Jeff VanderMeer

Jeff VanderMeer

Yazar
7.6/10
91 Kişi
·
171
Okunma
·
7
Beğeni
·
875
Gösterim
Adı:
Jeff VanderMeer
Tam adı:
Jeffrey Scott
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bellefonte, Pensilvanya, ABD, 7 Temmuz 1968
Jeffrey Scott "Jeff" VanderMeer (7 Temmuz 1968 doğumlu), New York Times'ın En Çok Satan Bir Yazar, editör, öğretmen ve yayıncı. Nebula Ödülü, Rhysling Ödülü, İngiliz Fantazi Ödülü, BSFA Ödülü, Dünya Fantazi Ödülü üç kez kazandı ve Hugo Ödülü için finalist oldu.
En çok, Yeni Tuhaf'a yaptığı katkılar ve Amca Vadisi şehri hakkındaki hikayeleri, Azizler Şehri ve Madman Şehri gibi kitaplarda biliniyor. The Southern Reach Trilogy adlı 2014 serisinin de yazarıdır.
Bir deniz feneri belirli bir işe adanmış hareketsiz bir ışıldaktı, insan ise hareket eden. İnsanlar kendilerince bir ışık saçıyorlardı. Bazen millerce uzaktan görülebilen bir uyarı, bir davet veya sadece durağan bir sinyal olabiliyorlardı. İnsanlar kendilerini açtıklarında bir parıltı saçıyordu, aksi takdirde sönüyorlardı. Bazıları ise başka seçim şansı olmadığından, pırıltılarını kimse görmesin diye içlerine veriyorlardı.
"Tesadüflerle işleyen bir evrende yaşıyoruz," demişti babası bir keresinde, "ama boktan sanatçıların tek istediği nedensellik."
Jeff VanderMeer
Sayfa 51 - Alfa,
392 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Southern Reach üçlemesinin son kitabı. Yazarımız Jeff VanderMeer, tam üç kez Dünya Fantazi Ödülüne layık görülmüş değerli bir yazar. Gençler için eşsiz yazarlık kampı ve atölyeler düzenliyor.
Genel olarak seriye baktığımızda; gerginlik, bilinmezlik, çaresizlik ile harmanlanmış sarmal bir kurgu ile karşılaşıyoruz. İlk kitapta biyoloğun X Bölgesinde yaşadıkları, ikinci kitapta ise Kontrolün Southern Reach tesisinde başına gelenler ve sırının genişlemeseyle son bulan olaylar zincirinin öncesi ve sonrası hakkında kafamıza takılan milyonlarca sorunun cevabını vermeye çalışan bir kitap olmuş. Benim de üçüncü kitaptan beklentim buydu açıkçası. Sadece sonrasını anlatsa çok şey eksik sadece öncesini anlatsa yine bir sürü soruyla kalmış olacaktık. Tatmin edici cevaplar bulduğum Olayın öncesini, X Bölgesinin oluşumunu anlatan Saul'un bölümlerine bayıldım ve tabiki Saul karakterine de. Düz bir zaman çizgisi üzerinde gitmeyen bir kitap, bu özelliği de benden artı bir puan aldı. Daha önce okumadığım bir konuda ve bakışaçısında olan bir kitaptı. İlk iki kitapta hiç bir cevap vermeden gelişen ve son kitapta tamamen düğümlerin çözüldüğü, tatmin edici bir sonunun olduğunu düşündüğüm bir seri oldu.
Olayın öncesini Fener Bekçisi, birinci ve 2. Kitapta gizemli tutulmuş Müdürün bölümlerinde geçmiş ve ilk iki kitaptaki arkaplandaki rolü, Hayalet Kuş ve Kontrolün bölümlerinde olayların devamını, Biyologun bölümlerinde ilk kitaptan sonra başına neler geldiğini öğrenmiş oluyoruz.
Zaman zaman gerilerek zaman zaman merakla okuduğum sürükleyici bir seriydi. Bilim-kurgu seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Keyifli okumalar :)
408 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
İlk kitabın kaldığı yerden devam ediyor fakat bir farkla; ilk kitapta biyoloğun gözünden dinlediğimiz X Bölgesi hikayesi artık Jhon Rodriguez'in Southern Reach tesisini araştırırken yaşadıklarını anlatıyor. 12. keşif ekibinin ardından tesise gönderilen Jhon bazı sorulara yanıt arıyor. İlk kitapta aklımıza takılan sorulara kısmen cevaplar bulabiliyoruz bu kitapta ama asla tam açıklayıcı net cevaplar yok. Daha çok soruyla bitireceğiniz bir kitap olacağına emin olabilirsiniz. Anlatım tarzı, karakterler, olayın geçtiği mekan tamamen farklı, bir yandan da aslında hepsi tanıdık mekanlar. Asla X Bölgesinin içinde değil ama X Bölgesi dışında olduğunu da söyleyemeyeceğiniz yerler. Ben keyifle ve merakla okudum. İlk kitabı okuduysanız ikinci kitabında okunmaya değer olduğunu söyleyebilirim. Gizemlerin serinin son kitabında çözülmesi dileğiyle.
Keyifli okumalar.
232 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
X Bölgesini 12. keşif ekibiyle keşfe çıkıyoruz. Çeşitli bilim insanlarından seçilmiş ekibimiz, X Bölgesine gider ve ilginç olay ve yerlerle karşılaşırlar. Fakat bunun farkına varmaları biraz uzun sürer. Olayları ekibimizin içindeki biyolog bize anlatır. Bu anlatımda o kadar objektif değildir çünkü X Bölgesinde yaşadığı olayları bir filtreden geçirerek günlüğüne aktarır. Zaman zaman geçmişine gider zaman zaman da tahminlerinden bahseder sonuç olarak hep beraber X Bölgesinin gizemini çözmeye, şifrelerini deşifre etmeye çalışırız. Bu anlatım tarzını seviyorum. Tek bir bakış açısıyla, gördüklerini duyduklarını, hissettiklerini samimi bir şekilde anlatıyor hem kahramanla hem olaylarla bağınız kopmuyor. Bolca hayal gücü dünyamızın içinde farklı ve tehlikeli bir dünya... Olayın işleniş tarzı, merak duygusunun sürekli canlı tutulması, konunun özgünlüğü bence sizi de seriye bağlayacak. Aradığım cevapları tam olarak aldığımı söyleyemem bu sadece kısa bir tanıtım filmi gibi geldi bana ve filmin devamını izlemek istediğime karar verdim.
X Bölgesi nasıl oluştu? Neden insanları bu şekilde etkiliyor? Orada bulunan hayvanların, mantarların ve diğer canlıların sırrı ne? Tam olarak çözülemeyen bir sürü soru mevcut. Ağzımıza bir parmak bal çalındı ve bunun peşinden koşarak 2. ve 3. kitapları okumaya gidiyorum.
Keyifli okumalar.
232 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Yok oluş

