Hüseyin Sarıoğlu

Hüseyin Sarıoğlu

YazarÇevirmen
8.3/10
24 Kişi
·
64
Okunma
·
2
Beğeni
·
159
Gösterim
Adı:
Hüseyin Sarıoğlu
Tam adı:
Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu
Unvan:
Türk Öğretim Üyesi, İlahiyatçı, Yazar
Doğum:
Tosya, Kastamonu, Türkiye, 1962
İlâhiyatçı. 1962, Kilkuyu / Tosya / Kastamonu doğumlu. İlk ve ortaöğrenimini Tosya ve Kastamonu’da tamamladı. Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini 1986 yılında bitirdi. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk-İslâm Düşüncesi Tarihi Bilim Dalında doktora programına başladı. 1992 yılında aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Türk-İslâm Düşüncesi Tarihi Anabilim Dalına araştırma görevlisi olarak atandı. 1994’te “İbn Rüşd ve Felsefesi” başlıklı tezi ile doktorasını bitirdi. 1995 yılında yardımcı doçent, 1998’de doçent oldu. Çalışmalarını aynı yerde öğretim üyesi olarak sürdürdü. Türk-İslâm felsefesine giriş, felsefe metinleri, Türk-İslâm felsefesi tarihi, İslâm düşüncesinde din ve felsefe ilişkileri, İslâm felsefesinde sistematik problemler derslerini verdi. Türk-İslâm düşüncesinin ana akımlarını oluşturan felsefe, kelâm ve tasavvufun klasik ve modern problemlerinin yanı sıra, özellikle felsefe-din ilişkileri ve klasik metin incelemeleriyle ilgilendi. Mantığa Giriş, (Ebheri, İsaguci’den tenkitli metin-çeviri-inceleme, 1998) adlı bir eseri vardır.
....O reşit olduğu andan itibaren biri evlendiği, diğeri babasının vefat ettiği olmak üzere iki gece dışında, okumayi ve düşünmeyi asla bırakmış değildir....
Ona göre ilim zihniyeti tarafsız, nesnel, her düşünce ve görüş karşısında saygılı, daima ihtiyatlı bir tavrı şart koşar.Gerçeğe ulaşma yolunda -yanılmış bile olsa- ortaya koyduğu yöntem, tecrübe, bilgi ve görüşlerinden yararlanılan herkese şükran duyulması gerektiğini söyleyen İbn Rüşd , böylece bir ilim adamında bulunması gereken "hak ve kadirbilirlik" erdemine dikkat çekmektedir.
521 syf.
·Puan vermedi
"Elbet Allah, onların sandıklarından daha yücedir."

