Jeff VanderMeer

Jeff VanderMeer

7.3/10
28 Kişi
·
45
Okunma
·
4
Beğeni
·
534
Gösterim
Adı:
Jeff VanderMeer
Tam adı:
Jeffrey Scott
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bellefonte, Pensilvanya, ABD, 07.07.1968
Jeffrey Scott "Jeff" VanderMeer (7 Temmuz 1968 doğumlu), New York Times'ın En Çok Satan Bir Yazar, editör, öğretmen ve yayıncı. Nebula Ödülü, Rhysling Ödülü, İngiliz Fantazi Ödülü, BSFA Ödülü, Dünya Fantazi Ödülü üç kez kazandı ve Hugo Ödülü için finalist oldu.
En çok, Yeni Tuhaf'a yaptığı katkılar ve Amca Vadisi şehri hakkındaki hikayeleri, Azizler Şehri ve Madman Şehri gibi kitaplarda biliniyor. The Southern Reach Trilogy adlı 2014 serisinin de yazarıdır.
Bir daire, bir kareye baktığında kötü çizilmiş bir daire görürmüş.
Bir yerde çok uzun süre kalıp birilerini izlersen, bir noktadan sonra izlendiğin düşüncesine kapılırsın.
Eğer elimde gerçek bir cevap yoksa, bunun nedeni hala hangi soruları soracağımızı bilmiyor olmamız.
Yaşayan ve nefes alan hiçbir şey tam anlamıyla objektif olamaz - hiçbir dış etken olmadığında bile, beyin gerçeği bulma uğruna kendini yok etmeye hazır olsa dahi.
Terk edilmişlikteki güzelliği görmek içinizde birşeyleri değiştirir. Terk edilmişlik sizi ele geçirmeye çalışır.
Öyle ölümler vardır ki bir kişinin tekrar yaşamasını bekleyemezsin, öyle derin ilişkiler vardır ki kırıldığında içinde bağın kopuşunu hissedersin.
Eğer bir şeyin üzerinde düşünmek zorunda kalıyorsan zaten yanlış yapıyorsundur.
Kitap başta ağır olarak başladı dedim ağır oku sıkılma derken aradan biraz zaman gecti kitabı ortaladım baktım olaylar hızlanıyor bir merak sardı okumaya hızlı bir sekilde devam ettim kitabın sonuna geldigimde kurgu oyle bir yere geldi arkadaş dedim bu adam bu kadar detayı nasıl yazmis hayal gücüm olayı canlandırırken yoruldum ama mutlu bir yorgunluk tek kızgın oldugum nokta kitap öyle bir yerde bittiki meraktan ölüyorum
Kitap daha ilk sayfasından çok heyecanlıydı bence. Hem bu yüzden hem de kısa olması sebebiyle okuru hiç sıkmadan bir solukta bitiyor. Başkarakter olan biyoloğun güçlü bi yapıda olması kitaba çok fazla artı katmış. Ayrıca kitabın yarısından sonrası mis gibi Stranger Things kokuyordu. Oradaki olaylara benzer şeyler yaşanıyordu ama kitap sanırım diziden önce yazılmış. Bilimkurgu sevenler için ya da bilimkurguya başlamak için en ideal kitaplardan birisi. Son olarak kitap çok bilinmez bir yerde bitiyor. Hiçbir sorunun cevabı net verilmemiş. Bu yüzden ikinci kitabı da sizde varsa başlayın derim.
Açıkçası okurken kafam çok karıştı. Kitap başlangıçta ağır ilerliyordu. "200 sayfa ama bitmeyecek bu kitap galiba." dedim. Yoğun bir kitap. Fazla ağır ve yoğun bir anlatım var. Anlamak için kitaba tamamen kendinizi vermeniz gerekiyor. En ufak bir nokta bile kaçırınca kitap anlaşılmaz bir hal alıyor. Ben ailemin sürekli konuşması yüzünden birkaç noktayı kaçırdım hatta geri dönüp yeniden okumak zorunda kaldım.

Kitapta olaylardan çok duygulara yer verilmiş. Biyologun düşünceleri ön plandaydı. Ama biyolog karakterinin güçlü yapısı kitaba büyük bir artı katıyordu.

Yazar, okuyucularını kitabın sonuna kadar merak duygusuyla boğuşturuyor. Kitabın sonunda ben hiçbir cevaba kavuşamadım. Ama bu kitap seri olduğu için belki üçüncü kitabında tüm sorularıma bir yanıt bulurum diye düşünüyorum.

Filmini daha izlemedim. Ama fragmanı sayesinde ekibin tümünün kadın olduğunu fark ettim. Bakın işte kitapta bu ayrıntıyı öylesine okuyup geçmişim galiba. Çünkü ben kitapta sadece biyologun kadın olduğunu sanıyordum. Dikkatli okumama rağmen böyle bir ayrıntıyı kaçırmış olmak beni üzdü.

Bence bilim kurgu seviyorsanız bu seriye bir şans vermenizi tavsiye ederim. Yazarın kalemi çok iyi ama işte dikkatli okuyucular arıyor. Kitaba gerektiği önemi verecek okuyucuları istediğini düşünüyorum. Ben kitabı okuduğum için memnunum. Devam kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
Yok Oluş kitabının devam cildi. Ancak anlatım tarzı ilk kitaptakinden farklı. İlk kitapta olayları birincil tekil şahsın anlatımı ile takip ediyorduk.

