Kerim Hakiki

Kerim Hakiki

Yazar
8.5/10
2 Kişi
·
5
Okunma
·
0
Beğeni
·
20
Gösterim
İnsanların en hayırlısı ibadete âşık olan, ibadeti kalpten kucaklayıp seven, bedenini ibadetin hizmetine sokan, kendini ibadetle huzura kavuşturan ve hayatının kolay mı yoksa zor mu geçeceğinden korkusu olmayan kişidir.

Hz. Muhammed (s.a.v.)
Kerim Hakiki
Sayfa 242 - İnsan Yayınları 2.Baskı 2012
Ey kardeş, sen bir düşünceden ibaretsin,
Geri kalanın kemik ve kıldır.
Eğer düşüncen iyi olursa, çiçek bahçesinde bir gülsün,
Yok eğer olmazsa bir ocak odunu gibisin.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Kerim Hakiki
Sayfa 39 - İnsan Yayınları 2.Baskı 2012
"Rahmân ve Rahîm Olan Allah'ın Adıyla”
insanların en hayırlısı ibadete âşık olan, ibadeti kalpten kucaklayıp seven, bedenini ibadetin hizmetine sokan, kendini ibadetle huzura kavuşturan ve hayatının kolay mı yoksa zor mu geçeceğinden korkusu olmayan kişidir.
"Hz. Muhammed (s.a.v.)”, Kâfi, c. III.
Kurtuluş, meleklere gerçek bilgiyle, hayvanlara da gerçek cehâletle geldi. İnsan bu iki çelişki arasında bulunur.

Mevlana Celaleddin-i Rumi


Fîhi mâ fîh, s. 78
Aşkın gamı, bir masaldan ibarettir, ne garip ki
Her kimden dinlediysem başka türlü anlattı.

Hâfız-ı Şirâzî
Doğum tarihi: 1315, Şiraz, İran
Ölüm tarihi ve yeri: 1390, Şiraz, İran
Kerim Hakiki
Sayfa 9 - İnsan Yayınları 2.Baskı 2012
Gözünü kulağını aç, turunç ağacının yaradılışına bak.
Ey "yeşil ağaçtan ateş yaratan”a inanmayan. *
(Sa'dî)


اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَارًا فَاِذَٓا اَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ *

Elleżî ce’ale lekum mine-şşeceri-l-aḣdari nâran fe-iżâ entum minhu tûkidûn(e)

Diyanet İşleri Meali
O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz
"Gönül Allah'ın haremidir, öyleyse ondan başkasını orada oturtma.''

Ca'fer es-Sâdık (R.A)
Doğum : MS 20 Nisan 702, Medine, Suudi Arabistan
Ölüm : MS 14 Aralık 765, Medine, Suudi Arabistan
Defin : Bâki Mezarlığı, Medine, Suudi Arabistan
Kerim Hakiki
Sayfa 147 - İnsan Yayınları 2.Baskı 2012
Aşkın gamı, bir masaldan ibarettir, ne garip ki
Her kimden dinlediysem başka türlü anlattı.
Hâfız

Selâm sana ey değerli dinleyici!

Selâm, tanışma dibacesinin başlangıcıdır. Bakıyorum da hayat senin için çok amaçsız bir hal almış, sabahleyin cadde ve sokağın gürültü patırtısı ve gün ışığıyla uyanıyorsun, vah vah yoksa geç mi kaldın? Ardından yüzüne biraz su serperek uyuşukluktan kurtulmaya çalışıyorsun; ağzına birkaç lokma atmakla bedenî makinana benzin ve yağ depoluyorsun ve sonra iş yerine doğru yola koyulma, tekrar öğlen tatilinin gelmesini beklemektesin; eve geri döndükten sonra yine bir başka sofra, biraz yorgunluğunu giderdikten sonra yoldayken arkadaşlarla karşılaşınca içten olmayan birkaç selâmlaşma; yine eve dönmeler... Ekmek sofrası kuruldu, sonra yatağa ve bir gecenin daha sona ermesi... Diğer günler de bu şekilde, işte sana nazlı ömrün serüveni! Çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık; sonra göçmek, çürümek ve yok olmak; ne kadar da utanç verici bir serüven!

