Jacob Burckhardt

Jacob Burckhardt

Yazar
9.3/10
7 Kişi
·
17
Okunma
·
6
Beğeni
·
332
Gösterim
Adı:
Jacob Burckhardt
Unvan:
İsviçreli Sanat ve Kültür Tarihçisi
Doğum:
25 Mayıs 1818
Ölüm:
Basel, İsviçre, 8 Ağustos 1897
Bir Protestan ruhbanın oğlu olan Burckhardt, Basel ve Neuchâtel'de 1839'a kadar teoloji eğitimi aldı. Daha sonra Berlin Üniversitesi'nde tarih, özellikle sanat tarihi eğitimine başladı. Berlin'de tarihi saygıdeğer bir akademik disiplin haline getiren Leopold von Ranke'nin derslerine katıldı. 1841 yılının bir kısmını Bonn Üniversitesi'nde ilk kitabı Die Kuntswerke der Belgischen Städte'yi (1842) de adadığı sanat tarihçisi Franz Kugler'in yanında geçirdi. Basel Üniversitesi'nde ve daha sonra Zürih Mühendislik Okulu ETH'de 1843-55 arasında dersler verdi. 1858'de Basel'e dönüp 1893'deki emekliliğine kadar profesörlük görevini yürüttü. Sadece 1886'dan sonra özel olarak sanat tarihi dersleri verdi. İki kez Alman üniversitelerindeki profesörlük kürsüsü tekliflerini (Tübingen Üniversitesi - 1867 ve Berlin Üniversitesi Ranke kürsüsü - 1872) reddetti.
- " (…) Şunu iyi biliyorum, insanlar çektikleri hastalıklarını bir araya yığıp değiş tokuş edecek olsalardı, herkes yine kendi hastalığıyla evine dönerdi...“
-Heredotos-
Jacob Burckhardt
Sayfa 167 - Pinhan yayıncılık
İnsanlar sadece göründükleri kişiler değildir, aynı zamanda önlerine koydukları ideal kişilerdir, hatta bu ideale hiç ulaşamasalar bile. Sadece bunu istemek bile onların kişiliğine dair bir şey söyler.
“Bu arada, bilsen, tek basima ve ozgur olarak, daglar ve korular, pinarlar ve irmaklar arasinda, en buyuk insanlarin kitaplari arasinda ne kadar buyuk bir zevkle yasiyor ve karsimdakilere dalip giderek gecmisi unutmaya ve bugunu gormemeye calisiyorum.”
“Şunu iyi biliyorum, insanlar çektikleri hastalıklarını bir araya yığıp değiş tokuş edecek olsalardı, herkes yine kendi hastalığıyla evine dönerdi."
592 syf.
·166 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle bu kitabı araştırıp okumamdaki sebep Rönesans’ın nasıl ve neden başladığını merak etmemdi ve bu kelimeyi ilk kullanan isim olan Jacob Burchardt’ın bu eseri, sadece aklımdaki soruları cevaplamakla kalmayıp birçok ismi, eseri tanımama ve daha da önemlisi dönem insanının olaylara bakışını kavramama olanak sağladı.

Kitap öncelikle bir sanat tarihi kitabı değil aksine kültür incelemesi yapmakta ve bunu da üstüne basarak dile getirmektedir. Öncelikle XIII. yüzyılda İtalya’nın siyasi durumundan başlayarak, şehir devletlerden, condottierrelerden, zengin ve papalık mücadelesi veren Borgia, Sforza, Medici gibi aileler ve büyük hanedanlıklardan bahsederek giriş yapılıyor ve kitabın bu ilk bölümünde siyasetin ve bu ailelerin papalık mücadelesi, cinayetler, suikastler ve Floransa, Venedik ve Roma gibi şehirlerde hayatın ve her ne kadar papalık kurumunun yozlaşmış durumu söz konusu olsa dahi klasik çağa ve Latinceye verdiği değer özellikle belirtiliyor.