Jeff Vandermeer

Yok oluş kitabı bilimkurgu dalında Locus’a aday olup en iyi roman dalında ise Nebula ile Shirley Jackson ödüllerine layık görülmüş. Okurken içinizi merak ve korku karışımı bir his kaplayacak. Zaten romanın ana karakteri de gittiği bir keşif görevinde sürekli bu korku ve bilimsel merak, öğrenme, bilme güdüleri arasında gidip gelecek. 2018 yılında kitabın filmi de yapılmış en sevdiğim aktrislerden Natalie Portman oynuyormuş. Yokluğun gözü kör olsun,neyse umarım bir gün izleyebilirim.
231 sayfalık kitabı elime aldım hiç bırakmadan soluksuz okudum. Her kitap böyle sürükleyiciliği ve merakı ayakta tutamaz yazarın emeğine yüreğine sağlık.
Kitapta dünyada ortaya çıkan garip bir bölgeden bahsediliyor. Ormanlık bir alanda, deniz kıyısında bir yer burası. Bu yere “X Bölgesi” adını vermişler. Burada garip olaylar oluyor ve hükümetler de burada ne olduğunu öğrenmek için alanında uzman kişilerden oluşan keşif ekipleri gönderiyorlar. Buraya gelen bir ekip üyelerinden birinin anlatımından dinliyoruz olayları. On ikinci ekibin tamamı kadın ve biri psikolog, biri antropolog, biri haritacı ve sonuncusu da bir biyolog. Bize başından geçenleri anlatan ise biyolog. Sonuna kadar hiçbirinin ismini bilmeyeceğiz. Gittikleri yerin ismi X Bölgesi olduğu gibi bu ekip üyeleri de X kadınlardır. Bölgeye uygun olarak adları da yok. Biz de hep onları biyolog, antropolog gibi isimleri ile bileceğiz.

