Jack Thorne

Jack Thorne

7.7/10
434 Kişi
·
1.086
Okunma
·
0
Beğeni
·
379
Gösterim
Adı:
Jack Thorne
Unvan:
İngiliz Senarist ve Oyun Yazarı
Doğum:
Bristol, İngiltere, 6 Aralık 1978
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Aparecium!

Elimde yeniden yeni bir Harry Potter kitabı tutmak çok güzeldi.
Bunun düşüncesi ise kitaptan daha güzeldi. Direkt olumsuz başlamak istemiyorum. Bu yüzden fuzuli bir anı paylaşımı yaparak başlayacağım.

Harry Potter ve Ölüm Yadigârları ailem yanımda olmadan gidip aldığım ilk kitaptı, çıktığı günü de dün gibi hatırlıyorum. En yakın arkadaşımla kitapçıya heyecanla yürürken çocuk olduğumuzun gayet farkında olarak, "Son film yayınlandığında neredeyse üniversiteye başlayacak, belki de başlamış olacağız. Acaba yıllar sonra seriyi hala sever miyiz?" gibi tatlı-komik bir konuşma yapıyorduk. O zamanlar durup bunu düşündüğümüze göre muhtemelen "çocuk kitapları", "çocuk filmleri" lafını çok duyuyormuşuz. Büyükler hep derlerdi ya, "Bir yaştan sonra ne saçma şeyleri sevmişiz diyeceksiniz" diye... Harry Potter da o şeylerden biri olur mu diye korkuyorduk.

Ne kadar içerlediysem bu durumu, günlüğümde bununla ilgili 'duygusal' bir yazı bile yazmışım. (Arkadaşlarımla büyüleri yazdığımız sayfalardan, stickerlardan ve fotoğraf kartlarından oluşan klasörüm de hala duruyor.)

Kitabın haberini duyunca sevinmekle korkmak arasında kaldım. Hiç bir zaman doyamayacağım ama uzayıp bozulmasını da görmek istemeyeceğim bir seri ne de olsa... Harry Potter milyonda bir gelecek sağlamlıkta bir olay örgüsüyle doğru zamanda tamamlanmıştı. Üstelik ben genel olarak kahramanların çocuklarının hikayeyi devralmasını sevmiyorum. Zorlama geliyor. Nasıl zorlama olmaz ki? Yazarın üstündeki baskı bile seriyi devam ettirmeyi imkansız kılar. Karakterlerin birbirine benzememesi için de özellikle dikkat etmek de bu duruma pek yararlı olmuyordur, eminim.

Yine de dayanamadım ve hemencecik aldım, okudum.
Doğrusu orijinal bir Harry Potter kitabı okumuşum gibi hissetmiyorum. Bir hayran kurgusu -fanfiction- daha yerinde olur. EĞER bu kitabın tanıtımı 8. kitap diye yapılmasaydı, yanına o seri numarası eklenmemiş olsaydı, belki eleştirimi farklı şekilde yapardım. Ama 8. Harry Potter kitabı demek olaya farklı bir boyut getiriyor. J.K. Rowling yıllar sonra neden böyle bir şeyi onayladı?

Rowling'in yerinde olsam (her ne sebepten bu kitabı yazmayı veya fikri onaylamayı düşündüyse düşünsün) bunun 8. kitap olarak çıkarılmasına izin vermezdim. "Harry Potter Tiyatro Kurguları: Harry Potter ve Lanetli Çocuk" gibi bir isimle çıkarırdım. Asıl seri ile bağdaştırmaz ve olabilecek bin bir çeşit gelecek ihtimalinden biri olarak lanse ederdim.

Ve yazar bunun gibi yapsaydı, yorumum olumlu yönde oldukça değişirdi.

Nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Bildiğimiz, tanıdığımız, sevdiğimiz çocukların isimleri vardı ama onlar gibi değillerdi. Evet, büyüdüler. Yaşlandılar. Fakat onları Harry, Hermione, Ron, Ginny, Draco yapan unsurlar yoktu. Hele Ron... Ron bir fiyaskoydu.

Albus kitap boyunca hep 9-10 yaşlarında bir çocukmuş gibi hissettirdi. Ben Slytherin'de olması ve Malfoy'un oğluyla arkadaşlık etmesi olayını çok güzel bulmuştum. Özellikle diğer binalara çok odaklanma şansımız olmadığı da düşünülürse iyi bir fikirdi. Zaten kitapla ilgili tam olarak sevdiğim iki şey var biri bu fikir; diğeri Scorpius Malfoy.

