Jacques Verges

Jacques Verges

Yazar
7.8/10
63 Kişi
·
196
Okunma
·
16
Beğeni
·
783
Gösterim
Adı:
Jacques Verges
Unvan:
Avukat, Yazar, Politikacı
Doğum:
Tayland, 5 Mart 1925
Ölüm:
Paris, Fransa, 15 Ağustos 2013
Annesi Vietnamlı öğretmen Pham Thi Khang babası ise Fransız diplomat Raymond Vergès'dir. Annesini çok küçük yaşta kaybetmiştir. Henüz 12 yaşındayken siyasete ilgi duymaya başlamıştır. Henüz çok genç yaşta, İkinci Dünya Savaşı'nda direnişçiler arasında yer almıştır. Ayrıca Fransız siyasetçi Paul Vergès'nin ikiz kardeşidir.
1945 yılında Fransız Komünist Partisi'ne üye oldu itirazlara karşın 1950'de, Prag'da, üye olduğu Uluslararası Öğrenci Birliği Kongresi yönetimine seçildi ve 2 sene sonra da sekreterliğe seçildi 1962 yılında Cezayir'in bağımsızlığının ardından başkent Cezayir'e yerleşir ve Dışişleri Bakanlığı'nda üst düzey yönetici oldu.
Delil eksikliği sanığa yaramalıdır; zira toplumda bir masumun cezalandırılmasına sebep olan hukukî hata, suçlunun beraat etmesinden daha ağır bir potansiyel düzensizlik nedenidir.
Jacques Verges
Sayfa 21 - Metis Yayınları, Çevirmen: Vivet Kanetti
Adaletin görevi, çelişkiler iç savaşa ve kitlesel bastırmalara varmadıkça onları eldeki imkanlarla çözmektir ve bu olmayacak iş değildir.
... Tarafların en azından biri, yasayı ve ahlakı kabul ediyormuş, hatta savunuyormuş görünerek sorunu baştan, kendi siyasal çıkarı doğrultusunda ortaya atar. Peçesiz yürümeyecek kadar ihtiyatlı olduğu için, demirden suretine bir yasa maskesi takar.
Jacques Verges
Sayfa 14 - Sahte uyum yahut örtük kopuş davalarında
Adalet ister ilah gibi süslensin, ister paçavralara bürünsün yönetici sınıfın emrindeki şu işlevi hiç değişmez:
Yasanın çelişmesiyle ortaya çıkan toplumsal çelişkileri o sınıfların lehine çözmek.
Kopuş olasılığı, yargıçları hep şaşırtır ve birçok avukat kopuş olasılığından kaçınır. Çünkü mahkemeler kuran her toplum, bunu, meşruluğuna saldıranları kendi ölçülerine göre yargılamak için yapar.
Jacques Verges
Sayfa 27 - Metis Yayınları, Çevirmen: Vivet Kanetti
Şahane siyasi sanık Prometheus,tanrısal yasaya sığınmaz.Soğuğu özür olarak öne sürmez.Ateşi çalması,itiraf ettiği gibi,sadece insanlara karşı duyduğu aşktandır.Niçin yargıçlar vr avukatlar da tuttukları tarafı itiraf etmezler? Acaba hangi utanç engel olur buna? Ya da hangi kurnazlık?
"Kendimi böyle savunduğum için şimdi pişman değilim; bu savunmadan sonra ölmeyi sizin kurduğunuz tuzakta yaşamaya yeğ tutarım."
120 syf.
“Benim tutkum savunmak. Suçu değil suçu işleyeni savunuyorum” Verges şeytanın avukati olarak da anilan davaları uyum ve kopuş davaları olarak gruplandıran avukat. Kitabinin dili ağır ceviriden kaynakli olabilir. Konuya hakim bir okuma için bahsi geçen davalarin ve kişilerinin bilinmesinde fayda var. İçerisinde beni en cok etkileyen dava Jeanne D'ARC davasıydı cunku iddianameyi hazırlayanlar da sanıklar da ölmüştü.
120 syf.
·2 günde
Aziz Nesin'i biliyorsunuz değil mi? Madımak Otelini? Peki,Madımak Katliamının gerçekleştirilmesinden önce Pir Sultan Abdal şenlikleri için imza gününe gelmiş Aziz Nesin'e Salman Rüştü'nün Şeytan Ayetleri kitabını tercüme ettiği-kitapta İslamiyeti kötüleme propagandası yapıldığı gerekçesiyle- tepki gösterilmiş olduğunu? Şayet bilmeyen varsa kanıt olarak gidip 28 Şubat belgeseli 1.bölümü izleyebilir.Tabii gerçekten kalbi ve aklı dayanabilecekse.Aziz Nesin katıldığı bir tartışma programında o naif üslubuyla Şeytan Ayetleri tercümesi konusunda şöyle der:"Bu kitabı çeviriyor olmam,içindekileri kabul ettiğim anlamına gelmez.Her kitabın okuyucuyla buluşma hakkının olduğunu savunuyorum."