Felsefe iki çeşittir bilindiği üzre; menfi felsefe ve müsbet felsefe..Menfi felsefe , insanın, akıl nimetini ifrat derecesinde kullanmasına sebebiyet verir ki; akıl batîna dalmadan, yüzeyde, perdeler ardında cebelleşir durur.İnsanı robot addeder menfî felsefe, hissizleştirircesine düşünmeye sevkeder .Hakikati göremez insan o vakit.
Müspet felsefe ise , insanı vahiy ile aydınlatılmış olan akıl ile tefekküre götürmeye sevkeden felsefedir.Hak ile batılı ancak vahiy ile aydınlatılmış akıl ile ayırabilir insan.Yoksa hak hesabına değil, nefsi hesabına düşünür.Böylece hakikati göremez, çelişkiler doğurur düşünceleri..Nitekim eserde anlatıldığı üzere müslüman filozofların ( İbn-i sina, Eflatun hakeza..) dahi akıllarını nasıl vahiy dışında kullanıp, kendileriyle nasıl çeliştiklerine , çıkmazlara girdiklerine Gazzali vesilesiyle şahit oluyoruz . Öyle ki, filozoflar din üzerine bir konu hakkında bir fikir ileri sürüyorlar ve bunu delillere dayandırıyorlar. Fakat sorun şu ki bu deliller mantıksız bir mantık çerçevesie dayanarak kurdukları teorilerle oluşturdukları asılsız deliller..Öyle ki akıldan komple feragat ediyorlar.Gazzali, filozofların bir konu hakkında teorilerini önce bize aktarıyor, sonra onların teorileri icin kurdugu denklemler arasındaki çelişkileri göstermek suretiyle çürütüyor. 'Ey filozoflar, tutarsızdır tuttukların etme!' dercesine.. İddialarını bir bir çürütürken, bir yandan da bu iddiaları silah gibi kullanıp birbirine ateş ettiriyor.Bu arada beynimiz de bu hengâmede topa tutulup yanabiliyor tabi :) Felsefe severlere duyrulur..
Velhasıl, "doğruda başarılı kılan yüce Allah'tır". Hakk'ı arayan, hakkı konuşanlardan olalım inşaallah..
Felsefeyi oldum olası sevemiyorum. Felsefe okumaya başladığım andan itibaren bir baş ağrısı geliyor. Önyargılarımı kırarak İmam Gazali’nin bu meşhur eserini okuyayım dedim. Kitabın 78 sayfasına kadar okuyabildim, sonrasında beyinden yanık konusu geldi. İmam Gazali, Sokrates, Platon, Aristoteles, Farabi ve İbn Sina….Atlar tepişir, çimenler ezilir diye bir söz var…Velhasıl beynim ezildi….Kitabı anlamak pek de kolay olmuyor. Yol yakınken bıraktım ben….Bu arada Filozofların görüşlerini yıkmak için Gazali’nin 2 yıl felsefe üzerine yoğunlaştığını da söylemek istiyorum. Felsefe severlerin anlayacağını düşünüyorum.
521 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Bilen bilir, tehâfüt geleneği İslam düşüncesi ve eserlerinde şah damar gibidir ve her şey aslında bu eserle başlar. Ne Gazzâlî'yi ne de bu eserini incelemek haddime değil. Sadece bu eserin yıkıcı bir etkisi olmadığını, tartışma ortamını sıcak tuttuğunu, eleştirel bakışıyla özellikle sünnî kelamını aşırı uç olarak görülen düşüncelerden arındırdığını bilin.
Biz de diyelim o zaman: "tehâfüt geleneğini sürdürenlere selam olsun."
521 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Filozofların tutarsızlığından kasıt en önemli İslam filozofları kabul edilen İbni Sina ve Farabidir. Bu iki filozofun kendi kuramları bağlamında eleştiri yapar. Yani Gazali bu eleştirilerini yaparken yine bir filozof edasıyla hareket eder. Filozofların düşüncelerinin kendi iç tutarsızlıklarini ortaya koyar.

Kitaptaki izlenilen eleştiri metodu "Cedel" olarak bilinen diyalektiktir. Yani filozofların görüşü ele alinir ve tez olarak ortaya konur sonra ona karşı düşünceler ortaya konur bu da antitezdir. Bu antitez kavramı bazen bir kaç tür döner en sonunda kendi görüşünü söyler ve bu kavramlardaki yanlışlığı ortaya koyar.

Kitabın temel fikri tanrının her şeyi kendi iradesiyle yaptigidir. Bu yönüyle irade kavramina büyük önem atfedilmistir. Halbuki filozoflar iradeyi reddetmekte ve doğrudan neden-sonuç ilişkisi içerisinde determinizmi kabul etmektedir.
521 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Gazâlî’nin felsefeye yönelttiği saldırılarının hedefini anlamamıza açıklık getirmektedir. Gazâlî’nin en temel amacı felsefeyi yıkmak değil, felsefenin içindeki dinsel açıdan sakıncalı ifadelerin dine sokulmasının önüne geçmektir. Ancak burada farklı bir durum söz konusudur, yani Gazâlî hedefe varırken diğer felsefe hareketlerinden, özellikle Helen felsefesinden yararlanmakta ve din savunusu konusunda bütün saldırı çeşitlerini kendisi için geçerli birer görüş gibi algılamaktadır. Bunun
yanında Platon ve Aristoteles’e yüklediği anlamla gerçeklik arasında belirli ayrılıklar vardır. Çünkü Gazâlî filozofları materyalistler (dehriyyûn), tabiatçılar (tabîiyyûn) ve metafizikçiler (ilâhiyyûn) diye üç kısma ayırır ve bunlardan ilk ikisinin zaten dindışı olduğunu, asıl uğraşılması ve üzerinde düşünülmesi gerekenlerin metafizikçiler olduğunu söylemektedir. Bu filozoflar Sokrates, Platon ve Aristoteles ile onların İslâm dünyasındaki izleyenleri olan Fârâbî ve İbn Sînâ’dır. Bunların felsefelerinin bir kısmı dinsel açıdan yanlış, bir kısmı uydurma ve bir kısmı ise doğrudur. Örneğin, Gazâlî’ye göre evrenin varlığı hakkında iki tutarlı ve bir çelişkili görüş vardır. Bunlardan biri kelâmcıların da kullandığı yoktan yaratmaya ilişkin kanıttır, ki burada evren sonradan var edildiğine göre sonuçta onu bir var eden olması gerekir. İkincisi de dehrîlerin evrenin zamansal açıdan öncesiz olduğu hakkındaki görüşleridir, ki burada ise evreni var eden bir gücün bulunduğuna inanmak gerekmez. Her iki görüş de kendi içinde tutarlı olmasına karşın, düşünüre göre, birincisi doğru, ikincisi yanlıştır. Ancak Meşşâîler hem evreni yaratan bir iradeden bahsedip hem de evrenin öncesiz olduğuna inanırlar. Bu ise onların içine düştükleri apaçık bir çelişkidir.
521 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Gazali felsefe tarihinin en çok tartışılan filozofudur belki de.
Kendisi filozoflara karşı olsa da aslında filozoftur. Kendisi İslam Dünyasına ve İslam Felsefesine de damga vurmuştur. Yaşadığı dönemde her bilim adamının gözlem ve aklı ön plana alıyordu, Gazali ise bunun yerine ise sadece Allah'ın sözlerini önemsiyordu. Bu kitabıyla da birlikte aslında filozofların önemli olmadığını kanıtlamaya çalışmış. Gazali'nin bu kitabıyla birlikte İslam Dünyası değişmeye başlar. Daha önceleri Allah'ı sorgulamakla meşgul olunulan dönemde artık Allah'ın tuvalete nasıl çıkmamız gerektiğini öğütlediği sözler yankılanıyordu. ,

