Hasan Kaya

Hasan Kaya

YazarÇevirmen
7.5/10
85 Kişi
·
224
Okunma
·
1
Beğeni
·
61
Gösterim
-Şerefe
-neye içiyoruz? 
-gidenlere.! 
-kim gitti? 
-kimse kim
-doğru ya.Herkesin bir gideni var.Di'mi? 
-birde gönderdikleri..
-...
240 syf.
·10 günde·Beğendi·7/10
Yıllar önce inanç konusunda boşluğa düştüğüm anda mucizeki biri çıkmıştı karşıma. Siz bu insana şeytan dediniz, cehennem odunu dediniz ben dost diyorum... Ateistti. İstese kuşkusuz beni tesiri altına alıp istediğine inandırabilirdi, o zamanlar karşı çıkmayacak kadar yorgundum çünkü ama bunu yapmadı. O kendi gerçeğimi bulmamı istiyordu... İlmihal bile hediye etmişti. :) Şimdi beni kınayan, yargılayan insanlar olacaktır elbet ama siz insanların ne halde olduklarını, ne yaşadıklarını bilmiyorsunuz. Yanlış tercihlerinde temel taşları oluşturduğunuzdan bihabersiniz, dışarıda bulduğu yardım elini aslında sizden ummuştu... Neden anlattım şimdi bunu, değil mi?

Antony Flew, dindar bir Hristiyan olarak büyümüştür ama hiçbir zaman kiliseye gitmekten zevk almamış ve kafasındaki soru işaretlerine cevap bulamamıştır. Sorularına bir cevap bulmak istiyordu ve en uygun kişi papaz olan babasıydı belki de, ama babasına hiçbir zaman içini açamadı çünkü din, babasının kırmızı çizgisiydi. Ve boşluktaki Antony'yi yıllar ateşli bir ateist savunucusu yaptı... Şimdi bu kararın Flew'in kendi kararı olduğunu kim iddia edebilir, çevresi itmemiş miydi onu bu tercihe? Yeni sistemde okullardaki seçmeli ders gibi oldu, 'zorunlu seçmeli'. :)

Anti-teist görüşleriyle kısa zamanda ünlenir Antony fakat bir anda kazanmış olduğu itibarını kenara bırakarak dünyaya yanıldığını ve artık Tanrı'ya inandığını açıklar. Ateist camiasını karşısına alabilecek kadar cesaretliydi çünkü Antony Flew gerçekten gerçeği arıyordu... Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm Antony Flew'in ateist olma, ikinci bölüm ise tanrıyı bulma süreci. Genel birkaç başlığı almış yazar ve sürekli şundan bahsettim bundan bahsettim diyor da bir şey bahsettiği yok, hayır vahiy mi gelecek anlamadım neyden bahsediyorsun ben nereden bileyim? Konuşmalarını, yazılarını vs. araştırmanız gerekiyor. Dine, felsefeye, tanrıya ilginiz varsa beğeneceğiniz ama yoksa size hiçbir şey veremeyecek bir kitap. Birde şu "-izm"lere hakim olmalısınız. “Batı’dan gelen hiçbir “izm” masum değildir.” diyor ya Cemil Meriç, işte o "-izm"ler. :)