Aziz Nesin'e şimdi neden yer verdim? Jacques Verges,bir savunma avukatı.Ünlü terörist Çakal Carlos,Tarık Aziz,Klaus Barbie gibi gerçekten ünlü isimlerin avukatlığını üstlenmiş ve bu sebeple Şeytanın Avukatı adına layık görülmüştür.İzlemeyenler için de bir film önerisi:Şeytanın Avukatı.Bu sefer Al Pacino yok ama,sanıklar gerçek,olaylar gerçek.Jacques Verges'in savunduğu insanları bu toplumdaki çoğunluk kesime(elbette düşünce yapısı olarak kendini geliştirmiş insanları tenzih ederek) anlatmış olsam kesinlikle "VATAN HAİNİ,ALÇAK" damgası yiyebilirdi.Hele bir bakın haberlere,çok da uzak gelmeyecek bu söylediğim! İşte ben bu insanlara şu kavramı öğretmek istiyorum:Savunmanın kutsallığı.Kim olursa olsun,hangi suç isnadı yapılmış olursa olsun kendini savunmaya fırsat verilmesi.Bir diğer kavramı da hazır yeri gelmişken öğreteyim öğretmesine de bakın bunu bizim toplumun öğrendiği gün biz medeniyete tam manasıyla kavuşabileceğiz:Masumiyet karinesi.Bir kimse suç işlediği kanıtlanıncaya kadar masumdur.Hukuken en azından böyledir,böyle olması gerekir ama bizim toplum bayılır yargısız infazlara,görünene aldanmaya.

Jacques Verges,kitabında Dreyfus,Sokrates,Tapınak Şövalyeleri gibi tarih sahnesinde iz bırakabilmiş birçok davayı ve savunmayı ele alırken davaları ikiye ayırarak inceler:Kopuş davaları ve uyum davaları.En basit anlatımıyla Kopuş davalarında sizi yargılayacak sistemi de kabul etmezsiniz,reddedersiniz.Uyum davalarında ise sizi yargılayacak kuralları,devlet düzenini kabul eder,adil yargılanmayı umarsınız.O sürekli kitaplarda gördüğümüz kamuoyunun günbegün takip ettiği,tiyatro izler gibi mahkeme salonuna gelip izlediği davalar da çoğunlukla kopuş davaları olmuştur.Bir şeyleri reddedebilmenin,baş kaldırabilmenin cesaret istemesinden olabilir belki.

Yıllardır Öcalan idam edilsin görüşlerine şunu derim:Sadece kahraman yapmış olursunuz.Lütfen düşünün! Menderes asılmasaydı halk şimdi onu bir kurban olarak değil kötü bir yönetici olarak bilecekti belki de.Ya da Sokrates o baldıran zehrini içmeseydi şimdi hiç bilinmeyebilirdi.Her ne olursa olsun,Sokrates'i ölüme mahkum edeni tanımazken biz Sokrates'i biliyoruz.

