Jan Potocki

Jan Potocki

Yazar
7.5/10
45 Kişi
·
120
Okunma
·
4
Beğeni
·
550
Gösterim
Adı:
Jan Potocki
Tam adı:
Jan Potocki Kont
Unvan:
Yazar, Dilbilimci, Ethnologist, Egyptologist,
Doğum:
Polonya, 8 Mart 1761
Ölüm:
Ukrayna, 23 Aralık 1815
Jan Potocki 1761'de Polonya'da, soylu bir Leh ailesinin çocuğu olarak doğdu. Kuzey Avrupa'ya, Fas'a, Mısır'a ve Türkiye'ye yolculuklar yaptı. Slav arkeolojisinin kurucusu olarak tanındı, dil ve tarih konularında araştırmalar kaleme aldı, bilimsel deneyler gerçekleştirdi. Siyasal alanda, Polonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Potocki, 1815'teki intiharından önce tek romanı olan Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması'nı (Remzi Kitabevi, 1992) tamamladı.
Gittiğiniz her yerde iyilikten çok kötülükle karşılaşacaksınız, ama nerede olursa olsun, kötülüğün içine biraz da olsa iyiliğin karıştığını göreceksiniz, bu kadarı da, bana göre, bilge kişinin yaşamın kötülükleri karşısında avunmasına yetmeli.
Çünkü kıskanç insanın, kendi yakınlarına karşı her zaman öfke duyduğunu, çünkü onların sahip oldukları zenginliğin onu yabancılardan daha çok yaraladığını, kalbine yabancılardan daha yakın olduklari için, dostlarına ihanet etmeye her zaman hazır olduğunu biliyordum.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yine bir yolculuk hikayesi. Ben sanırım baya seviyorum bu tarz hikayeleri. Kitap 50 sayfa, yer yer Halil Cibran tadı, yer yer Hermann Hesse tadı aldım, muazzamdı.Halil Cibran ve Hermann Hesse okuyup sevdiyseniz bunu da seveceğinize eminim.
*
Yolda karşılaşan ayrı yolların yolcuları ortak bir yolculuğa çıkıyor ve bize de bu yolculuktan minik minik dersler çıkarmak düşüyor. Yolculardan birinin Hacı Bektaş-ı Veli olması da yüzleri gülümsetiyor, kalpleri sıcacık yapıyor.
*
Okuyunuz, okutunuz, kitapla kalınız.
İnsanlar gibi kitapların da bir yazgısı var.Özellikle yetkin olanları, tamamlandıkları zaman yazarlarından bağımsız bir yaşam sürmeye başlarlar. Zaragoza’da Bulunmuş El Yazması da bu kitaplardan.

Epey yaşlı bir sahibi olan, şehrin dışında kalmış yıkık dökük bir sahafın üst katında, devrilmiş kitaplardan oluşan bir yığının içinde rastladım ona.Adı dikkatimi çekti hemen.”Elinizdeki kitap, sahibi bilinmeyen el yazmalarından oluşmaktadır”… diye başlayan yapıtlar ilgimi çekmiştir daima.Bu el yazmaları genellikle bir savaş sonrasının yıkıntıları arasında sahipsiz bir çantada yada ne bileyim terk edilmiş bir evin tavan arasında bulunurlar yazarlarının bildirdiğine göre.Kitap yayınlanırken benimsenen bu yöntem sanırım ortaçağ yazarlarıyla başlar. O çağın yazar/düşünürlerinin tek kaygısı engizisyonun yargısından kurtulmakken, çoğunlukla kitabın önsözünde yer alan bu açıklama, sonraları kurguya dahil edilmeye başlanmış ve bir anlatım aracına dönüşmüştür.

Kitap şu an elimde yok, açıp bakamıyorum ne yazık ki ; o yüzden anımsadıklarımla yetinmek zorundayım. Nasıl ve nereye kaybolduğunu da bilmiyorum. Kitabın yazarı ve anlattıkları kadar kendisi de pek tekin değil sanırım:)Hakkında hiç inceleme yapılmamış olması içime dokundu ve yazgısında olumlu bir katkısı olması dileğiyle bu kısa tanıtımı yazmaya karar verdim.Umarım zamanla daha kapsamlı ve iyileri yazılır.