Kitabın bir roman değil, oyun olması da hikayeye olumlu bir katkı sağlamıyor. Aksine bu pek alışıldık bir durum olmadığından -en azından oyun okumayı seven biri değilseniz- biraz garipsemeye de sebep olabilir.

Diğer yandan "nefret ettim", "sevmedim" diyemem. Güzeldi. Tekrar bir Harry Potter okumak ben de bir zaman yolculuğu yapmışım ve kısa süreliğine çocukluğuma veya birkaç yıl öncesine dönmüşüm gibi hissettim. Ama diyebileceklerim bu kadarcık.

Muziplik tamamlandı!

Dipnot: Çeviri çok aceleye mi geldi? En basitinden bir Mr.'ın çevrilmesi güç olmasa gerek. Düzenlemesi biraz kabaca olmuş, adeta sadece gözden geçirilmiş.
Erken bir noktada yarım bıraktım (37. sayfa) ama sanırım geçerli nedenlerim vardı:
1. Dolu dolu romanlarını okuyup bütün sahneleri canlı canlı tüm efektleriyle hayal ettikten sonra tiyatro sahnesine uyarlanmış olması ve bir perdenin altına hapsedilmesi, hayal gücümün açlığını doldurmaya yetmedi
2. Karakterlerin kişilikleri gerçekten değişmiş. Harry, bizim bildiğimiz bıdık Harry değil, özlemimi doyuramadı.
3. Harry'nin oğlunun ergen bunalımları içimi baydı. Harry Potter serisindeki dolu dolu akış nerde, bu bunalımlı akış nerede...

Sonuç olarak "Harry Potter olsun da, 1/10 puan alsa bile okurum" diyenlerdenseniz buyrun okuyun. Ama ben kendimi bu kitaba hiç başlamamış sayıp, okuduğum kısımları da hiç olmamış gibi düşünmeyi yeğleyip, seriyi kafamda 7. kitapta bitirmiş olmayı uygun buldum.
Bir Harry Potter kitabı olarak kitabı beğenmemek imkansız.Çünkü seneler sonra tekrar Harry,Ron ve Hermonie’yi okuyorsunuz.Kitap bir tiyatro metni ve genel olarak zaman yolculuğu ile ilgili.İlk başlarda bu zaman yolculukları aklımı karıştırsa da alışmaya başladım.Tavsiye ederim.
Sevgi her şeyi yenecek tek güç!! Ve Voldemort'un anlayamadığı tek şey.. Yine çok akıcı ve etkileyici bir kitap. İnsanı diğer 7 kitapla bütünleştirip geçmiş ve şimdiki zaman arasında yolculuk ile sürüklüyor.
Defalarca okuduğum kitapları barındıran seridir Harry Potter Serisi.Tüm kitapları nazarımda sonuna kadar tam puanı hak eder. Ancak bu kitap olmamış. Serinin karakterlerine hakimseniz kendileri gibi davranmadıklarını hatta karakterlerin karakterinin değişmesine kadar giden bir yabancılaşmanın olduğunu farketmemeniz mümkün değil kitapta. H.P. kitaplarında bayıldığım, J.K.Rowling'in kalemine has ince espiri anlayısı mumla aratıyor kendini.
Konu mu? Fena değil! Ancak Rowling'in yaratıcılığını çok aradım. Her kitapta biraz daha büyüterek anlatılan bu dünya ekleme olmadan az bir bilgi birikimi kullanılarak oluşturulmuş izlenimi barındırıyor Lanetli Çocukta. Rowling yazsaydı harikalar yaratırdı eminim. Hayal kırıklığıydı benim için. O kadar gerçekçi bir dünya yarattı ki Rowling, tiyatro metni şeklinde sunulan Lanetli Çocuk bu gerçekçiliği biraz baltaladı diye düşünüyorum. Ben seriyi 7 kitap olarak varsayıyorum...

