Mead’e göre, insan egosu, davranışlardaki büyük çeşitliliği anlama ve benimseme yeteneği sayesinde gelişir: “Bu çeşitlilik, kişi için bir nesnedir; ancak belirli bir sosyal bağlamda kendisine yönlendirilen tutumları benimser ve uygu larsa kişilik haline gelir.” Hareketler ve sözler, diğerleriyle birçok şeyi paylaşmasını sağlayan bir anlam (meaning) kazanır. Konuşmak, kendini ifade etmekten ibaret değildir, başkalarından gelecek cevapları öngörme, kendini kısmen onun yerine koyma yeteneğidir. Çocuk, konuşabildiğinin farkına vararak gerçek öznellik haline geçiş yapar, dili daha iyi öğrendikçe, konuşma konusunda ustalık kazandıkça ve dinleyici sayısı arttıkça çocuk, kişiliğini oluşturur ve Mead’in ifade siyle kendini, oyun yoluyla Özdeşleştirdiği “genelleştirilmiş öteki” (l’autre généralisé) perspektifinde görmeye başlar. Bu süreçte, sosyal çerçeveler devreye girer: Kurallar, ör nekler, beklentiler; ancak bu perspektifte söz konusu olan salt baskı değildir, bu sosyal çerçeveler çocuğa rol yapma, ve doğal motivasyonlara uygun olarak kontrol ve düzenle me yeteneğini kazandırır.