Yanlış anımsamıyorsam romanı keşfeden edebiyat tarihçisi (yada her kimse) ilk kez okuduğunda, yazılış tarihini bilmediği için metnin önemini anlayamadığını söyler.İyice araştırdığında, etkilenmeler ve çalıntılarla dolu olduğunu düşündüğü eserin aslında çağımız fantastik edebiyatını derinden etkileyen bir temel metin olduğunu anlar.Sonradan kitaba 'fantastik edebiyatın incili'
yakıştırması bu nedenle yapılmıştır.

Baştan sona tekinsiz bir coğrafyada geçen hikayenin klasik bir kahramanı yok; başkişisi çaresiz durumlarda kalıyor sık sık.Bu özelliği onu çağdaşı olan kitap kahramanlarından farklı kılıyor.Zihnimde kalan en belirgin şey 'üç asılmış'ın hikayesi.İşledikleri kötülükler yüzünden darağacında infaz edilmiş ve hakkında doğaüstü rivayetler dolaşan bu üç çete üyesinin kitapta önemli bir yeri var.Olayların geçtiği mekan olan şato, sarp bir araziyle çevrili kayalıklarda yükselen, entrikalarla dolu bir yer.Kahramanımız hatırlayamadığım bir nedenle sürekli bu şatoya ulaşmaya çalışıyor.Ulaşıyor da.Ancak peşine düştüğü gizemli olayları tam çözecekken kendini şatodan çok uzakta, bu ‘üç asılmış’ın arasında uyanır halde buluyor.Her defasında daha kararlı gidiyor şatoya ancak nefsine hakim olamayıp baştan çıkıyor ve sonuç yine aynı oluyor. Ben de kahramanıyla beraber her defasında daha kararlı davranmaya çalışırken buldum kendimi .Bilinçaltı ögeler, rüya motifleri çokça kullanılmış kitapta.Şato, baştan çıkarılma ve lanetli bir yerde uyanmak…Kitaptan en belirgin izlek bu, aklımda kalan. Bu baştan çıkarılma ve hiç istenmeyen bir yerde/durumda uyanma hali, bizim halk arasında “akıl baliğ olmak” yada “rüyalanmak” dediğimiz durumu çağrıştırıyor. Poe ve Maupassant gibi, İnsanlığın ortak bilinçaltı motiflerini ustalıkla kullanan yazarlardan Potocki.Bu özelliğiyle sizi tasvir ettiği alacakaranlık dünyaya dahil etmeyi başarıyor.

