Hasan Başpehlivan

Kâğıt Kokulu Yıllar yazarı
Yazar
7.5/10
0 Kişi
6
Okunma
0
Beğeni
564
Görüntülenme

Hakkında

Hasan Başpehlivan; 06.10.1944 tarihinde, Artvin/Yusufeli’nin Kılıçkaya köyünde dünyaya gelmiştir. ​ Çocukluğu ve gençliği köyde geçmiş, ilkokul eğitimini köyde başarılı bir öğrenci olarak tamamlamıştır. ​ Okumaya karşı içinde hep istek olmasına karşın köy hayatının getirdiği zorluklar neticesinde, babasının hayvan sürülerinin başına geçmiş, evin geçimine katkı sağlamış, kendini bildi bileli çok çalışmış, kardeşlerine abiden çok ana baba olmuş, burada saymakla bitmeyecek kadar çok sıkıntı, çile, zorluk, sevinç ve mutlulukla dolu hatılaralarıyla askerlik çağına kadar köyde yaşamıştır. ​ 24 aylık askerliğini, askerde aldığı mükâfatlar neticesinde 20 ayda tamamlamıştır. ​ Terhis olduktan sonra Ankara’ya kız kardeşini ziyarete geldiği esnada abisi Osman Başpehlivan ile görüşmüş ve yayıncılık serüveni o gün başlamıştır. ​ Abisi Osman Başpehlivan; bir zamanların meşhur ilim, irfan ve edebiyat yuvası olan Beyazsaray Kitapçılar Çarşısı’nda Bahar Yayınevi olarak faaliyetini yürütürken kardeşini yanına ortak alarak, sonradan Hasan Başpehlivan’ın -abime bana bu dünyanın kapısını açtığı için vefa borcumu hiçbir zaman ödeyemem- sözlerini söylemesine vesile olmuştur. ​ Daha sonraki yıllarda küçük kardeşi Yusuf Başpehlivan’ın da İstanbul’a gelip beraber olmaları neticesinde, Başpehlivan kardeşler yayıncılık camiasında faaliyetlerini beraberce sürdürmüşlerdir. ​ O günün şartları gereği Beyazsaray’daki ilk dini yayıncılardan biri olan Bahar Yayınevi vesilesi ile Hasan Başpehlivan, İslami camianın önde gelen isimleri ile tanışma fırsatı bulmuştur. Eşref Edip Fergan, Necip Fazıl Kısakürek, Ferit Develioğlu, Osman Çataklı, Asım Köksal, Mahir İz, Ertuğrul Düzdağ, Kadir Mısıroğlu, Sezai Karakoç gibi birçok isimle önemli temaslarda bulunmuştur. Hatta Üstad Necip Fazıl’ın -tatlı sert tokatlarını bilen bilir- çok dayağını yemiştir. “Kağıt Kokulu Yıllar” isimli hatıratında bu ve benzeri yaşanmışlıklarını bizlere aktarmıştır. ​ İskenderpaşa cemaatine intisâb etmiş, Merhum Mehmed Zâhid Kotku Hocaefendi’den ders almıştır. İskenderpaşa’da bulunması vesilesi ile Merhum Erbakan hoca ile tanışmış, Milli Görüş hareketinin en ön saflarında, hak bildiği yolda cihat aşkı ve şuuru ile ömrü emr-i bi’l mâruf ile geçmiştir. ​ Tüm bu sosyal ve siyasal faaliyetleri devam ederken, 1980 yılında Gonca Yayınevi’ni kurmuş, binden fazla kıymetli eseri yayın hayatına kazandırmıştır. ​ Yayıncı kimliğinin ötesinde Hasan Başpehlivan, tereddütsüzce kalıbına dökülmek isteyeceğimiz bir mihver insandı. Öyle ki vefatından sonra, “Onu tanıyıp da iyiliği dokunmamış bir kişi bile yoktur.” sözleriyle anılmıştır. ​ Hayat gayesi, Allah için yaşamak ve yaşatmak olmuş, bu minvalde hak bildiğini konuşmaktan ve yapmaktan hiçbir zaman geri durmamıştır. ​ Dava adamı kimliğinin yanı sıra, bir aile babası olarak eşini ve evlatlarını her türlü güzel duyguya doyurmuş, mutlu ve sevgi dolu bir yuva tesis etmeyi başarmış, nadir insanlardan biridir. ​ Cömertlik, diğergâmlık, fedakarlık, kadirşinaslık, vefakarlık, merhametlilik kavramlarının fani bir bedende hayat bulduğu bir güzel insandı. ​ Evli, dört çocuk ve yedi torun sahibi Hasan Başpehlivan, ailesi ve tüm sevenleri için gölgesinde sığınılacak heybetli bir çınar ağacı idi. ​ Gök kubbede hoş bir sadâ bırakarak 5 Ağustos 2020’de ebedi aleme irtihal etmiştir.
Ünvan:
Yayıncı, Yazar
Doğum:
Artvin, 6 Ekim 1944
Ölüm:
İstanbul, 5 Ağustos 2020

Okurlar

6 okur okudu.
3 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
İlk Tam Tercüme Sahih-i Buhari..
İlk kez tam olarak tercüme edilen Sahih-i Buhârî Ötüken Yayınlarınca yayımlandı. Eserin tercümesini yapan Mehmed Sofuoğlu eserin ilk cildi yayınlanınca vefat etti. 18 ciltte tamamlanan bu eser baskı ka litesiyle de göz doldurmuştu.
Sayfa 203 - Beyan·Kitabı okudu
Din
Ev Sahibi-Misafir Adabı Nasıl Olmalı?
Eve gelen misafire, "Karnın aç mı, yemek istiyor musun?" şeklinde soru sordurtmazdı. Utancından "istemiyorum" diyeceğini söylerdi. Ev sahibi misafire "Karnın aç mı?" diye sordu mu, "Yan çizmek istiyor demektir", derdi. "Teşekkür ederim." diyecek o da.... "Tamam, Peki öyleyse..." diyecek; sordum diyecek bir de... Kimi kandırıyorsun, öyle şey olur mu! Yemeği getireceksin, önüne koyacaksın, "Buyur kardeşim!" diyeceksin. Karnın aç mı, tok mu demek yok; onun açlığı, tokluğu kendisine ait... "Yolcu geldi mi, önüne ye mek konulacak!" derdi Hocamız, "Karnın tok mu, aç mı diye sor mak ayıptır" derdi. Mehmed Zahid Kotku Efendi'den
Sayfa 210 - Beyan·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Reklam