İrfan Babaoğlu

İrfan Babaoğlu

0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
10
Gösterim
Kim olduğuna bakmasızın, Ermeni, Arap, Kürt, Laz, Çerkez, Süryani vb. bakmasızın herkesi Türk sayıyor, Türk görüyor ve işkenceler eşliğinde Türk olmaya zorluyordu.
İşkencelerin altında Andımız, İstiklal Marşı ve Atatürk'ün Gençliğe hitabesi bütün tutsaklara ezberletildi.
"Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin. Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa, silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleri ile cenazelerimize ağıt yakacaksa ölüm hoş geldi sefa geldi " sözünü bir yemin gibi okur ve öyle uyurduk.  
İstiklal Marşını söylememizi istediler. Askerlerin içinden biri yüksek sesle bağırdı.
-Üçe kadar sayacam len, sonra hep beraber İstiklal marşını okuyacaksınız, dedi.
Bir anda üç dedi. Herkeste bir şaşkınlık ve şok var. Kimseden ses çıkmadı. Orta yaşlı bir kişi Kürtçe:
-Ez nizanim, dediğiğini duydum.
Ardından bu kişiye yöneldiler. Onunla birlikte  hepimize ikinci bir dayak operasyonu başladı.  
Tam da böyle söylemişti askeri savcı ifademizi aldıktan sonra. İçimiz ürpermişti. Savcının elindeki kale mi suratımıza atması,  masadaki kül tablasını kafamıza fırlatması bize fiziki bir acı vermişti de bu son cümledeki tehdidin neyi içerdiğini anlayamadık :5 Nolu!...
Müthiş bir iç savaş! Kendi halkına ve insanına karşı tepeden tırnağa organize olmuş bir devlet yapısı ile tüm silahlar topluma, insana çevrilmişti.
Toplumu yaygın bir şekilde sindirme harekataları tam bir iç savaş yöntemi ile devam ediyordu. Bunun için evler zoraki olarak beyaza boyanıyor; devrimi, demokrasiyi, özgürlüğü, Kürt halkının varlığını ve özgürlük mücadelesini anımsatacak her isim, her simge bulunduğu yerden siliniyordu.12 Eylül öncesi her şey kötüleniyor, asker kurtarıcı olarak kendini herkesime zoraki olarak alkışlatıyordu.
Yüzlerce asker gardiyan cop ve kalaslarla girişirler tutsaklara. Artık bağırıp çağırmalar yeri göğü inletiyor. Asker durmadan emir verir: "Yat Kalk! Sürün! İstikamet karşı duvar!
Tutsakların lağım suyundan ıslanmayan yerleri kalmaz. Üzerlerindeki elbiseler dökülür. Kimi çırılçıplak halde cop darbelerine maruz kalır. Kimine lağım içinde bok parçaları alıp yemesi emredilir. Denileni yapmayanın kafasını suyun içine sokar, can çekişinceye kadar öylece tutarlardı.
Kenan Evren, çok değil darbeden birkaç ay sonra, 'ben askeri darbeye Hilvan üzerinden helikopterle uçarken karar verdim' demesi bir bakıma devletin korktuğunun başına geldiğinin işaretini de vermiş oluyordu. Çünkü Hilvan o dönem halkın 'talebeler ' dediği devrimci hareketin öncülüğünde bir halk hareketinin girişimiydi ve yoksul emekçi sınıflar adına kurulu devlet destekli feodal aşiret sistemine karşı verilen ve başarılı geçen bir mücadele girişimiydi.
Devlet bunu gördü. Böylelikle 12 Eylül 'ün birincil siyasal gerekçesi Kürt hareketinin bu durumu ve Kürt halkının bu uyanışıydı.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
İrfan Babaoğlu

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okuyor.
  • 2 okur okuyacak.