Kitabın yazarı J.K. Rowling değil. 'John Tiffany ve Jack Thorne'a ait yeni bir özgün hikayeden Jack Thorne'a ait yeni bir oyun' şeklinde açıklama mevcut kitapta.
Epey uzuuuuun bir inceleme yazacağım arkadaşlar. Şimdiden sonuna kadar sabrettiğiniz için teşekkür ederim. :)


Öncelikle bu bir tiyatro metni, kitap değil ve 8.kitap gibi sunulsa da bence en fazla bir "fan fiction" dediğimiz hoş bir hayran hikâyesi.Ya da “Pottermore” da yayınlanan ara hikayeler gibiydi.Bu yüzden bir kitaptan farklı ve kısıtlı olduğunu ele alarak okumaya başlamak gerekir.Kitabı sevmedim diyemem Harry Potter benim için her türlü kabulü olan bir dünya.Ama metni Rowling’in yazmamasının getirdiği eksiklikler çok fazlaydı.Bildiğimiz karakterlerin görünüşünde kişilikleri farklı karakterler çıkmıştı sanki ortaya ve karakterleri tam oturtamamışlar gibiydi.Ama o kadar zaman geçip eski bir dosta kavuşmak gibiydi, yüzümde bir tebessüm ile okudum. Zaten bir nevi "Ölüm Yadigarları" 'na muhtelif sonlar yazılıp bir hikayede toplanmış denilebilir.
Özellikle çok farklı bir Draco vardı, o zalim,kötü Draco gitmiş yerine daha insancıl, empati kuran hatta neredeyse Harry ile kanka bir Draco gelmiş!! Şöyle genel olarak hikayeyi toparlayarak yorumlaya yorumlaya gitmek istedim.




------------------------------------------------AĞIR SPOILER ----------------------------------------------

------------------------------------------------SPOILER --------------------------------------------------

------------------------------------------------SPOILER --------------------------------------------------


Hikaye Ölüm Yadigarları'ndan 19 sene sonra King's Cross istasyonunda başlıyor. Harry'nin oğlu Albus'un Hogwarts'taki ilk yılı. Albus Hogwarts Express’inde Malfoy’un oğlu Scorpius ile arkadaş olur. Scorpius’un Voldemort’un çocuğu olduğuna dair bir söylenti var. Malfoyların zaman yolculuğu yaparak Draco’nun karısını Voldermort’tan hamile bıraktığı söyleniyor. (!)
Hermoine ve Ron’un kızı Rose Gryffindor’a; Albus Slytherin’e seçilir ve diğer aile üyeleri Gryffindor olduğundan kendisini farklı hisseder. Ayrıca Harry Potter’ın oğlu olarak babasından çok farklıdır. Mesela herkes süpürgelerini kaldırırken Albus hareket bile ettiremez. :) Bu arada Scorpius Rose’a hayran…

Hikaye başlarken Albus ve Scorpius Slytherin’de, Hermoine Sihir Bakanı, Harry Sihirli Yasal Yaptırım Dairesi’nin başında, Hogwarts müdürü Mcgonagall. Neville Bitkibilim Profesörü. :) Ginny “Daily Prophet” spor sayfasını yönetiyor. Buraları okumak uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımdan haber almak gibiydi. :)
Her şey bakanlığın bir “ Zaman Döndürücü” bulmasıyla başlar ve Harry yine kabuslarla yara izi acıyarak uyanmaya başlar. Albus ile Scorpius zaman döndürücüyü çalarak 1994 yılına, 4.Kitapta “3 Büyücü Turnuvası”nın düzenlendiği zamana, Cedric Diggory’i kurtarmaya dönerler.Delphi Diggory(Cedric’in babasının yeğeni) de onlara yardım ve yataklık eder. Ki çıkış noktası çok mantıklı gelmedi bana.Neden Cedric ve Albus mesela,farklı bir yer seçilebilirdi hikayeden. İlle dönecekseniz Hogwarts Savaşı’na dönüp Fred Weasley’i kurtarsaydınız!!

Neyse ilk görevi engellerler ve geri dönerler. Burada araya girerek zaman yolculuğunun ne kadar hassas bir konu olduğunu yıllardır okuyup, izliyoruz demek istiyorum. Kelebek etkisi dediğimiz geçmişe müdahale edersek geleceği etkileriz olayı... Ama metinde bunun üzerine çok düşmemişler ve çocuk oyuncağına döndürmüşler,basit kalmış. Tabi döndüklerinde pek çok şey değişmiştir. Albus Gryfinddor binasında, Hermoine “Karanlık Sanatlara Karşı Savunma” öğretmenidir ve Ron ile evlenmemişlerdir. Çünkü Hermoine baloya Krum ile değil Ron ile gitmiştir. Ron Padma ile evlenmiş,Hermoine ise psikopat olmuştur. :) Hatta Snape gibi davranıyor diyeyim siz anlayın. Burası da bana saçma geldi,olay örgüsü değişebilir ama bambaşka bir kişiliğe dönüşmüş olması oturmamış sanki. Hermoine- Ron evliliği gerçekleşmediği için Rose hiç varolmamıştır. Cedric yine de hayatta değildir.Harry yine aynı yerinde,evli mutlu üç çocukludur.Sihir Bakanı kim belirtilmemiş.

