Kemal Hamamcıoğlu

Kemal Hamamcıoğlu

Yazar
8.1/10
95 Kişi
·
214
Okunma
·
189
Beğeni
·
39.624
Gösterim
Adı:
Kemal Hamamcıoğlu
Unvan:
Oyuncu, Yazar
Doğum:
Antalya, 11 Mart 1984
Uzun yıllar televizyonda kültür-sanat programı yapan Hamamcıoğlu, Marmara Üniversitesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nden mezun oldu. Daha sonra Şahika Tekand Studio Oyuncuları'nda eğitim gördü. Craft Tiyatro'da yazdığı oyunlar sergilenerek büyük ilgi gördü.
Dünyanın derdi böylesine koyuyken, vasat hikayelerin aydınlanmaya ihtiyacı yok. uykuya tutununca kırıldıkları yerden sönüyorlar ne de olsa.
Önceden birilerinden vazgeçmemek doğru gelirdi.
Şimdi kendimden vazgeçmemenin en doğrusu olduğunu anladım.
Bir insana baktığında, gerçekten baktığında yüzde ellisini görebilirsin. Kim olduğunu, ne olduğunu.. Ama daha fazlasını görmek istersen. Bu her şeyi mahveder.
Hayatın ritmini kaçırmış olsan da
Uyumadığın gecelerin sabahında umut var
Çiçeklerini sulamaktan vazgeçsen de
Azıcık uzağın yağmur
Aynı yerden sevmediğin için
Sevdiklerinle aynı yerde değilsin
Uzayan kısalan yollardan ,sana ait olmayan anlardan,gitmedigin yollardan yorulmadın mı?
canım, birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sevmek lazım.
his boşluğu ve iç burkulması diye bir şey varmış.
cok sevince anladım.
hayat, o evde yerin yok diyor. yerini bil.
evdeki ve sokaktaki tüm savaşları kaybettiğim yerdeyim.
hala güzel olduğunu bilmeden, güzel duranı seviyorum.
ellerini takip ediyorum,
hala.
elin ısısıyla kalbin ısısı birbirine ne yakınmış.
kalp sıkışıyor, el buz.
yüzümü yağmura uzatsam geçecek diyorum.
geçmiyor.
ev buz.
anlamaktan yoruldum.
sarılmaktan.
sen, o evde - sarılmaktan korkanların en uzağında dur, olur mu?
öyle birine aşık ol ki, her şeyi unut. dans etmeyi hatırla.
birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sev.
çok sev. çok küs. çok barış.
ellerini takip et sonra.
ellerinde ne gördüğümü bulursan sonunda,
gülümse.
güzel gülene aşık ol.
aşık olursan bir gün benim kadar.
yüzünü yağmura uzat…
geçti, geçti desin biri.
hiç geçmesin…
artık senin de bir şiirin var!
geçti… geçti
Birini Pencere Kenarına Çiçek Koyacak Kadar Sevmek Lazım; ismi ile, arka kapak yazısı ile, içindeki şiirler ve cümleler ile çok dikkat çeken ve kendine özgü bir kitap. İnternet’te, bir çok sosyal paylaşım sitelerinde gördüğümüz alıntılar kitapta o kadar güzel ve anlamlı bir hal alıyor ki, şahsen beni büyüledi.Kitapta yazıların arasına iliştirilmiş şiirlere bayıldım, hepsi mükemmel; karakterin ruh hali, durumu, yaşantısı çok güzel aktarılmış. Benim kafamda karakter direk canlandı.konusu bakımdan da çok güncel bir konu işlemiş; Kemal Hamamcıoğlu,s on yıllar da hayatımızın merkezinde olan sosyal medya, çok çarpıcı bir biçimde olmasa da kitabın merkezinde bir konu olarak işlenmiş. Karakterimiz; kendisini daha önce hiç görmediği, sadece İnternet üzerinden tanıdığı Barış adında birisine aşık olmasını okuyoruz. Sizce de mümkün mü? İnsan,hiç görmediği, dokunmadığı birisine aşık olabilir mi ?
~İnceleme tekrar yazılmıştır ~(30.09.18)

Merhaba canım insanlar,

Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu yazı tam da inceleme olmayabilir. Ne olacağı konusunda bir fikrim yok. Kemal'e ve kitaba dair hissettiklerimi yazacağım, ki şu an içim kıpır kıpır...heyecandan ve mutluluktan kulaklarım kızardı. Hatta az önce "ağzı kulaklarına varmak" deyiminin canlı haliydim... sebebini birazdan açıklayacağım ama önce kitabın içeriğine dair birkaç bir şey söyleyim de salt anı gibi olmasın...

