

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 3 okur okudu.
  • 3 okur okuyacak.