Sonra tekrar denemeye ve düzeltmeye karar vererek 2. Göreve dönerler. Burada Cedric’in tüm okulun önünde küçük düşmesine sebep olarak,turnuvadan elenmesini sağlarlar. Bu kez döndükleri gelecek epey "Karanlık"tır. Scorpius artık tek başınadır. Hogwarts’ın başında Dolores Umbridge vardır!!! :-o Büyük Hogwarts Savaşı kaybedilmiş!! Harry 20 yıl önceki bu savaşta ölmüştür. :( :( :( Bugün “Voldemort Günü” olarak kutlanıyor.Mugglelar ve Bulanıklar kutlamalarda sırf eğlence olsun diye öldürülüyor.Hogwart arazisinde “Ruh Emici”ler dolaşıyor. Sihirli Yasal Yaptırım Dairesi’nin başında Draco Malfoy var ve işte bu Draco biraz bizim eski Draco’ya benziyor. Sihir Bakanı kim yine belirtilmemiş. Snape hayatta. :) Ama bildiğimiz o soğuk karakter yine yumuşatılmış. Cedric de hayatta fakat "Ölüm Yiyen " olmuş,turnuvada başarısız olduğu için ve Neville’yi öldürmüş!! :/ Ki bu da eski hikayeye uymayan başka bir kısım.Tanıdığımız Cedric Harry’e kupayı birlikte almayı teklif edecek kadar nazik ve düşünceli. Neville Nagini’yi öldüremediği için Voldemort ölmemiş ve savaşı kazanmış.Burası epey enterasandı Voldemort Hitler gibi yansıtılmış,ölüm yiyenler “For Voldemort and Valor” şeklinde selamlıyorlar birbirlerini. Tabi Scorpius da Malfoy olduğu için Draco’nun bir zamanlar Slytherinliler arasında olduğu gibi popüler ve zalim.Harry öldüğü için Albus yok.Snape hala gizli çalışıyor,yoldaşlık adına. Scorpius Snape’i ikna ederek yardım istiyor.Snape’ye farklı bir evrende Harry’nin savaşı kazandığını ve oğluna onun adını verdiğini anlatıyor. Buralar çok tatlıydı.Bir nevi Alan Rickman’a vefa tadındaydı… Ve bir şekilde Scorpius tekrar kendi zamanına dönüyor.(Buralar da bir mantık hatası vardı,ama tam anlayamadım).
Tüm bu olanlardan ders çıkaran çocuklar “Zaman Döndürücü”yü yok etmeye karar veriyorlar ve baykuşhanenin yolunu tutuyorlar. Burada Delphi ile karşılaşıyorlar ve onun aslında farklı bir amacı olduğunu öğreniyorlar.(Tabi cınım manyak msn!?) Ki burası da çok tahmin edilebilirdi bir waoovv ile gelmiyor bilgi. Delphi’den öğrendiğimiz üzere bir kehanet var ve kız bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Kehanete göre “Fazlalıklar ayıklandığında,zaman döndüğünde,görülmemiş çocuklar babalarını öldürdüğünde “Dark Lord” geri dönecek. İşte kehanette bahsedilen, zamanı tekrar yazaraktan babasını öldürecek olan çocuğun Albus olduğunu anlıyoruz. Böylece “Cursed Child” ‘ın Albus olduğu ortaya çıkıyor.

Bu arada Delphi ve Voldemort ile ilgili bir varsayım okuyoruz;fakat ben Rowling’in böyle bir şey yapmayacağını düşünüyorum. İşte fanfic olunca pek çok teori olabiliyor.Rowling umarım bu kısım ile ilgili bir açıklama yapıp konuya ışık tutar.

Hikayede en son 1981 GODRIC’S HOLLOW’a Felsefe Taşı’nın başına dönüyoruz ve bir sürü duygusal sahne okuyup, geçmiş 7 kitabı ne günlerdi tarzı yad ediyoruz.


