Headbang!

Headbang!

YazarDergi
9.5/10
42 Kişi
·
65
Okunma
·
11
Beğeni
·
128
Gösterim
Adı:
Headbang!
Tam adı:
Türkiye'nin Rock ve Metal Dergisi
"İnsanlığa karşı duyulan nefret, güvensizlik ve toplumdan izole olma arzusuyla bütünleşen kinik romantik bir mizaç olarak tanımlayabileceğimiz mizantropi, kara bir başkaldırıdır aslında."
Headbang!
Sayfa 96 - Zeynep Çolakoğlu
Kaos ve anarşi, düzene sokanların ve hayatı "kabullenmek" daha kolay olduğu için bunu kabullenen "düzene sokulanların" lügatında korkunç kelimelerdir.
Headbang!
Sayfa 176 - Kerem Onan, Karakarga
"Korku eserleri okuruna dokunur, karanlık parmaklarını zihninize uzatır ve sizi büyülü bir yolculuğa çıkarır. Black Metal de biraz öyledir. İçinizi sızlatan bu müzik, bir dizi melodiyle çığlık çığlığa ruhunuzda yerini asla öğrenemeyeceğiniz ama o parça her çaldığında hissedeceğiniz tele dokunur, onu durmaksızın titretir.
İnsan varoluşunda daimi bir hata gören, izole, ıssız, yalnız bir yaşam tarzının propagandasını yapan black metalin karanlığında varoluşa karşı bir duruş vardır. İnsanlığa dair umutların tükendiği bir yerden müzik yapmaktadır adeta. Şarkı sözlerinin bizzat çok önem taşıdığı bu türde sıkılıkla karşımıza melankoli, mizantropi kavramları, gotik kültürü, korku edebiyatı, fantastik ve bilim kurgu evrenleri, seri cinayetler, yaşam karşıtlığı, ölüm arzusu, intihar, kendini yaralama, demonoloji ve elbette Lucifer çıkarken bu müziğin bir tür kan, vahşet ve ölüm içerdiğini hatırlatır."
Headbang!
Sayfa 95 - Zeynep Çolakoğlu
"Korku edebiyatında da black metal'de de yaşanan esrime, tutkuların peşinden gitme, kaos, ölümle yüzleşme, varoluşu sorgulama ve tüm bu kaostan zevk alma ortak noktalar arasındadır. Bu kara evrende gezinen vampirler, kurt adamlar, kozmik yaratıklar, demonlar, Cthulhu; edebiyattan taşıp hepsi birer şarkı oldular.
Her iki tür de takipçisini sarsmaya ant içmiş gibidir. Düzene başkaldıran, kendi yolunu yaratan, eleştirel bir gözle bakanlar bu akımlar etrafında toplanır. Ancak rasyonel meziyetler sadece birer giriş cümlesidir denilebilir zira uçlarda yaşamak ve adanmış bir kara aykırılık kendini hemen belli eder. Bu iki türün yaratıcıları da takipçileri de kaçıktır biraz. Bu nedenden dolayı da doğaları onları bu kara sanatlarda buluşturmuştur zaten.
Black metal kabına sığmayan bir müzik türü, negatifliğin müziğe entegre edilmiş hali, korku edebiyatı ve bu yaşama karanlık birer nefes üfleyen nice eserlerin melodik bir izdüşümüdür."

"Aşırılık Yolu, Bilgelik Sarayı'na Çıkar.”
-William Blake
Headbang!
Sayfa 103 - Zeynep Çolakoğlu
160 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Rock ve metal camiasının Türkiye'de bir türlü büyüyemediğinden ve genel olarak kötü karşılandığından hep şikayet edilir. Çok da katılmıyorum bu duruma, hak ettiği ilgiyi göremiyor demek yeterli. Büyüyemiyor, sevilmiyor... bunlar ülkemizde bu tarza gönül vermiş insanlara hakaret etmektir. Zaten pop müzik kadar geniş bir kitlesi olsun istemem, bilen ve anlayan dinlesin yeter. O yüzden boşu boşuna rock ve metal müziğe "kuru gürültü" diyen sanattan ve muziğin ruhundan uzak beyinlerle boşu boşuna laf yarışırmaya gerek yok. Bizler kaliteli müziğin keyfine varırken onlar "gece gölgelerinin rahatına bakabilirler."

