İmge Oranlı

İmge Oranlı

Çevirmen
8.0/10
9 Kişi
·
18
Okunma
·
0
Beğeni
·
15
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
99 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
'Pentagon Belgeleri' adıyla anılan belgeler, 1971 yılında ABD'de bir gazetede yayımlanınca savaşla ilgili çoğu şeyin
halktan gizlendiği anlaşıldı. Bu kitapta, Amerika'nın Vietnam savaşı özelinden kamuoyunun nasıl yönlendirilebileceğini
anlatmaya çalışıyor.

Kamuoyuna aktarılan bilgiler ne kadar doğru? Ya da aktarılan bilgilerin doğru ve yanlış oranları ne kadar? Hükümetler yalan
söyler mi, söylerse niçin söyler? Ölen asker ve sivillerden hükümetler kazanç sağlar mı? gibi çeşitli sorular eşliğinde
'Siyasette Yalan' işleniyor. Ama yine belirtmekte fayda var ki, kitap 1970'lerin ortasında yazılmış ve Vietnam savaşı
merkezli bir yapıya sahip. Bir makale olarak çıkıp, daha sonra kitap haline getirilmiş.

Yalanlar çoğu zaman insanı doğrulardan daha fazla cezbeder. Her toplum kendi içinde yalanlar ve doğrular arasında kalabiliyor. Ve çoğu zaman egemen güç veya gücü elinde bulunduran kesimler 'yalanlar' ve 'doğrular' arasında kendi düşünceleri doğrultusunda toplumu yönlendirebiliyor ve istedikleri kararı çıkartma gücüne de sahip olabiliyorlar.

ABD, Türkiye veya dünyanın herhangi bir yerinde, alfabeler farklı olsa da yalanlar üzerinden insanlar kandırılmıyor mu?
Çünkü "yalancı toplumun tüketimine sunacağı hikayesini hazırlarken, hikayesinin inandırıcı olmasına özellikle dikkat etmiştir (s:15). diyor yazar.

Siyasette yalan özellikle savaş sürecinde iki boyutta olabiliyor. Birinci boyutu düşmanları hedef alması, yanlış bilgi aktarımı;
ikincisi ise iç siyasete yönelik, içerde kimsenin o savaş ve gerçekler hakkında bilgi sahibi olmasının engellenmesi, haberlerin yayılmasının yasaklanması ya da yine gücü elinde bulunduranlar tarafından verilen kadar haberlerle vatandaşların bilgilendirilmesi.

Hannah Arendt'in Siyasette Yalan adlı bu kitabında olaylar, ABD'nin Vietnam savaşı öncesi ve sonrasında iç kamuoyuna anlatılmayan bilgilerin daha sonra açığa çıkması
üzerinden kurgulanmıştır.

Vietnam savaşı ekseninde ABD'de yaşanan siyaset ve medyada yaşanan görüş, tartışma, bakış açılarını kendi zaman dilimi içinde anlatmaya çalışıyor. Konu bize uzak gözükebilir ama yaşanan olaylar hiçte yabancı değil. Ülkeler, isimler farklı da olsa bu coğrafyada da buna benzer şeyler yaşanmıyor mu?

Güney Vietnam ve Laos, Kuzey Vietnam olacak mı? Kuzeyin güdümüne yani komünizm etkisine girecek mi? Komünizm yayılır mı? ABD komünist olur mu?
Buradan Amerika çıkarları ne kadar etkilenir. Amerika'nın çıkarlarının bu coğrafaya da etkilenmemesi için ne yapabiliriz? Askeri müdahele sonuna kadar sürdürüldüğünde kazanma durumu nedir? Ya da ne kadar ölü ABD askeri geri dönüş için kırmızı çizgidir? ABD içinde Vietnam savaşını nasıl
anlatacağız veya neler anlatmamız gerekir gibi sorular kamuoyunu yönlendirmek ve yanıltmak için kullanıldığı ancak bu belgeler açıklandığında ortaya çıkıyor.

Bir de propagandanın yeni adı olan 'halkla ilişkiler'i devreye sokup, iç kamuoyundan bazı şeylerin gizlenmesi hem kamuoyu baskısını dindirmek hem de dış ülke nezdinde oluşabilecek olumsuz imaj açısından önemli bir konu.

Vietnam'ı coğrafi olarak, kültür olarak, halk olarak, 'fakir ve küçük bir ülke' olarak gören 'büyük güç', kendi oluşturduğu o büyük güç 'mit'i içinde kendi kazdığı kuyuya düşmesini okuyacağız.


Küçük ve kapsamlı kitabın son bölümünde ise 'medyanın gücü', 'basın özgürlüğü' gibi kavramlarla, hükümetlerin bazı belgeleri 'gizli' ya da 'saklı' yapsa bile içerden bu olaylara tepki verebilecek kişilerin 'sızdırması' sonucu olayın ortaya çıkmasını okuyacağız.

Kitap 65 sayfadır. Diğer kısım ise "Cathy Caruth" tarafından bu kitapla ilgili makaleyi içerir. Kitabın 1970'li yıllarda yazıldığını unutmadan okumak gerekiyor. O zamanlar dünya şartları bilerek okuyup, ona göre tahlil etmekte fayda var.

