İnkılaplara muhalefetini buğz etmekle gösteren ve “buğz etmeyi ibadet" sayan Arvasî, dost meclislerinde ve sohbetlerinde inkılapları sert biçimde eleştirmiştir. Onun Kemalizm ve inkılaplar konusundaki eleştirilerinin başında dinî alandaki düzenlemeler gelir. Türkçe ibadetin karşısındadır, bir sohbetinde "Hutbelerin Arapça olması lazımdır! İki hutbe arasındaki Türkçe va’z, hutbeyi ifsâd eder, bozar. Hutbe fâsid olunca, cum'a nemâzı da noksan olur. Hutbe'nin, Kur'ân-ı Kerim'in ma'nasını anlamak lâzım değildir. İbâdet, emre uymaktır; anlamak lâzım değildir!" der. Başka bir sohbetinde, Latin alfabesinin kabulünü “kâfirlik” ve kullananları da “kâfir” olarak nitelendirir. Cumhuriyet aydınlarından Şemsettin Günaltay'ı şöyle değerlendirir: "İslâmiyyetin en büyük düşmanı, İngilizlerdir. Fakat İngilizlerden daha korkunç derecede İslâm düşmanı olan Şemseddin Günaltay yanında İngilizlerin bütün kuvvetleriyle İslâmiyyete yaptıkları zarar, ikinci derecede kalmaktadır." Arvasî, "İslâmiyyet bu memleketden giderse ne Hind'de kalır ne Sind'de! Bir yere esans dökülse, kendisi kalmasa da kokusu bir müddet daha devam eder. Zindîklar, İslâm'ı öyle kaldırdılar ki, kokusunu dahi bırakmadılar. Bir İslâm Devleti bulunsa, dünyanın siyasi muvazenesine dahli olurdu. Bir âlim bulunsa, bu sâhte kalemşörler kaçacak delik arardı," sözleriyle inkılaplara mesai harcayanları "zındîk" olarak nitelendirir.