University College London’da İngiliz Dili’nde kıdemli öğretim üyesi. Yayınları arasında Henry James and Sexuality (Cambridge, 1998) ve editörlüğünü Caroline Howlett ile beraber yaptığı Modernist Sexualities (2000) vardır.
Edebiyat hep akrabalık, aşk, evlilik, tutku, aile ilişkileri ile ilgili olmuştur. Merkezi ve ayncalıklı hikâyeler tutkunun kız ve erkek çocuk arasinda olduğunu varsaymaya alışmıştır
Evlilik, toplumsal anlamda, akrabalık yaratır, aileleri karıştırır ve yasal açıdan bağlayıcı ilişkileri tanımlar. Bireyleri bağladığı gibi, daha geniş ilişki ağları da yaratır. Peki ya bir erkek çocuk erkek çocuğu, kız kızı severse? Birbirlerine duydukları sevgiyi görmezden gelip, unutmaklar mı? Kız seven kız, erkek çocuk seven erkek çocuk mümkün olduklarım kabul etmiyormuş gibi görünen
bir kültür tarafından tanımlanıyor mu? Ya da kültürün dışında mı var oluyorlar? Aşklan her zaman bir diğerinin, egemen hikâyenin,
doğasına aykırı bir hikâye mi olacak ya da zararsız bir eşitlik ilişkisi içerisinde diğer hikâyeyle birlikte var olabilecek bir şey mi?