(...) Düşünen kimse insanı nazar-ı itibara aldığında onun yaratılış açısından yaratılmışların en farklısı ve en acayibi olduğunu görür. Bundan dolayı Filozoflar, insanın varlığındaki amacın, hikmetin kemâle ermesi olduğunu söylediler. Çünkü insan, fıtratı ile âlemin iki tarafını düzene sokmaktadır. Âlemin iki tarafı arasında vasıta olmuştur. İki tarafın kemâli de onları düzene sokan vasıta iledir. Filozoflar bununla şunu kastettiler: Allah (cc) akledilir cevherleri ve duyulur cevherleri yarattığında, yaratılışın kemâli, iki cevherin arasını birleştiren ve onları tanzim eden üçüncü bir cevherin yaratılmasıyla olmuştur. Bu durumda insan, akıl âlemi ile duyusal âlem arasında sınır olur. Tabiî sûreti açısından, tabiî sûretlerin en yüksek mertebesindedir. Aklî sûreti açısından da aklî sûretlerin en düşük mertebesindedir.