Geçirdiğim ömür üç kelimeyle özetlenebilir,
Hamdım, piştim, yandım.
Mevlânâ

Gerçekten de gülümsemeler ne kadar yapmacık ve görüşmeler ne kadar yapay; İkramlar, görüşmeler ne kadar beyhude; tiyatro sahnesinde iki sanatçının görüşmesi gibidir âdeta, yaşadığımız hayatın gerçekten anlamı nedir ki?
Ben de yıllarca bu arka sokaklardan gözü kapalı geçmekteydim, iç içe geçmiş, karanlık ve daracıktı bu yol. Geçtikten sonra bir de baktım ki olduğum yerdeyim.
Çocukluğumda memleketimdeki pazarda sabahtan itibaren yağ üretmek için gözlerini kapayıp yürüttükleri ve bir an bile durdurmadan öğlene kadar acı ve çile içinde değirmen taşını döndürdükleri; öğlen gözlerini açtıklarında ise olduğu yerde saydığını gören eşek aklıma geldi. Peki tüm bu yürümeler, gitmeler ne içindi?

İkna olmuyorsan, yirmi yıl geriye git, bak bakalım aynı yerde değil misin?

Güneş aynı güneş, gece aynı gece, gün aynı gün, takvim Ferverdin ayından İsfend ayına ulaştı, tekrar Ferverdin ayı geldi çattı, ne diye sanki? Filiz açmak, büyümek, tomurcuk açmak, çiçek açmak, meyve vermek, sonra da çürümek, kurumak ve mutfak ateşinin odunu olmak, ardından da yanmak ve kül olmak. Eyvah, bu arka sokaklardan geçip gitmek benim için ne kadar da korkunçtu.

Zamane her ne verdiyse aldığına göre,
Ne mutlu ona ki ne bir şey aldı, ne de verdi.


Feleğin anası ne doğurduysa onu öldürdü,
Ne mutlu ona ki ne öldürdü ne de doğurdu.
Hastalık ateşinin verdiği kıvılcımla
Beni bir ateş sardı ve yaktı.


O feryat bu sözü kana buladı
Beni yetiştiren, beni yaktı da gitti.
Hamlık, pişkinlik ve yanmak,
Ömrümün hikâyesi boşa geçmiştir.


Hoşça kal demeden gün geçince,
Sabırsızca gitmesine sevinirim.

Gerçekten de hayat sizin için de bu şekilde boşuna geçmedi mi?
Kerim Hakiki
Sayfa 9 - insan yayınları
288 syf.
·7 günde
Aşk yolunun merhalelerini şüphesiz, tam bir teslimiyet içinde, söz de ve davranışta gösterilmesi, huzura gelmenin,(varmanın) nihayetinde sevgide yok olmanın, hem maddi hem de manevi boyutunu ince ince işleyen tasavvufi eser, yaşam biçimi hayat metodu olarak sindirilerek okunması derinliğine ulaşanların anlayabileceği bileceği bir eser

Sâlik sevgiliden başkasına bakmamalı ve ondan başkasını görmemeli, kulluğu ve istikameti onun etrafını kuşatmalıdır. "(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz" âyeti onun hakkında gerçekleşir. İğneyi kendine batırmalıdır ki burası bütünüyle fakirlik, sıkıntı, hicap ve âcizlik; orası ise tümüyle zenginlik, ışık, güzellikle doludur. Şu hadisi sana müjde olarak vereyim. "Ey Dâvûd! Zikrim zikredenler için ve cennetim boyun eğenler için ve sevgim sevenler için ve ben kendim de âşıklar içinim." (Kitaptan)

Yazarın biyografisi

Adı:
Kerim Hakiki
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 5 okur okudu.
  • 6 okur okuyacak.