Levine dünyanin dört bir yanindan gelmis olan ögrencilerine, kendi ülkelerinde baska seylerin yani sira yürüme hızlarını ve postaneden pul alma sürelerini ölçmelerini istemisti. Sonuçta en hizh kültürlere sanayilesmis kuzey ülkelerinin büyük sehirlerinde rastlandığı ortaya çıktı; zira buralarda zamana ve dakiklige büyük önem verilir ve insanlar daha hızlı bir tempoda yasar, çoğunlukla zaman baskisi altinda olduklarını hisseder ve gecikmelerle basa çıkmakta zorlanırlar. Diger uç ise ekvator bölgesindeki ülkelerin kırsal kesimlerindeki kültürleri içerir; buralarda insanlar daha az acele eder ve işler daha yavas bir tempoyla yürür; kamusal alanlarda az sayida saat vardir (çalışan saat daha da azdır) ve insanlar bos zamanlarını baskalaryla birlikte -örnegin çay ya da kahve içip sohbet ederek- geçirmeye daha eğilimlidir. Külürler nasil ki siyasi, ekonomik ve tarihsel etkenler açısından birbirlerinden ayrılıyorsa, zamanın yönetilme ve öznel olarak tecrübe edilme sekline göre de tanımlanabilir.