Sözümü şöyle sonlandırmak istiyorum:Bu insanları biliyor olmamızın nedeni uğruna ölmeyi göze alabilecek bir davalarının olmasıydı.Adaletsizlikleri,çarpık düzeni kabul etmeyip cesurca söyleyebilme cesareti gösterenler tarihe yön verenlerdir.Sevsek de sevmesek de.Keyifli okumalar..
112 syf.
·12 günde
Hayatı filmlere konu olabilecek (ki neden hala olmamışsa) bir ceza hukukçusu Jacques Vergès, çoğusu onu Şeytanın avukatı olarak bilir. Ceza davasını bir sanat olarak gören Verges, uyum davaları ve kopuş olarak ikiye ayırdığı davaları anlatıyor bu kitabında ki ceza davalarıyla ilgili yapılmış en iyi tasnifdir bence. Uyum davalarının, tüm davaların temel ihtiyacı olan, kurulu düzene saygıdır. Kurulu düzen ve mevcut kanunlar ve ilgili maddelerden lehine olanları ve hukuki boşlukları lehine kullanarak yaparsın savunmanı. Verges bu davalara örnek olarak meşhur Dreyfus davasını verir. Bu davalar esas olandır, ülkemizde ekseriyet buna rastlarız. Niteliği gereği genel olarak adi suçlamalarda izlenen bir savunma türüdür. Kopuş davaları ise efsanedir, ya hep ya hiç davası, bütün riskler alınır, savunmada kalmaz saldırıya geçersin. Kendini savunmaz davanı fikrini savunursun, suçlayıcıları suçlarsın, genelde siyasi davalarda görülür. Verges bu davalara örnek olarakta Sokrates'in davasını gösterir. Ülkemizden örnek vermek gerekirse en ünlü kopuş davası Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının davasıdır. "duvarda adalet yazıyor ona gülüyorum." sözü kopuş davasını özetler. Abdullah Öcalan'ın davası ise uyum davasıdır. Toplumun duymak istediklerini söyler, mevcut kurulu düzende kendini sıyırmaya çalışır. Günümüzde önemli davalardan olan Fetö davalarında da özellikle uyum davası olarak ortaya çıkıyor, yalnızca Harbiyeli askeri öğrencilerin ve Ahmet Altan'ın davaları kopuş davası olarak sürüyor diyebiliriz. Uyum davasını kazanırsan kelleyi kurtarırsın, kopuş davasını kazanırsan ise ideolojini, davanı kurtarırsın. Tabi ki Verges'in hayatı boyunca kullandığı tarz kopuş davalarıdır. Verges ilk kopuş davalarını Almanyada koministleri savurak yaptı, sonra Cezayir direnişçilerini Fransızlara karşı savundu, daha sonra burdaki müvekkillerinden biriyle evlendi. Filistinli El Fetih grubu İsrail'e karşı davalarında kendisini çağırdığında oraya da gitti fakat Saddam Hüseyini savunması için kızı teklifte bulunduğunda kabul etmedi daha sonra Saddam Hüseyin feci bir şekilde idam edilince onu savunmadığına pişman olduğunu açıkladı. Ceza hukuku dendiğinde ilk akla gelen avukatlardan Verges. Hukukçu olan bilhassa benim gibi ceza davalarıyla daha fazla ilgilenen herkesin muhakkak okuması gereken bir kitap, Savunma Saldırıyor.
120 syf.
·Beğendi·9/10
geçenlerde taniştiğim bir arkadasımın onerisi üzerine okumaya başladığim kitaptir. Kitabi net bir şekilde anlamak icin hukukçu olmak şart :) ayni zamanda tarih içerisinde iz bırakmış dava örnekleri üzerinden savunma tekniklerini barındıran kitap. ancak çevirisi baya kötü. anlayabilmek icin ayni yeri temiz kafayla birkaç kez okudum. yine de kaçırdığım çok detayı olduğunu düşünüyorum. onun dışında, kitap tarihteki davalar üzerinden ilerlediği için ufak bir bilgi birikimi de şart. bir anarko komünistin olması gerektiği gibi meslegini icra etmiş fransiz ceza avukatı jacques. cezayirli gerillaları, nazist klaus barbiei, çakal carlosu savunmuştur. temel argümanı kopuş stratejisi: "yaw bunlar katil falan tamam da siz emperyalistler çok mu masumsunuz. insanlık suçu sadece avrupalıların canı yandığında mı söz konusu olur. hepiniz ordaydınız tamam bu nazi katil ama siz dresden attığınız bombaların hesabını verdiniz mi ki bunu cezalandıracaksınız" gibi söylemlerdir. batı'nın emperyalist basını kendisini şeytanın avukatı olarak adlandırmıştır.
112 syf.
·5 günde·10/10
Hukukçu arkadaşlar için çok kıymetli bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabın dili pek anlaşılır ve iyi değil. Sayfalar arası anlam bütünlüğünü sağlamak bazen zor olabiliyor. Ancak tarihte geçen bazı davalara değinmesi bakımından oldukça ufuk açıcı bir kitap. Savunma kürsüsünün saldırıya geçmesinin sonuçları ve kopuş davalarını ele alması bakımından oldukça bilgi verici bir kitap.
Kitabı özetler nitelikte olan cümle ise şu: "Tarihte iki tür dava vardır. Birincisi uyum davaları ikincisi ise kopuş davaları. İlk davanın sanıkları kellelerini kurtarmışlardır, ikinci davanın sanıkları ise davalarını kazanmışlardır."
Kısacası kesinlikle her hukukçunun okuması gereken bir kitap.
112 syf.
·1 günde·7/10
Kitap içerisinde "tercümeden" kaynaklı olduğunu düşündüğüm farklı cümle kuruluşları gördüm, aslında bu beni çok rahatsız etti ama kitap içerisinde "Hukuk, Savunma ve Suç" adına güzel cümleler kurulmuş, iyi tasvirler yapılmış. Genel anlamda kitabı zor bitirdim ancak okuduğuma pişman değilim.
112 syf.
·25 günde·Beğendi·8/10
Jacques Verges davalarını üstlendiği kişilerin özellikleri nedeniyle şeytanın avukatı olarak bilinmektedir. Davalarda ünlü "kopuş savunması" kuramını uygulamış ve bu savunma stratejisiyle, müvekkillerine yüklenen suçları inkar etmeden, koparttığı gürültü sayesinde idam edilmelerini engellemiştir.