------------------------------------------------AĞIR SPOILER ----------------------------------------------

------------------------------------------------SPOILER --------------------------------------------------

------------------------------------------------SPOILER --------------------------------------------------


Eleştirmek istediğim kısımlara gelirsek; karakterlerin yetişkin hali bildiğimiz gibi değil. Hele Harry ve Draco sanki tamamen farklı kişiler. Okulda birbirleriyle sürekli zıtlaşan, birbirlerinden nefret eden ikisi değilmiş gibi neredeyse arkadaşlar denilebilir. Hatta daha da ileri gidip Draco ve Ron bile arkadaşça diyebilirim. Bir Weasley eziklemesidir sürdüren Malfoy değilmiş,Dumbledore’u öldürme görevini alan Malfoy,kibirli safkan büyücü aşığı Malfoy gitmiş. Arthur Weasley ve Lucious Malfoy nasıldı hatırlarsınız.Draco hayranı sanırım yazanlardan birisi,iyi göstermek için epey uğraşılmış.

Harry bildiğin kibir küpü Profesor McGonagall’a emirler yağdırmalar,”Minerva” şeklinde hitaplar falan,sonra 40 yaşında ki Harry oğluna asla “bazen oğlum olmasaydın istiyorum” diye bağırmazdı. Bizim sevdiğimiz Harry böyle birisi değildi.Ron resmen yok kitapta,son derece ezik bir Ron var.Serinin tümüne damgasını vuran muhteşem arkadaşlık bağı da yok. Hagrid yok,sadece son sahnede ufak bir rolü var flashback kısmında.

Zaten zaman döndürücü olayı tamamen mantıksız, Dumbledore bilemez miydi geriye dönüp Tom Riddle’ı Voldemort olmadan önce engellemeyi ya da ailesini kurtarmayı bilemez miydi Harry?? Saçma… Hadi zamana müdahale etmemelisin goygoyu olsa çoluk çocuğun elinde “Time Turner “ne arıyor o zaman. Ya da hadi yaptın bir hata Time Turner ile Voldemort döndürülmeye çalışılsaydı mesela.
Eğer Scorpius, Rose diye tutturmuyor olsa Scorpius ve Albus birbirine aşık diyebilirdim.Yeni nesil fanfic.lerdeki gay love takıntısının kıyısından dönülmüş gibi geldi.Ama Scorpius çok tatlı bir karakter olmuş.

Tiyatro metni, bütün betimlemeler ve hikâye akışı çıkartılıp ortada bir tek diyaloglar kaldığı için okuması kolay olduğundan çabuk bitirilebiliyor. Aşırı Harry Potter hayranı değilseniz, bu kitabı almanıza hiiiç mi hiç gerek yok. Benim için o evrene açılan farklı bir pencere olmasından ötürü okumak zevkliydi ama sadece 7. Kitaptan 20 yıl sonra birlikte izledikleri bir maç da olsaydı anlatılan ben yine zevkle okurdum.Ama 7 kitap ve onca yılın üzerine tutuşmayan hikaye devamları ve mantık hatası dolu bir senaryo var elimizde.(Çok özlü iksir gibi... ) Üzerine hiç düşülmemiş,hiç uğraşılmamış.Belki sadece Rowling’in elinden çıkmadı ama insan kendi eserini bu hale döndüren şeyi nasıl onaylayabilir bunu da anlayamıyorum.
8. HP kitabı ben gibi bir çok HP severi çok heyecanlandırdı. Orjinal dilinde ülkemize geldi ama 70 küsür ödemek istemediğimden çevirisini beklemeye karar vermiştim. Sağolsun YKY bizi çok bekletmedi. Fuar zamanına denk gelince de kitabı Kitap Yurdu'ndan 11TL'ye edinme imkanı buldum. Bu arada bir çok okuyan oldu, genelde de yorumlar olumsuzdu.
Kitapla ilgili hiçbir beklenti taşımıyordum. Okuması keyif verdi ama sırf o güzel büyücü dünyasına bir nebze olsun tekrar dönebildiğim için. Yola çıktıkları nokta mantıklı aslında. Şöhretlerin en büyüğü ve başarılısı olan Harry Potter'ın çocuklarından bir tanesi, babasının yüceliğinin altında eziliyordu.
Ama bir HP kitabı için kurgusu çok basit kalmış. Karakterler sönük ve yabancı geliyor insana. Hele o Ron'un hali nedir yahu?
Sıradan bir yazar için 'güzeldi ya' diyebilirsiniz. Ama konu HP olunca olmamış diyorum ben.
Almaya niyetiniz varsa alın, özellikle de fiyatı böylesine uygunken. Yalnız sakın ola beklentiye girmeyin!
Bu kitaba yapılan bütün eleştirilere rağmen aylar sonra elimde bir Harry Potter kitabı tutmak heyecan ve mutluluk vericiydi. Daha önceki bütün kitapları okuyup bu kitabı okumamak haksızlık olurdu. O yüzden ön yargısız başladım kitaba ki böyle de yapmak gerekir her zaman.