“X Bölgesi’ne gelen ikinci ekip üyelerinin silahlarla intihar ettiklerini ve üçüncü ekibin üyelerinin de birbirlerini vurduklarını biliyorduk. Üstlerimiz ancak üst üste birkaç keşif gezisi sıfır kayıpla sonuçlandıktan sonra tekrar ateşli silah kullanımına izin vermişti. Biz on ikinci keşif ekibiydik.” (s. 23)

Aslında daha sonra buraya neredeyse körü körüne geldiklerini öğreniyoruz. Hükümetler, bildiklerinden çok azını gönderilen ekibe anlatıyor. Onlar da neyle karşılaşacaklarını pek bilmeden buraya geliyorlar.
Bildikleri şeyler arasında X Bölgesi’nde daha önce bir köy olduğu, burada bir deniz fenerini bulunduğu var. Ancak geldikleri ilk gün, daha önceki ekiplerin de kamp kurdukları alanın yanında yere doğru inen bir yapı ve merdiven olduğunu öğrenirler. Biyolog buna hemen kule adının verir. Tek fark, bu kule gökyüzüne uzanmıyor, tam tersi yerin derinliklerine doğru ilerliyor. İlk keşif ekibi orasının ceneti andıran bir tabiata sahip olduğunu raporlamıştı, ikinci keşif toplu intiharla sonuçlanmıştı, üçüncü ise ekip üyelerinin birbirlerine doğrultukları silahlardan çıkan kurşun yağmuruyla. On birinci keşif ekibinin üyeleri geriye eski halerinden arta kalan gölgeler halinde dönmüş ve birkaç hafta içinde hepsi kanserden ölmüştü. 12. Ekibin başlarına neler geldi okuyun derim böyle bir kurgu kaçmaz arkadaşlar.

Keyifli okumalar

Sağlıcakla ve dostlukla kalın

Gürbüz Deniz
232 syf.
·Beğendi·8/10
Kitap başta ağır olarak başladı dedim ağır oku sıkılma derken aradan biraz zaman gecti kitabı ortaladım baktım olaylar hızlanıyor bir merak sardı okumaya hızlı bir sekilde devam ettim kitabın sonuna geldigimde kurgu oyle bir yere geldi arkadaş dedim bu adam bu kadar detayı nasıl yazmis hayal gücüm olayı canlandırırken yoruldum ama mutlu bir yorgunluk tek kızgın oldugum nokta kitap öyle bir yerde bittiki meraktan ölüyorum
232 syf.
·9/10
Kitap daha ilk sayfasından çok heyecanlıydı bence. Hem bu yüzden hem de kısa olması sebebiyle okuru hiç sıkmadan bir solukta bitiyor. Başkarakter olan biyoloğun güçlü bi yapıda olması kitaba çok fazla artı katmış. Ayrıca kitabın yarısından sonrası mis gibi Stranger Things kokuyordu. Oradaki olaylara benzer şeyler yaşanıyordu ama kitap sanırım diziden önce yazılmış. Bilimkurgu sevenler için ya da bilimkurguya başlamak için en ideal kitaplardan birisi. Son olarak kitap çok bilinmez bir yerde bitiyor. Hiçbir sorunun cevabı net verilmemiş. Bu yüzden ikinci kitabı da sizde varsa başlayın derim.
232 syf.
·3 günde·7/10
Açıkçası okurken kafam çok karıştı. Kitap başlangıçta ağır ilerliyordu. "200 sayfa ama bitmeyecek bu kitap galiba." dedim. Yoğun bir kitap. Fazla ağır ve yoğun bir anlatım var. Anlamak için kitaba tamamen kendinizi vermeniz gerekiyor. En ufak bir nokta bile kaçırınca kitap anlaşılmaz bir hal alıyor. Ben ailemin sürekli konuşması yüzünden birkaç noktayı kaçırdım hatta geri dönüp yeniden okumak zorunda kaldım.

Kitapta olaylardan çok duygulara yer verilmiş. Biyologun düşünceleri ön plandaydı. Ama biyolog karakterinin güçlü yapısı kitaba büyük bir artı katıyordu.

Yazar, okuyucularını kitabın sonuna kadar merak duygusuyla boğuşturuyor. Kitabın sonunda ben hiçbir cevaba kavuşamadım. Ama bu kitap seri olduğu için belki üçüncü kitabında tüm sorularıma bir yanıt bulurum diye düşünüyorum.

Filmini daha izlemedim. Ama fragmanı sayesinde ekibin tümünün kadın olduğunu fark ettim. Bakın işte kitapta bu ayrıntıyı öylesine okuyup geçmişim galiba. Çünkü ben kitapta sadece biyologun kadın olduğunu sanıyordum. Dikkatli okumama rağmen böyle bir ayrıntıyı kaçırmış olmak beni üzdü.