Siyasette Yalan, şu an da bile ülkemiz açısından hiçte yabancısı olmayan bir cümledir. Belki Batılı hakların garibine gidebilir ama ülkemizde bir günlük zamanın büyük çoğunluğu zaten 'yalan' üzerine geçiyor. Siyaset başlı başına 'yalanın merkezi' ve hatta 'yalan rüzgarı' olmuş. O yüzden ABD'nin Vietnam özelinde ya da daha yakın tarihli dersek 11 Eylül 2001 veya çok daha yakın tarihli Irak ve Suriye'ye saldırması yine o 'yalan siyasetin' bir sonucudur.

Peki, bu yalan siyasetin sebebi nedir dersek kendimize şöyle bir durumla karşı karşıya kalabiliyoruz: Sömürgecilik ve ben merkezli güç anlayışı diyebiliriz.

Kitabın 2.Bölümünde Cathy Caruth, 'Yalan ve Tarih' adlı makalesi ile 'Hannah Arendt' cümlelerini aydınlatmaya, derinlik katmaya çalışıyor. Bu kısımda Hannah Arendt'in diğer kitaplarına da atıf yaparak tüm kitaplarının toplamından genel bir yargı ile makalesini oluşturmuş. Elde ettiği bilgiler ile genelden özele bir durum tespiti ile 'yalan' ve 'siyaset' cümlesini tartışıyor.

İmaj yaratma ile hem kamuoyuna kendilerini anlatmak hem de kendi içlerinde kendilerinin buna inanmasını sağlamak için modern adı 'halkla ilişkiler' olan propaganda kullanılmaktadır diyor. Bir de 'sorun çözücüler' adı altında 'entellektüel ve oyun teorisi yoluyla' ülkenin imajı için yalan söylemekten, olayları çarpıtmaktan çekinmeyecek kişilerin varlığından bahsediyor.

Burada 'sorun çözücüler' kavramını irdeleyip, yani devletin siyaset teorisyenlerinin olayın 'ana omurgasını' oluşturduğunu çünkü bunların "ülkeleri için değil, ülkelerin 'imajı için'
yalan söylemektedirler" diyerek olayı farklı açıdan irdelemektedir.

Örneğin, bize çok tanıdık hatta Vietnam ismini çıkartıp herhangi bir ülke adı koyduğumuzda, Amerikan sorun çözücülerin hiçbir zaman değişmediğini görmekteyiz. Savaşın esas amacının 'Güney Vietnam halkının kendi geleceğini tayin etme hakkına kavuşmasını sağlamalı" Bu cümle zaten herşeyi açıklamıyor mu?


Irak'a ve en yakın zaman dilimi içinde Suriye'ye 'Arap baharı' adı altında esasında 'Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir parçası olarak 'Suriye halkının kendi geleceğini tayin etme hakkına kavuşmasını sağlamak' amacıyla ülkede kan, zulüm, göç, insanlık dışı uygulamalar yapılmadı mı?

'Güney Vietnam'ı çıkarın yerine 'Suriye' yazdığınızda diğer cümle açısından değişen bir şey olmadığını göreceksiniz. Esasında olayın tepesinde 'imaj yapıcılar' ile 'sorun çözücüler'in kendi düşünce ve çıkarları doğrultusunda hükümetler üzerinde baskı kurarak bazı şeyleri gizleyip sonradan 'yalan' olduğu ortaya çıkan düşünceler üzerinden toplumu hizaya sokma amacı peşinde koşmaları anlatılıyor.

Ya da benim anladıklarım bunlar.

Ezcümle: Tavsiye ederim. Okuduğum kitap Sel Yayıncılık, Birinci Basım, Mart 2018 tarihli.
99 syf.
·1 günde·10/10
Siyasette "her şeye kadirlik imajı"nın sistematik yalanlar kullanarak yaratılması ve bu imaj için göze alınan "vahşet"i görmek için okuyunuz. Modern dünyanın temelinde ne var diye merak edenler bu kitabı okuyunca "kandırma"yı yani hakikati dışlayan işaretleri görebilirler. Muhteşem bir eser, bir başucu kitabı.
99 syf.
·2 günde·1/10
Kitabı ne yazık ki yeterli içerikte bulmadım. Bunda okuyucu olarak kitabı amacına uygun seçmeyişim etkili olmuş olabilir. Siyasette yalana neden ihtiyaç duyulduğu ve toplumun özellikle geçmişle ilgili niçin manipülasyonlara yatkın olduğunU öğrenmeye yönelik beklentilerim vardı. Ancak kitabın büyük bir bölümü, ABD'nin Vietnam savaşında yaşadıkları ve açıklanan bazı belgeler üzerine yorumları kapsıyor. Bununla birlikte ne bu belgelerin içeriği ne de yaşanan olaylar hakkında gelen bilgiler okuyucuya sunuluyor. Okuyucunun bu olayları tamamıyla bildiği varsayılmış. Pek tavsiye etmesem de iyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 18 okur okudu.
  • 33 okur okuyacak.