Metiskitap siyah beyaz dizisinden çıkan Savunma Saldırıyor; uyum davaları, kopuş davaları ve siyasi dava teknikleri ve son olarak da tarihin ahlakı bölümlerinden oluşuyor. Her bölümde önce dava tekniği ile ilgili kısa bilgilendirmeler yapılarak, bazı romanlardaki savunmalardan ve gerçek davalardan ilginç örnekler sunuyor. Adalete ilgi duyan herkesin ve hukuk fakültesi öğrencilerinin okuması için harika bir kitap. Dolu dolu bir okuma için, emin olun iyi bir seçim.
112 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Kitabı sadece hukukçuların okuyabileceği aşikar. Ama kitabın kesinlikle türkçe çevirisi çok kötü.Anlatılan hiçbir mevzu kelime ve çeviri hatalarından dolayı tam anlaşılamıyor.Sırf bu yüzden birçok şey öğrenilebilecek bir kitap,tamamiyle boş bir içeriğe dönüşüyor.
112 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Kimilerinin "Şeytanın Avukatı" diye nitelendirdiği, tarihin en sıradışı avukatlarından birisi olan Jacques Verges'in eseri.
Kitabı okurken biraz zorlandım. Sebebi ise, çeviriden mi yoksa yazarın anlatımından mı bilemiyorum, cümlelerin kuruluşundaki sıkıntı. Anlamaya çalışınca biraz yoruyor yer yer. Onun dışında, kitap tarihteki davalar üzerinden ilerlediği için ufak bir bilgi birikimi de şart. Bu nedenle okuyacak arkadaşlara önerim, kitaptaki davaların tarihsel sürecine biraz göz atıp bilgi sahibi olduktan sonra kitabı okumaları olacaktır.
Uyum ve Kopuş savunmaları terimlerini kazandıran bu kitap dava örnekleri üzerinden bir ders veriyor denilebilir. Okunmaya değer. Vaktinizi ayırdığınıza pişman olacağınızı sanmıyorum.
112 syf.
·2 günde
Kitabın çevirisinden mi yoksa yazarın anlatımından mı bilmem ama kitap, çok anlaşılmıyor. Davaları anlatırken yazarın bahsettiği olaylar ve kişileri bilmeyince de haliyle daha zor oluyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jacques Verges
Unvan:
Avukat, Yazar, Politikacı
Doğum:
Tayland, 5 Mart 1925
Ölüm:
Paris, Fransa, 15 Ağustos 2013
Annesi Vietnamlı öğretmen Pham Thi Khang babası ise Fransız diplomat Raymond Vergès'dir. Annesini çok küçük yaşta kaybetmiştir. Henüz 12 yaşındayken siyasete ilgi duymaya başlamıştır. Henüz çok genç yaşta, İkinci Dünya Savaşı'nda direnişçiler arasında yer almıştır. Ayrıca Fransız siyasetçi Paul Vergès'nin ikiz kardeşidir.
1945 yılında Fransız Komünist Partisi'ne üye oldu itirazlara karşın 1950'de, Prag'da, üye olduğu Uluslararası Öğrenci Birliği Kongresi yönetimine seçildi ve 2 sene sonra da sekreterliğe seçildi 1962 yılında Cezayir'in bağımsızlığının ardından başkent Cezayir'e yerleşir ve Dışişleri Bakanlığı'nda üst düzey yönetici oldu.

Yazar istatistikleri

  • 16 okur beğendi.
  • 196 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 212 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.