"Uzayan kısalan saçlardan
Sana ait olmayan anlardan
Gitmediğin yollardan yorulmadın mı?"

Kitapta bütün bunlarda yorulmayan bir Barış'ımız var. İsmi olmayan kahramanımız, hasta annesi, yakın arkadaşı Esra, patronu Deniz , kediye mama vermeyi unutan stajyer e haliyle kahramanımızın beslediği kedi, yoldan bulup ektiği sardunyasi, çizgili çorapları...daha neler,neler...

Kitabın en sevdiğim yanı, içinde şiirlerin olması.
Mesela;
" yolu bitenlere bu gece sessiz bir selam verdim
Sessiz selamlar unutulmaz
Söz..
Şimdi seni sabahı bekler gibi
Hiç kaybetmemiş
Karanlığa düşmemiş gibi
Sevsene beni"(syf211)

Bir de ilk başlarda kuyruğunu yiyen bir denizkızına benzeyen kahramanımızın sonradan....cümleyi tamamlarsam spoi olur, okuyunca görürürsün...isimisiz kahramanımız -yani sen, yani ben, bankta oturan biri, herkes olabilir isimsiz kahramanımız, bu hikaye herkesin diye- kırıldığı yerden yeşeren sardunyalara inananiyor, yeşile inanıyor. Bu yönüyle,onu çok sevdim, seviyorum...
Kısaca biraz şiir, biraz aşk, biraz "kendini bulma yolunda" birini okuyacaksınız kitapta...

Şimdi gelelim "ağzımı kulaklarıma getiren" ve bana bu kitaba tekrar inceleme yazdıran olaya...
Kemal 29 Nisan'da Hatay'a gelmişti, söyleşiye..ki kitap fuarının en güzel günüydü. Tabi canım memleketim, kitap okuyan sayısı içinde Kemal'i tanıyan kişi sayısı 20 bile değildi...masanın etrafında toplandık, yanındaki sandalyede onu dinledim, ben konuştum, diğerleri konuştu o bizi dinledi. Çok güzel bir 45 dakika geçirdik. Kemal o masadan kalkarken söz yine geleceğim Hatay'a dedi, yine görüşeceğiz...
Ve o gelmeden, ben gitmeden biz yine buluştuk bugün. Ne? Nasıl?deme hemen canım insan, telefonda konuştuk. Kemal bugün Diyarbakir'da kitap fuarindaydi, ben oradaki bir arkadaşımı aradım, o da benim için gitti fuara ( ki hala dua ediyorum ona, çok çok diyebildiğim kadar çok minnet :) ) görüntülü konuşmadık ama olsun, telefonda:

"Merhaba ben Arzu, Hatay kitap fuarına geldiğinde söyleşiye gelmiştim" dedim, o da:
" evet Arzu Nalbant dimi, hatırladım" dedi.
O kadar mutlu oldum ki, anlatamam. Yazdıklarına inandığınız ve sadece bir kere rastladığınız bir insan sizi hatırlıyor, -ki konusmadan once arkadasim fotoğrafımı falan da göstermedi, hatirlatma amaçlı - telefonda sizinle sohbet ediyor. Bunlar, bütün bu duygular gerçekten çok "mis"..

Ben bugün gerçekten çok mutluyum :)
Umuyorum ki, sen de bugün, yarın hep mutlu olursun bu yazıyı okuyan canım insan..

Iyi ol, iyi kal..sev, sevin :)
"Uzayan kısalan saçlardan
Sana ait olmayan anlardan
Gitmediğin yollardan yorulmadın mı?"