Zaragoza’da Bulunmuş El Yazması, kendine özgü yazgısı olan kitaplardan.Tıpkı sizin gibi, benim gibi…Şayet okuduğunuzda sözettiğimden farklı bir kitapla karşılaşırsanız bilin ki kitaplar okuyucularının zihninde onlardan bağımsız bir yaşam sürüp değişirler zamanla…
64 syf.
·1 günde·8/10
Hacmi küçük hatta sayfalar bile tam olarak doldurulmamış. yani 20-30dk'da bitebilecek bir yolculuk hikayesi. yolculuk hikayelerini çok severim. Ebu Hanife ve Bektaş Veli ile çıkacağımız bu yol beni heyecanlandırmıştı :) açıkçası 20-30dk'da bitirip kenara atacağınız bir eser değil. kesinlikle kalem yanınızda olsun altını çizeceğiniz çokça yer bulacaksınız. Hatta ben kendimce notlar bile aldım.( Dışarıya yardım ederken evi aksatmamak,yanlış olduğu halde insanların susup olaya müdahale etmeden sonra kendi içlerinden konuşmalarının yararsız olması, iyi malzeme için olmuyorsa dışarıdan hazır alınması gerektiği vb.) Kitap güzel günlük konulara değiniyor. çok çok eski bir kitap olsa bile günümüze baya uygun bir kitap. evet çoğunlukla bildiğimizm konuları anlatıyor olabilir. ama bizim için tekrar oluyor. kitap okumaya yeni başlayanların kesinlikle okumasını tavsiye ederim. kısa oluşu,sayfaların çok boşluklarla dolu olması ve daha konuşma bile bitmeden diğer bölüme geçmesi, rakının bizde yeri olmaması ama varmış gibi lanse edilmesi vb. hatalardan 3 puan kırdım. Aslında 7 puan vermeyi düşünüyordum lakin son 2-3 cümlesini çok beğendim birazdan alıntılarım zaten, o yüzden 8 vereyim dedim.:))
64 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitap Hafız ve Bektaş isimli kişilerin Afrika, Bahreyn, Basra yolculuklarını esas alan ince bir kitap. Şey gibi hani kendinizi iki hikmet erinin yanında bulursunuz ve cümlelerini acaba ne söylemek istedi, hikmeti ne diye düşünürsünüz ya, onun üzerine tasarlanmış gibi.. Akıcı ve düşündürücüydü. Halil Cibran'ın Ermiş kitabındaki tad vardı.
64 syf.
·2 günde·8/10
"İçinde yaşadığın zamanın önüne geçip, gelecek zaman içinde yaşamaya sakın kalkma!"
Kitap 53 sayfadan oluşuyor ancak etkisi ciltler kadar :))
Efendim , Hafız ile birlikte Basra'dan Şiraz'a sizde yolculuk ediyorsunuz. Yazar az sözle çok şey anlatmayı büyük bir ustalık ile başarmış. Bu kitabın gölgede kalması beni şaşırttı. Mükemmel gerçeklikte keyifli bir yolculuk .
64 syf.
·Puan vermedi
Ebu Hanife ve Hacı Bektaş Veli ile hikmetli bir yolculuğa hazır mısınız? Kısa, hacimce küçük bir kitap olmasına karşı, içerdiği mânâlar acısından derinlinliği olan bir kitap. Altı çizilecek cümlelerle dolu. Okurken zaman değişse de olaylar ve olaylar karşısındaki tepkilerin pek değişmediğini görüyoruz. Potocki uslüp olarak  az sözle çok şey anlatmayı seçmiş. Sadece bazı bölümlerdeki geçişler biraz kopuk olmuş. Yine de Polanyalı bir yazardan böyle bir eser okumak çok keyifliydi.
64 syf.
·Beğendi·7/10
Gerçekten kitabın arka kapağında yazdığı gibi bu kitabı cüssesine bakıp yargılamamak ve ona göre okumak lazım.


Kısacık 60 sayfalık bir öykü kitabında sizi alıp Doğunun bilinmez, uçsuz bucaksız çöllerine götürebilmeyi ve bunu sizi öyküden koparmadan, sıkmadan yapabilmeyi başarabilmek bir birikim ister ve yazarımız Jan Potockı de bana kalırsa baya bir birikime sahip.


Pek bilinmeyen Polonyalı bir yazara olan Jan Potockı’yi biraz araştırdım ve kendisinin bu öyküyü kurgulamayı becerebilmesine olanak sağlayan birikimi nasıl kazandığını anladım. Kendisi bir sürü seyahatlere çıkan ( özellikle doğuya ) ve gittiği yerlerin hikayelerini, tarihini, kültürlerini, toplumlarını yakından tanıma fırsatı bulan ve bunlarla birlikte bu birikimleri iyisiyle kötüsüyle bize bu cüssesi küçük ama işlevi büyük kitapta yansıtmayı bana sorarsanız başarabilmiş. ( Belki biraz daha kapsamlı olabilirmiş )


Bizi Doğuya sürüklerken yanımıza yaver olarak Ebu Hanife ve Hacı Bektaş gibi önemli tarihi figürleri vermiş ve bunu güzel bir şekilde başarmış. Ana karakterimizin çıktığı küçük bir yolculuk etrafında şekillenen ve bu yolculukta o dönemin Doğu dünyasının toplumsal, siyasal, ekonomik yapısını karşılaştığı ve konuştuğu karakterler üzerinden bize anlatmaya çalışan bir öykü diyebiliriz kısaca bu kitap için.