Biraz sert bir giriş yapmış olabilirim ama söylediklerimin de sonuna kadar arkasındayım. Bu ülkede yalnızca güzel müzik dinlemek için bir araya gelen insanların canına, kendilerini ahlakın temsilcileri olarak gören bir grup insan tarafından (polemiğe girmemek için çok detay vermek istemiyorum, zaten işaret ettiğim nokta belli) kast edildiği zamanlar oldu. Metal müzik seven herkesin şiddete meyilli olduğunu ve insanlara zarar vereceğini düşünüp, bunu engellemek için büyük bir grup insanı öldürmeye çalışmak da zaten çok güzel bir çözüm önerisi, ayakta alkışlıyorum. Evet bu bahsettiklerim uzun zaman olmuş olabilir. Fakat maalesef bugün bile hala bu gerici zihniyete hizmet eden insan müsveddeleri mevcut. Sevdiginiz müziği yaparken veya dinlerken her kesimden insana ve icra ettikleri müziğe saygınız olursa bir sorun olmuyor, bi' deneyin göreceksiniz. Metal müziğe cephe alan insanların çoğunun bu müzik hakkında en ufak bir fikri yok.

Müzik konusunda eleştiri yaparım. Zaten kendi tarzım dahilinde olanlara özel olarak ilgi gösterip özel olarak fikirlerimi belirtirim. Bana uzak olan isimlerin de ne olduğunu bilmek ve onlar hakkında fikir sahibi olmak istediğim için her zaman araştırırım. Yani, tutup iki parçayı az buz dinleyip "En iyi müzik bangır bangır metaldir lan!" diye bağırmıyorum, her tarz hakkında fikir sahibi olduğum için en kaliteli müzik rock ve metaldir diyecek kadar "biliyorum" ve bununla gurur duyuyorum.

Rock ve metal müzik altında o kadar çok subgenre (alt tür) barındırır ki, bu alanda ciddi bir akademik araştırma yapmadıysanız her biri hakkında her şeyi bilmeniz imkansız gibi bir durum ortaya çıkarır. Ben de buna dayanarak her zaman şunu iddia ederim; herhangi bir müzikseverin rock ve metal subgenreleri arasında kendine yakın hissedeceğini en az bir tür mutlaka bulunur. Bu da önyargıları bir kenara bırakmak için gerekli bir sebep değilse, daha ne olabilir bilmiyorum.

Grammy'lerde hala rock ve metal için ayrı kategori vardır ve yılın en iyi parçaları ve albümleri kategorilerine dahil edilmezler. Gerçi elbette, stratejik düşünmek lazım; Metallica'nın Hardwired... to Self-Destruct'ta yaptıkları karşısında Adele veya Bruno Mars gibi isimlerin ne kadar şansı olabilir ki? Ayrıca daha tarzları birbirinden ayırmayı beceremeyen bir seçici kuruldan ne denli iyi bir karar bekleyebiliriz bunu da düşünmek lazım.

Evet, bu kadar yazıp içimi dökerken (ki hala konuşacak çok şeyim var, konuşmak isteyen lütfen ulaşsın!) yazıda asıl ele almam gereken konuya tam olarak değinmediğimk fark ettim. "Tam olarak" diyorum, çünkü yazımda görmüş olduğunuz belli bölümlerin detaylı ve çok daha profesyonel açıklamalarını Headbang'de bulacaksınız. Zorluklar içinde her zaman biz müzikseverlerle olmak isteyen "gürültülü azınlığın sessiz çığlığı" (Pentagram davulcusu Cenk Ünnü'nün birebir ifadesidir) Headbang işleri bir üst seviyeye taşıyacağının sinyallerini verdiği için mutluyum, gururluyum ve bunun gibi birçok duygu içindeyim. Yayın hayatına Blue Jean dergisi yanında verilen bir ek olarak başlayıp sonrasında BJ'nin de önüne geçen bu başarılı topluluk maalesef son zamanlarda piyasadan çekilmek zorunda kaldı. Son zamanlarda her sayfasında black metal veya deathcore görmekten sıkılmış olsam da (saygım sonsuzdur, fakat dinlemeyi tercih etmediğim subgenrelerdir) her daim keyifle takip ettiğim bir süreli yayındı Headbang. Bu yüzdendir ki, dergiden çok arşivlik bir eser tarzında yayın hayatına tekrar giriş yapacaklarını duyduğumda tabi ki çok mutlu oldum. Umarım hak ettikleri desteği görürler ve bu adımlarının devamı gelir.