Bu kitapta asıl üzerine düşülen konu X bölgesi olarak adlandırılan yerden ziyade bu bölgenin incelemesini yapan kuruluş ve bu kuruluştaki çalışanlar. Yine ilk kitaptaki gibi gelişmeleri takip ederken ana kahramanın duygu ve düşüncelerini de derinlemesine öğrenme fırsatı yakalıyoruz. Ancak bu kez ana kahramanımız bir başkası.

Bu arada ilk kitapta X bölgesi ile ilgili merak edilen bazı konular açıklığa kavuşuyor ancak bu cevaplar yeni sorular doğuruyor. Bu bağlanda kurgu gerçekten sağlam ve güzel.
Kitap güzel bir bilimkurgu. Ancak salt olay üzerine kurulu değil. Hatta ve hatta olaydan ziyade kişilerin duygu ve düşünceleri ön planda.

Merkezde merak uyandıran bir olay var ve bu olayın içerinde yer alan kahramanımız bize birincil ağızdan gelişmeleri anlatıyor. Bunu yaparken de hem geçmişi ile yüzleşiyor hem de bilinmezlikle mücadele ediyor.

Olayla ilgili merak ettiğimiz noktaların cevaplarını kitabın sonunda alabiliyor muyuz?Cevap kesinlikle hayır. Zaten bir üçlemenin ilki olması nedeniyle bu makul bir durum. Ancak yine de belirsizliklerin fazla olması dikkatimi çekti.
Southern Reach serisinin son kitabı.
Kitapta ilk kitaptan itibaren yanıtı verilmeyen pek çok konu ve soruna cevap bulabiliyoruz. Ancak her şey netleşiyor da diyemeyiz. Bir şeyler eksik kalmayı sürdürüyor ve açıkçası sonuç okuyucuyu tamamen tatmin etmiyor. Bunun nedeni de bu denli güzel bir konunun son bölümü olan bu kitabın aceleci bir yaklaşımla aktarılmış olması.
Anlatım tarzı kendi içinde farklılık gösteriyor. Öykünün tüm ana kahramanlarının yaşadıkları farklı ağızlardan aktarılıyor.

Sonuç olarak okunmaya değer bir kitap, keşke serinin son kitabı olması nedeniyle bu kitap biraz daha uzun ve detaylı olsaymış.
Kitap daha önce okumadığım bir konuya sahipti. İçinde aşk, arkadaşlık ya da duygu pek yoktu. X bölgesi denilen bir bölgeye keşfe giden 4 kişi (biyolog, antropolog, haritacı ve psikolog) vardı. Kitapta anlatım yapan biyologdu. 230 sayfa olmasına rağmen olayların beni içine çekmemesi sayesinde bitirmem uzun sürdü.
İlk kitapta x bölgesine girenlerden biri olan biyologun düşünceleri üzerine yoğunlaşmışken, ikinci kitapta southern reach kanalındandan bir kişinin gözünden bakıyoruz yaşananlara. Tabi yine karakterin düşünceleri, yaşam tarzı vs üzerine odaklanılmış. Yine de ilk kitaba nazaran biraz daha anlaşılır ve sürükleyiciydi. Bir not daha eklemek isterim; çeviri gerçekten kötü. Cümle kurmayı bilmeyen adamlara çeviri yaptırıyor ya şu yayınevleri çıldırmamak mümkün değil.
Üçlemenin son kitabı ama dörtleme mi olacak bilen var mı? Kafamda milyon soru kaldı. Eğer devam kitabı yoksa ya da olmayacaksa hiç okunmaya değmez diye düşünüyorum. Orijinal bir kurgu ama çok yetersiz, eksik. Bir sürü soru var ama neredeyse hiç cevap yok! Sevmedim. Filmi daha cazip.
İlk olarak filmini izledim. Sonrasında merakımı cezbetti üç kitabı temin edip ilkini okumaya başladım. Olay örgüsünden ziyade anlatıcının düşünceleri beni boğdu. O kadar detaya inmiş ki filmi izlemesem kurguyu anlamayacağımı düşünüyorum. Konu itibariyle özgün kurgu itibariyle zatıf geldi. Merak uyandırıp kafam da sürüyle soru oluşturduğu için seriye devam edeceğim. Umarım diğer kitaplarda da benzer sıkıntı ile karşılaşmam. Bu arada film daha farklı kurgulanmış, şahsen filmi daha güzel geldi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jeff VanderMeer
Tam adı:
Jeffrey Scott
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bellefonte, Pensilvanya, ABD, 07.07.1968
Jeffrey Scott "Jeff" VanderMeer (7 Temmuz 1968 doğumlu), New York Times'ın En Çok Satan Bir Yazar, editör, öğretmen ve yayıncı. Nebula Ödülü, Rhysling Ödülü, İngiliz Fantazi Ödülü, BSFA Ödülü, Dünya Fantazi Ödülü üç kez kazandı ve Hugo Ödülü için finalist oldu.
En çok, Yeni Tuhaf'a yaptığı katkılar ve Amca Vadisi şehri hakkındaki hikayeleri, Azizler Şehri ve Madman Şehri gibi kitaplarda biliniyor. The Southern Reach Trilogy adlı 2014 serisinin de yazarıdır.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 45 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 67 okur okuyacak.