Hippokrates

Hippokrates

Yazar
7.7/10
19 Kişi
·
79
Okunma
·
10
Beğeni
·
597
Gösterim
Adı:
Hippokrates
Unvan:
Yunan Hekim
Doğum:
İstanköy, Yunanistan, MÖ 460
Ölüm:
Larissa, Yunanistan, MÖ 370
Hipokrat (Yunanca: Ἱπποκράτης, Hippokrates) (d. MÖ 460, İstanköy - ö. MÖ 370, Larissa), tıbbın babası olarak anılan İyon hekim. Hekim olan babası tarafından yetiştirilip birçok yerde hekimlik yapmıştır.

Anadolu’nun kuzey illerini gezdikten sonra İstanköy adasına dönerek hekimliğini sürdürdü. Antik İyonya’da bilimsel gelişme ve felsefe ile sımsıkı bağı olan hekimlik gözdeydi. Bu gelişme Hippokrates ile doruğa ulaştı. Kendisine göre tıbbın ilk kuralı “Primum non nocere” (Önce zarar verme!) ilkesidir.

Çağdaşı Eflatun Protagoras adlı yapıtında Hipokrat’tan “Koslu Asklepiades” olarak bahseder. Hipokrat'ın öğrencilerini para karşılığında eğittiğini ve hekimlik alanında Polykleitos ile Phidias'ın heykelcilikte kazandığı üne yakın bir ün kazandığından bahseder. Eflatun, “Phaidros” adlı yapıtında ise Hipokrat'a değinerek onun tıbba felsefi bir yaklaşım getirmiş ünlü bir Asklepiades olduğunu ve insan vücudunu bir bütün olarak ele aldığını anlatır.

Aristoteles'in öğrencilerinden Menon ise yazdığı tıp tarihinde Hipokrat'ın hastalıkların nedeni konusundaki görüşlerine özel bir yer verir. Menon’un aktardığına göre, Hipokrat'ın temel hastalık kuramı; yanlış beslenme sonucunda sindirilemeyen bazı artıkların buhar çıkardığı, bu buharların vücuttan atılamayarak hastalıklara yol açtığı şeklindedir. Hippokrates tarafından yazıldığı kabul edilen “Corpus Hippocraticum” (Hipokrat’ın Toplu Yapıtları) adlı yapıtı milattan sonra onuncu yüzyıldan kalmadır. Arap ve Avrupa tıbbına katkısı büyüktür. Bu yapıtta; batıl inançlar, büyülü şifa yöntemleri reddedilerek bir bilim dalı olan tıbbın temel ilkeleri öğretilmiştir. Hipokrat'ın çağında hekimler “Asklepiadlar” denen (hekimlik tanrısı olarak kabul edilen Asklepios adından türemiştir) loncalarda toplanırdı. Hekimlik babadan oğula geçerdi. Genç hekimler loncaya alınırken günümüzde de geçerli olan fakat bazı değişikliklerin yer aldığı ünlü “Hipokrat Yemini” ederlerdi. Eski Hipokrat Yemini’nde tıp tanrısı olarak kabul edilen Asklepios adına yemin edilirken, yeni yeminde kutsal inançlar üzerine yemin edilmektedir.

Hipokrat'ın ölümünden sonra Kos Adası Hekimlik Okulu'nun bütün buluşları Hipokrat'a mal edilmiştir. Bunların tümünün değilse de büyük bir bölümünün onun buluşu olduğuna kuşku yoktur.[kaynak belirtilmeli] Örneğin; bazı hastalıkları Hipokrat ilk kez tanımlamıştır, “Çomak Parmak” adlı hastalığa “Hipokratik parmaklar” denilmektedir. Çünkü ilk kez Hipokrat bu hastalığın tanımını yapmıştır. Diğer tanımladığı hastalıklar ise; "akciğer kanseri", “akciğer hastalığı”, “siyanotik kalp hastalığı”dır.
Hekim Apollon, Asklepios, Hygieia, Panakeia, hatta bütün tanrılar ve tanrıçalar tanığım olsun ki, bu yemine ve bu taahhüde gücüm kuvvetim yettiğince ve iradem elverdiğince sadık kalacağım; bu sanatı bana öğreten kişiyi ana babamla bir tutup rızkımı onunla paylaşacağım, gerektiğinde dertlerine ortak olacağım, çoluk çocuğunu erkek kardeşlerim yerine koyacağım, öğrenmek istedikleri takdirde onlara bu sanatı herhangi bir karşılık ve taahhüt beklemeden öğreteceğim; hekimliğe ilişkin kaideleri, öğütleri ve diğer bütün malumatı yalnızca kendi oğullarımla, bana bu sanatı öğreten kişinin oğullarıyla ve helimlik yasası uyarınca taahhütte bulunup yemin etmiş öğrencilerle paylaşacağım, bunların dışında bir kimseyle paylaşmayacağım. Uyguladığım perhizlerde, gücüm kuvvetim yettiğince ve iradem elverdiğince hastaların yararını gözeteceğim, onlara zarar verip kötülüğü dokunacak işlerden kaçınacağım. Vermem istense bile kimseye nr ölümcül bir ilaç vereceğim, ne de bu yönde bir tavsiyede bulunacağım. Aynı şekilde hiçbir kadına da çocuk düşürmeye yarayan bir alet vermeyeceğim. Saflıkla ve dürüstlükle yaşamımı sürdürüp sanatımı icra edeceğim. Taştan muzdarip hastalara bile bıçağımı sürmeyecek, yerimi bu işin ehli kimselere bırakacağım. Hangi eve gidersem gideyim, hastaların yararı için gidecek, her türlü kasıtlı kötülük ve ahlaksızlıktan, özellikle de ister özgür olsun ister köle, kadın ve erkeklerin bedenlerine şehvetle yaklaşmaktan sakınacağım. Gerek tedavi sırasında, gerekse tedavi dışında insanların yaşamına ilişkin görüp işittiğim ne varsa, açığa vurulmaması gereken ne varsa, hepsinin bir sır gibi saklanması gerektiğini düşünüp susacağım. Bu yemine sadık kalır da onu çiğnemezsem, bütün insanların nazarında sonsuza dek ünlü olup yaşamımın ve sanatımın hayrını göreyim; ancak ahdımı bozar da yeminimi çiğnersem, bütün bunların tam tersi gelsin başıma!
Hippokrates
Sayfa 1 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 3. Basım - 2019 - Çeviri: Eyüp Çoraklı
Bilgelik ortaya çıkar çıkmaz, diğer bütün duygular, yerlerini köle gibi ona bırakırlar.
Hippokrates
Sayfa 41 - Ayraç Yayınevi
İnsanlar kendi sahip olmadıkları şeyin bir başkasında bol bulunmasının gereksiz olduğunu dü­şünürler.
Hippokrates
Sayfa 43 - Ayraç Yayınevi
Melankoliklerin başına sık sık böyle şeyler gelir; bunlar bazen sesleri solukları çıkmadan, tek başlarına inziva yerlerine düşkün hale gelirler; sırtlarını insanlara çevirirler.
408 syf.
·42 günde·Beğendi·Puan vermedi
Primum non necere!
(Önce zarar verme)

Adi Hippokrates Külliyatı olmasina rağmen tezlerinin -belki de- hiçbiri bizzat hipokrat tarafindan kaleme alınmamış veya anlatilmamistir. Eldeki bilgilere gore modern tıbbın doğuşu M.Ö 6. ve 4. yuzyillar arasına denk gelmekte ve bilinen o ki bu dönemde literatüre gecen tıp bilgisi 3 kaynaktan doğmaktadır; mısırlılar, knidos okulu ve kos okulu. Iste Kos'lu Hipokrat da babasi Herakleides ve dedesi hippokrates'ten öğrendiği bilgilerle aile meslegini devam ettirmek adina oğulları Thessalos ve Drakon ile damadı ve öğrencisi Polybios'u yetiştirmek üzere Kos'a yerleşir. Okulun -veya ekolün- adı Kos okulu olmasına karşın "Salgın Hastalıklar I-VI" tezlerinde ozellikle Thessalia ve Thasos olmak üzere Thrake, Propontis ve hatta Makedonya'dan vaka örnekleri veriliyor olmasi ve Kos adasindan yalnizca bir vaka sunulmuş olmasi hipokrat ve ogrencilerinin adada pek az kaldiklari veya en azindan tıbbın bir bilim oldugu ve hakkında yazılması gerektiği inancinin adadan çıktıktan sonra oturduğu düşünülebilir.

Hippokrates külliyatı dönemin tum okullarına nazaran günümüze ulasan tek tibbi metinler olma ozelliginin yanısıra özellikle Galenos'un ve Planton'un yazinlarinda kaynak gostererek yaptıkları alıntılarla zenginleşmiştir.

Kitap içerik olarak ilk 56 sayfada kulliyatin sunumunu ve sonrasında 17 anabaslikla tezlerin tam (?) metinlerini ve son 10 sayfasinda da sunucularin notları ve ek bilgilendirmelerini barindirmakta.

Söylemeliyim ki, kitabi okumak için tıp profesyoneli olmaya gerek yok. Hatta degilseniz ama tip bilimine veya tip tarihine ilgi duyuyorsaniz, size daha uygun. Bir tıp doktoru olarak kitabi okumak oldukça güç ve absürd. Oyle ki kitabi okurken, (örn. salgin hastaliklar tezlerini okurken) acaba simdi hangi hastaliktan bahsediyor diye kafa patlatmaya başlıyordum, hatta arada kitaplarimi açıp baktigim bile oldu. Özellikle kendi uzmanlik alanim olan "kırıklar" tezinde oldukça yavas ilerledim, çünkü okurken aslında sürekli -sabit bilgi/kesin bilgi/olmazsa olmaz olarak- uyguladığımız bazı kuralların o dönemde daha yeni keşfedildiğini, hani bizim "çocuk bile bunu yapmaz" dedigimiz kurallari, hipokrat hekimlerinin -baska hekimler yaptigi için- "yapilmasi yanlistir, doğrusu boyledir, biz böyle bulduk, defalarca denedik en dogru yol budur" şeklinde ifade ederek buluş olarak sunmuş olması gerçekten duygulandırıcı.

Tıbbın bir sihirbazlık gosterisi veya din tacirligi olarak kullanildigi dönemde Tibbin bir bilim oldugunu felsefi, deneysel ve etik degerleri oldugunu anlatmaya calisan "yemin" "kanun" ve "sanat" tezlerini okuyunca, hipokrat hekimlerinin tamamiyle günümüz tip bilimi ve tıbbi etik anlayışına işik tutmus oldugu gercegini kabul etmemek imkansiz hale geliyor. Yine bizim şimdi gülerek geçtigimiz vücudun 4 temel sıvıdan (kan, lenf, sari safra, kara safra) oluştuğuyla ilgili -onlara gore- kanun niteligindeki görüşlerini, Akaragaslı Empedokles'in evrenin 4 yapıtaşı (ateş, su, hava, toprak) fikrini benimseyerek insan vucudunun da bu elementlerin bir veya birkaçının birleşimi ile oluştuğunu iddia eden tum diger hekimlerin gözüne sokarcasina, her tezde defaatle -ve baska hicbir gerçek olamazmişcasina- bahsediyor olmalari, islerini ne kadar sevdikleri ve bilimlerine ne kadar bagli olduklarini gostermektedir.

Kitabi okumam -az once bahsettigim handikap yüzünden- yaklaşık 1.5 ay sürdü, araya başka kitaplar sokarak, heyecanımı ve istencimi diri tutmaya çalıştım.

Kitabi okuyacaklara önerim; sunum kısmını atlayıp önce "insanın dogasi" ve "sağlıklı rejim" tezlerini okumasi daha sonra kalan tezleri okuyup, en son kitabin basindaki 56 sayfalik sunum kismini okumalari olacaktir, oyle ki ben o 56 sayfayi kitabi bitirince tekrar okuyarak mevzuya tam olarak hakim olabildim

Herkese iyi okumalar

"Vegrorum arcana visa audita intellecta nemo eliminet"
(Hastalardan gördüklerimi, duyduklarımı ve ogrendiklerimi, bir sir olarak saklayacak ve kimselere soylemeyecegim)
104 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap üzerinde şimdilik çok detaylı açıklama yapacak yetkinlikte değilim. Önce kitabı biçimsel olarak inceleyelim. Kitap Hipokrat yemini, Hipokrat'ın aforizmaları ve sözlük kısmından oluşuyor. Bu kitabı okuyan kişiler tıp konusunda fikir sahibiyse çok daha keyifle okuyacaklardır. Çünkü her aforizmanın altında yılların deneyimi; hastalıkların epidemiyolojisi, tanısı, prognozu ve tedavisi var. Hekimliğin yanısıra Hipokrat'ın felsefi düşüncelerinin etkileri var. Tabiki M.Ö 400'lü yıllardaki fikirleri dosdoğru kabul edemeyiz. Tıp ilerleyen bir süreçtir. Sürekli yeni şeyler öğreniriz ve bazı bildiklerimizin yanlış olduğunu görürüz. Bu bakımdan incelerken günümüzün tıbbi bilgilerine göre değil, o dönemin bilgi birikimine göre değerlendirmeliyiz.

Size birkaç aforizma hakkında edindiğim bilgiler eşliğinde örnekler sunayım:

4. Bölüm 72. Aforizma:

"İdrarın şeffaf ve renksiz olması kötüdür, özellikle menenjit hastalarında görülen bir durumdur bu."

Bu aforizmadan anlıyoruz ki o yıllarda hipokrat menenjit denen bir hastalığın farkındaymış. Biz menenjitin etkeniyle birlikte 1758 yılında Sir Robert Whyyt tarafından keşfedildiğini biliyoruz. Aslında phrenitis olarak bahsettiği olgular menenjit ensefalit vs her türlü enflamasyonu kapsıyor gibi. Ama yine de bunu o yıllarda tanımak bence büyük bir başarı. Fakat Hipokrat'ın bu aforizmada bir yanlışı var görünüyor. Çünkü normalde menenjit hastalarında idrar mikroskobik düzeyde bile anlamlı değişiklik gözlemeyiz. Ama Hipokrat böyle bir gözlemi de uyduruyor olamaz. Şu anki tıbbi bilgilerimiz sayesinde anlıyoruz ki Hipokrat'ın gözlemlediği hastalar kronik böbrek yetmezliği hastalarıydı. Normalde bu hastalar ileri dönemlere kadar asempromatik kalırlar. Semptomatik olduğu anda gürültülü tablolarla ortaya çıkabilirler. Bu gözlemde de hastalar üremik ensefalopati tablosuyla presente olmuşlar. Böbrek fonksiyonlarını yapamayınca beyinde bireken üre tıpkı menejit gibi semptomlara sebep olmuş. Öncesinde de sağlıklı görünen -idrarları seffaf olması dışında- insanları phrenitis olarak tanımlamış.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hippokrates
Unvan:
Yunan Hekim
Doğum:
İstanköy, Yunanistan, MÖ 460
Ölüm:
Larissa, Yunanistan, MÖ 370
Hipokrat (Yunanca: Ἱπποκράτης, Hippokrates) (d. MÖ 460, İstanköy - ö. MÖ 370, Larissa), tıbbın babası olarak anılan İyon hekim. Hekim olan babası tarafından yetiştirilip birçok yerde hekimlik yapmıştır.

Anadolu’nun kuzey illerini gezdikten sonra İstanköy adasına dönerek hekimliğini sürdürdü. Antik İyonya’da bilimsel gelişme ve felsefe ile sımsıkı bağı olan hekimlik gözdeydi. Bu gelişme Hippokrates ile doruğa ulaştı. Kendisine göre tıbbın ilk kuralı “Primum non nocere” (Önce zarar verme!) ilkesidir.

Çağdaşı Eflatun Protagoras adlı yapıtında Hipokrat’tan “Koslu Asklepiades” olarak bahseder. Hipokrat'ın öğrencilerini para karşılığında eğittiğini ve hekimlik alanında Polykleitos ile Phidias'ın heykelcilikte kazandığı üne yakın bir ün kazandığından bahseder. Eflatun, “Phaidros” adlı yapıtında ise Hipokrat'a değinerek onun tıbba felsefi bir yaklaşım getirmiş ünlü bir Asklepiades olduğunu ve insan vücudunu bir bütün olarak ele aldığını anlatır.

Aristoteles'in öğrencilerinden Menon ise yazdığı tıp tarihinde Hipokrat'ın hastalıkların nedeni konusundaki görüşlerine özel bir yer verir. Menon’un aktardığına göre, Hipokrat'ın temel hastalık kuramı; yanlış beslenme sonucunda sindirilemeyen bazı artıkların buhar çıkardığı, bu buharların vücuttan atılamayarak hastalıklara yol açtığı şeklindedir. Hippokrates tarafından yazıldığı kabul edilen “Corpus Hippocraticum” (Hipokrat’ın Toplu Yapıtları) adlı yapıtı milattan sonra onuncu yüzyıldan kalmadır. Arap ve Avrupa tıbbına katkısı büyüktür. Bu yapıtta; batıl inançlar, büyülü şifa yöntemleri reddedilerek bir bilim dalı olan tıbbın temel ilkeleri öğretilmiştir. Hipokrat'ın çağında hekimler “Asklepiadlar” denen (hekimlik tanrısı olarak kabul edilen Asklepios adından türemiştir) loncalarda toplanırdı. Hekimlik babadan oğula geçerdi. Genç hekimler loncaya alınırken günümüzde de geçerli olan fakat bazı değişikliklerin yer aldığı ünlü “Hipokrat Yemini” ederlerdi. Eski Hipokrat Yemini’nde tıp tanrısı olarak kabul edilen Asklepios adına yemin edilirken, yeni yeminde kutsal inançlar üzerine yemin edilmektedir.

Hipokrat'ın ölümünden sonra Kos Adası Hekimlik Okulu'nun bütün buluşları Hipokrat'a mal edilmiştir. Bunların tümünün değilse de büyük bir bölümünün onun buluşu olduğuna kuşku yoktur.[kaynak belirtilmeli] Örneğin; bazı hastalıkları Hipokrat ilk kez tanımlamıştır, “Çomak Parmak” adlı hastalığa “Hipokratik parmaklar” denilmektedir. Çünkü ilk kez Hipokrat bu hastalığın tanımını yapmıştır. Diğer tanımladığı hastalıklar ise; "akciğer kanseri", “akciğer hastalığı”, “siyanotik kalp hastalığı”dır.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 79 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 67 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.