Son olarak şunu da söylemeliyim, öyle salak saçma bir baskı ki, yazılar aşağıdan yukarı, yukarıdan aşağı kafasına göre gidiyor. Kitabı yırtmamak için zor tutuyorum kendimi.
240 syf.
·9 günde·6/10
Kitap ilk görüşte, başlığıyla dikkatimi çekti. Yıllarca ateizmin felsefi savunucularından olan , münazaralarda, makaleleriknde Tanrı yoktur diyen yazarın "yanılmışım Tanrı varmış" demesi merakımı uyandırdı.
Hiristiyan bir ailede bir vaizin oğlu olarak dünyaya gelen Antony özel bir Hiristiyan okulunda eğitimine görmüş. Kendi deyimiyle hayata oldukća dindar biri olarak başlamış.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle çıktığı bir yurt dışı seyahatinde " Burada Yahudiler istenmiyor", " Bu kurumun düzenlemelerine göre Yahudilere kitap vermek yasaktır. " yazılı bayrak ve tebelaları görmek yazarın kötülük sorununu fark etmesine ve ateizme yönelmesine sebep oluyor. Evrendeki kötûlüğün her şeye gücü yeten bir Tanrı'yla nasıl bağdaştığı sorusuna karşı, seçimler olmasa, Tanrı her şeye müdahale etse özgür irade olamayacağı şeklindeki, özgür irade savunmasını da ikna edici bulamıyor. Eğer dikkatimden kaçmadıysa, fikrini değiştirmesine rağmen bu soruya bir cevap bulamadım kitapta. Ki yazar bunun bir fikir değişikliği değil , en başından beri yaptığı Sokratik düşünceyle " iddianın götürdüğü yere gitmek" olduğunu söylüyor.
Tanrı'yı keşfedişinin inancın değil muhakemenin bir yolculuğu olduğunu belirten yazar,
hayatın kaynağına dair son çalışmaların üstün bir Zeka'nın varlığına işaret ettiğini düşünüyor. Doğanın kaunlarının kaynağı ve yaşamın kaynağı ve üreme sorusu üstün bir Aklı işaret ediyor.
Hücrenin, DNA'nın karmaşık, incelikli yapısı ve tesadüfen bu incelikli zeka gerektiren yapıların oluşmasının imkansızlığı , evrenin bizim geleceğimizi biliyormuşcasına doğanın kanunlarındaki düzen ve simetrinin varlığı, bu kanunları üstün bir aklın yazdığına ,Tanrı'nın varlığına işaret ediyor.
Kitabın başlarında kendi felsefe düşünce geçmişini aktardığı kısım fazla geldi, sondaki Ek. B kısmı ise anlamadığımdan atladım. Onun dışında kitap akılla Tanrı'nın varlığını sorgulasa da bazı sorulara cevap vermede eksik evrenin ve yaşamın nasıl yaratıldığı sorusundan sonra neden yaratıkldıklarını sormamak konusunda sığ kalıyor. Fakat yine de sorgulaması, soruları ve cevaplarıyla okumaya değer
Yazarın bolca eleştirdiği Tanrı Yanılgısı kitabını da uygun bir vakitte okumayı dûşünûyorum
240 syf.
Kitabı pek beğenmedim. Kitabın başında hayatından bahsediyor. İlk 100 sayfası bu hikaye ve felsefeden oluşuyor. Felsefeyi sevmediğimden olsa gerek çok sıkıcıydı. Sonraki 30-40 sayfa eh idare ederdi. Sonraki kısımlarda da kaydedeğer bir şey yoktu diyebilirim. Bir de bazı yazarlardan ve bundan hemen önce okuduğum Roger Garaudy'ye göre "Avrupalılar tarihlerini Roma ve Yunanlılara dayandırırlar diyorlar.Hâlbuki Hristiyanlık Kudüs'ten gelmiştir. Haçlı seferleri ile Doğunun zenginlikleriyle tanıştıklarını ve Endülüsü görmezden gelirler" diyorlar. Bu yazarda da bunu gördüm.
352 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Dünya üzerindeki siyasal, sosyal çatışmaların ve yarattığı yıkımların bugün İslam üzerinden yürütülen şiddet algısının İslam'dan mı kaynaklandığını ya da İslam olmasaydı dünyanın daha huzurlu bir yer mi olabileceği bağlamında ele alınan bir eser. İslam olmasaydı dünyanın şu ankinden çok da farklı olmayacağını iddia ediyor yazar. İlginç fakat hızlı varılmış kararlarla dolu olan genellemelerin bazen abartıldığını söylemeden geçemeyiz.
352 syf.