Tiyatro sahnesinden yazıya aktarıldığı için kitapta çok fazla detay yoktu. Her şey çok çabuk ilerledi.

Kitabın üzerinde durulan konu şu; Harry ve Ginny'nin küçük oğulları olan Albus Severus'un Hogwarts'ta ilk senesidir ve kendisi dört büyük binadan, armasında yılan olan Slytherin'e seçilmekten korkmaktadır. Nitekim Harry korkmamasını ve seçmen şapkanın fikirlerini önemsediğini söylese de, Albus Slytherin'e seçilir; ve daha önceki kitaplarda hiç sevemediğimiz Malfoy ailesinin, en küçük ferdi olan -Draco'nun oğlu- Scorpius Malfoy ile aralarında gerçekten çok güzel bir dostluk oluşur. Ama yine de Albus bir Potter olarak Gryffindor'a değil de Slytherin'e seçildiği için okuldaki öğrenciler onun hakkında ileri geri konuşur. Dersleri de iyi değildir. Babasına hiç benzemediğini söylerler. Albus da haklı olarak Hogwarts'ı hiç sevmemektedir. Bütün bunlar olurken Harry ile arası da hiç iyi değildir ve hatta Potter soyadını taşımaktan hiç hoşlanmaz.

Şunu da söylemeden edemem: Harry'nin yara izi tam 22 yıl sonra tekrar acır.

Olaylar bu şekilde gelişir ve sırf Albus babası yüzünden onlarca masum insan öldüğü için, Bakanlık'taki zaman döndürücüyle geçmişi değiştirmeye karar verir. Tabii ki yanında Scorpius da vardır. -Burada bir şey eklemek istiyorum: Sanılanın aksine Scorpius hiç de Malfoy soyadını taşıyan birisi gibi değildir. Hatta o kadar iyi yürekli, güzel kalpli bir çocuktur ki kitapta beni en çok etkileyen ve en sevdiğim kişi Scorpius olmuştur.- Ama iki çocuk zaman döndürücünün sadece yakın geçmişe gittiğini ve sadece 5 dakika kalınabildiğini bilmiyordur. Böylelikle olaylar baya sarpa sarar, içinden çıkılmaz hale gelir.

Başlarda Draco ile Harry'nin arası Hogwarts zamanındaki gibi pek iyi değildir ama yaşanan olaylardan dolayı ilerleyen bölümlerde ikisini de aynı tarafta görmek mümkün. Buraları okurken de insanın yüzünde engelleyemediği bir tebessüm oluşuyor. :)

Eğlenceli, hoş, akıcı ve güzel bir kitap. Okurken sizi önceki kitaplara da götürüyor. Potter serisini seven biriyseniz okumanızı tabii ki öneririm :)
Harry Potter ile büyümüş bir nesil olarak onun büyük halini okumak harika. Kitaptan beklentim çok olmamasına karşı fazlasıyla tatmin etti. O dünyayı özlemişim.
Tadi damaginizda kalacak bir macera devam olsa keşke dedirtiyor. Harry Potter la büyümüş nesilleriz ama tekrar tekrar okur ve izlerm cidden m keyif aldim okurken eskiye döndüm bi yandan da filme çekilse nasil olur diye düşünmeden edemedim. Tİyatro metni olarak okunmasi da bu tekniğin guzeligi ile yakinlastiriyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jack Thorne
Unvan:
İngiliz Senarist ve Oyun Yazarı
Doğum:
Bristol, İngiltere, 6 Aralık 1978

Yazar istatistikleri

  • 1.086 okur okudu.
  • 22 okur okuyor.
  • 535 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları