“Para hiçbir zaman insanı adam etmezdi. İyisi mi, buldu mu, yemeliydi. Yoksa bizim bilemeyeceğimiz bir görüşe, bir ahlaka saplanırdı insan. Bu ahlakta yalnız, yalnız o para denilen şeyi her ne pahasına olursa olsun kazanmak vardı. Şeref de oydu. Ahlak da oydu. Namus da oydu. Bir bakıma, doğru da: onunla satın alınmayacak hiçbir şey yoktu: Pırlantasından insanına kadar.”
Diğer hikaye kitaplarını daha bitirmedim ama şuanlık gelene kadar bence Sait Faik’in en güzel hikaye kitabı çünkü diğer kitaplarda genelde hikayeler farklı farklı idi ama bu kitap içerisinde bütündü. Kitap önce bir adamın köpekli bir adama rastlayana kadar geçen hikayesini anlatıyor bu adama her yerde rastlıyor ama adam çok sessiz bir köpeği var ve köpeği ile konuşuyor sadece neredeyse çok fazla insanlarla sohbet etmiyor ve sohbet etmediği için insanlar yanında başka insanlarla bile konuşmaya çekiniyor bunun üzerine hikayeyi yazan yazarımız bu adamı merak ediyor ve hikayesini öğrenmek istiyor ve adamla sohbete başlıyor ve mektuplarını ve yazdıklarını okuyor, neden sessizleştiğini dinliyor ki bence çok bariz genelde aşk dolayısıyla sessizleşiyor insanlar bilirsiniz ama kitapta çok garipsediğim şeyler vardı mesela sokak kadınları, orospu ne derseniz o kadınlara genelde aşık oluyorlardı normal kadınların çok sohbeti geçmezken sokak kadınlarının ise lafı bitmiyordu ayrıca her hikayede farklı bir kadından bahsediliyordu aslında yani bir tane kadından da bahsedilmiyordu ayrıca da eskiler iyiydi denilen eskileri okuyunca insan garip oluyor sokakta her şey yapılıyormuş eskilerin ahlak düzeyinin şimdikilere benzemesi de yine beni garipsetti. Kitabın güzellikleri hikayeleri akışkandı, yer yer eski Türkçe kullanılmıştı ama cümlenin içerisinde kendini açıklıyordu kelime. Ayrıca dönemi çok güzel anlatmış, çok güzel betimlemiş ve çok güzel tasvir etmişti.