Harun Çetin

Harun Çetin

YazarDerleyenÇevirmen
8.8/10
13 Kişi
·
48
Okunma
·
11
Beğeni
·
600
Gösterim
Adı:
Harun Çetin
Unvan:
Türk Yazar, Çevirmen
Doğum:
Ordu, Türkiye
Çetin; Ordu ilinin Çamaş ilçesinde dünyaya gelmiş, ilk ve orta öğrenimini burada tamamlamıştır. 2006 senesinde Kocaeli ÜniversitesiTürk Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazanmış, 2008 yılında ise İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü kazanmıştır.

Yazar, eserlerini yazmadan önce klasik medrese eğitimi almış ve Ortadoğu'da araştırmalarda bulunmuştur.

İlk kitabı Fitne'yi 2010 yılında yayınlayan yazar, bu eserinde İslam Tarihindeki Ehl-i Sünnet'e muhalif hareketleri günümüzü de dahil ederek anlatmıştır.

İkinci eseri Çağının Eşsiz Sultanı Harun Reşid'de ise; İslam Tarihinin en ünlü halifelerinden Harun Reşid'in hayatını yalnızca belgelere dayanarak yazmış ve Türk tarihçiliğinde Halife Harun Reşid'in hayatını anlatan ilk eser olmuştur.

Eser, 2011'de Kayıhan Yayınevinden çıkmıştır.

Üçüncü eseri Şah-ı Gülistan ise, edebiyata dair olup, aşkları pek şöhret bulmuş olan gül ile bülbülün hikayesidir. Destansı ve şiirsel dille yazılan eser dikkatleri celbetmiştir. Eser, 2012 tarihinde Kayıhan Yayınevinden çıkmıştır.

Yazarın çalışmalarının temelini İslam Tarihi ve edebiyatı teşkil etmektedir.
Ayasofya'nın minareleri kılıçtır, kılıçtan çıkan ses mesabesinde olan ezanlara taa Semerkand, Buhara başta olmak üzere tüm Maveraünnehir'den icabet edilir, okunan sâlâların sesi Şam'dan, Bağdat'tan, Basra'dan ve tüm Horasan'dan işitilir ve nihayet Kudüs, Medine ve Mekke'ye ulaşır.
Kalbim yine uyanamadı gafletin zevkine dayanamadı Bazı demler alırız işaret, hem de çok güzel beşaret. An kabulümüz ederiz, lakin bêlâ sözünü her vakit yeriz.
Gözüm yaşı Hak'tan gayrisi için akıyor, ama hep vaslına nail olanlara bakıyor. Ne ola Ey Allah'ım! Bu kulun çok büyük biri mücrim. Elbet yoktur katında ecrim.
Bir gün Emir Timur'a;
- Seni erlikten başbuğluğa yükselten nedir? diye sordular. Timur şu cevabı verdi:
- Asla ümitsizliğe düşmedim. O kadar zorlukla karşılaştığım halde hiç birisinden yılmadım ve bir maksadıma erişmek için bir karınca bana örnek oldu: Bir gün düşmanlarımdan kaçmış bir harabeye sığınmıştım. Her yerden ümidi kesmek üzere olduğum bir anda gözüm bir karıncaya ilişti. Karınca kendinden büyük bir buğday tanesini almış bir yıkıntının üzerinden aşırmak için uğraşıyor, fakat taşıdığı şey kendisinden büyük olduğu için sonuna kadar götüremiyor, düşürüyordu. Dane yuvarlanarak duvarın dibine düşüyor, karınca tekrar inip rızkını alıp götürmeye uğraşıyordu. Bu hal elliden fazla oldu ama karınca da nihayet maksadına erişti. Karıncanın bu azmini gördükten sonra bende bir ümit peyda oldu. Kendi kendime: "Ben bu karınca kadar da mı olamayacağım" dedim ve maksadıma erişinceye kadar hiç bir zorluktan yılmadım.
92 syf.
·Puan vermedi
ب
ح
ص