Benim açımdan herkesin anlayabiliceği ve sıkılmadan okuyabiliceği ( zaten en dikkatli şekilde okusanız dahi bitirmeniz en fazla 1-2 saatinizi alır ) yani “tadımlık bir öykü kitabı” diye adlandırabileceğimiz bir kitap. Kitapla ilgili en büyük sıkıntım olaylar arasındaki geçişlerin bazen çok kopuk olması ve bu kadar birikime sahip bir adamdan ben biraz daha uzun ve biraz daha kapsamlı bir öykü beklerdim ama bunların dışında bence güzeldi.
64 syf.
·Beğendi·10/10
Boyutundan çok daha kapsamlı bir öykü. Sanki 200 yüzyıl önce değilde günümüzde yazılmış ta bize öğüt verir nitelikte. Özellikle Ortadoğu’daki yöneticilerin ve halkların bugün niye aşağılandığının bir göstergesi gibi
64 syf.
·Beğendi·10/10
1700’ün sonları ve 1800’ün başlarında yıllar boyunca Anadolu topraklarını, Arap ülkelerini ve doğuyu gezen Polonyalı bir yazar olan Potocki’den incecik ama dolu dolu bir kitap “Hafız’ın Yolculuğu”...

Bahr-el-Nur adlı eserine yeni bir cilt eklemek üzere Musul’dan Kaledonya Adaları’na doğru seyahate çıkan bilgin Ebu Hanife (nam-o diğer Hafız)’nin, Bağdat’a giden aynı kervanda dost oldukları derviş Hacı Bektaş ile birlikte yaşadıkları yolculuk macerasını, karşılaştıkları insanlarla ve çoğunlukla kendi aralarındaki sohbetlerini içeren 53 sayfalık bir kitap...

Hafız her ne kadar Kaledonya Adaları’na kadar gidemeden Musul’a dönse de Hamadan, El-Katif, Kafah, Basra ve Şiraz kentlerinde, Bektaş ile birlikte karşılaştıkları insanlarla yaptıkları konuşmalar ve bu konuşmalar üzerine kendi aralarındaki etkileyici ve dersler çıkarılacak sohbetleri keyifli bir okumaya vesile oldu. Yorumu zor ama üzerinde düşünülmesi gereken bölümleri bol bir kitap...

En sevdiğim yeri alıntı olarak paylaşıyor ve iyi okumalar diliyorum.
Sevgiyle...
.
“İki erkek kardeş, Fırat’ın kolları gibidir, gelgelelim, dostların çöldeki sellerden farkı yoktur. Yolcu, dostlara güvenip yola koyulur, ama yanlarına vardığında kurumuş olduklarını görür, susuzluktan ölür ve onlara güvendiği için pişmanlık duyar, ama artık çok geç olmuştur. Dostlar, çöldeki seller gibidir.” (S.51)
64 syf.
·Puan vermedi
(...) Bu gölgeliğe benze, iyiliklerini sana ait alanın duvarları içine kapatmaktan sakla. ️ Sağ eli olmayan bir çolak düşün; komşuları sağ elini kullanıyor diye sol elini kullanmaya hiç yanaşmasa, buna ne buyururdunuz? ️ (...) sadaka gökten düşen rahmet gibidir: Hep aynı yere düşecek olursa yarardan çok zarar getirir; buna karşın, damlalara ayrılırsa ve yağmur olarak yayılırsa, tüm ülkeyi verimli kılar.
️️️ Arka kapağında övüldüğü kadar olduğunu düşünmüyorum. Naçizane daha güzel Doğu hikayeleri olduğu kanısındayım. Hemencik biten su gibi giden bir 52 sayfalık öykü

Yazarın biyografisi

Adı:
Jan Potocki
Tam adı:
Jan Potocki Kont
Unvan:
Yazar, Dilbilimci, Ethnologist, Egyptologist,
Doğum:
Polonya, 8 Mart 1761
Ölüm:
Ukrayna, 23 Aralık 1815
Jan Potocki 1761'de Polonya'da, soylu bir Leh ailesinin çocuğu olarak doğdu. Kuzey Avrupa'ya, Fas'a, Mısır'a ve Türkiye'ye yolculuklar yaptı. Slav arkeolojisinin kurucusu olarak tanındı, dil ve tarih konularında araştırmalar kaleme aldı, bilimsel deneyler gerçekleştirdi. Siyasal alanda, Polonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Potocki, 1815'teki intiharından önce tek romanı olan Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması'nı (Remzi Kitabevi, 1992) tamamladı.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 120 okur okudu.
  • 46 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.