9.0/10
3 Kişi
8
Okunma
0
Beğeni
2.114
Görüntülenme

Hakkında

1924 yılında Amasya’nın Merzifon ilçesinde doğdu. 1943 yılında Bursa Işıklar Askerî Lisesi’nden, 1945 yılında topçu asteğmen rütbesiyle Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1947 yılında Topçu Sınıf Okulu’nu bitirdi. Muhtelif birliklerde takım ve batarya komutanlığı yaptı. 1958 yılında Harp Akademisi’ni bitirerek kurmay oldu. 1971 yılına kadar çeşitli karargâh ve birliklerde görev yaptı; Afganistan’da tabiye öğretmenliği görevinde bulundu. 1971 yılında tuğgeneral, 1975’te tümgeneral, 1979’da korgeneral ve 1984’te orgeneralliğe yükseldi. Tuğgeneral rütbesiyle Genelkurmay Özel Harp Dairesi başkanlığı, 4. Zırhlı Tugay komutanlığı; tümgeneral rütbesiyle 28. Piyade Tümen komutanlığı, Kara Kuvvetleri Harekât başkanlığı, Doğu Yurtiçi Bölge komutanlığı; korgeneral rütbesiyle Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri komutanlığı, 7. Kolordu komutanlığı, Kara Kuvvetleri kurmay başkanlığı görevlerinde bulundu. Orgeneral rütbesinde Kara Kuvvetleri kurmay başkanlığı ve Ege Ordusu komutanlığı yaptı. 24 temmuz 1987 tarihinde atandığı Kara Kuvvetleri komutanlığından, 1 eylül 1989 tarihinde yaş haddi nedeniyle emekli oldu. Aynı tarihte Başbakanlık başdanışmanlığına atandı. Başbakan Özal’ın kasım 1989’da cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği görevine getirildi. Özal’ın 17 nisan 1993’te ölümü üzerine aynı gün bu görevinden istifa etti.
Ünvan:
Orgeneral, Ordu Kumutanı, Yazar
Doğum:
Merzifon, Amasya, Türkiye, 1924
Ölüm:
26 Temmuz 2009

Okurlar

8 okur okudu.
18 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Körfez krizi değerlendirmesi
Körfez Krizi çıktığında, rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın bilinen düşünce yapısı ve çalışma tarzı içinde, Musul ve Kerkük konusunu da inceledikleri ve konuyu bazı yetkililerle görüştükleri doğrudur. Hatta bu konuda, Birinci Cihan Harbi'nden sonraki Musul ve Kerkük haritaları ile Birinci Cihan Harbi sonun da mütarekeler imzalanırken, ordunun Irak'ta son bulunduğu savunma hattını bu haritalarda görmek istediğini, Lozan Konferansı'nda, Musul'un özel durumu ile sonunda nasıl kaybedildiği gibi konuları, Lozan Konferansı zabıtları da dahil, alıp incelediklerini biliyorum. Bu sözden sonra bunların bulunup toplanmasını benden istemişler ve bunlar toplanıp kendilerine sunulmuştur. Rahmetli cumhurbaşkanının her konudaki atılımcı düşünce yapısı ve hep daha ileriye dönük arayışları, bu konudaki inceleme ve araştırmalarının da esasını teşkil etmektedir. Rahmetli cumhurbaşkanı, o araştıma ve incelemeleri yaparken bize de bazı sorular sormuş ve düşüncelerimizi öğrenmek istemişlerdir. Şüphesiz bana sordukları bu soruları, bazı yetkililere ve bu meyanda, sayın başbakana, Genelkurmay başkanına ve ilgili bazı bakanlara da sormuşlar, kendileriyle konuşmuşlar, en yetkili ağızlardan fikir ve düşünceleri ile imkan ve kabiliyetlerimizi öğrenmek istemişlerdir. Bu hususta yadırganacak herhangi bir şey yoktur. Konunun Milli Güvenlik Kurulu ve bazı özel toplantılarda da konuşulmuş olması mümkündür. Musul ve Kerkük sorunuyla ilgili sorunun bana tevcih edilmiş şekli şöyledir: "Çatışma başladığında ve sonunda, Ortadoğu'da yeniden bir şekillenme ve sınırlarda bazı değişiklikler olur ve ortam müsait bulunursa veya İran, eski düşmanı lrak'a saldırıp Suriye de benzer bir harekata girişirse, biz de özellikle Misakı Milli hudutlarımız içinde ilan ettiğimiz ve Lozan'da kaybettiğimiz Musul'u ve daha
Sayfa 700·Kitabı okudu
Değerli yazar, Sayın Aydın Boysan diyor ki: Anıları yazmak, geçmiş zamanı bir kez daha yaşayabilmek, hem de çekilen çileleri, unutulmuş biçimiyle güzelleşmiş olarak, yapayalnız yaşamaktır. Biz de böyle yapıyor, şimdi bazıları hayatta, fakat uzakta; bazıları dünyamızı çoktan terk etmiş, rahmetli olmuş, dönülmez, görülmez ve bilinmez bir yolculukta bulunan dostlarla buluşmanın neşesini tadıyor ve mutluluğunu yaşıyoruz. Çeşitli yer ve görev lerde oluşan dostlukları, unutulmaz anılarıyla yaşarken ve iz bırakanların gölgeleriyle konuşup tanışırken duyduklarımı ve duygularımı sizlerle paylaşıyorum. Bu nedenle, sizin belki fazla bulduklarınızı ben çok bulmuyor, değişik yorumlarınız olursa, anları bu özel duygularımla algılayamıyorum. Herkese söz anlatır, değişik duygu ve reaksiyonlarına muhatap olurken, Askeri Şura yaklaşıyordu. Şura toplantısı mutat şekilde cereyan etti. Son gününe geldik, bir ayrılış konuşmasıyla Şura'da ki en son görevimi de tamamlamıştım. Konuşmamda, o günlerin moda konusu olan, "Silahlı Kuvvetler büyük bir tüketici kuruluştur" sözü üzerinde durmaya ve sayın başbakana bir yerlerde açıkça ifade etmeleri için bir mesaj vermeye karar vermiştim. Bundan çok alınıyor ve ürettiğimiz güven ve huzurun, hangi fiyatla ölçülebileceğini sormak istiyordum. Benim inancım, güvenliğin (iç ve dış) bedeli sadece güvenliktir. Sağlık gibi varlığından haberdar olunmayan, ancak yokluğu en acı şekilde yaşanan, güvenliktir.
Sayfa 652·Kitabı okudu
Reklam
Reklam