Kitabın arka kapağındaki bu satırlar okuma sebebimdir.
Kitabın monolog şeklinde çok duru, sade ve orijinal bir anlatımı var. Kahraman, bütün ruh halleri, bütün tepkileri ve bütün hisleriyle en ince teferruatına kadar tanıtılırken, diğer kişileri kahramanın tanıdığı kadar tanıyoruz.
Kurgu olarak internet ortamında yaşanan bir yakınlaşma, aşk ve hayal kırıklığını ele alıyor. Araya serpiştirilmiş şiirler başarılı ve farklı. Her ne kadar kısmen +18 içerikler mevcut olsa da yazarın kendine özgü dili kitabın akıcılığını perçinliyor.
2 gün içerisinde bitirmeye çalıştığım bir kitap kendileri. Hatta yemekle arama giren bir kitap diyebilirim :) Konusu bakımındandır belkide.. o kadar günümüz aşklarını anlatıyor ki. Tam yaşadığımız günün romanı. Sosyal medyadan yapılan tanışmalar, telefon üzerinden yürütülen ilişkiler, heyecanı emojiler üzerinden yaşamak.. GÖZ KIRPMA EMOJİSİ GÖNDERDİ DİYE SEVİNMEK örneğin. Hiç tanımadığın bir kişi, sadece sosyal medyanın sana tanıttığı kadarını biliyorsun ama bir emojisiyle bir sözüyle gününün nasıl geçeceğini şekillendirebiliyor. Kemal Hamamcıoğlu'nun youtube kanalındaki içeriklerde şiirlerinin bir çoğu var zaten ama romanın kurgusuyla şiirler o kadar bütünleşmiş ki.. Hayran kaldım. Şöyle bir kitap olsun kafamı dağıtayım karışık olmasın ama sürükleyici olsun diyorsanız tavsiye edilir. Şiirler, günlükler, yazılan senaryolar keyif vericiydi :)
Kemal Hamamcıoğlu,,
Kendisini birkaç sene önce 'Garaj' oyununa aldığı yorumlardan yola çıkarak tanıdım, kelimelerine büyük merak duydum. O kadar saf, net güzel ki kelimeleri,, insan sadece durup kelimeler ruhuna yerleşsin istiyor.
'Garaj' kitabını okuyun, hissedin derim. Ama bir merakla giripte youtube'a ya da instagrama Kemal Hamamcıoğlu yazarak o güzel videolarını izleyin, dinleyin diye de ek bir öneri sunmak istiyorum. Umay Umay'ın da kalbi değdiği için çok severim Kemal Hamamcıoğlu'nu.
Güven Murat Akpınar'ın yorumuna katılarak 'Yaşa Kemal' diyorum :)
Kendimden cümleler bulduğum her kitaptan ayrılırken bir damla göz yaşı süzülüyor yanağımdan...insanlara hoşçakal derken neden hiç bu kadar üzülemiyorum acaba? hoşçakal...
Adıyla arka kapak yazısıyla dikkatimi çekmeyi başaran kitabı sonunda okudum. Okumadan önce pek beklentim yoktu. Fakat beklenti seviyemi birkaç tık doyurduğunu söyleyebilirim.

Kurgunun gidişatı, içindeki şiirler, karakterin psikolojik durumu her şey birbiriyle uyumluydu. Severek beğenerek okudum. En çok da şiirlere aşık oldum.

Kitabın özetini çıkarmaya gerek duymuyorum. Aklınıza değil, kalbinize hitap eden bir kitap olmasından mütevellit elinize alıp birkaç cümlesini okumanız yeterli, etkilenmek için.

Günümüz aşklarının, teşhirciliğin, teknolojik tanışmaların arasına bir noktalı virgül yerleştiriliyor bu kitapla.

Kemal Hamamcıoğlu'nun naturalist bir üslupla kaleme alması da ayrı bir özellik. Tamam, bazı unsurların gözardı edilmeyerek okura sunulması güzel bir şey de bazen çoğu kitaplarda küfür gibi sözlerin apaçık dile getirilmesi hoşuma gitmiyor. Bu yönden biraz sarmadı beni.

Zira genelde anlamda kurgunun sağlamlığının yanı sıra hislere dokunmayı başarmış ya, işte bu nokta benim için çok değerli.

Okudum, deneyimledim ve farklı kitaplara açık olmak gerektiğini anladım. Yoksa bu kitabı fark etmemek olmazdı.
Birini Pencere Kenarına Çiçek Koyacak Kadar Sevdiniz mi ? Sevginizden pencereden görünen o çiçekleri bakış açınızla boyadınız mı? Sevmek gerçekten ne uzun.. Yazar ben dilini kullanmış yazarken, kadın duygularını çok iyi harmanlamış..Konusuysa internet aşkları, görmediğiniz birini veya görme imkanınızın olmayacağı birine olan bağlılık.. içselleştirmiş olduğu yalnızlıkla aşkı arıyor kahramanımız.. Twitter üzerinden birinin gülüşüne hayran oluyor ve takip ediyor aynı hızla karşıdan tepki alıyor.. Bu kitap beni sarmadı demiştim fakat sonlara doğru vuruşunu iyi yaptı..Biraz fazla cinsellik unsuru olsa da rahatsız etmiyor..
Twitter kullanıcısı, müzikle uğraşan, karşısındakiyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynayan Barış ne yapmış olabilir ?? Meraklısına keyifle..
( inceleme düzenlenmiştir)

84 sayfalık bir yolculuk "garaj"
aslında hepimizin bildiği,bilmezden geldiği,her nedense söylemekten hep çekindiğimiz şeylere değinmiş Kemal. Bir transın ve bir üniversite öğrencisinin yılbaşında bir garajda geçen diyaloglarını anlatan kitap, aslen bir tiyatro oyunu. Bir trans..." dedim diye önyargıyla yaklaşmayın sakın..hiç düşündüğünüz ya da şöyle söyleyim toplumda bu kelime duyulunca akla gelen şeyler yok kitapta...

Biraz komik, biraz hüzünlü ama tamamıyla gerçek bir hikaye..Orkide ve Kahramanın hikayesi, iki yalnızın.. Bazen hiç sahiplenmek istemesek de bizim hikayemiz.

Hayatın içindeki çiçek Orkide, kalbimizi dürtüyor..Kahraman da Orkide'nin en çocuk yerlerine dokunuyor, birkaç söz birkaç flaş patlamasıyla..

Kötüler büyüdü o gece ve her gece, Kahraman o garajda çocuk kaldı ,ben kitabımın başında çocuk kalmaya çalıştım..
Kemal,imzaya geldiğinde Hatay'a -ki bu yılki kitap fuarının en güzel detayıydı- diğer kitabı herkes de vardı ama bu bir tek ben de ve benim arkadaşımdaydı... "kötüler büyür sen çocuk kalmışsın Arzu" yazdı,çok kalabalık hissettim..tıpkı o gece kahramanı Kahraman'ın yanından ayrılırken Orkide'nin hissettiği gibi, değerli ve kalabalık..

Biraz argo içerdiği için kitabı eleştirenler olabilir ama hayat da böyle değil mi zaten?

Bir de gösterimi bitmiş bir oyun Garaj, umarım yeniden başlar, gerçi başlasa bile Hatay'a gelme ihtimali -98662345 ama olsun... İstanbul'da İzmir'de izlenir. Ben de burada sehrime sinirlenmeye devam ederim...Ama birileri büyümemeyi hatırlar..

Kitapla kalın canım insanlar:")

"herkesin hiç değilse bir parça mutlu olmaya hakkı var."

Yazarın biyografisi

Adı:
Kemal Hamamcıoğlu
Unvan:
Oyuncu, Yazar
Doğum:
Antalya, 11 Mart 1984
Uzun yıllar televizyonda kültür-sanat programı yapan Hamamcıoğlu, Marmara Üniversitesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nden mezun oldu. Daha sonra Şahika Tekand Studio Oyuncuları'nda eğitim gördü. Craft Tiyatro'da yazdığı oyunlar sergilenerek büyük ilgi gördü.

Yazar istatistikleri

  • 189 okur beğendi.
  • 214 okur okudu.
  • 17 okur okuyor.
  • 212 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları