Josie Silver

Josie Silver

Yazar
7.8/10
43 Kişi
·
67
Okunma
·
1
Beğeni
·
62
Gösterim
Adı:
Josie Silver
Unvan:
Roman Yazarı
"Ona kendisini nasıl hissettiğini sor, içine atmasına izin verme."
"Ama ne diyeceğimi bilmiyorum."
"Kimse bilemez Oscar. Ancak bir şey, herhangi bir şey, hiçbir şeyden iyidir."
400 syf.
·6 günde·7/10
Sevipte kavuşamayanların klişe aşk hikayesi.
Her ne kadar klişe kitaplar eleştirilse de ben seviyorum ve güzel bir dinlenme arası olarak okumak hoşuma gidiyor.
Laurie, iş çıkışı bindiği otobüsle giderken otobüs durağında bir adam görür ve ilk görüşte aşık olur. Onu uzun süre arar fakat kaderin bir cilvesi ile aradığı adam en yakın arkadaşının sevgilisi olarak karşısına çıkar ve bomba etkisi yaratır.

-Spoiler uyarısı!-

Jack ve Laurie arasındaki tuhaf ilişki beni bile yordu bunu söylemeden geçemeyeceğim. Jack'ten kaçmak için Oscar'la beraber olsa bile açıkçası hiç Oscar'la evlenmesini istememiştim. Jack ise Laurie'nin açtığı boşluğu doldurmak için bir sürü kız arkadaş edinmesine sinir oldum. Sondaki radyo sahneleri çok hoşuma gitti keşke bu kadar kısa sürüp kitap hemen bitirilmeseydi. Biraz Jack ve Laurie'nin mutlu ilişkisini okumak isterdim.

-Spoiler bitti-

Azıcık hüzünlü ama mutlu sona ulaşan romantik kitapları seviyorsanız şans verin derim. ☆
400 syf.
·11 günde·10/10
"Yanlış zamandaki doğru insan, doğru zamanda tekrar karşısına çıkabilir mi?", "İlk görüşte aşk var mı?", "Ruh eşinizle gerçekten önünde sonunda karşılaşabilir misiniz?" sorularına verilmiş en iyi cevaplar bu kitapta toplanmış.

Bu kitap beni üzdü, parçaladı, dağıttı, topladı, onardı, mutlu etti, huzurla doldurdu. Her duyguyu yaşatıp sizi derinden sarsan bir kitap.

Josie Silver'ın kalemi gerçekten inanılmaz güzel. Yazarın şu anda sadece iki kitabı var ama yazmaya devam etmesini tüm kalbimle istiyorum. Çünkü diğer yazdığı kitabın konusunu okumak bile onun yeteneğini gösteriyor.

Bir başka, hayalgücü ağırlıklı bir evreni yazmak ne kadar zorsa gerçek dünyayı yazmak da o kadar zor bence. Çünkü çizgiyi ayarlanamazsa iki tür de kötü olabilir. Dozu doğru ayarlamak lazım.

Hâlâ Zamanımız Varken kitabında gerçek hayat var. İki kişinin on yılı anlatılıyor. On fırsatı nasıl kaçırdıklarını da okurken hem sinirleniyor hem de gerçekçi bulduğunuz için seviyorsunuz. Laurie, hayatının aşkı olduğunu düşündüğü Jack ile ilk karşılaşmalarında hiç konuşma fırsatı bulamadı. Onu bir yıl boyunca her yerde aradı. Umudunu kesmedi ve Jack karşısına çıktı. Fakat en yakın arkadaşının sevgilisi olarak. İtiraf ediyorum burada kitabı fırlatıp atmak istedim. Hatta attım da.

İkisi de birbirini hatırlıyor ama duruma müdahale etmiyorlar. Yani ortada bir aldatma, üçlü ilişkiler olmuyor. Bu da kitabı sevmemin bir başka nedeni. Yasak bir ilişki yaşasalar ya da acıdan sürüm sürüm sürünseler puanımı epey kırardım. Çünkü biliyorsunuz bu tür kitaplar çok var. Sanki hayatları sırf birbirleriymiş gibi karakterine gereksiz dram yazan gerçek dışı kitaplar yazan yazarlar var.

Jack ve Laurie ise öyle değil. Evet birbirlerinden etkileniyorlar ama hayatlarında birinci sıraya almıyorlar. Kendi hayatlarında başka öncelikleri var. İşleri, aileleri, sevgilileri. En güzel detaylardan biri de buydu aslında.

Şöyle düşününce Laurie'ye de Jack'e hak verdim. Kızdığım her noktada hak verdim. Çünkü hangimiz Sarah gibi her şeyi açık açık söylüyoruz ki? Çoğu duygumuzu içimizde yaşamıyor muyuz? Her hamleyi karşı taraftan beklemiyor muyuz? Riske girerken, konforun dışına çıkarken, ilk adımı atarken korkmuyor muyuz? Yazar bu detayları kaçırmamış. Bence kendiniz üzerinden empati yapınca da karakterlerin seçimlerine ve korkularına hak vereceksiniz.

Jack çok muhteşem bir erkek değildi. Görünüş olarak çekiciydi, düşünceliydi ama bazı zamanlarda kendisini nasıl bıraktığını, pes ettiğini okuduk. Hepimiz gibiydi. Kusurları vardı. Adımları Laurie'den bekledi. Kendisi adım atmak istediğindeyse çok geç kalmıştı.

Laurie de pek çok duyguyu içine attı ama okurlara Jack kadar nefret toplamadı. Çünkü bizdeki genel kanıdır her şeyi erkeklerden beklemek. O yüzden kusurları Jack'inkiler karşısında görünmez kaldı.

Bu arada Laurie ve Oscar'ın ilişkisi de çok gerçekçiydi. Bu konuda spoiler vermek istemiyorum ama yazar evlilik konusuna da inanılmaz bir gerçeklikle değinmiş. Oscar'ı sevmiş olsam da genelde kızdığım tek karakter oldu. Laurie'nin verdiği tavizler yüzünden de bir ara çılgına döndüm ama evliliği söz konusu olunca tarafların kendilerinden taviz vermesi de öyle saçma gelmedi. Bu bağı ayakta tutmak için öyle seçimler yapan pek çok insan olduğunu düşünüyorum. Neyse ki Laurie sonra kendisini toparladı.

Karakterlerin tepkileri, olayların akışı sanki karşımdaki iki kişinin hayatını izliyormuşum gibi hissettirdi. Hayatta mutlu anılarımız olsa da bir o kadar da yanlış kararlar aldığımız için yüzleştiğimiz zorlu süreçler, mutsuz anılar var. Karakterler hem doğru kararlar aldılar hem de yanlış kararlar. Mutlu anılar ve mutsuz anılar biriktirdiler. Aynı gerçek hayat gibi yoğun ve samimiydi. Böyle kitaplara çok nadir rastlarım. Açıkçası okuduğum en gerçek kurgu roman olabilir.

İlk puanlamada 9 vermiştim. Çünkü sonunu yetersiz bulmuştum. En azından bir bölüm daha eklemesini isterdim. Yine de eklememiş olduğu için yazarın hakkını yemek istemedim. Kurgunun genelini düşününce o bir puanı kırmaktan vazgeçtim.


Kurgu: 2/2
Olay akışı: 2/2
Dil: 2/2
Karakterler: 2/2
Çeviri (yazım yanlışı, noktalama vs.): 2/2
Genel puanım: 10/10


Genel Bakış
Tür: Yeni Yetişkin, Romantik
Seri/Tek: Tek.
Aşk üçgeni: Yok.
Cinsellik: Yok.
Favori karakterim: Laurie.
Bu yazarın diğer kitaplarını okuyacak mıyım? Okuyacağım.
Bu kitabı/seriyi gelecekte tekrar okuyacak mıyım? Evet.
Bu kitabı/seriyi öneriyor muyum? Evet.
400 syf.
·2 günde·8/10
"Bazen doğru insanla yanlış zamanda karşılaşıyorsun," dedim yumuşak bir sesle.

"Evet," dedi. "Sonra her günü zamanı yeniden düzenleyebilmeyi dileyerek geçiriyorsun."

" Size romantik sıcacık bir yılbaşı hikayesi ile geldim," demek isterdim ama hicbir şey göründüğü gibi değil Kitabın lanse ediliş şekli bu olsa da romantik bir kitap beklentisi ile başlarsanız kesinlikle hayal kırıklığına uğrayacağınız bir kitap. Ben kitap çıktığında henüz yorumlar başlamadan önce öyle sandım Kitabı aldiğimda yeni yıla girmeden hemen oncesiydi ve ne güzel tatlı romantizm dolu bir kitap okuyacağım modundaydım. Kapağına zaten bayıldım. Birçok olumsuz yorum okusam da okuyayım ve kendim karar vereyim dedim ve işte benim yorumum

Ilk görüşte aska inanır mısınız?
Peki bir insanı tek bir an görüp onun hayatınızın insanı olacağı fikrine? Benim içimdeki umutsuz romantik inanıyor.

Bir noel zamanı.
Laurie kalabalık otobüste giderken buğulu camdan durakta oturan bir adamla gözgöze geliyor. Böyle zamanın durduğu ve karşılıklı yaşanan bir an. Ama o ne otobüsten inebiliyor neden gizemli yabancı otobüse binebiliyor. Peki olay burda kapanıyor mu? Hayır tabiki. Laurie heryerde arasa da bulamıyor. Bulduğunda ise artık çok geç. Çünkü gizemli yabancı en yakın arkadaşı Sarah'ın sevgilisi olarak karşısına çıkıyor ay çok korkunç bence

Arkadaşlık mı aşk mı ikileminde arkadaşını seçse de her şey burda son bulmuyor. Tam olarak 10 sene sürüyor. Bu süreçte zaman atlamalariyla aralarında ki ilişkiyi okuyoruz bizde.

Şimdi beklentim tabiki bu değildi. Ama Sarah'ı ben bile bu kadar seviyorken onların sevmemesi düşünülemez. Jack karakterinden nefret ettim. Hele ki başlarda asla tahammül edemedim. Ama zaten yazarın yapmak istediği bize Jack'i sevdirmek değildi.Yapmak istediği sinirlerimizi bozmayı ve bunu sonuna kadar başardı. Biz avaz avaz aşklarını yaşamalarını beklerken beklediğimiz o sahneler asla olmadı.

Kitabın başlarında sıkıldım hatta ne okuyorum neden okuyorum sorunsalına düştüm Kitao akıcı olmakla birlikte oldukca durağan bir kitap. Ne olacak diye merak ederken sayfaları hizla çevirdim.Ama öyle bir son yazılmıştı ki kitaba bana göre her şeyi telafi etti. Beklediğime ve okuduğuma değdi dedirtti.

Toparlamam gerekirse doğru insan - ( ki Jack ne kadar doğru insan olabilirse sana hala gıcığım Jack bunu bilesin!) - yanlış zamanlar silsilesi hikayesiydi. Herkese tavsiye etmem çünkü neden edeyim? Karakterlere gıcık olup bana mı kızasınız? Ama zamana yayılan bu tarz hikayeleri seviyorsanız okuyabileceğiniz bir kitap diyor ve kaçıyorum
394 syf.
·6/10
İlk görüşte aşka inanır mısınız ? Laurie bunun sadece filmlerde olacağına inanıyordu, ta ki onu görene kadar. Otobüs durağındaki adam. Kısacık bir göz göze gelme anının hayatının bundan sonraki kısmını bu kadar etkileyeceğini bilemezdi elbette.

Laurie bir sene boyunca otobüsteki adamı her yerde aradı ama bulamadı. Artık pes etmek üzereyken hayat onu karşısına çıkardı hem de hiç ummadığı bir şekilde. En yakın arkadaşının sevgilisi olarak.

Tatlı bir yılbaşı hikayesi gibi lanse edilse de öyle bir kitap değil bu. Gülümseten yerleri var tabii ki ama genel hatları ile doğru insan yanlış zaman hikayesi olduğu için daha hüzün yüklü bir kitap. Bunu bilerek okumanızı tavsiye ederim.

Ben başladığımda aşktan sürünen karakterler okumayı bekliyordum. Yalan yok. Sevgilerini de üzüntülerini de avaz avaz yaşasınlar istedim. Ama içlerinde yaşadılar. Birbirlerine karşı bile kitaptaki iki yer hariç hiç dürüstçe davranamadılar. Saklandılar hislerinden. Başka şeylere sığındılar devamlı.

Kitapta tam anlamıyla sevdiğim tek karakter Laurie’nin en yakın arkadaşı Sarah oldu. Netti. Ne hissediyorsa ortadaydı. Benim Laurie ve Jack’ten beklediğim her şey Sarah’da vardı. Ve kitapta en sevdiğim şey de Sarah ile Laurie’nin arkadaşlığı oldu. Laurie’nin Sarah için yaptığı fedakarlıklar çok güzeldi gerçekten. Laurie’nin Jack Sarah ile beraberken neden köşesine çekilip aşkını içinde yaşadığını anlayabiliyorsunuz. Benim derdim sonrasıyla. Kitap on yıllık bir süreci kapsıyor ve on yıl boyunca çok yanlış kararlar verdikleri anlar oldu bana göre. Özellikle de Jack’in bu kadar korkak olması doğru zamanlarda bile doğru insana doğru bir adım atmamasına sebep oldu.

Kitap bittiğinde ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum açıkçası çünkü çok arada kalmıştım. Bi yandan neler olacağını merak ederek çok çabuk okudum bir yandan da tam beklediğimi bulamadım kitapta. Yazarın da hakkını yemek istemem oldukça akıcı bir dili vardı. Üstelik yoğun kitaplar üzerine bu kitabı okumak bana bir soluk alma süresi de sağladı.

Yani beklentimin altında kalsa da hoş bir kitaptı diyebilirim. Kaybolan yıllar, doğru insan yanlış zaman gibi konuları içeren kitapları okumayı seviyorsanız bu kitabı da seversiniz.
400 syf.
·3 günde·8/10
Şimdi genel olarak bu tarz kitapları seviyorum, hem rahatlatıcı hem de dramatik tarafları oluyor.
Kitapta 10 yıllık bir süreci okuyoruz. Okurken iki karaktere de sinir oldum. Ancak en çok Jack'e sinir oldum sanırım. Korkaklığı,cesur olmaması beni sinir etti. Çoğu yerde 'Ah hadi ama Jack kahrolası bir adım at şu kıza!' dedim. Laurie'nin sadeliğini, iyi kalpliliğini ve güçlü durmaya çalışmasını okumak gerçekten güzeldi. Laurie böyle bir insanken Jack'in yer yer kıza kötü davranması onun gözlerini çıkarma isteği yaratmadı değil tabi..
10 yıllık bir süreci okumak güzeldi. Karakter gelişimlerini görmek hoştu. Genel olarak kitaba güzel diyebilirim ama zaman zaman sinirlerinize hakim olmanız gerek gayet tabi..:)
400 syf.
·Beğendi·9/10
Ve 2019’un en iyi kitabının yorumuyla geldim. Tek kelimeyle muhteşemdi!
Aradığım her şeyi bulduğum bir kitap okumayalı o kadar uzun zaman olmuştu ki anlatamam. Kitaba başladığımda aslında biliyordum. Bazen insan çok seveceğimi hissediyor bence. Her bir karakteri o kadar fazla sevdim ki. Kurgusu, yazarın o hisleri tek tek içime işlemesi... Her şeyine aşık oldum.
Beni mutlu ederken bir yandan kalbimi kıran ama aynı zamanda huzurlu bir anlatıma sahip kitapları özlemişim. Hâlâ zamanımız varken ilaç gibi geldi.
İki kişi. On fırsat. Unutulmaz bir aşk hikâyesi.
Aslında iki kişi diyemem. Lu ve Jack’in on yıl boyunca hayatlarına giren yada var olan herkesi aşırı sevdim. O kadar gerçek hissettirdiler ki. Mutlu olduklarında, üzüldüklerinde, hata yaptıklarında, doğru ve yanlış kararlar aldıklarında başlarına ne geldiyse her birinin verdiği tepkiler o kadar gerçekti ki, hepsinde; “işte bende olsam böyle yapardım,” dedim.
Belkide bu yüzden bu kadar samimi hissettirdi. Tüm karakterler doğru ve dürüsüt olabilir. Hepsi hata yapabilir. Mutlu veya kötü anılar biriktirebilir. Ama ne olursa olsun her biri bunları kendi kararlarıyla yaşadı. Araya giren yok. Aldatma, yalan yok. Her ne yaşadılarsa iyisiyle kötüsüyle hepsi kendi kararlarını vererek yaşadı.
Koca on yıl! Bilmiyorum hala duygulanıyorum. Çünkü çok fazla sevdim. Kesinlikle bir kez dana okurum, biliyorum.
Kesin önerim!
400 syf.
·8/10
Hala zamanımız varken beni şaşırtan, bazen sinir eden, bazen de duygusal duruma sokan bir kitaptı. Romantik komedi beklemeyin bu kitaptan aradığınızı bulamazsınız. Ama okuyun da derim çünkü yazar çok güzel bir şekilde kadin karakterin yaşadıklarını, duygusal geçişlerini, ruh halini anlatmış ki okurken bu size geçiyor.
Bu kitapta kadın karakteri sevdiğim kadar erkek karateri sevemedim açıkçası. Daha erken adımlar atmalıydı, biraz çaba göstermeliydi bence. Bana göre Laurie daha çok sevdi. Jack ise akışına bıraktı. Kalbinin bir köşesinde Laurie vardı ama onu o köşeden çıkarmadı taa ki artık Laurie kendi hayatını yaşamaya, aşkını serbest bırakmaya karar verene kadar. .......
Laurie bir iş çıkışı otobüsle eve giderken durakta bir adam görür ve ilk görüşte ona vurulur. Bu yabancı adamda gözlerini Laurie'den alamaz. Ama her ikiside hiçbir sey yapmaz. Laurie otobusten inmediği gibi Jack'ta otobüse binmez. Ama Laurie kararlıdır O adamı bulacaktır. Ve böylece 1 yıl boyunca onu heryerde arar. Ta ki ev arkadaşı ve dostu Sarah bir gece eve yeni erkek arkadaşını getirene kadar. Sarah'in erkek arkadaşı duraktaki adamdan başkası değildir. Olaylar böylece başlar.
.......
Kurgusu farklı, akıcı, duyguları yansıtan bir kitap. Ben sevdim ki o son benim daha cok sevmeme neden oldu açıkçası. Bir deneyin derim
394 syf.
·Beğendi·8/10
Yılbaşında okunması gereken çok tatlı ve iç ısıtan bir kitaptı. Ben beğendim açıkcası. Karakterin duyduğu yoğun aşkı içimde yaşadım ve kendisiyle birlikte kah üzüldüm kah sevindim. İnsana bir şey katmayan ancak sıcaklığını yayan güzel bir kitaptı. ️
400 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Hala Zamanımız varken ️ Josie Silver


“Laurie, ilk görüşte aşkın sadece filmlerde olduğuna emindi. Ancak karlı bir aralık akşamı, otobüsün buğulu camları ardından genç bir adam gördü. Göz göze geldiler, Laurie’nin kalbi duracak gibi oldu ve ... otobüs yoluna devam etti.”

Bu Laurie’nin Jack’i ilk görüşü olacaktı ama son da olmayacaktı. Bundan habersiz bir sene boyunca Laurie,yeniden görebilmek için umutla her otobüs durağında, kafede, parkta Jack’i aradı ama bulamadı. Ve bir yılın sonunda, en yakın arkadaşı Sarah, Jack’i kendi sevgilisi olarak tanıttı Laurie’ye. İşler bundan sonra karmaşıklaşmaya başladı. En yakın dostuyla, aşkı arasında kalan Laurie’nin atacağı bir adım bile her şeyi mahvedebilirdi.

Bir Jack’in ağzından bir Laurie’nin ağzından 10 seneyi dinliyoruz kitapta. Yapılmaması gereken şeyler, yapılması gereken şeyler, hayalkırıklıkları ve aslında olmaması gereken bir aşkın hikayesi ancak bu kadar güzel olabilirdi . İnsanların sırf birbirini kırmamak, incitmemek için neler yaptıklarını görünce “ah be” dedim. Tam bir romantizm ve dram birleşmesiydi. Mis gibi bir aşk hikayesi okumak istiyorsanız hepinize öneriyorum.
395 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Neden mi seni sevdim?
Çünkü sende bana ait bir hikaye vardı, çünkü aşk bitmezdi, bitirilirdi...
Çünkü sen güzel bir hikayeydin, gerçektin, güzel bittin...
Seninle vakit geçirdiğim için pişman olmadım çünkü sen bana fikir oldun, güzel bir romandın.
...
Anladım, hissettim, yaşadım...

Yazarın biyografisi

Adı:
Josie Silver
Unvan:
Roman Yazarı

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 67 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 49 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.