Imran Mahmood

Imran Mahmood

Yazar
7.5/10
11 Kişi
·
31
Okunma
·
0
Beğeni
·
46
Gösterim
Adı:
Imran Mahmood
Unvan:
Yazar
Doğum:
Liverpool, İngiltere, 1969
Imran Mahmood Liverpool'da 1969 yılında doğdu. Ailesi İngiltere'deki ilk Pakistanlı jenerasyondandır. Londra'da mahkemelere jüri olarak katılan Mahmood, kitaplarına konu olan kriminal dosyaları incelemekte ve ciddi- komplex davaları takip etmektedir.

Eşiyle birlikte Londra'da yaşamaktadır.
Beni en çok rahatsız eden şey ise bunun neden ve nasıl yaptığından ziyade tüm bunları benim arkamdan yapmasıydı. Beni anlıyor musunuz?
Sadece sonuca bakardınız. Adaletin güvenebildiği tek şey bu. Çünkü sebeplere bakmanız tüm olayı alt üst ederdi öyle değil mi?
Belki de hikayeyi anlatanın kim olduğu hiç mi hiç fark etmiyordur. Karşınızdaki kendini sizin yerinize koymak istemiyorsa ne faydası var ki...
Etik değerlerin her zaman doğrular olduğunu düşünmüştüm, ama açıkçası öyle değilmiş. Asıl mesele bırakılan izlenimde.
368 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Tüm hikâyeyi tüm ayrıntılarıyla bilmeniz gerek. Yoksa beni nasıl anlayabilirsiniz ki? Benim hakkımda hiçbir fikriniz yokken beni nasıl yargılayabilirsiniz.
Kitap da geçen bu cümleler kitabı okuduğunuz zaman gerçekten anlam kazanıyor.. Cinayet Suçlaması atfedilen siyahi bir gencin yaptığı savunma anlatılıyor. Savunmayı anlatırken kendi hayatından kesitler anlatıyor. Bazıları gereksiz geldi ama neyse.
Kitap da geçen bu sözle bitirelim..
“Bu bir tünelde olmak gibidir. Karanlığın daha ne kadar süreceğini bilemezsin. Ama yeteri kadar ilerlediğinde ışık her zaman gelecektir.”
368 syf.
·Puan vermedi
Kitap baştan sona bir mahkeme salonunda geçiyor. Cinayetten hükümlü bir gencimiz var ve biz tüm olayı o gencimizin ağzından okuyoruz. O gencimizin ismi yok. Sadece o konuşuyor, biz de karşısına geçip onun hayat hikayesini dinliyoruz. Kitabı anlatan gencimiz siyahi. Avukatlara güvenmeyip kendini savunmak için geçmiş hakim ve savcının karşısına. Anlattıkça anlatıyor. Çocukluğunu, gençliğini, ırkçılığı, yoksulluğu, ilgisiz ebeveynleri, uyuşturucu ve çeteler arasındaki savaşları. Tüm deliller gencimizin suçlu olduğu yönünde, peki gerçekten de suçlu o mu?

Kitap ilk çok çok iyi başladı. Sırf zenci olduğu için, çocuklar tarafından nasıl aşağılandığını, beyazların kendilerini aşağılık bir ırk ve ikinci sınıf insan olarak nasıl gördüklerini, hatta adaletin bile ten rengine göre değiştiğini anlatmış. Kitaba bi ara kendimi öyle kaptırmışım ki, hıçkırdığımı fark ettim. Yüreğime işledi her cümlesi. Kitaba çok duygusal yaklaştığımın farkındayım ama elimde değil. Maalesef ırkçılık halen devam ediyor. Artık bizlerin sözde önlemlere değil, köklü değişimlere ihtiyacımız var. Sorgulamaya, düşünmeye, eşitliğe ve en önemlisi içine nefret, öfke, kötülük tohumları eklediğimiz çocuklara ihtiyacımız var.

Kitap daha sonra madalyonun diğer yüzüne yani çete savaşlarına geçti. Buraları okurken ne yalan söyleyeyim bol bol esnedim. Dostum, kardeşim, adamım kelimeleri çok sık tekrarlanmış. En yakın arkadaşa da dostum deniyor, düşmana da. Galiba Amerika'da sokak jargonu bu şekilde. Örneğin; Amerika'da "hey dostum burada bir problem mi var?", Türkler, "noluyo lan burada?" gibi.

Yazar kitabında bir yandan yargı sistemini eleştirip karşılaştıkları sorunları gözler önüne sererken, diğer yandan da okumayan veya şekilde okutulmayan gençlerin bir statü elde etmek için sokaklara düşüp nasıl bir şekilde çetenin bir parçası haline geldiklerini anlatmış. Kitabın sonunu hiç böyle hayal etmemiştim. Yazar kitabın sonunda bize bir soru sormuş. Adalet mutlak mı yoksa kim olduğuna bağlı olarak farklı adalet çeşitleri var mı? Benim cevabım aynı. Kişiden kişiye değişiyor. Peki sizce?
368 syf.
·Beğendi·8/10
Suçlu olduğu kanıtlanana kadar masum düşünceyi içgüdüsel olarak reddermiyiz ?
Bir kimseyi ,gerçekten tanıyabilir miyiz ?ve tam olarak bilemediğimiz şeyleri yargılamak için nasıl yollar belirliyoruz?

Aslında hiç suç işlememiş kişiler suç işleyen insanları haklı gorebilirken yargı neden vicdanını devreye sokamiyor ya da çoğunluğun verdiği onayı reddediyor.

Kendi davasını tüm gerçekliği ile avukatından alıp kendini yargı huzurunda savunmaya çalışarak haklamaya çalışan aslında sizi karar merci olarak guden bir roman. ben birazda betimlemeden çok hoslanmadigimdan hızlı okuma tekniği kullandim.İlgimi çeken kendi yetisi ile kendini temize çıkarmaya çalışması birazda ilgimi çekti.
368 syf.
·4 günde·10/10
Hikaye bütünlüğü olarak akıcı ve insanı olay içerisinde hissettirmesi gerçekten güzel. İnsanları yargılamanın bu kadar kolay olduğu günümüzde insanların durup düşünmesini sağlayacak bir eser olmuş.

Yazarın biyografisi

Adı:
Imran Mahmood
Unvan:
Yazar
Doğum:
Liverpool, İngiltere, 1969
Imran Mahmood Liverpool'da 1969 yılında doğdu. Ailesi İngiltere'deki ilk Pakistanlı jenerasyondandır. Londra'da mahkemelere jüri olarak katılan Mahmood, kitaplarına konu olan kriminal dosyaları incelemekte ve ciddi- komplex davaları takip etmektedir.

Eşiyle birlikte Londra'da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 31 okur okudu.
  • 19 okur okuyacak.