Bence bilim kurgu seviyorsanız bu seriye bir şans vermenizi tavsiye ederim. Yazarın kalemi çok iyi ama işte dikkatli okuyucular arıyor. Kitaba gerektiği önemi verecek okuyucuları istediğini düşünüyorum. Ben kitabı okuduğum için memnunum. Devam kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
232 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Bu gizemli X Bölgesi’ne adım attığınızda bundan haberiniz bile olmayacak. Belirsizlik içinde süzülen sisler arasından geçerken bilinciniz kapalı olacak. Aylarca süren bir eğitimden geçerek bilmeniz gereken ya da bilmeniz istenilen kadarı size öğretilmiş olacak. Ancak hiçbir şey sizi karşılaşacaklarınıza hazırlayamaz.

Kitabı ilk olarak filmini izledikten sonra öğrendim. Doğrusunu söylemek gerekirse aralarında genel kurgudaki benzerlikler haricinde herhangi bir uyumluluk yok. Bundan dolayı farklı şeyler okumayı bekleyerek kitabı açtım ve her sayfada "Şu olay nerede gerçekleşecek?" düşüncesini üstümden atamadım. O yüzden tam olarak tadını alabildiğimi sanmıyorum. Ancak bunu görmezden gelirsem oldukça yavaş ilerleyen, fazla yoğun ve fazla detaylı bir kitap diyebilirim. Konu çok daha heyecan verici bir şekilde anlatılabilirdi ancak yazar ana karakter olan biyoloğun düşüncelerine, izlenimlerine ve şüphelerine ağırlık vermeyi tercih etmiş.

Farklı bir havası olduğu kesin, biyoloğun donukluğu ve soğukluğu hissedilebiliyor ancak yazarın detaylı anlatımı sayesinde hala yaşadığı her olayın içindesiniz. Gerçi çok fazla olay yok ve bu benim en büyük şikayetimdi. Güzel bir bilimkurgu, 1. kitapta oluşturduğu tüm sorulara 2. kitapta cevap vermesi ve yaşanan olayların sayısını arttırması dileğiyle.
408 syf.
·Beğendi·8/10
Yok Oluş kitabının devam cildi. Ancak anlatım tarzı ilk kitaptakinden farklı. İlk kitapta olayları birincil tekil şahsın anlatımı ile takip ediyorduk.

Bu kitapta asıl üzerine düşülen konu X bölgesi olarak adlandırılan yerden ziyade bu bölgenin incelemesini yapan kuruluş ve bu kuruluştaki çalışanlar. Yine ilk kitaptaki gibi gelişmeleri takip ederken ana kahramanın duygu ve düşüncelerini de derinlemesine öğrenme fırsatı yakalıyoruz. Ancak bu kez ana kahramanımız bir başkası.

Bu arada ilk kitapta X bölgesi ile ilgili merak edilen bazı konular açıklığa kavuşuyor ancak bu cevaplar yeni sorular doğuruyor. Bu bağlanda kurgu gerçekten sağlam ve güzel.
232 syf.
·Beğendi·7/10
Southern Reach serisinin ilk kitabı. Bence iyi bir bilim kurgu konusu var. Filmini izledim ve sonra kitabının olduğunu farkedip, hemen pdf indirip okudum. Genelde hep kitap ve film sırasıyla giderim, ama bu sefer mecburen tam tersi oldu. Aslında iyi ki de öyle olmuş. Çünkü kitap biraz karışık geldi bana, aynı zamanda ağır ilerledi ve doğal olarak az da olsa filmden dolayı taşlar yerine oturdu diyebilirim. Hazır anlamışken serinin devamını ara vermeden okuyacağım. Her film ve kitapta olduğu gibi, bunda da aralarında bir çok fark vardı. Ama bence sanki filmi daha iyi. Bilimkurgu hayranlarına tavsiyemdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jeff VanderMeer
Tam adı:
Jeffrey Scott
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bellefonte, Pensilvanya, ABD, 7 Temmuz 1968
Jeffrey Scott "Jeff" VanderMeer (7 Temmuz 1968 doğumlu), New York Times'ın En Çok Satan Bir Yazar, editör, öğretmen ve yayıncı. Nebula Ödülü, Rhysling Ödülü, İngiliz Fantazi Ödülü, BSFA Ödülü, Dünya Fantazi Ödülü üç kez kazandı ve Hugo Ödülü için finalist oldu.
En çok, Yeni Tuhaf'a yaptığı katkılar ve Amca Vadisi şehri hakkındaki hikayeleri, Azizler Şehri ve Madman Şehri gibi kitaplarda biliniyor. The Southern Reach Trilogy adlı 2014 serisinin de yazarıdır.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 171 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 164 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.