Modern zamanlarda, insan aklının din hususunda da mutlak doğru kabul edilmesi, müsteşriklerin Müslümanlar arasında tasavvuru için çalıştıkları İslam algısı dolayısıyla inkar edilen meselelerden birisi de Nüzûlü İsa (aleyhisselam) meselesidir.
İnkar edenlerin bir kısmı direk onun ölmeyişinin, göğe kaldırılışının mümkün olmayacağını akıl merkezli iddia ederek işin içinden sıyrılsalar da bir takım 'ilahiyatçı' 'felsefeci' vesair modernistler de ayet mealleri üzerinden çıkarımlarda bulunup öldüğünü iddia ediyorlar. Hadisleri kabul etmeyip kökünden reddeden, ayetleri de kafasına göre çekiştiren bu adamlara laf anlatmak bir hayli zor, çünkü inkar ettikleri hadisi şerifleri bize nakledenlerin ellerinde bulunan Kur'an Hakimi nakledenlerle aynı kimseler olduğundan sanki habersizce saldırıyorlar. Afedersiniz çok sevdiğim bi hocamın ifadesiyle Arabi ibarede fail ile mefulu tefrik edemeyen adamlar bunlar. Tabi bu red son yüzyıllarda revaç bulmuş, Mısır modernistlerine zamanında Zahid El Kevseri, Mustafa Sabri Efendi gibi alimlerimiz reddiye yazmışlar. Ancak Celaleddin Es Suyuti'nin de özellikle böyle bir risale ele alması da demek oluyor ki mutezili vesair bidat fırkalardan da İsa Aleyhisselamın yeryüzüne ineceğini inkâr edenler varmış kadim zamanlarda.Mutezilenin inkârı normal, adamlar akıl nakil çatışmasında mutlak olarak aklı tercih edip nakli tevile gidiyorlar direk.


