Osmanlı İmparatorluğu'nda bundan önce de Türkçü bir sahne vardı. Ama merkezi İstanbul değildi. Bu, Pan-Türki bir sahne de değildi. Benim Türkçüler ile Pan-Türkçüler arasında yaptığım ayrım şöyle tarif edilebilir: Osmanlı İmparatorluğu doğumlu Türkçüler öncelikle Osmanlı edebiyatı, siyaseti ve toplumuyla ilgiliyken, Rusya doğumlu Pan-Türkçüler esas olarak Rusya'yla ilgiliydiler. Genç Kalemler böyle bir örnekti. 1910'da, Osmanlı İmparatorluğu doğumlu yazarlar Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin ve Ali Canip tarafından kurulan bu dergi, en çok "yeni lisan"a odaklanıyordu. Bu, Arapça ve Farsça kökenli daha az sözcüğün olduğu, Osmanlıcanın yalınlaştırılmış ve ses yapısı Türkçeye daha çok benzeyen bir versiyonu olacaktı.
Genç Kalemler'de yayımlanan en ünlü çalışmalardan biri, ilk kez 1911'de bu dergide basılan, Ziya Gökalp'in şiiri "Turan" olacaktı. "Turan" sözcüğü dünya Türklerinin Orta Asya'daki yarı efsanevi anayurduna gönderme yapıyordu. Gökalp "Turan"da, "Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan; Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan!" diye yazıyordu. Genç Kalemler yazarlarının "Yeni Lisan" davası gibi, Gökalp'in Turan'ı da akla en başta Osmanlı Türklerinin çıkarını getiriyordu. Gökalp'in sadece Osmanlı İmparatorluğu'na değil, bütün dünya Türklerine atıfta bulunurken kaygıları esas olarak, Türkistan'da değil kendi ülkesinde meydana gelen gelişmelerle ilgiliydi.