Daha sonra ortaçağ insanı ve aksine İtalya’da kişiliğin uyanması ile ortaya hümanizm etkisiyle de çıkacak olan bireycilik ve çok yönlülükten bahsediyor, dönemin en büyük isimlerinden Dante ve Petrarca’yı okuyucuyla buluşturuyor.Daha sonra İtalya’da klasik kültürün yeniden uyandırılışı ve buna bizzat en zengin hanedanların, papaların verdiği önem ile hümanizmin bu topraklarda nasıl başladığına cevap veriyor. Dante ve Petrarca’nın yanına Machiavelli, Bocacccio, Cicero gibi isimleri ekleyerek düşün yapısının oluşumuna sebepler buluyor.Kitap, ilerleyen sayfalarında şiirler, soneler, drama ve komedilerin İtalya ve Avrupadaki karşılaştırmasını yaparak farklarını öne sürüyor neden soruma ayrı bir cevap alıyorum. İtalya’daki sosyal sınıf ayrılıklarının ortadan kaldırılması, bireyselliğin, toplumsal hayatının düzeyi ve kadının yeri gibi konular ve en son olarak ahlak ve görenekler ile dinler ve dinsizliğin getirdiği sonuçlar karşılaştırılıyor.

Sonuç olarak kitabın bazı bölümlerinde -benim gibi konuya yeni biri için- fazla isim ve ayrıntı olması yer yer sıkılmama yol açsa da aklımdaki soruların cevabını aldım, kültür tarihi anlatımına farklı bir bakış açısı kazandım ve anlatımı ve çeviriyi oldukça başarılı buldum.
592 syf.
·10/10
Rönesans üzerine yazılmış tartışmasız en büyük eser.Burchardt,İtalyan Şehir Cumhuriyetlerini ,Medicileri,Papalığı,Da Vinci'yi ,Petrarca'yı ve nice Rönesans sanatçısını ayrıntılarıyla ele alarak Rönesans'ın ruhunu bizlere en iyi şekilde aktarıyor.
592 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Estetik tarih anlayışına sahip ve sanat tarihine, kültür tarihinin bir parçası olarak bakan bir yazar. Gerçek Rönesans’ı anlatıyor. 1. Sanat eseri olarak devlet 2. Bireyin gelişmesi 3. Klasik kültürün yeniden uyandırılışı 4. Dünyanın ve insanın keşfi 5. Toplantılar ve şenlikler 6. Ahlak, görenek ve din.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jacob Burckhardt
Unvan:
İsviçreli Sanat ve Kültür Tarihçisi
Doğum:
25 Mayıs 1818
Ölüm:
Basel, İsviçre, 8 Ağustos 1897
Bir Protestan ruhbanın oğlu olan Burckhardt, Basel ve Neuchâtel'de 1839'a kadar teoloji eğitimi aldı. Daha sonra Berlin Üniversitesi'nde tarih, özellikle sanat tarihi eğitimine başladı. Berlin'de tarihi saygıdeğer bir akademik disiplin haline getiren Leopold von Ranke'nin derslerine katıldı. 1841 yılının bir kısmını Bonn Üniversitesi'nde ilk kitabı Die Kuntswerke der Belgischen Städte'yi (1842) de adadığı sanat tarihçisi Franz Kugler'in yanında geçirdi. Basel Üniversitesi'nde ve daha sonra Zürih Mühendislik Okulu ETH'de 1843-55 arasında dersler verdi. 1858'de Basel'e dönüp 1893'deki emekliliğine kadar profesörlük görevini yürüttü. Sadece 1886'dan sonra özel olarak sanat tarihi dersleri verdi. İki kez Alman üniversitelerindeki profesörlük kürsüsü tekliflerini (Tübingen Üniversitesi - 1867 ve Berlin Üniversitesi Ranke kürsüsü - 1872) reddetti.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 17 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 57 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.