Kısacası Platon,Sokrates gibi filozofların yaptığı gibi Gazali de o dönemki bilim ortamına başkaldırıp felsefede dini ön plana alıyor.

Gazali'yi sevmediğim için kitabı da sevemedim.


Celal Şengör'ün "Platon'un batıya attığı kazığı Gazali bize attı." sözleriyle incelememi bitirmek istiyorum. Keyifli okumalar.
Abdullah
Abdullah Filozofların Tutarsızlığı'ı inceledi.
@Abdullah111·23 May 00:02·Kitabı okumadı
Bu kitabın asıl adı ; tehafütü'l felasife(filozofların yıkılışı)diye öğrendim ben fakat heryerde filozofların tutarsızlığı diye karşıma çıkıyor .sipariş vermek istiyorum,hangi yayınevi daha iyi ve kaçınçı yıla ait basımı almalıyım pek bilgim yok . Bilgi olan varsa ve yatdımcı olursa çok mutlu olurum.şimdiden teşekkürler

Yazarın biyografisi

Adı:
Hüseyin Sarıoğlu
Tam adı:
Prof. Dr. Hüseyin Sarıoğlu
Unvan:
Türk Öğretim Üyesi, İlahiyatçı, Yazar
Doğum:
Tosya, Kastamonu, Türkiye, 1962
İlâhiyatçı. 1962, Kilkuyu / Tosya / Kastamonu doğumlu. İlk ve ortaöğrenimini Tosya ve Kastamonu’da tamamladı. Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini 1986 yılında bitirdi. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk-İslâm Düşüncesi Tarihi Bilim Dalında doktora programına başladı. 1992 yılında aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Türk-İslâm Düşüncesi Tarihi Anabilim Dalına araştırma görevlisi olarak atandı. 1994’te “İbn Rüşd ve Felsefesi” başlıklı tezi ile doktorasını bitirdi. 1995 yılında yardımcı doçent, 1998’de doçent oldu. Çalışmalarını aynı yerde öğretim üyesi olarak sürdürdü. Türk-İslâm felsefesine giriş, felsefe metinleri, Türk-İslâm felsefesi tarihi, İslâm düşüncesinde din ve felsefe ilişkileri, İslâm felsefesinde sistematik problemler derslerini verdi. Türk-İslâm düşüncesinin ana akımlarını oluşturan felsefe, kelâm ve tasavvufun klasik ve modern problemlerinin yanı sıra, özellikle felsefe-din ilişkileri ve klasik metin incelemeleriyle ilgilendi. Mantığa Giriş, (Ebheri, İsaguci’den tenkitli metin-çeviri-inceleme, 1998) adlı bir eseri vardır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 64 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 206 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.