İçerik, alıştığımız Headbang formatı ile aynı. Çoğu şey aynı şekilde duruyor, elbette belli başlı yenilikler de mevcut. Her satırını keyifle okumayı özlediğim bir tatmış Headbang, bunu fark ettim. Bu arşivlik eser de ekibin yıllar boyunca yaptıklarını daha geniş kapsamlı yazılarla ve içerikle tekrar sevenleriyle buluşturuyor. Keşke dediğim ve daha geniş yer bulmasını tercih edeceğim belli kısımlar olsa da, Headbang'in bu gümbür gümbür dönüşü karşısında heyecanlanmadan edemiyorum. Umarım temennileri gerçekleşir, hak ettikleri desteği bulurlar ve bizlerle olmaya devam ederler.

Not: Dostlarım, abilerim, ablalarım... Her şey iyi hoş da hala neden Bullet For My Valentine'dan Temper Temper'ın birinci nesil metalcore albümleri arasında olduğunu bi' çözemedim.
192 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Headbang geri döndü! Dergiyi uzun süredir takip eden tüm okurlar bunun olacağını biliyordu. Konseptini biraz değiştiren ekip yepyeni yüzüyle yayınladıkları ilk sayıları hepimizin beklentilerini son derece karşıladı. Hem özlem giderdik hem daha fazla büyülendik. Tutarsa yenisini yaparız demişlerdi, bizler tutacağına zaten emindik.

İlk sayıda da gördüğümüz gibi içerik iyice genişletilmiş. Efsane isimlerin yanında, yeni yeni duyulan ya da hak ettiği ilgiyi görememiş grupları da Headbang sayfalarında okuyoruz yine. Yalnızca okumuyoruz, kendi ağızlarından da dinliyoruz. Black metal efsanesi Venom'dan son zamanların en nitelikli albümlerinden birini yapan Ihsahn'a kadar röportaj yapmış Headbang ekibi. Türkiye turnesine çıkan Blaze Bayley'i yakalayıp kapsamlı ve kaliteli bir sohbet gerçekleştirmişler. Tarzında değişikliğe giden Anathema'yı, ülkemizde oldukça ilgi gören Rotting Christ'ı ve daha nicelerini ağırlamış.

Albüm Albüm kısmında Death albümlerinin detaylı incelemesini görmek beni çok mutlu etti. Diskografisinde başarısız bir albüm bulunmayan grubu tekrar tekrar okuyasım geldi. (Symbolic otoritelerce en iyi olarak görülür her zaman, buna laf yok, fakat bende The Sound of Perseverance'ın yeri de ayrıdır.) Geçen sayıda bulunmayan albüm incelemelerinin de bu sayıda bizlerle buluşması beni ve birçok hayranı mutlu etti elbette.

Bu sayıda iki adet de Gerçek Kesit bölümü görüyoruz. Dışarıdan görülenin aksine kariyerinde oldukça zorlukla karşılaşmış köklü grup Helloween birinci Gerçek Kesit'in konuğu. İkinci kısımda ise müzik tarihinin en büyük trajedilerinden birini okuyoruz: Damage Plan ile çıktığı konserde bir hayran tarafından sahnede öldürülen Dimebag Darrell. Derginin genel olarak etkileyiciliği konusunda hemfikiriz fakat bu bölüm tüylerimi diken diken etme konusunda her birinin önüne geçti.

Headbang ile ilk sayıda da bu konuda ters düşmüştüm, hala düzelemedik maalesef. Metalcore tarihini son derece güzel açıklamalarına rağmen albümler konusunda ters düşüyoruz. Trivium sevdiğim bir gruptur fakat Vengeance Falls sivrilen bir albümleri değildir. Aynı şekilde Bullet For My Valentine'dan bahsederken Temper Temper'dan başka ele alınacak albümler de var. Elbette, değerlendirmelerine saygı duyup, anlaşamadığımız konusunda anlaşıyoruz.

Günümüzde, Headbang kadar detaylı hazırlanan başka bir sürekli materyal bilmiyorum. Varsa da karşılaşmadım. Headbang yalnızca içeriğine ilgi duyanlara hitap etmiyor. Tür hakkında bilgi toplamak, ön yargıdan kurtulmak isteyenler için de birebir. Müzisyenlerin ve türün hayranlarının ağzından heavy müziği dinlemek bambaşka bir keyif.

Headbang bu sefer arayı çok açmayacağının sözünü de veriyor bizlere. Üçüncü sayıyı sabırsızlıkla bekliyoruz. \m/
224 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Hoşça kal efsane hoşça kal çağlan abi dopdolu bir sayı olmuş ama çağlan abi zaten dopdolu bir adamdı bu bile az kalmış ona. Boyun eğmemeyi sen öğütledin sende hiç eğmedin unutmayacağız
160 syf.
Metal müzik camiasında janrların ortaya çıkış serüvenleri, baba grupların kuruluşunda yatan temeller ve skandallar, metal/rock müziğin efsane isimleri hakkında nice bilgi...

Kısacası hem bilgilerinizi tazeleyebileceğiniz hem de sayısız "underrated" bilgi edinebileceğiniz harika bir derleme olmuş. Dergi kültürü ile pek içli dışlı biri olmadığım halde inanılmaz keyif alarak okudum. Yazarların verdiği her bilgiyi ve öneriyi sindirmek için bol bol not aldım. Ayrıca grupların yaşadığı olayları okurken yeri geldi güldüm yeri geldi etkilendiğim için tüylerim diken diken oldu.

Bu sayı genel olarak janr lokasyonları ve başta Ramones, Judas Priest ve Iron Maiden olmak üzere birçok grup hakkındaki özel dosyaları ile oldukça bilgilendirici bir giriş olmuş. Diğer sayılarda yazanları okumak için sabırsızlanıyorum.

Derginin tüm yazarlarının eline sağlık. En başta bu arşivlik kitap oluşturma fikriyle çıkagelen Çağlan Tekil'e, huzurla uyusun...

Ayrıca dergilerini okumam için benimle paylaşan cnmbnm ily teşekkür ederim knk cansın.
192 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Black metal ağırlıklı müthiş bir sayıydı. En başta 'Hayatımızı Karartan Black Metal Albümleri' olmak üzere Venom'ın Welcome to Hell albümü hakkındaki yazıyı; Venom Inc, Rotting Christ ve Watain röportajlarını zevkle okudum.
Yine black metal konulu başka bölümler de vardı, yani bu tür için gerçekten de doyurucu bir içerikti.
Ek olarak ayrı ayrı Death, Helloween, Testament, Misfits ve Warrel Dane'i konu alan bölümler de çok bilgilendiriciydi. Farklı bir bölüm olarak kitap önerisi yapan 'Rock Ayracı' ile 'Lemmy'nin Punk Yanı' ve 'Metalin Zirve Yılları' başlıklı yazılar da ilgiyle okuduklarımdan oldu.
Genel olarak şarkı ve albüm yorumlarıyla o kadar dolu doluydu ki bir yandan dinleyerek okuyunca -iyi anlamda- bitmek bilmeyen bir sayıydı.
160 syf.
·25 günde·Beğendi·10/10 puan
Blue Jean eki olarak çıkan ve sonrasında bağımsız bir dergi haline gelen Headbang, yaklaşık 1,5 yıl önce yayın hayatına ara vermişti. Sonra bu arkadaşlar düşünüp taşınmışlar, dergi yerine "bookazine" tarzına geçmeye karar vermişler ve sonuç gerçekten muhteşem olmuş. Rock, metal ve punk tarihi ile ilgili öğrenmek ve yeni şeyler öğrenmek istiyorsanız, Türkiye rock tarihinde arada kalanları öğrenmek istiyorsanız, eşsiz bir kaynak.
157 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Lise yıllarımda takip ettiğim bir dergi olan Headbang'in kitap halinde satıldığını öğrenir öğrenmez tüm sayıları almıştım.
Yeni sayısını beklerken Headbang'in bağımsız olarak bir türlü uzun ömürlü olmama 'laneth'i burada da işledi ve bu sefer son noktayı koydu maalesef. Çağlan Tekil aramızdan ayrılınca Headbang'in de sonu geldi.
İlk sayıyı uzun süredir okumak için geniş bir zamanı bekliyordum ve finallerim bittikten sonra en sonunda elime alabildim.
Spotify ve metal-archives önümde açık bir şekilde okuyup pek çok yeni grup keşfettim ve metal dünyasıyla ilgili yeni bilgiler edinme şansı buldum.
Üzerine çok özenildiği belli bir çalışma kesinlikle. Neredeyse tüm yazıları çok keyif alarak okudum. Dergiyle o kadar çok zaman geçirdim ki en sonunda üzücü bir şekilde bazı sayfalar ayrılmaya başladı.
Özellikle Black Metal hakkındaki şiirsel yazı ile Thrash Metal'le ilgili yazı en çok ilgimi çekenler arasına girdi.
Ramones, Judas Priest, Iron Maiden, AC/DC, film müzikleri, belgeseller ve tür olarak Dark Wave ile ilgili yazılar da çok keyifli ve bilgilendiriciydi.
Sadece Arch Enemy ve Ghost hakkındaki yazıların daha çok bilgi içermesini dilerdim.
Sonraki sayıları da en kısa zamanda uzun uzun okumak istiyorum.
192 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10 puan
Headbang 2. sayıda yenilikler:
Albüm değerlendirmeleri...
Tek eksik de buydu ve tamamlandı. Yolları açık olsun.
Yalnız Metalcore dosyasında Unearth'den ve Parkway Drive'dan bahsedilmemesine ben de kırgınım...
192 syf.
İkinci sayı çoğunlukla Black Metal'e adanmıştı. Sayının ilk yarısı black/death metal gruplarının röportajlarından oluşuyor. Bunun dışında bilhassa Lemmy Kilmister'ın favori Punk albümleri ve 1980'lerde metal müziğin zirve yıllarının yazıldığı konular favorilerim oldu.

Sayının black/death harici yazılarından (Testament ve Helloween'in yanı sıra) en ilgilenerek okuduğum yazı Misfits tarihçesiydi. Böyle köklü ve sınırsız line-up değişikliği olan gruplar hakkında kronolojik diskografi yazıları okumaktan hoşlananlar için Headbang harika bir fırsat doğrusu.

Bol bol black/death metal gruplarından albüm incelemeleri mevcuttu ki belirli gruplar hariç bu janranın hayranı olmadığım için daha az ilgiyle okudum. Ayrıca lokasyon olarak Balkanlar Avrupa'sı ve Ankara odaklı fazla underrated gruplarla ilgili yazılar vardı, ilgilenenler için güzel derlemeler olduğunu düşünüyorum.

Ankara yazılarını okurken "Keşke yaşım daha büyük olsaydı da bunları yazan kişilerle benzer tecrübeler edinebilseydim" demeden edemedim... Türkiye'de rock piyasasına Ankara'nın çok fazla sanatçı doğurduğu inkar edilemez. Gerçi rock gruplarından ya da sanatçılardan hiç bahsedilmemişti. Ek olarak ilk sayıdaki metalcore bilgi tufanına bu sayıda da devam edilmiş.

Müzikal bilgi içeriği olmamasına rağmen derginin sonlarında Kerem Onan'ın yazdığı "Ters Köşe" tüylerimi diken diken eden, oldukça ilham verici bir yazıydı, belki dergi yazarlarından okuyan olur diye bunu belirtmek istedim... :)

Dolu dolu bir Headbang sayısıydı yani. Daha 2. sayıdan bu kadar bilgi edindiysem tüm kitapları okuduğumda uçarım herhalde. \m/

Dergilerini ödünç verdiği için cnmbnm en yakın arkadaşım ily teşekkürler cnmbnm.
216 syf.
Bu sayı daha çok Core üzerine. Ben klasik metal dinlediğimden core ve death bana çok hitap eden alt-janralar olmadığından son iki sayıyı daha az ilgiyle okumuş olsam da yine içerik olarak son derece zengindi. Özellikle klasikçi olarak 1984 yazısını çok çok beğendim ve keyifle okudum. Bunun dışında biralar ile ilgili kısım da keyifliydi. Konserlerle ve festivallerle ilgili kısımlar sürüyor fakat günümüz şartlarında bu başlıklar bana yalnızca depresyon getiriyor ne yazık ki :')

Her zamanki gibi çok keyifli ve dolu dolu bilgi içeren, "Bu kadar çok sanatçıya nasıl ulaştınız?" dedirten yoğunlukta röportaj içeren bir sayıydı.

ily 4. kez shotout to fellow metalhead bff.

Yazarın biyografisi

Adı:
Headbang!
Tam adı:
Türkiye'nin Rock ve Metal Dergisi

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 65 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 46 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.