Bu kitap ilk baskısını İngilizce olarak, Little, Brown Company tarafından, 2010'da yapmıştır. Yazarı Graham Fuller, 20 yıl boyunca CIA'in Türkiye, Lübnan, Suudi Arabistan, Yemen, Afganistan ve Çin bürolarında çalıştıktan sonra teşkilattan ayrılarak 12 yıl boyunca RAND Corporation'ın siyaset bilimi başkanlığını yapmıştır. Üstün düşünce yeteneğinin yanında bildiği yabancı diller ile de dikkat çeker. Bu kitapta tartışılan konu; "İslamın olmadığı bir dünya hayal edilebilir mi?" "olmasaydı bugünkü dünyadan farklı hangi olaylar yaşanabilirdi" gibi sorulardır. Bu soruları çok kişiye sorarsanız uçuk cevaplar alırsınız. Fakat Fuller gibi bilgili bir adamın bu konuya cevabı; bugünkü dünyadan çok farklı olmayacağıdır. Kitapta bu düşüncesine dayandırdığı psikolojik, politik ve jeopolitik dayanakları detaylı olarak anlatıyor. Aynı zamanda Hristiyanlık tarihini de kısaca anlatarak, Ortodoksluk ve Protestanlık benzeri reformların İslamdaki karşılıklarını inceliyor. O bölüm bence gerçekten önemli. Bunun dışında; bugünkü resmi olan veya olmayan İslam devletlerinin sınır bölgelerindeki komşuları olan Rusya, Çin ve Hindistan gibi güçlerle ilişkilerini anlatıyor. Kitap hem çok kapsamlı hem bilgi verici. bu konular üzerinde yeteri kadar düşünmemiş olanlara da yeni fikirler ve yeni sorular vereceği kesin. Tavsiye ederim. Okurken dikkat etmeniz gereken tek bir şey var; bu kitap yazıldığında yıl 2010'du. Yani Arap Baharı dönemi veya Işid gibi İslami temelleri olan politik hareketler yoktu.
280 syf.
Francis Fukuyama, George Hopkins University, Stanford University gibi büyük üniversitelerde öğretim görevliliği yapan, aynı zamanda da RAND Corporation gibi düşünce kuruluşlarında görev alan önemli bir Amerikan siyaset bilimcisidir. Özellike "The End of History and the Last Man" kitabıyla tanınmıştır. Benim de takip ettiğim insanlardan biridir. Bu kitabın o editörlüğünü yapmıştır. Kitapta, teknolojik gelişmelerin siyasete etkisi, Doğu Asya Krizi, DARPA, enerji güvenliği, salgın hastalıklar gibi konular hakkında, çeşitli uzmanlarca yazılmış makaleler yer alır. Kitabın genelinde incelenen ve anlatılan konu; gelecekte yaşanması mümkün olan olayları öngörebilmektir. Siyaset ve ekonomi, yukarıda bahsettiğim konulardan çarpıcı şekilde etkilenen iki birimdir. Bunlar gibi ani krizlerin öngörülebilmesi, onların engellenmesini yada en az hasarla atlatılmasını sağlayabilir. Kitabın orijinali, İngilizce, 2007'de yayınlandığı için, bazı öngörülen teorilerin bugün yaşanıyor olduğunu bile görebilirsiniz. İlgilenenlere tavsiyemdir.
200 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Bu, çalışma hayatının büyük bir bölümünde ateşli(militan) bir ateist olan ünlü bir filozofun Evren’in zekice tasarımına ve dolayısıyla deizme inanmaya başlamasının ilgi çekici ve okunmaya değer bir hikayesi. Dikkat edin bu kitap İmanınızı arttırabilir keyifli okumalar...
352 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Çok zevkli bir kitap yazar çok iyi anlatmış sizi sıkmıyor Hristiyanlik ile ilgili bilgisi olmayan yada az olanlara iyi katkı yapar Yahudilik hinduzim şinto budizim ile ilgilide bilgiler var kitabın ismine aldanmayin insanın aklına islam olmasaydı dünya nasıl olurdu gibi bilimkurgu tarzında bir kitap gelmesin alakası yok kitapta islam olmasaydı ne olurdu sorunlar çatışmalar devam edermiydi medeniyetler çalışmasını ve bir çok soruya cevaplar veriyor

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan Kaya
Unvan:
Yazar, Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 224 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 278 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.