Kitaba gelecek olursak, İmam Suyuti çok velud bir alim, üç yüzden fazla eseri olduğu zikrediliyor,(600 diyen var) hocasından kalan meşhur Celaleyn tefsirini tamamladığı gibi bir de 20 cilt belki daha fazlalık bir tefsiri daha var. (İsmi aklıma gelmedi şu an)
Mütercim kendisine muhabbetim olan Harun Çetin abimiz, sahih ve müstakim duruşunu Allah bozmasın.
Kitapda neler var derseniz:
İsa (aleyhisselam) ne ile hükmedecek?
Bu hüküm nasıl olacak?
Nüzûlunden sonra vahiy gelecek mi ?
Bu vahiy ilham mı olacak, yahut hakiki vahiy mi?
Beytülmalı nasıl istimal edecek?
Mehdi (aleyhisselam) arkasında namaz kılacak mı?
Haberler (Nüzûlune dair hadisi şerifler) başlıklarıyla meseleler var efendim.
Mehdi (aleyhisselam), Nüzûlu İsa,Mucize ve diğer modernist aklın inkâr etmiş olduğu meselelerin aslında gelip dayandığı çok önemli bir nokta var. Aradaki bağlantıyı anlama gayretinde olanlar Ebu Bekif Sifil Hoca okumalarına yönelsinler.Modern İslam anlayışının belini çatırdatan alimdir hoca.
Başka bir incelemede de bu inkarların sosyolojik arka planına değinirim inşaAllah.
Rabbime emanet olun,sıhhatle kalın...
Çalışma bizden tevfik Allah'tandır.
132 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Özellikle Cemel ve Sıffın vakaları üzerinden yola çıkarak, ashaba küfreden , tekfir eden ve bunu inançlarının bir gereği ve sevap aracı gören şirk ve riddet taifesi Şia'ya ehli sünnetin önde gelen imamlarından da nakillerle reddiye verilmiş bir kitap.
218 syf.
·11 günde·8/10
Ebced, cifr ilimleri, harflerin karakterleri gibi gizli ilimlerin mevzu bahis olduğu bir kitap Arapça ve en azından kelimelerin, isimlerin islam harfleri ile yazılışına vakıf olmayanlar için ziyadesiyle ağır gelip pek fehm edemeyeceği vakıf olanların ise istifade ederek okuyabileceği bir eser.
132 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitap ehli sünnetin bakış açısı ile şia nın iftiralarına ve sahabeye kötü davranış içerisinde bulunanlara reddiye mahiyetinde yazılmıştır. Dönemin sosyal yapısına çok girmeden sadece iftiralara cevap niteliğinde bir eserdir. Dönemin olaylarına ilgi duyanların giriş olarak okuyacakları bu eseri tavsiye ediyorum.
218 syf.
Osmanlı hanedanlığı ortaya çıkmadan 70 yıl önce imparatorluk süresince gelişecek olaylara değinilmiş , Muhyiddin İbnü’l Arabi kendi mezarının kaybolacagından bununda Sultan Selim’in bulacağını
"Sin Şın'a girince Mim'in kabri bulunur" Rivayet ettiği eser ( sin - Sultan Selim , şın - Şam , mim Muhyiddin İbnü’l Arabi) Bunun gibi birçok kerametin yer aldığı eserdir . Bu eseri üvey babalığını yaptığı aynı zamanda öğrencisi olan Sadrettin Konevi şerh etmiştir.
218 syf.
Muhyiddin ibn i arabinin eşsiz ilminin küçük bir örneği harflerin algoritmasıyla âdeta allahın izin verdiği geleceği anlayabilenler için şifreli yazmış ... O ilmi bugünle kıyaslarsak bırakın gelişmişlik teknolojiyi bu medeniyet sadece eğlence de gelişmiş şeytana paraya ve putlaştırdıklarına köle olmayı âdet edinmiş İLM de ise ilk çağda kalmakla yetinmiş malesef ..
218 syf.
·Puan vermedi
Muhyiddin İbn Arabî(k.s.) tarafından Osmanlı Devletinin kuruluşundan 70 yıl evvel kaleme alınan bu eser üvey babalığını üstlendiği Sadreddin Konevî tarafından şerh edilmiştir. Pek çok kerametlerin izharı niteliğindeki eser meraklılarına tavsiye olunur.!

Yazarın biyografisi

Adı:
Harun Çetin
Unvan:
Türk Yazar, Çevirmen
Doğum:
Ordu, Türkiye
Çetin; Ordu ilinin Çamaş ilçesinde dünyaya gelmiş, ilk ve orta öğrenimini burada tamamlamıştır. 2006 senesinde Kocaeli ÜniversitesiTürk Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazanmış, 2008 yılında ise İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü kazanmıştır.

Yazar, eserlerini yazmadan önce klasik medrese eğitimi almış ve Ortadoğu'da araştırmalarda bulunmuştur.

İlk kitabı Fitne'yi 2010 yılında yayınlayan yazar, bu eserinde İslam Tarihindeki Ehl-i Sünnet'e muhalif hareketleri günümüzü de dahil ederek anlatmıştır.

İkinci eseri Çağının Eşsiz Sultanı Harun Reşid'de ise; İslam Tarihinin en ünlü halifelerinden Harun Reşid'in hayatını yalnızca belgelere dayanarak yazmış ve Türk tarihçiliğinde Halife Harun Reşid'in hayatını anlatan ilk eser olmuştur.

Eser, 2011'de Kayıhan Yayınevinden çıkmıştır.

Üçüncü eseri Şah-ı Gülistan ise, edebiyata dair olup, aşkları pek şöhret bulmuş olan gül ile bülbülün hikayesidir. Destansı ve şiirsel dille yazılan eser dikkatleri celbetmiştir. Eser, 2012 tarihinde Kayıhan Yayınevinden çıkmıştır.

Yazarın çalışmalarının temelini İslam Tarihi ve edebiyatı teşkil etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 48 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 53 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.